AHMET HAŞİM

Sosyal Medyada Paylaş:

GECE

Titreyen ellerimle penceremi
Açtım afaki leyle karşı… Yine
Gecenin gölgeden manazırına
İmtizac eylemiş nücumü bahar…

Sihri eb`at içinde şimdi gümüş
Bir sehap andıran miyah uyumuş..
Kalbi seydayı leyl olan rüzgar
Esiyor gölgelerde velvelekar…

Ah o bir aşkı bi-tenahi mi
Geceden, tudei manazırdan
Yükselen rasei humarü buhar?
Sanki hulyayı vasla müstağrak

Sebi bir itri hisle doldurarak
Dolaşan, titreşen kadınlardı…
Sanki bir savti gaibü mühtez
Kalbe bir aşkı bi-vefa yetmez

‘Seviniz, muttasıl sevin! ‘ derdi

* * * * * * *

BİR GÜNÜN SONUNDA ARZU

Yorgun gözümün halkalarında
Güller gibi fecr oldu nümayan,
Güller gibi… sonsuz, iri güller
Güller ki kamıştan daha nalan;
Gün doğdu yazık arkalarında!
Altın kulelerden yine kuşlar
Tekrarını ömrün eder ilân.
Kuşlar mıdır onlar ki her akşam
Alemlerimizden sefer eyler?
Akşam, yine akşam, yine akşam
Bir sırma kemerdir suya baksam;
Üstümde sema kavs-i mutalsam!
Akşam, yine akşam, yine akşam
Göllerde bu dem bir kamış olsam!

* * * * * * *

HAYALİ AŞKIM

Münfail[1] bir semâ-yi giryânın[2],
Zerdi-î iğbirâr[3]ı altında
Münkesif[4] bir hazân-ı nâlânın[5]
Girdbâd-ı gam-nisârında[6]

Soluvermiş, perîde[7] reng-i bahâr,
Mestî-î inkisâr[8] içinde nihân[9];
Bir çiçek gördüğüm zamân güzelim!
Ufk-ı uryân[10] ömr-i târımda[11],

Bir sehâb-ı siyâh[12] içinde ıyân[13],
Sarı bir çehre ararım… Âh, o dem görürüm,
Sarı bir çehre, bir hayâl-i besim[14].

Dest-i bî-tâb[15] ü râ’şedâriyle[16]
Rûh-ı gam-bârıma[17] eder takdîm:
Sarı, pejmürde bir soluk zühre!..

Oh, ey yâr-i bî-vefâ bilmem,
Bu soluk renkli, münkesir[18], ebkem[19]
Bu hayâli tanır mısın acaba?!.

Dest-i bî-rahm-ı levh ü lu’bunla[20],
Kırdığın, sonra attığın, ey mâh!
O, benim aşkımın hâlidir, âh[21]!..

(Gençlik Şiirlerinden)

[1] Kırgın, gücenik.
[2] Ağlayan gökyüzü.
[3] Boynu bükük sarı çiçekler.
[4] Gelişmiş. Görülen, bulunan.
[5] İnleyen sonbahar.
[6] Dağılmış hüzünlü damlacıklar., gam saçan kasırga.
[7] Uçmuş, uzaklaşmış.
[8] Gücenme, kırılma.
[9] Gizli, saklanma.
[10] Çıplak.
[11] Karanlık hayat.
[12] Siyah bulut.
[13] Belli, açık.
[14] Güler yüzlü hayal.
[15] Yorgun el.
[16] Titreten sahip.
[17] Ruhuma kederler yağdıran.
[18] Kırılmış, kırgın.
[19] Dilsiz.
[20] Oyun ile.
[21] Bu şiir, 1901 yılında ilk defa “Mecmua-i Edebîye” dergisinde çıkmış, şairin ilk şiiridir.

* * * * * * *

BÜLBÜL

Bir gamlı hazânın seherinde,
Isrâra ne hâcet yine bülbül?
Bil, kalbimizin bahçelerinde,
Cân verdi senin söylediğin gül.

Savrulmada gül şimdi havâda,
Gün doğmada bir başka ziyâda…

* * * * * * *

MUKADDEME

“Karaosman zâde Cavide Hanımefendiye”

Zannetme ki güldür, ne de lâle,
Âteş doludur, tutma yanarsın,
Karşında şu gülgûn piyâle…

İçmişti Fuzûlî bu alevden,
Düşmüştü bu iksîr ile Mecnûn
Şi’rin sana anlattığı hâle…

Yanmakta bu sâgar[1]dan içenler,
Doldurmuş onunçün şeb-i aşkı,
Baştan başa efgân ile nâle…

Âteş doludur, tutma yanarsın,
Karşında şu gülgûn[2] piyâle[3]…

Piyale, 1926

Vezin: Mef’ûlü / meâilü / feûlün

[1] Kadeh.
[2] Gül renkli.
[3] Kadeh.

* * * * * * *

BİR YAZ GECESİ HATIRASI

İşveyle, fısıltıyla, gülüşle,
Olmuş şeb-i sevdâ yine bî-hâb
Oklar gibi saplanmada kalbe,
Düştükçe semâdan yere mehtâb…

Bûseyle kilitlenmiş ağızlar
Gözler neler eyler, neler işrâb;
Uçmakta bu âteşli havâda
Vuslat demi, bir kuş gibi, bîtâb…

* * * * * * *

AKŞAM YİNE AKŞAM

Yorgun gözümün halkalarında
Güller gibi fecr oldu nümâyân,
Güller gibi… sonsuz iri güller,
Güller ki kamıştan daha nâlân,
Gün doğdu yazık arkalarında!

Altın kulelerden yine kuşlar
Tekrârını ömrün eder i’lân,
Kuşlar mıdır onlar ki her akşam
Alemlerimizden sefer eyler?..

Akşam, yine akşam, yine akşam,
Bir sırma kemerdir suya baksam,
Akşam, yine akşam, yine akşam,
Göllerde bu dem bir kamış olsam!

* * * * * * *

KARANFİL

Yarin dudağından getirilmiş
Bir katre alevdir bu karanfil,
Gönlüm acısından bunu bildi!

Düştükçe vurulmuş gibi, yer yer
Kızgın kokusundan kelebekler;
Gönlüm ona pervane kesildi.

* * * * * * * 

SÜVARİ

Şu bakır zirvelerin ardından
Bir süvârî geliyor kan rengi.
Başlıyor şimdi melûl akşamda
Son ışıklarla bulutlar cengi!

Bir bakır tasta alev şimdi havuz,
Suya saplandı kızıl mızraklar.
Açılıp kıvrılarak göklerde
Uçuyor parçalanan bayraklar!

AHMET HAŞİM

Sosyal Medyada Paylaş:
Ophelian hakkında 1912 makale

Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın