ŞİİR OKULU

Aşık Edebiyatı

Sosyal Medyada Paylaş:
Âşık edebiyatının kaynağı, İslamiyetin kabulünden önceki Sözlü Edebiyattır. 15.yy.dan sonra gelişerek günümüze kadar ulaşmıştır.
Şiirini,aşk,doğa,kahramanlık gibi konularda, sazıyla birlikte söyleyen şairlere İslâmdan önce ozan, baksı, kamoyun denilirken, İslâmın kabulünden sonra âşık ya da saz şairi denmiştir.
Bu âşıkların oluşturduğu edebiyata da âşık tarzı Türk edebiyatı denir.
Âşık edebiyatı şiirden ibarettir. Bu şiir din dışı bir şiirdir; âşık da denilen şairlerin kopuz, bağlama, cura tambura eşliğinde söyledikleri sözlü-besteli edebiyat türüdür.
Usta-çırak ilişkisiyle yetiştirilen aşıkların çoğu okuma yazma bilmeyen ancak saz çalma ve şiir söyleme yeteneği olan kişilerdir. Âşıklar,saz şairliğini usta âşıkların yanında öğrenir,sonra onlardan mahlâs alarak diyar diyar gezmeye,ellerinde saz şiirler söylemeye başlarlar.
Gelişme alanları arasında kahvehaneler,asker ocakları,kervansaraylar,bozahaneler,tekkeler,konaklar vardır.
Âşık,bilgi,duygu ve becerisini yaptığı atışmalarda gösterir.Aşık şiiri diğer halk edebiyatı ürünleri gibi sözlü edebiyat ürünüdür. 15.yy.dan itibaren yazıya geçirilmeye başlanmıştır. İlk olarak okuma yazma bilen kişilerce derlenerekcönk adı verilen defterlere yazılmıştır âşık şiirleri. Böylece şiirlerin zamanla unutulup kaybolması engellenmiştir.Aşıklık geleneği Anadolu coğrafyasında bugün de canlı olarak yaşatılmaktadır.
Âşık Edebiyatı Özellikleri:
1)Aşık veya ozan denilen kişilerin,saz eşliğinde söyledikleri şiirlerden oluşur.
2)Genelde sözlü olmasına rağmen şairler,şiirlerini cönk dedikleri defterlerde toplamışlardır.
3)Şairler,sazlarını omuzlarına alarak köy köy, kasaba kasaba, şehir şehir dolaşmışlardır.
4)Şiirlerde anlatım içten,canlı ve yalındır.
5)Şairler,halkın içinden çıktığından halk dilini kullanmışlardır.Bu sade dil 18.ve 19.yüzyıllarda bazı şairler tarafından Divan Edebiyatının etkisinde kalmasıyla eski arılığını kaybetmiştir.
6)Nazım birimi dörtlüktür.
7) Koşma,semai,destan,varsağı gibi nazım şekilleri kullanılmıştır. 
8) Hece ölçüsünün 7li, 8li ve 11li kalıplarına ağırlık verilmiştir. 
9) Aşk, tabiat, gurbet, ayrılık, ölüm, özlem, kıskançlık, yiğitlik, toplumun sorunları, insan davranışları, bunlarla ilgili eleştiriler konu olarak işlenmiştir. 
10) Şiirlerin son dörtlüğünde şairin adı veya mahlası geçer. 
11) Göz kafiyesi anlayışı yerine, kulak kafiyesine ağırlık verilmiştir. Yani kafiye için aynı sesin kullanılmasına gerek yoktur. Buna göre p/b , ç/ş, t/d, l/ n gibi seslerle de kafiye yapılmıştır. 
12) Genellikle yarım ve cinaslı kafiye kullanılmıştır. 
13) Benzetme (teşbih) ve kişileştirme (teşhis) dışında edebi sanatlara fazla yer verilmemiştir
14) Bazı ürünlerde yöresel özellikler görülür. 
15) Şiirler genellikle hazırlık olmaksızın irticalen yani içe doğduğu gibi söylenir. 
16) Divan Edebiyatında görülün kalıplaşmış benzetmelermazmun Halk Edebiyatında da vardır. Buna göre sevgili anlatılırken yeşil başlı ördek, inci diş, elma yanak, badem göz, kiraz dudak, keman kaş, sırma saç, selvi boy gibi benzetmeler kullanılmıştır. 
17) Divan Edebiyatı daha çok düşünceye önem verdiği için soyut bir edebiyattır. Halk Edebiyatında ise şair gördüğünü, yaşadığını anlatır. Bu nedenle Aşık Edebiyatı, somut bir edebiyattır. Ayrıca Divan Edebiyatında sevgilinin tipi çizilir, adı söylenmez. Halk Edebiyatında ise sevgilinin adı (Elif, Ayşe…) vardır. 
18) Şiirler, işlenen konulara göre koçaklama, güzelleme, taşlama, ağıt gibi adlar alır. 
19) Aşık Edebiyatı hayali olaylardan çok, gerçekçiliğin ön plana çıktığı bir edebiyattır. 
Âşık Edebiyatının yüzyıllara göre en önemli temsilcileri şunlardır:
16. yüzyıl: Köroğlu, Kul Mehmet, Aşık Garip, Aşık Kerem
17.yüzyıl: Karacaoğlan, Kayıkçı Kul Mustafa, Aşık Ömer, Kuloğlu, Ercişli Emrah
18.yüzyıl: Gevheri
19.yüzyıl: Dertli, Dadaloğlu,Erzurumlu Emrah, Bayburtlu Zihni, Seyrani, Ruhsati
20.yüzyıl: Âşık Veysel, Âşık Ali İzzet, Âşık Murat Çobanoğlu, Âşık Reyhanî, Âşık Şeref Taşlıova.
NOT: 19. yüzyıl halk şairlerinden Dadaloğlu, Divan şiirinden etkilenmemiş, böylece aynı yüzyıldaki halk şairlerinden ayrı yol izlemiştir.
Aşık Edebiyatı Nazım Şekilleri Koşma Âşık Edebiyatının en sevilen ve en yaygın olarak kullanılan şiir biçimidir. Koşmalar genellikle lirik konularda söylenir.
 
Dörder mısralık bölümlerden oluşur. Dörtlük sayısı genelde üç ile beş arasında değişir. Altı dörtlükten oluşan koşmalar da vardır. 11li hece ölçüsüyle (6+5 ya da 4+4+3 duraklı olarak) yazılır/söylenir. 4+3 ve 4+4 kalıbıyla söylenmiş koşmalar da vardır.
Sözlü Türk Edebiyatındaki koşuk nazım şeklinin devamı niteliğindedir. Koşmalarda değişik kafiye örgüleri kullanılır. En yaygın kafiye örgüsü: abab cccb dddb cccb … veya; aaab cccb dddb… veya; xaxa bbbc ccca ddda… şeklindedir. Son dörtlükte şairin adı veya mahlası geçer. Koşmalar konu yönünden Divan Edebiyatındaki Gazel ve şarkıya benzer. Türk Edebiyatının tanınmış koşma şairleri Karacoğlan, Bayburtlu Zihni, Aşık Ömer ve Erzurumlu Emrahtır.
Genellikle saz eşliğinde, ezgiyle söylenen koşmalar, ezginin niteliğine göre Acemi koşması, Ankara koşması, topal koşma, kesik kerem gibi türlere ayrılır.
Aşk ve doğa konularının yanı sıra, ayrılık, özlem, yalnızlık, gurbet, sıla, ölüm gibi temaları işler.
Koşmalar konularına göre dört çeşittir: 
  1. a) Güzelleme: İnsan, hayvan ve tabiat güzelliklerinin anlatıldığı koşmalara denir. En ünlü şairi Karacaoğlan (17. yy) dır.
    b) Koçaklama: Yiğitçe bir anlatımla söylenen, kahramanlık ve savaş konulu koşmalardır. Bu türün en başarılı sanatçıları Köroğlu (16. yy) ve Dadaloğlu (19.yy)’dur.
    c) Taşlama: Toplumun ve insanların eksik yönlerinin ele alınarak, bunların eleştirildiği koşmalardır. Aynı konunun işlendiği şiirler Divan Edebiyatında hiciv, Batı edebiyatında satir, çağdaş edebiyatta yergi olarak adlandırılır. Bu türün ünlü ozanı Seyrani (19. yy)’dir.
    d) Ağıt: Ölüm ve doğal afetler üzerine özel bir ezgiyle söylenen koşmalardır. Ölüm konulu şiirlere Sözlü Türk Edebiyatında Sagu, Divan Edebiyatında Mersiye adı verilir.
    Koşma Halk edebiyatımızda doğa,aşk,ölüm,ayrılık,yiğitlik,toplumsal olaylar gibi konuların işlendiği en sık kullanılan şiir türüdür. Dörder dizelik bendlerden oluşur. Bend sayısı genellikle 3,5 arasındadır. Hece ölçüsünün 6+5 veya 4+4+3 duraklı 11li kalıbıyla yazılır. Şair koşmanın son bendinde ismini ya da mahlasını söyler. Koşmalar dile getirilen duygular ve söylenişlerine göre koçaklama, güzelleme, taşlama, ağıt gibi isimler alır. Karşılıklı konuşma şeklinde yani”dedim””dedi”diye başlayan dizelerle de söylenebilir.Bu tür koşmalara “mürâcaa” ismi verilir.Bütün kafiyeleri cinaslı olan koşmalara “tecnis” denir.
    Ezgi ile söylenen koşmaların 7’li ve 8’li biçimlerine de rastlanır. Konusu lirik duygulardır.Aşk,üzüntü,acı,hasret sitem,doğa ile ilgili konular koşmanın başlıca içerikleridir. Koşmanın güzelliği anlatan türüne güzelleme, kahramanlığı anlatan türüne koçaklama, toplumsal yergi ve eleştiriyi içeren türüne taşlama, ölen bir kişinin arkasından duyulan üzüntüyü dile getiren türüne ağıt denir.
Koşmanın Özellikleri
  1. Dörtlük sayısı genelde 3 ile 5 arasında değişir.
    2.Türk Halk edebiyatının en çok sevilen,en çok kullanılan nazım şeklidir.Dörtlüklerle söylenir.
    3. Koşmalarda fenellikle 11li hece ölçüsü kullanılır.4+4+3=11 ya da 6+5=11.
    Genelde yarım kafiye kullanılır.
    4. Koşmada genellikle; doğal güzellikler,sevgi,aşk,özlem,kahramanlık,eleştiri,acı, yakınma,hayata ait görüşlerkonuolabilir.
    5. Uyak düzeninde; ilk dörtlük;aaab,abab,aaba veyaabcb şeklinde,diğer dörtlüklercccb,dddbşeklindedir.
    6. Genelde şiirin içinde özellikle de son dörtlükte şairin mahlası bulunur.
    7. Koşma halka hitap ettiği için dili sade,anlatımı yalın ve içtendir.
    8. Koşmalar işlenen konulara göre çeşitli isimler alır.Bunlar aynı zamanda âşık edebiyatı nazım türleridir.
Koşma Örneği
Vara vara vardım ol kara taşa,
Hasret ettin beni kavim kardaşa,
Sebep ne gözden akan kanlı yaşa,
Bir ayrılık,bir yoksulluk,bir ölüm
Nice sultanları tahttan indirdi
Nicesinin gül benzini soldurdu
Nicelerin gelmez yola gönderdi
Bir ayrılık,bir yoksulluk,bir ölüm
Karacoğlan der ki kondum göçülmez
Acıdır ecel şerbeti içilmez
Üç derdim var birbirinden seçilmez
Bir ayrılık,bir yoksulluk,bir ölüm          (Karacaoğlan)
ÖRNEK KOŞMA: Karacaoğlan 
Yiğidin eyisini nerden bileyim 
Yüzü güleç, kendi yaman olmalı 
Kasavet serine çöktüğü zaman 
Gönlünün gâmını alan olmalı
Benim sözüm yiğit olan yiğide 
Yiğit olan muntazırdır öğüde 
Ben yiğit isterim fırka dağında 
Yiğidin başında duman olmalı 
Yiğit olan yiğit kurt gibi bakar
Düşmanı görünce ayağa kalkar 
Kapar mızrağını meydana çıkar 
Yiğidin ardında duran olmalı 
Sâfi güzel olan, şol bazı kötü 
Yiğidin densizi ey olmaz zati 
Gayet durgun ister silahı atı 
Yiğit el çekmeyip viran olmalı 
Karacoğlan der ki çile çekilmez 
Hozan tarlalara sümbül ekilmez 
Sak yabancı ile başa çıkılmaz 
İçinden sıdk ile yanan olmalı 
ÖRNEK MÜRÂCAA KOŞMA: Kul Nesimi 
UYKUDAN UYANMIŞ ŞAHİN BAKIŞLIM
Uykudan uyanmış şahin bakışlım
Dedim sarhoş musun söyledi yok yok
Ak ellerin elvan elvan kınalım
Dedim bayram mıdır söyledi yok yok
Dedim ne gülersin dedi nazımdır
Dedim kaşın mıdır dedi gözümdür
Dedim ay mı doğdu dedi yüzümdür
Dedim ver öpeyim söyledi yok yok
Dedim aydınlık var dedi aynımda
Dedim günahım çok dedi boynumda
Dedim meh-tab nedir dedi koynumda
Dedim ki göreyim söyledi yok yok
Dedim vatanın mı dedi ilimdir
Dedim bülbül müdür dedi dilimdir
Dedim Nesimi Şah dedi kulumdur
Dedim satar mısın söyledi yok yok
ÖRNEK TECNİS KOŞMA
Derd-i dilim arttı yârimin derdim 
Seksende doksanda yüzde seyr eyle 
Gonca güllerini yârimin derdim 
Gerdanda dudakta yüzde seyr eyle 
Sel gelince yıkılırmış yar dedim 
Al hançeri vur sineye yâr dedim 
Yeter cevr ü cefa etme yâr dedim 
Cism ü bedenimi yüz de seyr eyle 
Çeşmîyâ bin gazel yazdım dîvâne 
El bağladım yâre durdum dîvâne 
Dedi var yıkıl git behey dîvâne 
Aşkın deryasında yüz de seyr eyle (Çeşmi)
Koşmalar ezgilerine göre ve yapılarına göre olmak üzere ikiye ayrılır. 
a-Ezgilerine göre koşmalar: Özel bir zegiyle okunurlar ve hece sayısı dikkate alınmaz.Ankara koşması,Acem koşması,Kerem,kesik Kerem,Gevherî, Sümmâni koşması gibi. 
b-Yapılarına göre koşmalar: Koşmalar yapılarına göre 7ye ayrılır. 
1-Düz koşma: Âşık edebiyatında en sık kullanılar tür. Adi koşma olarak da adlandırılır. 
2-Yedekli koşma: İki şekli vardır.İlki koşma-mani halidir.Koşma bendlerinin arasına aynı kafiyede bir bayati bendi ya da 7 heceli bend girer.İkincisi yedekli 5li koşma diye adlandırılır.8li hece ölçüsüyle yazılır.İlk bend 5,ikinci ve yedek sayılan bend 4 dizelidir. 
ÖRNEK KOŞMA-MANİ: Zülalî 
KOŞMA-MANİ
Hâb-ı nazda yatar iken uyandım 
Bir bâde verdiler nûş edip kandım 
İçtim bâdeyi kandım 
Ab-ı hayattır sandım 
Ben bir ateşe yandım 
Aşkın atına bindim 
Yeri göğü dolandım 
Bu yerde de avlandım 
Seni buldum bir çobana efendim
Kudret kanadımı çalsam el kınar
Uyanmıştım hâb-ı nazdan havf ilen 
Kırklar dolu verdi tabla raf ilen 
Dolu tabla raf ilen 
Divan durdum saf ilen 
Öğüt almam laf ilen 
Erenler taraf ilen 
Yedi deryaları kûh-ı Kaf ilen 
Gavazsam kaynağa dalsam el kınar
Siftah yalvarırım Gani Subhana 
Sonradan dönerim bir aç aslana 
Dönerem aç aslana 
Saldırıram cihana 
Kâh o yana bu yana 
Diyeceksin daha ne 
Nece ki bir serçe geçer şahana 
Kırsam kanadını yolsam el kınar 
Zülâlî çağırır ben bir nökerim 
Heyya gibi dilden zeher tökerim 
Zeher meher tökerim 
Aşk kılıcın çekerim 
Tunçtan beden sökerim 
Ey benim bal şekerim 
Hiç deme Mevlâ kerim 
Haçan ki meydanda pençe çekerim 
Her âşık sazını alsam el kınar 
3-Musammat koşma: Divan edebiyatındaki musammat gazele benzer.İç kafiyeli koşmalardır.Her dizenin birinci ve ikinci kısımları kafiyelidir.6+5 duraklı kalıpla yazılır. 
ÖRNEK MUSAMMAT KOŞMA: Miratî 
KOŞMA (musammat)
Ey cemâli parlak kadi toparlak 
Lebleri bal kaymak sükker misin sen 
Boynuma lâle tak hele bir yol bak 
Bu kadar yalvarmak ister misin sen 
Lebler kırmızı lal kaşları hilâl
Gözler âhû misâl bulunmaz emsâl 
Bilmem bu ne hayâl bilmem bu ne hâl 
Bu ne parlak cemâl ülker misin sen 
Mirâtî hem-vâre yanıktır yâre 
Yüreğimde yâre oldu bin pâre 
Gönül başka yere düşmez ne çâre 
Bir başka nigâre benzer misin sen 
4-Ayaklı koşma: İlk bendin dize sonlarına,diğer bendlerin ise sadece son dizelerine ziyade eklenerek oluşturulur.Ziyadeler 5 hecelidir.Genellikle musammat koşma şeklinde yazıldıklarından musammat ayaklı koşma da denir. 
ÖRNEK AYAKLI KOŞMA: Gedâyî 
KOŞMA (ayaklı)
Ey benim cânânım can içre canım 
Şûh nev-civânım olma bî-vefa rahm eyle bana 
Ben sana kurbanım gel kes gerdanım 
Dök yerlere kanım tek ol aşina olma bî-vefa
Nar-ı aşkın serde düştüm yek derde 
Şeklin perilerde yoktur kişverde 
Ellerin hançerde zerrin kemerde 
Her gördüğün yerde gel bakma kıya can sana feda 
Sevdim sen dil-beri hûblar serveri 
Gördüm şeklin peri oldum müşteri 
Çeksen de hançeri kessen bu seri 
Gayri şimden geri sen şah ben Gedû kul oldum sana 
5-Zincirleme koşma: Bendlerinin dördüncü dizesinin kafiyesi bir sonraki bendin ilk dizesinin başında tekrarlanan koşmalardır.Genellikle destanlarda kullanılır.
ÖRNEK ZİNCİRLEME KOŞMA: Zülalî 
KOŞMA (zincirleme)
O ki yaratıldık turab-ı Tûrdan 
Perverdigâr Hak Subhanı biliriz 
Turabın aslını yarattın nurdan 
Nurdan evvel bir mekânı biliriz 
Mekanda var iken nice bin şeher 
Anı ziynet kıldı murg-u meher 
Günde yetmiş kere eyledi teher 
Ekl ettiği rızk u nânı biliriz 
Rısk-u nâne visâl eyledi Hûdan 
Yoktan var edildi o zaman Âdem 
Cinandan cihana bassan da kadem 
Anı nisbet dü cihanı biliriz 
Du cihanda yer gök çarh u felekler 
Hesaba muntazır suda semekler 
Arş-ı Alâ Mühtehada melekler 
Ne zikirde kelâm kânı biliriz 
Kelâm kânı zikir ederler gayet 
Yalan değil günü bugün bir hayat 
Altı bin altı yüz altmış âyât 
Emr-i haktan biz Furkanı biliriz 
Furkanda nice âyet yerince 
Nice sinek nice murg u karınca 
Mağrip meşrik kûh-ı Kafa varınca 
Hükmeyleyen Süleyman biliriz 
Zülâlî şevketten ummaz hiç bacı 
İzhar eder günahkara ilacı 
Başına örterler mürüvvet tacı 
Fahr-î âlem şah sultanı biliriz 
6-Zincirleme ayaklı koşma: Zincirleme koşmalara ziyadeler eklenerek yazılır.
7-Koşma şarkı:Her bendinin dördüncü dizelere aynı olan kavuştaklı koşmalardır.
KONULARINA GÖRE KOŞMALAR Koşmalar konularına göre dört çeşittir: 
a)GüzellemeÂşık edebiyatında insan ve doğa güzelliklerini işleyen koşmalar.Genellikle aşık olunan kadın,kız,gelin,dağ ağaç,hayvan,çiçek gibi unsurlar işlenir.
ÖRNEK GÜZELLEME: Ruhsatî
 
NASIL VASFEDEYİM GÜZELİM SENİ
Nasıl vasfedeyim güzelim seni
Rumeli Bosnayı değer gözlerin
Dünyaya gelmemiş eşin akranın
İzmiri Konyayı değer gözlerin
Kimsede görmedim sendeki nazı
Tunus Tırablus Mısır Hicazı
Karsı Kağızmanı Acem Şirazı
Giridi Yanyayı değer gözlerin
Yüzünde görünür Yusuf nişanı
Yüzünü görenler çeker efganı
Büsbütün Gürcistan Erzurum Vanı
Belh-i Buhaçayı değer gözlerin
Ruhsatîm eyledim senin de mehdin
Al yanaktan bir buse ver himmetin
Yüzbin saraf gelse bilmez kıymetin
Âhirî dünyaya değer gözlerin
b)KoçaklamaKonusu savaş,yiğitlik,kahramanlık olan halk edebiyatı şiirleri.Çoşkun ve yüksek tempolu söyleyişleri vardır.Halk edebiyatımızda bu türün en güzel örneklerini Köroğlu ile Dadaloğlu vermiştir.
ÖRNEK KOÇAKLAMA: Köroğlu 
BENDEN SELAM OLSUN BOLU BEYİNE
Benden selam olsun Bolu Beyine 
Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır
Ok gıcırtısından kalkan sesinden
Dağlar seda verip seslenmelidir
Düşman geldi tabur tabur dizildi
Alnımıza kara yazı yazıldı
Tüfek icad oldu mertlik bozuldu 
Eğri kılıç kında paslanmalıdır
Köroğlu düşer mi yine şanından
Ayırır çoğunu er meydanından
Kırat köpüğünden düşman kanından 
Çevrem dolup şalvar ıslanmalıdır
c)Taşlama
Bir kimseyi yermek veya toplunun bozuk yönlerini iğneleyici bir dille eleştirmek için yazılan şiir.Halk edebiyatı nazım türüdür. 
ÖRNEK TAŞLAMA: Ruhsatî 
TAŞLAMA
Bir vakte erdi ki bizim günümüz
Yiğit belli değil mert belli değil
Herkes yarasına derman arıyor
Devâ belli değil dert belli değil
Fark eyledik ahir vaktin yettiğin
Merhamet çekilip göğe gittiğin
Gücü yeten soyar gücü yettiğin
Papak belli değil Kürt belli değil
Adalet kalmadı hep zulüm doldu
Geçti şu baharın gülleri soldu
Dünyanın gidişi acayip oldu
Koyun belli değil kurt belli değil
Başım ayık değil kederden yastan
Ah ettikçe duman çıkıyor baştan
Harâba yüz tuttu bezm-i gül-istan
Yayla belli değil yurt belli değil
Çark bozulmuş dünya ıslah olmuyor
Ehl-i fukaranın yüzü gülmüyor
Aşık Ruhsatî dediğini bilmiyor
Yazı belli değil hat belli değil
d)Ağıt
Doğal afetler,ölüm,hastalık vb.çaresizlikler karşısında korku,heyecan,üzüntü,isyan gibi duyguları ifade eden ezgili ürünlerdir.Ağıt söyleme işine ağıt yakma,ağıt söyleyenlere iseağıtçı denilmektedir.
ÖRNEK AĞIT: Celali 
AĞIT
Yurt yuva kıldığın tenli mereği
Düzüp koşmak idin tepir eleği
Şu kavdan yaptığın tecir tereği
Divan-ı Bâriye yadigâr götür
Elinde ördüğün çöpür ağını
Kâhan eylediğin kelem bağını
Şu kabal biçtiğin sap orağını
Al ulu Tanrıya bergüzar götür
Yetim gömleğini diken iğneyi
Her gün yal verdiğin topal ineği
Ayran topladığın şu ak küleği
Mahşer yığnağına sakla, sar götür
Üç kot arpa, beş kot çavdar ekerdik
Kesmik ekmeğine hasret çekerdik
Namertlere ağı merde şekerdik
Sözünü tekrar et iftihar götür
İle kısmet balsa bize pay taştı
Yokluktan derdimiz deryalar aştı
Açlıkla uğraşmak hayli savaştı
Çektiğin mihnetten ah ü zâr götür
Yetim kalmış idin emzik tavında
Gamınla kardeştin gençlik çağında
Bir gül yeşertmedi vuslat bağında
Gönül yaraların hep berat götür
De ki Kadir Mevlâm bize ilişme
Dünyada sızıyan çıbanı deşme
Celâli Babadan sorma,söyleşme
Bu dertli çobandan bir selam götür
Semai
Semai,”işitilerek öğrenilen şiir” demektir.
Âşık edebiyatının kimi yönlerden koşmaya benzeyen bir nazım biçimidir.
Semainin başlıca özellikleri şunlardır:
8’li hece ölçüsüyle söylenir. Koşma gibi 3-6 dörtlükten oluşur. Halk şiirinde aruzla söylenmiş semailer varsa da bunlar Divan şiirine özenen kimi ozanlar tarafından söylenmiştir.
Uyak düzeni koşmaya benzer.Koşmada işlenen temalar ve konularsemaide de işlenir.Söyleyenleri bellidir.
Semainin de güzelleme, koçaklama,taşlama…gibi türleri vardır.
Genellikle aşk ve doğa konusu işlenir. Kafiye düzeni ve dörtlük sayısı bakımından Koşmaya benzer; fakat semailerde 8li hece ölçüsü kullanılır. Ayrıca semailerin kendine özgü bir de ezgisi vardır. Karacoğlanın semaileri ünlüdür.
ÖRNEK SEMAİ:Karacaoğlan
ELİF
İncecikten bir kar yağar
Tozar Elif Elif diye
Deli gönül abdal olmuş
Gezer Elif Elif diye
Elifin uğru nakışlı
Yavru balaban bakışlı
Yayla çiçeği kokuşlu
Kokar Elif Elif diye
Elif kaşlarını çatar
Gamzesi bağrıma batar
Ak elleri kalem tutar
Yazar Elif Elif diye
Evlerinin önü çardak
Elifin elinde bardak
Sanki yeşil başlı ördek
Yüzer Elif Elif diye
Karacoğlan eğmelerin
Gönül sevmez değmelerin
İliklenmiş düğmelerin
Çözer Elif Elif diye
Varsağı Güneydoğu Anadolu’da yaşayan Varsak boyu ozanlarınca söylenen şiirlere varsağı denilmiştir.
Çok yaygın olmayan bir nazım biçimidir,ölçüsü ve uyak düzeni semai gibidir.(8’li ölçü, abab / cccb / dddb…) özel bir ezgisi vardır.
Genellikle 3-5 dörtlükten oluşur. Dörtlük sayısı daha fazla da olabilir. Koşma ve semaide işlenen konu ve temalar varsağıda da işlenir. Müziğinde ve sözlerinde meydan okuyan,babacan,erkekçe,yiğitçe bir hava duyulur. Bu da dörtlüklerin içindeki bre,hey, behey,gibi ünlemlerle sağlanır. Hayattan ve talihten şikayet üzerinde sık sık durulur. Bu türün en güzel örneklerini Karacaoğlan vermiştir.
ÖRNEK VARSAĞI: Karacaoğlan 
VARSAĞI
Bre ağalar bre beyler 
Ölmeden bir dem sürelim 
Gözümüze kara toprak 
Dolmadan bir dem sürelim 
Amen hey Allahım aman 
Ne aman bilir ne zaman 
Üstümüzde çayır çemen
Bitmeden bir dem sürelim 
Bana felek derler felek 
Ne aman bilir ne dilek 
Âhir ömrümüze helâk 
Etmeden bir dem sürelim
Karacaoğlan der cânân 
Güzelim sözüme inan 
Bu ayrılık bize heman 
Ermeden bir dem sürelim 
Destan
Âşık edebiyatındaki destanı, ulusların başından geçen kahramanlık olaylarını anlatan destan(epope)ile karıştırmamalıdır. Âşık edebiyatındaki destanlar,toplumu yakından ilgilendiren savaş,ayaklanma,eşkıyalık,kıtlık,deprem,yangın gibi olaylar;toplumsal yergiler;cimrilik,dalkavukluk,mirasyedilik…gibi gülünç hayat olayları üzerinde durur.
Destanların diğer özellikleri şunlardır: 
-Duygusal öğelere hemen hiç yer verilmez. 
-11’li ya da 8’li hece kalıbıyla söylenir.Dörtlüklerle oluşur.
-Uyak düzeni koşmaya benzer.Konusu ve uzunluğu bakımından koşmadan ayrılır.
-Halk şiirinin en uzun nazım biçimidir.Kimi destanlarda dörtlük sayısı yüzden fazladır.Dörtlük sayısı konunun özelliğine bağlıdır. 
-Kendine özgü bir ezgisi vardır
-Destanın son dörtlüğünde şair mahlasını söyler.
-Konuları bakımından destanları savaş,yangın,deprem,salgın hastalık,ünlü kişilerin yaşamları,mizahi….gibi gruplandırabiliriz.
-Seyranî ve Âşık Ömer bu alanda ünlüdür.Kayıkçı Kul Mustafanın Genç Osman Destanı en ünlüsüdür.
Aruz Ölçüsüyle Yazılan Halk Şiiri Nazım Biçimleri
Halk şiirinde aruz ölçüsüyle düzenlenmiş şiirler de vardır. Bunlar Divan edebiyatının Halk edebiyatına etkisiyle oluşmuştur. Halk edebiyatında özel bir adla anılan ve aruzla oluşturulan bu yoldaki nazım biçimleri şunlardır:
-Divan (Divani)
-Selis
-Semai (Hece ile yazılanların yanında aruzla yazılan semailer de vardır.)
-Kalenderi
-Satranç
-Vezn-i âhar
Divan (Divanî)
Aruz ölçeğinin “Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün” kalıbıyla düzenlenir. Ayaklı(yedekli)divan biçimi de vardır;divanın gazel biçiminde düzenlenmiş olanlarında her dizenin altına Fâilatün Fâilün parçasının eklenmesiyle oluşur.
Mehmet Fuat Köprülü,divanların hece ölçüsünün 8+8 kalıbına uyduğunu bildirmektedir. Divanlar ya gazel ya da murabba,muhammes,müseddes biçimlerinde olur. Musammat divanlarda vardır.
Dörtlüklerden oluşan divanların kafiye şeması şöyledir: aaba- ccca- ççça
Bu şema, ilk dörtlüğün uyak durumuna göre değişebilir
Aaaa-bbba-ççça
Abab-cccb-çççb
Aaab-cccb-çççb
Divanın bir de ayaklı divan ya da yedekli divan adı verilen çeşidi var.
Selis
Halk edebiyatında aruz ölçüsü kullanılarak yazılan şiirlerdir. Genellikle 19.uncu yüzyıl aşıkları tarafından kullanılan selisin en fazla yazılan tipi gazeldir.Hece ölçüsünün on beşli kalıbına da uyan selislerin en belirgin özellikleri farklı bir ezgiye sahip olmalıdır.
Selis, aruzun ” fe’ilâtün(fâilâtün) fe’ilâtün fe’ilâtün fe’ilün” kalıbıyla yazılan gazellere denir. Murabba, muhammes,müseddes biçimiyle yazılmış selisler de vardır. Uyak düzeni,divan,semai ve kalenderi de olduğu gibidir.
Semai
Aruz ölçüsünün “Mefâîlün Mefâîlün Mefâîlün Mefâîlün” kalıbıyla yazılır. Bunun da ayaklı(yedekli) biçimi vardır;semainin gazel biçimi ile düzenlenmiş olanlarında, her dizenin altına Mefâîlün Mefâîlün ya da Mefâîlün Feûlün parçasının eklenmesiyle oluşur.
Gazel,murabba,muhammes,müseddes biçiminde yazılırlar.Uyak düzenleri,divan ve seliste olduğu gibidir. Semailer,hece ölçüsünün 8+8 kalıbına da uyarlar.
Semailer üç türlüdürler:
1.Gazel,murabba,muhammes,müseddes,biçiminde olanlar 
2. Musammat semai:Aruzun aynı kalıbında olan,fakat her beyiti dört parçadan meydana gelen semailerdir.
3.Ayaklı(yedekli) semai
Kalenderî
Halk şairleri tarafından aruzun mefûlü mefâîlü mefâîlü feûlün kalıbıyla gazel, murabba,muhammes,müseddes biçiminde söylenen şiire denir. Özel bir ezgiyle okunur. Ezgisi bakımından düz kalenderî, Acem kalenderisi, Emrah kalenderisi gibi çeşitlere ayrılır. Kafiye düzeni divan ve semaî ile aynıdır. Bu tür şiirler 3+4+3+4 veya 7+7 şeklinde ondört heeceli iken, sonradan yerine aruz vezninin geçtiğini ileri sürenler vardır.
ÖRNEK KALENDERÎ: Tokatlı Nurî 
KALENDERİ
İçtin mi a cânım yine mestâne durursun 
Gamzen gibi âşıklara bîgâne durursun 
Kimden söz işittin ki celâ hakkına dâir 
Böyle güzelim hâtırı vîrâne durursun
Geç şâhım otur başımın üstünde yerin var 
El bağlı efendim kime divâne durursun 
Bir çift idiniz vuslat-ı devlette geçen gün 
Nettin eşini ey peri bir dâne durursun
Sen al ile başımdan alıp aklımı şimdi 
Ey rind-i felek-meşreb edibane durursun 
Öldürmek ise Nûri kulun kasdına böyle 
Çek hançeri öldür a paşam ne durursun 
Satranç
Aruz ölçeğinin “Müfteilün Müfteilün Müfteilün Müfteilün” kalıbıyla ve musammatgazel biçimiyle düzenlenir. 
Satranç,musammat beyitlerinden oluştuğu için her dize iki eşit parçaya bölünür ve iç uyak bulunur.İç uyaklarına göre uyak şeması şöyledir:abab-cccb- çççb
Satranç hece ölçüsünün 8+8 kalıbına da uyar.
Vezn-i âher
Aruz ölçüsünün “Müstef’ilâtün Müstef’ilâtün Müstef’ilâtün Müstef’ilâtün” kalıbıyla düzenlenir.
Vezni aherde her dize,ilkle uyaklı,dört esit parçaya bölünmüştür.Bir bentteki dizelerin her parçası ayrı harfle gösterilirse,bendin şeması şöyle olur:
Abcç
Bcçd
Cçde
Çdef
Birkaç bentten oluşan bir vezn-i aherin uyaklarının genel şeması, divan,selis,semai ve kalenderinin aynıdır.Üçlüklerden kurulu vezn-i aherin genel uyak şeması ise şöyledir: Aab- ccb-ççb
Alıntı yapılan link
Sosyal Medyada Paylaş:

Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

Bir cevap yazın