Ünlü Şairlere İlham Veren Kadınlar

1. Nazım Hikmet – Bir Ayrılış Hikayesi – Şükûfe Nihal Başar (1896 – 1973)

Şükûfe Nihal, Türkiye’nin hızla değiştiği yıllarda şiir, öykü, roman kaleme almış bir edebiyatçımızdır. 1920’li yıllarda Erenköy’de bahçelerde, köşklerde edebiyatçılar toplanır, sohbetler ederdi. İşte böyle bir günde Nazım Hikmet küçük bir kağıda “Ben sizin için çıldırıyorum, siz bana aldırış bile etmiyorsunuz.” yazdı ve Şükûfe Nihal’e verdi. Daha sonra, Nazım arkadaşlarına Bir Ayrılış Hikayesi’ni Şükûfe Nihal’e yazdığını söylemiştir. Şükûfe Nihal’e yalnız Nazım değil, Faruk Nafiz de aşk şiirleri yazmış.

Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya
çıldırasıya…
Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,
yüzde hudutsuz kere yüz…
Kadın erkeğe dedi ki:
-Baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
Şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana..
Ve ben artık
biliyorum:
Toprağın –
yüzü güneşli bir ana gibi –
en son en güzel çocuğunu emzirdiğini..
Fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olan parmaklarına
başımı kurtarmam kabil
değil!
Sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak..
Sen
yürümelisin,
beni bırakarak…
Kadın sustu.
SARILDILAR
Bir kitap düştü yere…
Kapandı bir pencere…
AYRILDILAR…

2. Cemal Süreya – Sayım – Tomris Uyar (1941 – 2003)

Deneme ve öykü yazarı Tomris Uyar, gazeteci, şair Ülkü Tamer’le evliyken aşık oldu Cemal Süreya’ya. İkisi de evliydi boşandılar. Üç yıl birlikte yaşadılar. Tomris Uyar, “Beni bıraktı ama rahat edemedi. Ona göre bana sahip olunamazdı. Senden ayrıldığım anda senin hakkında, hikayen hakkında, sevdiğimi belirtecek hiçbir şey söylemeyeceğim, benim ağzımdan kimse duymayacak” dedi ve doğrusu hiç yazmadı.

Continue reading “Ünlü Şairlere İlham Veren Kadınlar”

Share

Sevmek İçin Geç Ölmek İçin Erken – Attila İlhan

tumblr_n862irik6t1qam6uto1_500

akşamın acı su karanlığı içinden

soğuk kadife teması yalnızlığın

şuh bir kahkaha balkonun birinden

gizli işareti midir bir başlangıcın

 

sevmek için geç ölmek için erken

 

başbaşa çay elele yürümek derken

boğaz vapurları mı iskele sancak

telefonda kaybolmak sesini beklerken

insan insanı yeniler doğrudur ancak

 

sevmek için geç ölmek için erken

 

içimdeki gökkuşağı besbelli neden

bulutların içinden kuşlar yağıyor

bir şiire başlarsın birini bitirmeden

hiç kimse gözlerine inanamıyor

 

sevmek için geç ölmek için erken

 

sevmek sevildiğini bile farketmeden

yaklaştıkça ölüm soguk bir yağmur gibi

sevmek zehir zemberek ve yürekten

gecikerek de olsa vuruşur gibi

 

sevmek için gec ölmek için erken

ATTİLA İLHAN

Share

İlkbahar İstanbul’da

anayurduna-donen-laleyi-ihrac-etmeye-basladik-4876895_2809_o

Beşiktaş’tan Dolmabahçe’ye yürüdünüz mü yada aracınızla o yoldan hiç geçtiniz mi bugünlerde ?

Belediye eflatun renkli çiçekler dikmiş yol boyunca eflatun mu dersiniz, mor mu siz karar verin bir harikalar şu anlarda lakin kısa sürecektir sanıyorum ömürleri bir süre değiştirip başka bir çiçek ekerler. Ben sabahları o yoldan geçmeyi çok seviyorum. 

Bugünler de her yer bir başka güzel tüm yol kenarları, duvarlar çiçekler ile süslenmiş durumda alabildiğine ilkbahar kokuyor, alabildiğine laleler gözleri boyuyor ah şu polen allerjiside olmasa :) Deniz yolculuğu yapıyorsanız boğazda erguvarlara şahit olursunuz İstanbul’un çehresini trafikten alıp kendine çevirirler kısa bir ömür sürselerde. Attila İlhan şiirinde :

istanbul ve sen / ikinizden kalanlar

tekrar tekrar ısrarla yaşayıp durduğum

çengelköy’de yaz unutulmaz erguvanlar

rüya mıdır gerçek mi kendi kendime sorduğum

… diye rüyadan uyanmak istemezmişcesine sorgular İstanbul’u.

Her şehrin baharı bir başka güzeldir. Her şehir, her insan başka bir bahar yaşar. İlkbahar doğum vaktidir doğanın, insan bir yaratanın varlığını hisseder kurumuş dalların çiçeklendiği zamanlar. 

Ataol Behramoğlu ‘ İlkbahar ‘ şiirinde:

Yüzümü bulutlara kaldırıp

Continue reading “İlkbahar İstanbul’da”

Share

Şairler Yalnızlığı Severler

images (1)

Yalnız kalmayı istediğiniz zamanlar ile yalnızlıktan sıkıldığınız zamanların yüzdesi nedir bilmiyorum lakin biz şairler yalnızlığın sayfalarımıza çökmüş halini hep sevmişizdir. Yalnız kalmak içimizden gelenler ile başbaşa kalmanın tarifidir. 

Attila İlhan ‘ Yalnızlık ‘ şiirinde 

Bu gece dağ başları kadar yalnızım 

Çiçekler damlıyor gecenin parmaklarından

……. diyor ya o misal geceyi örteriz kalemimizin üstüne, parmaklarımızdan dökülen belki de renk renk çiçekler, sevinçler, hüzünler suretinde.

Anlatamadıklarını ifade etmeye çalışır şair zor olanı başarmak gayretiyle, şiir yazabilmek lütfedilmemişse şair kula ne kuş yakalar ağzıyla, ne kısa cümleler dökülür hokkasından yazıya.

Şair olmak zordur kimse şair sıfatını kendisine koymasa da, şiir yazmak ne zordur yalnız kalınmadıkça.

Continue reading “Şairler Yalnızlığı Severler”

Share

Ünlü Şairlerin Kullandığı Lakaplar

rengarenk_elmalar-t2

Attila İLHAN

 Nevin Yıldız, Beteroğlu, Ali Kaptanoğlu 

*

( Senaryolarında “Ali Kaptanoğlu” takma adını kullandı. “Nevin Yıldız” takma adıyla İstanbul, “Beteroğlu” takma adıyla Yücel dergilerinde şiirleri çıktı. 

* * * * * * *  

Faruk Nafiz ÇAMLIBEL

 

Akıllı Ozan, Çamdeviren, Çamlıbel, Çamlıviran, Deli Ozan

*

Akbaba (1934), Karikatür (1936), Mizah (1946) dergilerinde 800’den fazla mizahî şiiri yayımlanan Faruk Nafiz’in bir de mizah yazarlığı cephesi vardır. Çamlıbel, Çamdeviren, Çamlıviran, Deli Ozan, Akıllı Ozan gibi takma adlarla yazdığı bu şiirlerde daha çok memleket meselelerini, siyasî çekişmeleri ve dil konularını işlemiştir.

* * * * * * *

Hamdullah Suphi TANRIÖVER

Toplu İğne

*

Tevfik Fikret ile Cenab Şahabeddin’in etkisinde çoğu aşk ve tabiat konulu şiirler yazarsa da daha sonraki yıllarda arkadaşı Ahmed Hâşim ile Yahya Kemal’in (Beyatlı) edebiyat ortamına hâkim olmaları Continue reading “Ünlü Şairlerin Kullandığı Lakaplar”

Share

Kimi Sevsem Sensin

danielfgerhartz209

her şeyi terk ettim / ne aşk ne şehvet

 

sarışın başladığım esmer bitiyor

 

anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli

 

dudakları keskin kırmızı jilet

 

bir belaya çattık / nasıl bitirmeli

 

gitar kımıldadı mı zaman deliniyor

 

kimi sevsem sensin / hayret

 

kapıların kapalı girilemiyor

 

 

 

kimi sevsem sensin / senden ibaret

 

Continue reading “Kimi Sevsem Sensin”

Share

Şiir ve Ölüm

Resize of aDSC_1088

Ölüm ertesi olan, olacak olan gelmesi vaki olandır. Ne kadar şiir gibi yaşayın bir gün son dizeleriniz birileri tarafından okunacak lakin siz duyamayacaksınız. 

Yaşamak kadar ölmekte normal karşılansa da ölüm hep ardımda neler bırakacağım düşüncesinden sizi koparamaz.

Attila İlhan şiirinin bir dizesinde :

‘Sevmek için geç ölmek için erken’  diyor.  

Hangisinin hangi zamanda geleceğini bilemediğimiz döngü sarar bizi. Yaşamak ille de yaşamak deriz hep. Nasıl yaşarsından ziyade nasıl ölürsün kısmı çok önemlidir. 

Bir şairin ardında kalanlar çoğu zaman hayata geçiremediği müsvette taslak halindeki karalamalarıdır. Ne çok yazar şair ama hepsini koymaz sayfalarına dinlendirir, olgunlaştırır her bir satırını.

Şairin okuyucuya saygısı hiç bir romancı da yoktur. Neden mi çünkü kısa olanın zihinde bırakacağı o kekremsi tat çok önemlidir. 

Okuyucu şiirin ilk sayfasından son sayfasına kadar zihnini kelimelerin akışında yorabilmelidir. Continue reading “Şiir ve Ölüm”

Share

Yalnızlık

Buluşmanın adı vardır. Bu ad kimine göre bir ağaç altı, kimine göre otobüs durağı, kimine göre fikirler, kimine göre şiirlerdir.

Bir olmanın birlikte olabilmenin ortak çağrısıdır sosyal paylaşım adresleri. Sosyalleşmek artık kapı komşuluğunu aştı sanal dünyaya düştü. Var olduğumuzu içine kapanmış duygularımızı  parmaklarımızın konuşma diline, kendimizi daha iyi ifade ettiğimiz adreslere kayıt ettirdik.

Bu bir şiirle anlatımdı şiir sitelerine üye olduk, bu bir kısa yollu kendimizi ifade etme idi twitter’e üye olduk. Uzun ve görsel paylaşım için ise facebook’u seçtik.

Aslında buluşmaların adı hep yalnızlıktı. Attila İlhan’ın ifadesinde ise yalnızlık daha başkadır ve herkesin yalnızlığı başka bir yalnızlıktır. İşte Attila İlhan dizelerinde :

Karanlığın insanı delirten bir ihtişamı vardır

Yıldızlar aydınlık fikirler gibi havada salkım salkım

Continue reading “Yalnızlık”

Share

ATTİLA İLHAN’ın “Ben Sana Mecburum” Şiirinin Tahlili

1. Konu: Aşk.

2. İzlek: Büyük bir tutkuyla bağlı olunan, âşıkta derin izler bırakan sevgili, hiçbir zaman unutulamaz; onun varlığı, düşünce ve hayali, âşığı sürekli meşgul eder.

3. Düşünce: Şiir, düşünsel boyutu itibariyle mistik bir şiirdir. Tabii mistisizmi sadece tasavvufî / İslamî bağlamda almamak gerekir. Genel anlamda mistisizm, çok önem verilen, sevilen ve benimsenen bir değerde kişinin kendi varlığını eritmesi, onunla hemhal olması, özdeşlemesi hâlidir. Bu bakımdan bu şiirde şair, adeta sevgilisinde Continue reading “ATTİLA İLHAN’ın “Ben Sana Mecburum” Şiirinin Tahlili”

Share