Aşk ve Hüzün

Aşk ve Hüzün

17 Temmuz 2012 2 Yazar: Yasemin YILMAZ
Sosyal Medyada Paylaş:

Seni nasıl anlatayım sevgili şehrim?
Adına mavi aşk desem hüzün düğümlenir balçık kokulu balıklarla beslenen martının yüreğine.
Yeşil desem kırılır solgun laleler, is pas kokusu bulaştı sinene.
Seni kırmak istemem ama…
Hatıraların da yas tutuyor, bu son neslinde.
Oysa hatıradır her karış toprağın…
Oysa giz gibi saklanmalıdır özgürlüğe açılan geçitlerin.
Namus gibi…
Bayrak gibi…
Nesilden nesle genç kız çeyizi gibi kalmalıdır hürriyetin.
Ve ben sana böylesi aşıkken sevgili şehrim.
Ve hatıralarının önünde bu kadar eğilmişken.
Bir yük gibi binmesin omzuma esaretin…
Biliyorum dünden bugüne bir esaret tablosu durur en gerçek haliyle Ah! Ayasofya…
Ayasofyam hala kederin derin.
Alınlar yere değmiyor öpülmüyor seccadelerin.
Kederim derin.
İstanbul canım şehrim.
Sen bu kadar gizlerken sızılarını.
Söyle nasıl gülsün benim gözlerim.
Bir emanet gibi bakarken sana.
Öylesine bir gülle saplanır ki karanlığına,
Bağrın acı dolu, ardından bağlı ellerin.


Titriyordum mum alevinin gölgesi vursa tenine
Seni benden alırlar mı mavi gözlü sevgilim?


Kendini bilmezin elinde solar lalezar yüreğin.
Gözyaşlarımla yıkayacağım gecelerini.
Karanlığına saklı kalanı boğacak kederim.
Petrol koksan da.
Oyunlara gebe olsan da.
Bir günde dört mevsim yaşatsan da.
İstanbul kızının sesi yankılansa da  kız kulesinin derinliğinde…
İstanbul havası çarpsa da, kesende nefesimi.
Sen benim en sevgili şehrimsin.
Sende doğmadım ama sende doydum.
Şimdi sensin benim Anadolum.
Kollarınla tüm dünyayı kucakladın.
Kapılarını açtın sevgi yurduna.
Bulutlar bereketi senle taşıdı Anadolu’ya.
Sen ki Doğu ve Batı eşiği.
Sen ki şah damarı…

Sosyal Medyada Paylaş: