ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

Ahmet Erhan ile Yapılan Söyleşiler

Sosyal Medyada Paylaş:

İlk kitabı “Alacakaranlıktaki Ülke”yle 22 yaşında Behçet Necatigil Şiir Ödülü’nü kazanan Ahmet Erhan, edebiyat yaşamının 30. yılı nedeniyle, “Buz üstünde Yürür Gibi” adıyla bir seçme şiirler kitabı yayımladı. sairin edebiyat yaşamının 30. yılını ve 49. yaş gününü, şiiri üzerine bir yazıyla kutluyoruz…

Kalırsa bir soru kalır benden

Yanıtı var mıdır bilmem

Denizine, göğüne, toprağına

Uçanına, kaçanına bu dünyanın

Kalırsa bir soru kalır benden

Ahmet Erhan

 Bir adamın ‘Ah’ı boynuma asılı kaldı. Beyin sahillerimde unutulmaz mısralar. “Yaraya tütün, kalbe hüzün” bir adam; “Atlasların bütün kıyılarından” bizi seyrediyor; “dünyayı durmadan eleyen bakışlarıyla. Uzun zamandır Ahmet Erhan denilse de kendisine, o, kısalttı birazcık, ‘Ah’ diyor. Ah Erhan! Hayat, yaramaz oğlunu azarlıyor. Ah Erhan,’Seni gidi’demelerin özeti. Sekiz Şubat Bindokuzyüzellisekiz. Doğum nedeni: Bilinmiyor. Ülkesi: Akdeniz

 Anne niye doğurdun anne beni? diyen de o, Türkiye Ayağa Kalk, diyen de.Aslına bakarsanız, kuracağım her cümleye atfedilecek bir ya da birkaç dizesi vardır mutlaka. Türkiye şeklinde bir pastayla kapısını çalıp, mum üfletemeyeceğimize göre, doğumunu ancak böyle kutlayabiliriz, diye düşündüm. Türkiye, ayağa kalk, bugün onun doğum günü.

Sorular sormak için geldim şu dünyaya

 

Yaşım acıların yaşıdır

Boynumu üzgün bir çiçek gibi kırıp da

Yollara düştüğümde, başımda deniz köpüklerinden

Ya da sabah yellerinden bir taçla yürüdüğüme inanırdım- yanılırdım, demiş.

Yanılan bizdik. Ben Sen O

Biz Siz Onlar.

 

On yıl önce doğmuş benden. On yedi-on sekizinde yazdığı şiirleri, ben o yaşlarımdayken okuyup anlayamamıştım bile… Çok ayıp biliyorum, ama itiraf etmek zorundayım; “Bugün de ölmedim anne” dizesini dahi nereye koyacağımı bilmiyordum. Bizlerden sadece on-on beş yıl önce doğmuş bir kuşağın yaşadıklarım, ancak koca koca insanlar olunca öğrendik.Anlamamız hayli zaman aldı. Şimdi bugün başındaki tacı görebiliyorum, deniz köpüklerinden, ya da sabah yellerinden örüldüğü kesin.

 

Şiirin gittiği yeri kim bilebilir … Bir dize ki, kağıda kalemle yazılışından yirmi beş yıl sonra, gazetedeki bir şehit haberinde, kurşunlarla toprağa yazılmış haliyle çıktı karşıma. “Bugün de Ölmedim Anne”. Silahıyla objektife gülümsemiş genç bir askerin ayak ucunda … Afallamış, neye uğradığımı şaşırmıştım. Yetmişli yılların sokaklarından doksanlı yılların dağlarına gitmiş şiir.

Bir de Güldünya Tören’in ölüm haberini okuduğum zaman böyle allak bullak olmuştum. Gülşiir’in bir yerinde diyor ya hani,

 

Şu dağılgan yüreğimi, şu köpüklere imrenen

Yüreğimi bir gün yollara atarsam

Bir gün nehir yataklarına dolarsam, korkarım

Suyumun çoğu senden yana akacak

Bütün sözcüklere adım ekleyeceğim

Güldeniz, Gülekmek, Gülyağmur, Gülşarap

Gülaşk, Gülşiir, Gülahmet, Gülerhan, diye

 

“Gül”lerin içinde “Güldünya” var mı diye merak etmiştim önce. O anda biri sorsa, var olduğuna yemin edebilirdim. yazılışından yirmi iki yıl sonra “Güldünya”yı ekledim “Gülşiir”e. Şiirin gittiği yeri zamandan başka kim bilebilir… Hem nereye gidecek ki; hayattan gelir, hayata gider, diye sayıklayarak.

 

HER GÜN YENİ DİZELER …

 

Kendisinin de sık sık belirttiği gibi, yıllardır tek bir şiiri yazıyor Ahmet Erhan. Gücünü içtenlikten alan öyle bir şiir ki bu, çoğalarak yaşamaya devam ediyor. Hayat her gün yeni dizeler ekliyor ona.

 

Gece uzun

Kahve buruk

Yolunu şaşırmış bir ayışığı

doluyor pencereme Türkiye…

Bir tren geçiyor sanki

Kalbimin kıyısından

Uykusuz ve suskun

Ve kara i ışıkları ölgün

Gönlüm kırık

 Ankara’ya her gidişimde onun gezdiği yerlerde yakaladım kendimi kaç kez. Akdeniz’in, Ankara’nın, kova burcunun, Kybele’nin son oğlunun ayak izlerini aradım.

 1976’dan bugünlere uzanan sanat yaşamı boyunca -birkaç çıkıntı girişimi saymazsak- “övülmedi mi”, “çok övüldü”, “sevilmedi mi”, “sevildi”, “hem de pek çok… ” Yine de ona karşı derin bir suçluluk duygusu içindeyim. Özellikle 30. sanat yılı anışına yayımlanan “Buz Üstünde Yürür Gibi” adlı seçkisini elime aldığımdan beri.

 

30 YILLIK BIR SEÇKİ

 

Kitabın ilanını gördüğüm zaman pek çok kitapçı gezdim. Kimi gazetelerin orta sayfalarından “Topl0″a giren dükkanlarda bile yoktu. Sorduğum zaman, bir avuç fındık hemen, -yerseniz tabii- “kalmadı, yeni sipariş verdik, bekliyoruz … ” En sonunda yine internetten satın aldım.

 

Kitap değil de sanki ansiklopedi. Militan dergisinde ilk sunuluşundan 2006’ya kadar olan dönemden bir seçki. “Buz Üstünde Yürür Gibi” otuz yıl geçmiş. Bu kitaba daha iyi bir ad bulunamazdı. Sanırım tüm şiirlerini tek bir kitap olarak göremeyeceğiz. Yine de bu kitap, şıklık ve zarafetiyle, kıskandıracak kadar kışkırtıcı.

 

Soğuk gökleri hatırlatan mavinin altından buzul kıran bakışlarıyla kapaktan mıhlıyor Ahmet Erhan. Şimdi yıllardan kaç diyenlere “hadi kaçalım” der gibi hınzır, “niye kaçalım canım” der gibi vakur.

 

Bilmesem, Ankaralılığından şüphe edeceğim Ahmet Erhan. Ne zaman şehrine yolum düşse, üşenmeden bakıyorum sağa sola. Koca Ankara’nın, o “meşhur” kitapçılarında bari herhangi bir kitabın olsa…

 Kendilerine benzemeyen aykırı çocuklarla “biz seni evlatlık aldık” diye ağlatıncaya kadar uğraşırlar ya hani küçükken, evlatlıkmışsın gibi yapıyor sanki sana Ankara. Neyi meşhur? Keçisi. Vallahi ben de hiç görmedim. Vefa diye bir semti de yok!

 

-sakarya’n, niyeyse hep sakarya’n

içerim belki bir gün, behçet’in koluma girdiği bir gün

 

Ey Ankara, şairin seni, hoşça kal şehrim, şehrim hoşça kal

sevgilin, oğlun, şairin…

nankörün olayım, diyerek terk etti.

 

SESSİZLİK ŞARKISI

Ey bıkıp usanmadan sessizlik şarkısı söyleyen Koro, Koro her zaman haklıdır’a güvenme. “Ne balık, ne de kuş” olabildim şu dünyada / Gurbetim bile yok beceremedim, demiş. Yani, ne yeryüzüne sığabildim, ne de gökyüzünde yerim var, diyor. Ötesi zaten toprak altı! 

Bu yazıya başlamadan önce internette yaptığım taramada 30. yıl nedeniyle yapılan bir söyleşiye rastladım. Söyleşinin başında ‘Varlık dergisinin Ocak 2007 tarihli sayısı için yapılmıştır’ diye bir açıklama var. Ben o dergide böyle bir söyleşiye rastlamadım. Ya siz?

Esmer dergisi çıktığından beri hemen her sayıda yeni şiirler yayımlamıştı. Farkında mısınız bilmiyorum, “Buz Üstünde Yürür Gibi” çıktığından beri hiçbir dergide tek satır yeni bir.şey yayınılamadı. Göz göre göre veda etti sanırım.

Tanık olduğumuz otuz yıl boyunca cevaplarını bildiği sorular sordu. “Şimdi yıllardan kaç?” demişti, korkarım rakamlar gerçekten kocaya vardı; şimdi yıllardan ‘kaçma’ yılı. Zamanlardan unutma zamanı.

Biliyor ve diyor ki; Kalırsa bir çığlık benden kardeşler

Koruyun, saklayın onu ne olur…

 

Onun için diyor ki;

Göreceksen şimdi gör beni

Çünkü tabutlar ışık geçirmez.

Biraz daha açık mı olayım?…

Olur tabii…

Neden olmasın?

-İncesu pazarına yolun düştü mü hiç?

Ne ilgisi var deme, sen o renklersin

O damar damar domates, patlıcan moru

Bağırtısı Kürt Halil’in birdenbire patlayan…

Herhangi bir semt pazarına yolunuz düştü mü hiç? Ne ilgisi var demeyin. Gün bitip, hava kararmaya başlarken ‘akşam pazarı’na çıkar adı. ‘Sonelveda’ bağırtılarıyla satılır üzümün, patlıcanın sonu. Ahmet Erhan kitabını Sonelveda’y,la bitiriyor:

Ölürken dönüp de bir bak bana

Senin için hayatın yüzü olacağım…

Yahu Türkiye, Sahiden ayağa kalk! Ahmet Erhan’ın ‘Ah’ı var. Uyuma, ne olur…

 

* İlknur Karakuş *

Ahmet Erhan’ın kitapları :

Alacakaranlıktaki Ülke, Yaşamın Ufuk Çizgisi; Akdeniz Lirikleri, Sevda Şiirleri, Ateşi Çalmayı Deneyenler İçin, Zeytin Ağacı, Ölüm Nedeni: Bilinmiyor, Kuş Kanadı Kalem Olsa, Deniz Unutma Adını, Öteki Şiirler, Çağdaş Yenilgiler Ansiklopedisi, Köpek Yılları, Resimli “Ahmet/er” Tarihi, Ankara-İstanbul Karatreni; Bugün de Ölmedim Anne (Toplu Şiirler 1), Ne Balık Ne de Kuş, Kaybolmuş Bir Köpek İlanı, Şehirde Bir Yılkı Atı…

Cumhuriyet / KİTAP / 886

Alıntı : siirakademisi.com/index.php?/site/icerik_goster/67

Sosyal Medyada Paylaş:

Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

Bir cevap yazın

error: Content is protected !!