Tag Archives: Anne

Edebiyatımızın En Ayrıksı Örneklerinden Biri, Küçük İskender

67684_519483731404174_1404313382_n

Küçük İskender, edebiyatımızın en ayrıksı örneklerinden biri olan metinlerinin bu kadar sert olmasının nedenlerinin sorulması üzerine, “Masum ve çocuksu bir yerden kaynaklanıyor tehlikeli ifade biçimleri. İnsanların çoğu zaman karşılaştığı ama çok etkilenmediği, aslında etkilenmesi gereken alanlar. Kötü hissediyorum. Bir seferinde Taksim’e doğru yürürken bir kedi ölüsü gördüm. Çevresine toplanan köpekler kediyi kokluyorlardı. Ama çok mutsuzlardı. “Düşman” diye algıladığımız ölmüş. Aslında oyun arkadaşları ölmüştü. Kedi ölürse, köpekler oyun arkadaşını kaybeder. Hayatın içine yayılmış bu cilveyi hissetmeye başlayınca hem mutsuz oldum hem kafam açıldı. Şairlerin romancılardan ayrıldığı en önemli nokta bu; kafalarının açılması. Level atlaması, -oyunu sevdiğim, oyun gibi düşündüğüm için kullanıyorum bu tabiri- riskini de artıracaktır aslında. Algı açıldıkça şiir de hayat da zorlaşıyor,” dedi.

 

 

Metinleri üzerinde tıp eğitiminin de oldukça etkisi olduğunu belirten İskender, doktorların bedeni algılama biçimiyle edebiyat arasında da ilişki kurdu: “Bedeni doktorlar gibi görmek de çok daha ağır. Hastalanmadıkça ne kadar farkına varıyoruz ki bedenimizin? Hastalandığınız zaman hissediyorsunuz bedeninizi. Edebiyat ve sanat da hastalığı hissetme biçimi değil mi aslında? İçinizde bir sıkıntı olması, farkında olmanız. Kendinizi yalaya yalaya tedavi etmeniz.”

 

 

Hiç kimseden Edip Cansever’den yediğim dayağı yemedim

 

Etkinlik boyunca bol bol anekdot aktaran şair, kendisinden önceki şairlerle ve şiir geleneğiyle kurduğu ilişkiyi anlatırken, Edip Cansever’le ilgili anılarını aktardı: “Gençliğimde Edip Cansever’in kitabını duvara çarptım, “böyle şiir mi olur” diye. Babam komünist olduğu için Cansever’i, Nazım Hikmet’i, Orhan Kemal’i okutuyordu. Benzememi değil, onlar gibi olmamı istiyordu; ikisi farklı şeyler. Bu yüzden İkinci Yeni şiirine de soğuktum. 17 yaşındayım, arkadaşlarımla Bodrum’a tatile gidiyoruz. O zamanlar otobüsler İzmir’in içinden geçiyor. Otobüs bir tren yolunun önünde beklerken gözümü açtım, bir köpek gördüm. Köpek uzaklara bakıyor. Onun baktığı yerlere bakmaya çalıştım, hiçbir şey yok, sadece dağlar. O zaman Cansever dizeleri aklıma geldi; “kim bakardı uzağa köpekleri saymazsam.” Bodrum’a iner inmez bir Edip Cansever kitabı aldım. Ben onu anlayacak kapasitede değilmişim, kabahat bende, ben salağım çünkü. Şairleri anlamıyorsak bizimle ilgili bir sorundur o. Yetmedi Edip Cansever’in yaptığı. İstanbul’a dönünce tanışmak istedim. Tanışmayı ayarladım da. Ama ben tanışamadan öldü, üstelik doğum günümde. Üstelik cenazesi benim o sıra yaşadığım Teşvikiye’den kalktı. Hayatımda bu kadar dayak yediğimi hatırlamıyorum.”

Share

Annelerin Edebiyatçılar Üzerinde Etkileri

Anneler Günü Uzun ?iirleri

 İnsan yaşamında ailenin, özellikle de annenin etkisi tartışılmazdır. Bu gerçeği Türk edebiyatının içinde de görürüz. Türk edebiyatında bazı şair ve yazarlar, annelerinden ısrarla söz etmişlerdir.

Onların kişiliklerinin oluşmasında annelerinin etkisinin ne kadar büyük olduğunu bu edebiyatçılar, eserlerinde, konuşmalarında ve anılarında da açıkça ortaya koymuşlardır. Ancak bazı şair ve yazarlar eserlerinde dolaylı yoldan anneye yer vermişlerdir. İster doğrudan ister dolaylı yoldan olsun anneler, gerçektir; bir sanat eseri güzelliğindedir ve elbette edebiyatın konusu olur.

 Biz bu bölümde, eserlere doğrudan ya da dolaylı biçimde yansıyan anne temasını bir nebze de olsa aydınlatacağından bazı edebiyatçıların annelerinden nasıl etkilendiğine değineceğiz. 

Share

Bu Gece

1466178_634140466627148_842556552_n

Hiçbir şey hissetmiyorum

İlk defa

Bu gece

Hiçbir şarkı boğazımda düğümlenmiyor

Hissimin dedikodusunu yapan gözlerim,

Rengini reddediyor

Saçımın rengi değişiyor ve yüzümdeki yaşam belirtilerini

Annem süpürüyor odamdan

Bıraktığım her şey için teker teker af diliyorum

Aynada gördüğüm kadın hala benden af beklemiyor.

Beklemek,

Share

Ekran Klavyesi

Locked Keys

Bir şeyler aklınıza gelip onu bilgisayarda yazmayı düşünüp de kablosuz klavyenizin bozulduğunu fark edip başka alternatif olmadığından ekran klavyesinden yazmaya çalıştığınız oldu mu hiç, şu anda benim gibi mouse  ile harflere tıkladınız mı ?

Ünlü Şair, Can Yücel’in Maarif Takvimi şiirini düşündüm. Bu trajikomik durumuma bir nebze farklı olsa da yazdığı şiiri şöyleydi :

Anne ne zaman bahar gelecek ?

Kış gelsin de öyle yavrum

Hayat bu, bir bakıyorsun klavye yenileniyor, bahar geliyor. Her şey biz insanlar için değil mi ?

UĞUR DEMİRÖZ

Share

Gerçek Zenginlik

basari2-28b

iyi bir eşin varsa

baban annen evladın varsa

seni seven arkadaşları varsa

zenginsin

gün ağarırken

kalkıp koşabiliyorsan

ayakların ellerin sağlıklıysa

müziğin sesini duyabiliyorsan

adımlarını müziğe uydurabiliyorsan

sen zenginsin

seyehati seviyorsan

fırsat buldukça para biriktiriyorsan

arada bir özgürlüğe kaçabiliyorsan

gezmenin zevkini çıkarabiliyorsan

Share

Okul Öncesi Dönemdeki Şiirlerde Bulunması Gereken Özellikler

Şiir seçimi çok önemli bir konudur.

Bildiğiniz gibi okulöncesi dönemin çocukları okul çağındaki çocuklardan farklı özelliklere sahiptir. Bu nedenle öğretmenler ve anne babalar, şiir seçerken onların bu özelliklerini göz önünde bulundurmalıdırlar.

Okulöncesi dönemdeki çocuklara seslenen şiirlerde bulunması gereken belli başlı özellikler şöyle sıralanabilir:

• Şiirler iki-üç dörtlükten ve kısa dizelerden oluşmalı, dizelerdeki sözcükler ve hece sayısı arttıkça, çocukların, şiiri anlamada, belleklerinde saklamada güçlük çekeceği bilinmelidir.

Okul öğretiminde karşılaşılan ilk örneklerin, çocuklar tarafından ilgiyle dinlenmesi, sevilmesi, onların şiire karşı olumlu duyuşsal özellikler

Share

Şiir, Misket ve Çocuk

Çocuk annesinin verdiği renk renk misketler ile kapının sahanlığına çıkmış vaktin akşama değmesini çabuklaştıracak oyununa başlayacaktı. Renk renk misketlerine baktı keşke onun yanında renk renk kelimeleri olan bir arkadaşı da olsaydı. Yüzünün asıklığı ile misketleri biraz ırgaladı, ittirdi sonra tekmeledi. Her biri bir tarafa dağılmıştı. Tıpkı evdeki olan kavgalar ile herkesin kaçış yapar gibi türlü bahanelerine dağılması gibi.

Çocuğun hiçbir bahanesi yoktu. Zaptı rapt o evin kapı önü köpeğiydi belki de, düşünceleri kendinin değil babasınındı. Dağılmak bir ateşin etrafından, kıvılcımlar gibi, sadece kendi aydınlığın görülür sen hiç kendi aydınlığını

Share