Şub 07, 2013 - 0 Comments - ÜNLÜ ŞAİRLERDEN KONULU ŞİİRLER -

Ünlü Şairlerden Sevda Şiirleri

SAKLI SEVDA

cam yeşili bir kız çok kirpikli

saçları nasıl karanlık bir kızıl

örtülü bir güzellik benzeri olamaz

dudaklarındaki kan etkiliyor asıl

duyarlığı alıngan gönlü ikircikli

ne yazsam ona tutsak

/ adı şehnaz

belki kadın belki çocuk iyice kuşkulu

hangi tutku buğulamış camlarını

bazen ne çok var bazen ne kadar az

kan kırmızı yaşayıp yaz akşamlarını

okşaması boğulmak öpmesi uğultulu

sabah olsam ona tutsak

/ adı şehnaz

saklı sevda sevdaların en saklanmışı

birbirimizde fena boğuluyoruz

hiç kimse birbirimizin yerini tutamaz

benimle yaşayamadığı ona uygunsuz

hiçbir şeye değişmem onunla yaşanmışı

uygunsam ona tutsak

/ adı şehnaz

saklı bir sevdadır bulduk sığındık

bu büyülü bir aşk çünkü yasak

gizli bir mutluluk ki ne söylesem az

bin yılda yaşasak hiç de yaşamasak

varımız yoğumuz aşkımız artık

hayatım ona tutsak

/ adı şehnaz

Attila İlhan

* * * * * * *

GİZLİ SEVDA

Hani bir sevgilin vardı

Yedi sekiz sene önce,

Dün yolda rastladım

Sevindi beni görünce.

Sokakta ayaküstü

Konuştuk ordan burdan,

Evlenmiş, çocukları olmuş

Bir kız, bir oğlan.

Seni sordu

Hiç değişmedi, dedim,

Bildiğin gibi…

Anlıyordu.

Mesutmuş, kocasını seviyormuş,

Kendilerininmiş evleri..

Bir suçlu gibi ezik,

Sana selâm söyledi

Behçet Necatigil

* * * * * * *

TOPAL SEVDA

Dün sahilde karşılaştık.

Bir an gözüm ısırdı,

Sonra birden tanıdım.

Düşmemek için zor tuttum kendimi

Bacaklarım titredi,

Bir ağaca yaslandım.

Yırtılan bir mektup gibi,

Sisli hatıraların gerisinden bakıyordu.

Eski bir sevdanın

Durulmamış nehirleri,

Çırpınarak yüreğime akıyordu.

Hatırladığım,

Bir sonbahar günüydü,

Karşımızdaki yeni eve taşındılar.

Bütün Gün bakışıp duruyorduk.

Gözleri

Gözleri sanki birer kurşundular!

O zamanlar ben,

Zıpkın gibi bir çocuktum,

Liseye yeni başlamıştım.

Onun, saçlarını geriye savurup

Çapkınca gülümsemesinden hoşlanmıştım.

Ne zaman Cama çıksam, karşı balkonda

Itırlı bir çiçek gibi tütüyordu

Ne zaman buluşalım, desem,

Olmaz, diyordu.

Mektuplaşmak ona yetiyordu.

Bir Temmuz akşamıydı,

Unutmam

Yazlık sinema daha yeni dağılmıştı,

Bahçe kapısında sıkıştırıp öpmüştüm,

İçeri kaçıp saatlerce ağlamıştı.

Sonraları çok konuştuk, gezdik.

Bazen ağlaşıp bazen de gülüştük.

Çılgın gibiydik,

her firsatta buluştuk.

Uluorta öpüştük, herkesin diline düştük.

Ailesi baş edemedi,

Mersin#8217;deki halasına göderdi.

Hiç arayıp sormadım.

Ben o sıralar eylemci oldum;

Mahalleden ayrılıp

Yıllarca eve de uğramadım.

Dünyam değişmişti artık

Memleketin gidişatını

Hiç mi hiç beğenmiyordum.

Forumlara, yürüyüşlere katılıyor,

Durmadan şiir okuyup,

Ajitasyon çekiyordum.

Ah o gençlik rüzgarı, ah

Ezilen insanları, tek başıma

Kurtaracağımı sandım

Anarşik bir eylem sırasında,

Seken kurşunlarla

Bacağımdan yaralandım.

Ameliyatın ardından

Yıllarca yattım içerde

Dosyam bir hayli kabarmıştı.

Beni, o nemli koğuşlarda,

Vefakar anamdan başka

Hiç kimse aramamıştı

İçerden çıkınca, onu sordum,

Bir astsubayla evlenip buradan gitmişti.

Oysa, kibrit ağusuyla

Koluma dağladığım ismi,

Hala silinmemişti

Hayat devam ediyordu

İçkiye vurmuştum,

Unutmayı deniyordum.

Pencerenin öünde,

Kuruyan bir çiçek gibi

Günden Güne tükeniyordum

Anam çökmüştü artık,

Ölmeden mürüvvet istiyordu

Bazen oturup dertleşirdik.

Kimsesiz bir kadın varmış, körmüş,

Olur, demiş.

Ben de fazla uzatmadım, evlendik.

Geçmişe ait ne varsa,

Mektuptu, resimdi;

Bir-bir ayırıp yaktım ateşte.

Nasıl gittiğini sorarsanız,

Ne bileyim,

Kör-topal gidiyor işte

Ne var ki, o hırçın saçları

Hep yüzüme savruluyor,

Balkona her baktığımda.

Pişmanlık, bir eski yara gibi

Hala kımıldayıp duruyor

Onu hatırladığımda.

Biliyorum, onunla olsaydım

Böyle kavga edip durmazdım yüreğimle.

Biliyorum, bu sevdayı ben yıktım,

Ben öldürdüm

Bu hoyrat ellerimle!

Dün, sahilde karşılaştık.

Bir an boş bulundum,

Sendeler gibi oldum.

Öyle bir baktı ki,

Ben o gözlerde

Bir ömrün bütün acılarını buldum

Bir şeyler söylemek ister gibiydi.

Başını eğip gitti, çocuklarının yanına

Nedendir bilmiyorum, fakat

Girmek istemedi sanki,

Kocasının koluna

Ardından koşup durduramadım,

Ona soramadım.

Öylece donakaldım

Çünkü o Anarşik eylemden beri

Ben artık

Değnekli bir topaldım!

Yusuf Hayaloğlu

* * * * * * *

KARA SEVDA

Bir kere sevdaya tutulmaya gör;

Ateşlere yandığının resmidir.

Aşık dediğin, Mecnun misali kör;

Ne bilsin alemde ne mevsimidir.

Dünya bir yana, o hayal bir yana;

Bir meşaledir pervaneyim ona.

Altında bir ömür dönedolana

Ağladığım yer penceresi midir?

Bir köşeye mahzun çekilen için,

Yemekten içmekten kesilen için,

Sensiz uykuyu haram bilen için,

Ayrılık ölümün diğer ismidir

Cahit Sıtkı Tarancı

* * * * * * *

SEVDA

Bildim ki yalnız nasibim sen,

Ekmeğim senden gelirmiş

İnsan uyuyabilirmiş

izin verirsen.

Dolaşamıyorum sokakta

Rüzgarlarla serinlenemiyorum

Esneyip gerinemiyorum

Upuzun yatamıyorum parkda

Bir mavi balon mudur bu yaz

İçi sevda dolu yolculuk

Kurtar beni artık ey çocuk

Dişleri papatyadan beyaz

Cahit Külebi

* * * * * * *

SEVDA BAHÇESİ

Bir gül mahzun durur bahçede

Yaprakları yorgun.

Sen pembe güllerin en pembesi!

Hasta solgun.

Bir gül taze durur bahçede

Yaprakları diri.

Sen beyaz güllerin en beyazı

Sabahlar kadar iri.

Bir gül baygın durur bahçede

Yaprakları serin.

Sen sarı güllerin en sarısı

Yağmur gibisin.

Pembe gül hülyandır açılmış,

Beyaz gül yanakların,

Sarı gül dağınık saçlarındır,

Ve mahzun kalbim ateş gibi

Yanan dudaklarındır.

Cahit Külebi

* * * * * * *

Enter Your Mail Address

Share

Vote this page

topvotes.appspot.com