ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

Atatürk’e Şiir Okuyan Servet Kutad’ın Unutamadığı Anısı

Sosyal Medyada Paylaş:

Milletlerin tarihlerinde önemli dönüm noktaları, satır başları vardır. İşte bu dönüm noktaları ve satır başları, o dönemlere tanıklık etmiş kişilerin anıları ve anlatımları ile anlam kazanır, daha iyi kavranır. Kurtuluş Savaşı, yeni Türkiye Devleti’nin kurulması ve Cumhuriyet’in ilanının hiç şüphesiz en büyük tanığı, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, arkadaşları ve onunla birlikte bu mücadeleye girmiş bulunan insanlardır. O dönemle ilgili bilgileri tarih kitaplarından ya da arşivlerden öğrenmek mümkün. Ancak o bilgilere ışık tutacak hatta zenginlik katacak olan anıları ise, Ulu Önder Atatürk ve arkadaşları ile görüşme, tanışma ve hatta kısa bir süre de olsa birlikte olma fırsatı bulan büyüklerimizden öğreniyoruz. İşte bunlardan birisi de bugün 84 yaşında olan ve İstanbul’da yaşayan Servet Kutad. Servet Hanım, 4 Şubat 1934 tarihinde, trenle Kayseri’nin İncesu ilçesine gelen Reis-i Cumhur (Cumhurbaşkanı) Mustafa Kemal Atatürk’ün karşısında şiir okuyan 8 yaşındaki küçük kız. Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa, 13 Ekim 1924 tarihinde Kayseri’yi ziyaretlerinde, Niğde, İncesu, Kırşehir ve Mucur heyetlerinin davetlerini kabul eder ve bir fırsatını bulup mutlaka buraları da ziyaret edeceğini söyler. Aradan yaklaşık 10 yıl geçer ve Ulu Önder Atatürk, 4 Şubat 1934 tarihinde trenle Kayseri’den Niğde’ye geçerken, İncesu’ya da uğrar. Bundan sonrasını, İstanbul Levent’teki evinde, A.A muhabirine, ”Bana öyle güzel bir şey hatırlatıyorsunuz ki, tekrardan o yaşa gidiyorum, yani 8 yaşına. O heyecanı hala yaşıyorum” diyen Servet hanımdan aktaralım: ”Ben o zamanlar, İncesu’daki Karamustafapaşa İlkokulu’nun 2’nci sınıfında okuyordum. Bir gün evvelinden İncesu’da bir heyecan, bir sevinç. (Atatürk istasyondan geçecek) diye haber verdiler. Babam Yüzbaşı Adil Odak, orada Askerlik Şubesi Başkanıydı. Ve de dehşetli milliyetçi bir askerdi. Hatta Atatürk’ün askeri okullarda okuduğu devrelerde okul arkadaşı bir insan olarak bütün heyecanıyla bana bir gece içinde kendi karaladığı, yazdığı şiiri belletip Atatürk’ün önüne çıkardı. Tabii istasyonda bütün kasaba halkı toplandı. Kadını, erkeği, çoluğu, çocuğu… Ve tren sesini bekliyoruz heyecanla. O heyecan ki ben küçücük olduğum halde yerimde duramıyordum. Zaten hareketli bir çocuktum, yerimde duramıyordum. Derken (Geliyor, geliyor) dediler ve tren geldi bütün haşmetiyle istasyonda durdu. Bir baktık Atatürk trenden indi. Yanında eşi Latife hanım, etrafında da bir sürü kişiler ve tabii kasaba halkı var. Atatürk’ün arkadaşı Afet Hanım pencereden bakıyordu. Beni Atatürk’ün önüne ittiler. Atatürk’ün karışıyla 3-4 karış vardı herhalde aramızdaki mesafe. Ben gözlerinin içine bakarak Atatürk şiirini okumaya başladım:

 ”Hoş geldiniz Gazi Paşa

Sevgilimiz binler yaşa

İncesu’ya geldiniz bize sevinç verdiniz

Gazi’dir Türk’ün göz bebeği

Vardır Haktan bir dileği

O da şudur Gazi Paşa binler yaşa

Siz gidiniz güle güle

Biz oluruz vatana köle”

dedim. Atatürk gözlerimin içine baktı. Sert bakışı vardı, ama çok güzel bakıştı o. Hala unutamıyorum. Atatürk’e hiçbir şeyi tutma demişler, mikrop geçmesin diye. Ama o elleriyle yanaklarımı okşadı şöyle iki avucuyla, (Allah, seni vatana, millete hayırlı evlat etsin) dedi.”

Kutad, Atatürk’ün, halka hitaben kısa bir konuşma yapmasının ardından bindiği trenin gardan çıktıktan kısa bir süre sonra durduğunu belirterek, şunları anlattı: ”Daha sonradan Atatürk’ün Umum Katibi (Özel Kalem Müdürü Ruşen Eşref) olduğunu öğrendiğim bir kişi geldi. Atatürk demiş ki, ‘Hemen o küçük çocuğun adını ve şiirini alın gelin’. Ruşen Eşref de babama geliyor, babam da hemen orada şiiri yazdırıyor. Ruşen Eşref, şiiri ve benim adımı alıp gitti. Daha sonra, Ruşen Eşref imzalı bir teşekkür mektubu aldık. Mektupta, ‘Kızım, Reis-i Cumhur hazretlerinin İncesu İstasyonunu şereflendirdikleri vakit, huzurunda okuduğunuz manzumeyi ve mektubunuzu aldım. Güzel ve temiz ruhunuzun bir ifadesi olan bu manzumeyi bir defa daha zevkle okudum. Mektepte derslerinize çalışıp ilerleyerek ve yükselerek hem ananıza babanıza faydalı olmanızı hem de milletimize, yurdumuza hayırlı hizmetler görmenizi candan dilerim’ diyordu. Bu hatıra, 80’i geçtim ama hala duruyor ve unutmadığım yegane şeylerden biridir. Seneler sonra, bir 10 Kasım günü, Atatürk’e söylenen şiirler diye bir sürü şiirler okunmaya başlandı televizyonda. Bir baktım benimki de okunuyor. (Hoş geldin gazi paşa, sevgilimiz binler yaşa) diye söylüyorlar. Ben de şaşırdım kaldım tabii, çok mutlu oldum. Herhalde Atatürk’e söylenen şiirleri bir yerde toplamışlar ve benim şiirim de onların arasındaydı.”

Babası Yüzbaşı Adil Odak’ın, Kafkasyalı Gabartaylardan olduğunu, babasının amcasının, Osmanlı devrinde Şam’da Mareşal payesinde bir general olduğunu kaydeden Servet hanım, babasını, amcasının Şam’da okuttuğunu ifade ederek, ”Ondan sonra babam Harbiye’ye, asker okuluna geliyor. Oradan bir Türk subayı olarak çıkıyor. Ve o sırada Atatürk’ün devreleri, birkaç sınıf üstüymüş. Oradan da tanışıyorlar tabii” dedi. Servet Kutad, Ulu Önder Atatürk’ün, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra İzmir’e geldiği sırada, Atatürk’ü karşılayan subaylar arasında babasının da bulunduğunu belirterek, şöyle devam etti: ”Atatürk, ellerini sıkıyormuş o subayların. Babama gelince durmuş ve bakmış, okuldan tanıdığı için. Fakat babama okuldan tanıdığını belli etmemiş. Babam da aynı şekilde, onu okuldan tanıdığını belli etmemiş. Sonra babam Şam’daki komutana yaver olarak gönderilmiş. Atatürk’le orada da karşılaşmışlar. Atatürk babamla burada bir süre konuşmuş, birbirlerine yardımcı olmuşlar.”(ANADOLU AJANSI)

Yazının alıntı yapıldığı Link

Sosyal Medyada Paylaş:

Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

Bir cevap yazın

error: Content is protected !!