ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

Ali Püsküllüoğlu ve Şiir Dergisi : YUSUFÇUK

Sosyal Medyada Paylaş:

Şiir dergileri her zaman çekici gelmiştir şair ve okurlara. Edebiyat tarihimiz incelendiğinde çok sayıda şiir dergisi yayımlandığı görülecektir; ne var ki bunlardan çoğu uzun ömürlü olamamıştır. Şiir dergisi deyince ilk akla gelenlerden biri de Orhan Veli Kanık’ın çıkardığı Yaprak’ tır. 1949–1950 arası 28 sayı yayımlanan Yaprak, dönemin şiir anlayışını yansıtan özgün bir dergiydi. Afyon–Dinar’da Nedret Gürcan’ın çıkardığı Şairler Yaprağı, 1954–1957 yılları arasında 34 sayı çıkabilmiştir. Şiir Sanatı, Kemal Özer yönetiminde 1965–1967 arası 20 sayı yayımlanmıştı.

Edebiyatın toplumun gündeminden çıktığı dönemlerde çoğu derginin daha 1. yılını dolduramadan kapandığını biliyoruz.

70’lerden itibaren siyasi mücadeleler ön plana geçince sanatın-edebiyatın arka planda kaldığı bilinen bir gerçektir. Her siyasi grubun etkinlik alanını kapsayan dergiler, toplumsal mücadelenin ivme kazandığı yıllarda binlerce okur bulmuştu. Durum böyleyken sanat-edebiyat dergilerinin okuru olabildiğine azalmıştı. Sınırlı sayıdaki edebiyat dergileri de büyük bir özveriyle yayımını sürdürüyordu 80’lerin hemen öncesinde. Yılların Varlık dergisi, TDK’nın Türk Dili, Türkiye Yazıları, Oluşum, Sanat Emeği o yıllarda, o siyasi karmaşada Türk edebiyatının nabzını tutabilen dergilerdi.

Toplumsal bunalımlarda sanatı, edebiyatı insani çıkış olarak gören şair ve yazarlar, gittikçe karamsarlığa sürüklenen ülkemizde şiirin rüzgârıyla bir seçenek sunmaya çalışmışlardır. Şair Ali Püsküllüoğlu’nun Yusufçuk’u yayımlaması 1980’lerde yaklaşan alacakaranlıkta şiirden bir ışıldak olmuştu.

Ocak 1979’da yayın yaşamına başlayan Yusufçuk’un sahipliğini Ali Püsküllüoğlu, sorumlu yönetmenliğini Özcan Yalım üstlenmişti.

Yusufçuk, çeyrek gazete sayfası boyutunda iki yapraklı bir şiir dergisi olarak başladı yayın yaşamına. İlk sayıda “başyazı” olarak adlandırabileceğimiz “Herkes Şiire Düşman” adlı yazıda, bir bakıma çıkış gerekçesi vurgulanmış: “Sürekli bir aşktır çünkü şiir. Bunu söylerken şiirin şeytanca bir iş olduğunu mu ileri sürüyoruz? Hayır. Şiirin yaşama çok şey kattığını söylemek istiyoruz. İyi şiirin elbette…”

Yusufçuk’ta başköşe Attilâ İlhan’a ayrılmış. Attilâ İlhan birinci sayfadaki “Kelime” adlı yazısında, şiirin “kelime işi” olmadığını savunurken kendi şiir anlayışını vurgulamadan edememiş: “ Şiirin temel ilkeleri ve sorunları üzerinde kafa yormaya alışkın olmadığımızdan, biçimsel tutumlarla toplumsal şiirler, toplumsal içeriklerle biçimsel şiirler üretiyoruz.”

Yusufçuk’un çıkış gerekçesini Nâzım Hikmet’in şiir üzerine görüşlerinden bir alıntıyla berkitmiş: “ İnsanlarımız için şiir : “Bizim insanlarımız, bizleri, sanatkârla­rını, hayatlarının her tezahüründe okuya­bilmeli, sordukları her sualin -sanat bakımın­dan- karşılığını bulabilmeli, yani sevdikleri zaman, aşk şiiri okumak ihtiyacında olduk­ları zaman, yani döğüştükleri zaman, kav­ga şiiri okumak ihtiyacında oldukları zaman, yani yenildikleri zaman, ümit şiiri okumak ihtiyacında oldukları zaman, yanı muzaffer oldukları zaman, sevinç şiiri okumak ihtiyacında oldukları zaman, yani ihtiyarlamaya başladıktan zaman, ihtiyar­lık meselesini çözmek ihtiyacında oldukları zaman, hastalandıkları zaman, tabiatı din­ledikleri zaman, cemiyet meselelerini hallet­mek istedikleri zaman, yani insanlarımız her anlarında bizim kitaplarımızı ellerin­den bırakmamalıdırlar.”

“İnsanlarımız için şiir” sözü, Yusufçuk’un daha sonraki sayılarının “üst başlığı” olacaktır.

Yusufçuk’ta Türk şiirinde sonraları belirgin yol alacak nice şairin şiiri yayımlanmıştır. Ali Cengizkan, ünlenen şiiriyle yer alıyor 1. sayıda:

 

Dayım Gül Takardı Gömleğinin Yakasına

Ve canlıymışçasına, her gün onu sulardı,

Yağız tenindeki su buharlaşsın diye

Düğmeleri en bıçkın küfürlerle açılırdı.

 

Yusufçuk’un genç şairleri özendiren, yüreklendiren bir dergi olduğunu belirtmeliyiz. Yaşar Miraç, daha sonraki yıllarda geliştireceği şiirinin örneklerini Yusufçuk’ta yayımlamayı sürdürür

“-yüzünde ışıyan üzüncü

neye borçlusun ey ozan?

 

-ben konuk saydım üzüncü

ağırladım yakışması bundan”

 

“Notlar” bölümü de derginin ilgiyle okunan köşesi. Genç şairler için yüreklendirici değerlendirmeler yapılmış: “Ahmet Erhan. Daha lise öğrencisi… Şimdiden güzel şiirleri var. Güncelle kalıcıyı birleştirmede, şiir kurmada ustalaşmaya doğru gidiyor…

 

“Bugün oturdum ölümü düşündüm

Soğuk camlara dayayarak yüzümü

Kuşağımın acısını, kefenlenen gençliğimizi

Yaşayan, ya da artık yaşamayan dostları

Bugün oturdum ölümü düşündüm

Örterek yüreğime kara bir tülü”

 

Nâzım Hikmet’ten şiir üzerine görüşler, Yusufçuk’un birçok sayısında yer alıyor, derginin şiire bakışını yansıtıyor.

Bungun 70’li yıllarda Yusufçuk mizahı da elden bırakmıyor. Şubat 1979 tarihli 2. sayısında. “Geceyarısı İtirafları” nda şairler zayıf yerlerinden yakalanıyor:

 

“Ben ki suçumu yuysam,

Su biter kurnalarda

 

Necip Fazıl (Çile, s.19)

 

“Çınlıyor hiçliğim kafatasımda

Ben artık şimdiden yarı toprağım”

 

Orhan Seyfi (Türk Şiirinden Örnekler, s.28)

 

Bir karışık müsveddeyim, yırtıldım

Meşki tek satır, boş kâğıdım işte.”

 

Behçet Kemal (Türk Şiirinden Örnekler, s.151)

 

Yusufçuk’ta, dönemin ünlü şairleriyle gençlerin ürünlerine birlikte yer verilerek Türk şiirinin 70’lerin sonlarındaki genel havası yansıtılmış. 3. sayıda İlhan Berk, Edip Cansever, Hilmi Yavuz, Turgay Gönenç’in yanı sıra Behçet Aysan’ın şiiri yer alıyor.

Yusufçuk, ülkenin yaşadığı yangınlara kayıtsız kalamayan bir şiir dergisi kimliğiyle karşımıza çıkıyor.1979’da öldürülen gazeteci Abdi İpekçi , “Notlar”da : “ Abdi İpekçi… Şiir hiçbir zaman susmaz. Düşünce hiçbir zaman öldürülemez. Ama ‘öldürenler de ölür’ böyle der ozanlar. Abdi İpekçi, demokrat, özgür düşünce yandaşı bir yazardı, çok iyi gazeteciydi. Ölümü toplumumuzu sarstı. Onu öldürenler ona kurşun sıkarken ne yaptıklarını çok iyi biliyorlardı: Ülkemizi bir an önce faşizme teslim etmek!…”

Yusufçuk, şiirin sorunlarını gündemine alan bir dergi kimliğiyle her sayısında Türk şiirinin önemli adlarına yer vermiştir. 4. sayıda Hilmi Yavuz, “Şiirin Birimi” adlı yazısında Attilâ İlhan’ın “kelime” tartışmasına katılıyor: “…Kuşkusuz, imge şiirin gerecidir; ama onu anlatım düzeyine çıkarıp dilde içselleşmesini sağlayan bir araç gereklidir. Bu araç, sözcük değil, eğreltilemedir.”

Yusufçuk, gündeme getirdiği şiirin sorunlarını geniş alanlara yayarak şairleri tartışma ortamına çekmiştir daha ilk sayılarında. Mayıs 1979 tarihli 5. sayının başyazısında ( bu imzasız yazıları Ali Püsküllüoğlu’nun yazdığını düşünebiliriz) : “ Öyle ya da böyle, görülüyor ki, şiir üzerine yazılanlar, çoğu gözden kaçsa da, tartışmaya açık şeyler söyleseler de, günden güne çoğalıyor. Şiirin okura ulaşmasında, şiir üzerine yazılanların katkısını gözden uzak tutmamak gerek.” 1. sayıda başlayan tartışmaya 5. sayıda Cemal Süreya da katılmış: “ Şiirin Birimi Sözcüklerdir”. 1955’te bu tartışmayı yine Cemal Süreya başlatmıştı: “ Şiir geldi kelimeye dayandı.”

Tartışmaya, “Birikim” adlı yazısıyla 6. sayıda Cahit Külebi de katılıyor:“ Şair, kendini bulduktan sonra birikimi bir yana bırakır ve hele okumazsa yozlaşıp gider.”

Yusufçuk’un zaman zaman şiir okurlarına hoş sürprizler yaptığını da belirtelim. Romancı olarak tanıdığımız Adalet Ağaoğlu’nun ( o zamanki adıyla Adalet Sümer) 1 Ekim 1948’de Kaynak dergisinde yayımlanan “Gölgeler” şiirine yer verilmiş. Romanlarını beğeniyle okuduğumuz Adalet Ağaoğlu, “Neden Şiirsiz Olamayız” başlıklı yazısında şiir serüveni anlatıyor: “…Şiirsiz yapamadığımı biliyorum da, şiir yazmayı neden bıraktığımı bilmiyorum. Belki de ben zengin şiir dağarcığımızı daha da zenginleştirmekten umudumu kestiğim, başarılmışi geriden izlemeyi de sevmediğim için bırakmışımdır şiir yazmayı.”

Yusufçuk, Temmuz 1979 tarihli 7. sayısında “ kanat alıştırmaları” adıyla genç şairlere özel bir yer verir: Yusuf Alper, Fergun Özelli, Hasan Varol, İlkiz Kucur, Gürol Taşdelen, Güniz Baykam…

Yusufçuk’ta gençlere özel bölüm ayıran Ali Püsküllüoğlu, Türk Dil Kurumu’nca yayımlanan Türk Dili dergisinde bir dönem yazı kurulu üyesi olarak görev yaparken aynı tutumunu sürdürecek; genç şairlere özel bir önem verecektir.

Ağustos 1979 tarihli 8. sayısı Attilâ İlhan özel sayısı olarak yayımlanır Yusufçuk’un. İlhami Soysal, “Attilâ İlhan’ın Şairliği”, Selim İleri, “Ezbere Attilâ İlhan”, Erol Çankaya, “ Attilâ İlhan Şiiri Üzerine Sadece Birkaç Not”, Hasan Bülent Kahraman, “ Ben mi Çok Geniştim Dünya mı Çok Dardı” adlı yazılarında şairi çok yönlü değerlendirirler.

9. sayıda “notlar”da gündem: Şiir dergileri: “ Biz Yusufçuk’u tasarlarken, okurun bir şiir dergisine gereksinmesi olduğunu mu düşünmüştük? Elbette. Ama böylesine bir ilgiyi, sıcak yakınlığı ummuyorduk. Şiiri gündeme getirmiş olmaktan mutluyuz.

Biliyorsunuz, eskiden de şiir dergileri yayımlanmıştır. Onlarda da o güne göre, şiirin sorunları tartışılmış, nice nice güzel şiirler sunulmuştur. Yine biliyorsunuz, yeterli özenle çıkarılmasa da Saçak da bir şiir dergisidir (Saçak, Subutay Hikmet Karahasanoğlu yönetiminde Ağustos 1978 ile Mart-Nisan 1980 arasında 29 sayı yayımlanmıştır. Ali Mustafa) ; kendini toparlarsa, belli bir okur ve ozan kesiminin gereksinmelerine daha iyi karşılık verir.

Şimdi bir şiir dergisi daha var: Cehennemde Bir Mevsim. Küçük boy bir dergi, kitap biçiminde… İki ayda bir yayımlanacağı anlaşılıyor. Kendi anlayışı içinde tutarlı olacağa benziyor…”

12. sayı Cahit Külebi özel sayısı olarak hazırlanır. İlhami Soysal, “Kolay Eskimeyecek Şiir”, Adnan Binyazar, “Külebi’nin Şiiri”, Muzaffer Erdost, “ Karacaoğlan’ın Bacanağı”, Hilmi Yavuz, “Külebi’nin Şiiri Üzerine Kısa Notlar” , Ahmet Ada, “Cahit Külebi’nin Şiirine Giriş” adlı yazılarında Külebi’nin Türk şiirindeki yerini irdeliyorlar.

Birinci yılını dolduran Yusufçuk, hem biçimiyle hem de içeriğiyle göz dolduran bir şiir dergisi olmuştur. 13. sayıda Yusufçuk üzerine yazarların, şairlerin görüşlerine yer verilir.

Melih Cevdet Anday: “Ali Püsküllüoğlu, aylık bir şiir dergisi çıkardı, adı Yusufçuk bu derginin… Yusufçuk’ta ne güzel şiirler okudum.” ( Cumhuriyet, 09.01.1979)

Alpay Kabacalı: “ Yufsufçuk 22×32 cm. boyutunda 4 sayfalık sevimli bir dergi. Ali Püsküllüoğlu yönetiminde çıkan bu dergi, şiir sanatının çeşitli boyutlarını yansıtma amacını güden ilginç alıntılara, düşüncelere yer veriyor; şairler ya da şiir kitapları üzerine kısa değerlendirmeler ve şiirler yayımlıyor.” (Milliyet Sanat Dergisi, 29.01.1979)

Doğan Hızlan: “ Yusufçuk, şiirimize renk getiriyor, bilgi sunuyor. İsteriz ki, bir dizeyi bile ömründe bir kez sevenler Yusufçuk’u izlesinler.” (Cumhuriyet,22.11.1979)

13. sayıda kısa bir bölüm oluşturulmuş: “Bir Soru / Bir Yanıt”. Tek soruluk bu köşede Hasan Hüseyin, “ Niçin Uzun Şiir ?” sorusuna: “ ‘Uzun şiir mi, kısa şiir mi?’ açmazına düşmeğe hiç mi hiç niyetim yok. Şiir şiirdir; herkes kendi soluğuna göre söyler. Böyle bir tartışma açılmışsa, bu kısa’ların uzun’ları çelmeleme çaba ve kurnazlığından başka birşey değildir…”

14.sayıda Ali Püsküllüoğlu, dönemin Kültür Bakanı Tevfik Koraltan’ın, Kültür Bakanlığı Yayınları’ndan çıkan “Kırlangıcın Kanat Vuruşu”nun yasalara aykırı bir şiir antolojisi olduğunu açıklaması üzerine “Şiir Anayasaya Aykırı mıdır” adlı yazısını yayımlar: “ …Kültür Bakanı’na göre Kültür Bakanlığı’nın yayımladığı Kırlangıçlar Kanat Çırparken adlı kitapta ( Bakan, kitabın adını doğru söylemek zahmetine bile katlanmıyor) çocuklara sol görüş aşılanıyormuş ve kitapta devlete ve anayasaya aykırı şiirler varmış.

Kültür Bakanı, adını yanlış söylediği kitabın, Kırlangıçın Kanat Vuruşu’nun konusal dizinine bir kez olsun baktı mı acaba? Şiirleri bir bir okuması Türk şiirini tanıması yönünden yararlı oldurdu bakan için…

Kırlangıçın Kanat Vuruşu’ndaki şiirlerin hepsi, ozanlarının bütün özelliklerini taşıyan, kişinin şiir beğenisini inceltecek güzellikte şiirlerdir. Türk insanını, Türkiye coğrafyasını, çağdaş duygu ve düşünceyi, sevgiyi, doğayı buluyoruz o şiirlerde.

Evet, bu şiirler yasaya aykırıdır: Şiirin köhne yasasına! Eskimiş kurallara! Eskimiş kafaların yasalarına!

Cemal Süreya ile birlikte, bir kez daha diyelim: Şiir anayasaya aykırıdır!”

14. sayıda “Bir Soru / Bir Yanıt” bölümüne bu kez “ Niçin kısa Şiir ?” sorusuna Behçet Necatigil yanıt veriyor. “ Kısa şiir, küçük şiir. Hikmet vardır ister halk şirinimizin, ister Divan, kısaya, öz’e düşkünlüğünde… Şiiri az kelimeyle kurmak, şiiri korumaktır.”

Yusufçuk, Türk şiirini kucaklayan bir dergi olmuştur kısacık ömründe. Türk edebiyatının önde gelen şair ve yazarları dergiyi coşkuyla karşılamışlardır. Ali Püsküllüoğlu, dergiye gelen mektuplardan bir bölüğünü 14. sayıda yayımlar:

İlhami Soysal: “ Benim için yeni yılın başında en tatlı olay, postadan çıkagelen Yusufçuk oldu.”

Adalet Ağaoğlu: “ Yusufçuk, ılık, yumuşak bir esinti gibi çıkageldi.”

Cemal Süreya: “ Yusufçuk, çok güzel. Gittikçe de güzelleşiyor.”

Edip Cansever: “ Dergi çok iyi. Her ay daha da gelişiyor. Çok yararlı bir iş yaptığın kanısındayım. Gençlik yıllarımı anımsatıyor bana yusufçuk.”

Mehmet Seyda:“ Eskiden Orhan Veli’nin çıkardığı Yaprak şirinliğinde bir dergi bu…”

Salah Birsel: “Yusufçuk geldi. Bin teşekkür. Ayda bir gün bile olsa-çünkü bir günde okunup bitiyor- insanın içini aydınlatıyor.”

Talip Apaydın: “ Yusufçuk, biçimi ve özü ile tam bir şiir dergisi. Şiir okur gibi okuyorum Yusufçuk’u.”

Cengiz Bektaş: “ Yusufçuk geldiğinde dostlardan mektup almış gibi oluyorum, öyle sıcacık.”

Ali Rıza Ertan: “Üç gündür Yusufçuk elimde, büyük bir tatla okuyor, yanımdan ayırmıyorum. Şiir susuzu birinin yüreğini hoplatan bir dergi Yusufçuk… Canlı bir dergi…”

Ali Püsküllüoğlu, Yusufçuk’un sayfalarını dönemin genç şairlerine açmıştı: Yaşar Miraç, Hüseyin Ferhad, Ali Cengizkan, Ahmet Erhan, Yunus Koray, Haydar Ergülen, Behçet Aysan, Fergun Özelli, Mehmet Müfit, Abdülkadir Budak, Adnan Azar, A.Tuğrul Tanyol vb. günümüzde de Türk şiirinde önemli bir yeri olan bu şairlerin ürünlerini Yusufçuk’ta sıklıkla görürüz.

Yusufçuk’un Mart 1980 tarihli, 15. sayısı Cemal Süreya özel bölümü olarak düzenlenir.

Tuncer Uçarol, “ Genel Çizgileriyle Cemal Süreya Şiiri” , Mehmet H. Doğan , “ Firesiz Bir Şiir” , Tarık Dursun K. “ İşte Bak Senin Gözlerin de…” , Füsun Altıok, “ Şiir de Bir Misillemedir” adlı yazılarıyla dosyaya katkıda bulunurlar.

Dosya kapsamında, “ Televizyon ve Şiir” başlıklı yazısında Cemal Süreya, o yıllarda yeni yeni yaygınlaşan televizyon üzerine görüşlerini açıklamış:“… Televizyon ve şiir? Sanırım televizyonun olumsuz yönden en az etkileyeceği sanat, şiir sanatı olacaktır. Çünkü şiir kendi yapısı dışında bir yapıya, diyelim görüntüye, kolay kolay dönüştürülemez. Dönüştürüldüğü zaman, o artık şiir değil başka bir şey olur…

Kısacası, diyebiliriz ki, televizyon hiçbir zaman şiir sanatı için öbür sanatlarda olduğu oranda bir tehlike yaratamayacaktır.”

1980 öncesinde ülkemizin yaşadığı sorunlara kayıtsız kalmaz Yusufçuk. Başyazı diye nitelendirebileceğimiz imzasız yazılarda, şiirin ülke gündeminden geride kalamayacağı belirtilir:“Ülkemizin şu sıkıntılı günlerinde Yusufçuk’un durmadan şiirden söz etmesi güncelden kaçmak değil. Güncelden kaçmıyoruz, ozanın günceli damıtmasını istiyoruz yalnızca. Şiir, öyküden de, romandan da daha çok şey devşirir güncelden. Tariş işçisinin, üzerlerine panzerler yürüyen gecekondulardan, gazete resmi çıkan ölülerin, kapılarınızı kilitleyin diyen bildirilerin, kısacası ülkedeki toplumsal ve siyasi olayların şiire yansımaması olacak şey mi? Güncelden şiire ulaşan ozan nerde peki ?”

Yusufçuk’ta şiirin sorunları yakından izlenir. 80’lerin gündem konuları Yusufçuk’a da yansır.

Şiir ve politika… Haziran 1980 tarihli 18. sayı bütünüyle bu konuya ayrılmış. Ahmet Ada, “ Şiir ve Slogan” adlı yazısında : “ Şiir ve slogan ilişkisi yıllardır tartışılır. Fakat şiirde sloganın yeri, kullanılışı ve işlevi açıklığa kavuşturulmuş değil. Bir kesimce somut örnekler vermeksizin yadsımak amacıyla, bir kesimce de savunmak açısından yaklaşıldı. Oysa şiir-slogan ilişkisinde sorunun karmaşıklığı düz mantıkla çözümlenecek cinsten değil…”

Yusufçuk, Türk şiirinin bir kıyıda kalmış değerli şairlerini de unutmaz. 1940-1950’li yılların önemli şairlerinden İlhan Demiraslan’ı da Yusufçuk’ta okumak hoş bir sürpriz: Denizden Çıkan Ozan

 

Şafak değil belki doğada bir düş

Ağlar suda gemiciler üşümüş

 

Ağ çekimi güverte silme balık

Tümünün sırtı siyah karnı gümüş

 

Bazen bir de adam çıkar denizden

Ama ne işitilmiş ne görülmüş

 

Konuşmasına konuşuyor ama

Arkadaşım bu ozan çoktan ölmüş

 

Yusufçuk, bütün yayın yaşamı boyunca gençlere açık bir şiir dergisi kimliğinde görülür. “Gençlere El Uzatmak” adlı 21. sayı başyazısında Ali Püsküllüoğlu bir bakıma Yusufçuk’un çıkış gerekçesini de açıklar: “ …Külebi bir yazısında iki genç ozanın adını andı: Yaşar Miraç ve Ahmet Erhan. Bir ustanın gençlere gözleri çekmesi için bu bile yeter.

Ceyhun Atuf Kansu, o her şeyi kucaklayan gönlüyle birçok genç ozanı anardı. Eleği oldukça seyrekti ama olsun: Bir usta olarak hep gençlerden yana atardı yüreği. En kötü olanında bile beğenilecek birkaç dize bulur, öyle överdi. Behçet Necatigil de öyleydi biraz.

Peki, Sabahattin Kudret Aksal, Melih Cevdet Anday, Attilâ İlhan, Oktay Rifat, İlhan Berk, Salâh Birsel kimleri beğenir, son on yılda ortaya çıkan ozanlar içinden: Ya Edip Cansever, Turgut Uyar?

Cemal Süreya, kendisinden öncekiler üzerine yazdı, gençler için de esirgemedi kalemini. Hasan Hüseyin de hiç esirgemiyor. Dileriz ötekiler de esirgemesin.”

Yusufçuk özel sayılar hazırlamayı sürdürür. Ekim 1980 tarihli 22. sayısı Oktay Rifat özel sayısı olarak çıkıyor karşımıza.

Ahmet Oktay, “ Oktay Rifat Üzerine Kenar Notları”, Doğan Hızlan, “ Tekrardan Korkan Bir Usta: Oktay Rifat”, Ahmet Ada, “Şiirin Sivilleşmesi ve Oktay Rifat” , Şemsettin Ünlü, “ Özde Uygarlık: Oktay Rifat Şiiri” yazılarında Türk şiirinin bu ustasını çok yönlü incelerler.

23. sayıdaki Nâzım Hikmet’in “ Kuvayı Milliye’den” alıntılanan dizeleri ülkenin üzerine çöken “12 Eylül karanlığına” bir yanıt niteliğindedir:

 

“……………………………

 

Dağlarda tek

tek

ateşler yanıyordu.

Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki

şayak kalpaklı adam

nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden

güzel, rahat günlere inanıyordu”

 

12 Eylül’ün bütün yaşamı cenderesine aldığı baskıcı günlerde Yusufçuk gibi bir derginin daha fazla yaşama şansı yoktu. Aralık 1980 tarihli 24. sayıda yaşamına son verilir.

“Notlar” bölümünde kısa bir yazıyla durum açıklanır: “ Son Yusufçuk… Bu sayısıyla Yusufçuk, iki yılı arkada bıraktı. Bu iki yıl içinde okurlardan, yazar ve ozanlardan gördüğü yakın ve sıcak ilgi hiç eksilmedi. Eksileceğe de benzemiyor, onu belli bir düzeyde tuttukça. Ancak şu elinizde tuttuğunuz son Yusufçuk. Sürdürümü bitmemiş okurlarımıza borcumuz var, günün birinde Yusufçuk’u yeniden çıkardığımızda onları doğal sürdürümcü sayacağız. Umarız bizi anlayışla karşılar o okurlarımız ve bütün okurlarımız, ozan ve yazarlarımız. Sevgiyle.

Böyle söylenmesine karşın; Yusufçuk bir daha yayın yaşamına dönemez. Edebiyat tarihindeki yerini alır.

12 Eylül’ün hüküm sürdüğü yıllarda artık dergi çıkarmak zorlaşmıştı. Dergilerin “ seçki” adıyla yayım yaşamına başlaması edebiyatımız adına bir umut ışığı olmuştur. Yusufçuk’un bıraktığı boşluğu dolduramasa da Ocak 1983’te yayın yaşamına başlayan “yaşam için ŞİİR” , iki aylık şiir seçkisi olarak ancak 10 sayı yayımlanabilmiştir.

Şiir dergiciliği özellikle şairler için vazgeçilmez bir tutku olmuştur. Şair Seyit Nezir, Broy’u 1985–1991 yılları arasında 60 sayı yayımlayarak bir bakıma Yusufçuk’un bıraktığı boşluğu doldurmaya çalışmıştır.

12 Eylül’ün baskısı kalkar kalmaz yayın dünyamıza bir hareketlilik gelmiş, şiir dergileri birbiri ardına yayımlanır olmuştur: Sombahar, Ludingirra Yitik Ülke, Şiir Ülkesi, Pencere, Şiir Okulu, Şiir Atı, Şair Çalışıyor. Binbir hevesle çıkarılan şiir dergilerinden birkaçı. Ne yazık ki bu dergiler de uzun soluklu olamamıştır.

Günümüzde şiir dergileri, bütün sorunlara karşın yayımını sürdürüyor: Yasakmeyve, Merdiven Şiir, Dize, Şiiri özlüyorum…

Yusufçuk, yayımlandığı süreçte Türk şiirinin nabzının attığı bir dergi olmuştur. Dergide usta şairlerle gençleri yan yana okuma olanağı bulur şiir severler. Şiirin gündemini yakından takip eden bir dergi kimliğiyle 4 sayfalı küçümencik Yusufçuk, şiir dergiciliğimizden bir kutup yıldızı gibi akıp geçmiştir. Sonraki yıllarda onun bıraktığı boşluğu nice çabalara karşın başka şiir dergilerinin dolduramadığını görüyoruz.

Ali Püsküllüoğlu ve Yusufçuk bir bakıma “şiir okulu” olmuştur.

Alıntı : alimustafa.blogcu.com/ali-puskulluoglu-ve-siir-dergisi-yusufcuk-ali-mustafa/4054422

Sosyal Medyada Paylaş:

Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

Bir cevap yazın

error: Content is protected !!