• ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    Unutma Provaları / son

    – Eylül öncesi sarı isyanla dökülürken yeni öfkelerim yaprak yaprak gözlerimden vuruluyordu dilim vefası eksik sözlerinden – Sensiz dinleyemediğim şarkılarım var bir de yüzüne bakamadığım şiirlerim… Sessiz şairlerin feryatları tırmalıyordu bir gece yine gözlerimi tuz-buz dökülüyordu kelimeler dudağımdan açtığım bir şişe şarabın bir de ellerimde kuruyan güllerin kırmızısı esir alırken tabularımı paramparça gecelerin toplanmayan umutlarında u/mutluluğu unutmuşken üzgün gözlere düşen damlalarda aradım teselliyi hiç sabah olmadı ve hiç aydınlanmadı gece benim usumda -ne çok ne çok uzun bilsen bizim bu diyarda kış mevsimi dolayısı ile fecr koyu/zifiri – şek şüphe haberini ulaştıran telgraf tellerinden cümleleri bölünen aşkın sol makamında tutuşurken ayrılık yanından kurudu ağacımın dalları dileklerinden çekildi suyu kuyularımın sabrımı…

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    Unutma Provaları II

    …ben seni abartmıyordum doğruyu sadece doğruyu söyleyeceğime yemin etmiştim -hatırlıyorum- doğmayan bir güneşin beklentisi yüzümde yerini asırlık çizgilere bırakırken dönmeyen trenlerimin garları kalabalıktı yine her gece yeniden kayan ölü yıldızlar toplanırken bîçare ellerimde dışarda günah edebiyatı z/alimlerine hesap soruyordu zaman ani depresyonlarının yağmurlarına fırtına ekleye ekleye… tutulmayan tövbeleri can çekişiyordu kabul olmayan dualar yüzlerine kapandıkça küskün aminlerinde lâl bir lehçe bakıyordu aşkların yüzsüzlüğüne ağustos öncesi yine tutulmamış sözlerin sahibeleri yeni senaryolar yazarken duvaksız sevgilerine bense seni unutmayı unuttuğum salise girdabımda yine kendimi misafir ediyordum gizli kuyumda sinemde yaktığın ocağa, ayın şavkında tek tek hatıraları atıyordum sönmesin diye bir daha dilimde ismin, aklımda gözlerin, gecenin ortasında yüreğimde yüreğin, ellerimde cismin ile…

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    Unutma Provaları

    Ne çok ne çok seviyor yanaklarım gözyaşlarımı… Yavru bir kuşun ilk uçuş denemesini yaptığı gibi acemice daldığım istanbul sokaklarında ayaklarımın altından kaçışıyordu kaldırımlar ay lambaları ışıtıyordu zifiri karanlıkta bohçama doldurduğum karanlık hayallerim çoban yıldızına, avare ateş böceğine hayran kaldıkça aydınlanıyordu gözlerimde biriken gecekaralarında söz yanığı imgeler dolduruyordu ağız boşluğumu sökülüyor bir bir dudaklarıma vurulan mühürler aşkı gibi bülbülün nazlı güle sevdaya seğiriyordu gözlerim vuslat dargını yollarda

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    Hüznün Haziran Yankısı

    “Yağmıştır bu âlemde çoğunun bahtına kar, Rüya bu, kimine mâh, kimine zühre çıkar! ” ümitlerin çiçeği gönlün bahçesinde yeşerir o gönül ki insanı güle çevirir der de bir fidan bile dikemez ki dönsün kurak düşleri cennete. sırtını iskeledeki fukaralar uğrağı küçük kahveye yaslayan ahvâlin dalar yüreği sessizce haykırır benliğinde hapsolmuş sözleri haziran serinliğinde huma kuşlarının gözlerine;   “kaç sırrım, kaç gizlim var demiyorum sakladığım kaç hüznüm var insanlarla paylaşmadığım..”  

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    Sevda Karası

    İmkan/sızındım sadece çıkamadığın dört hüzün yürek duvarına astığın şimalsiz resimdim belki de.   …..ucu yanmış mektuplarım şahidimdir ki çok sevmiştim seni ! Sensizliğinde s/üzülürken ben geceye parmağıma taktığın yüzük, yüreğime bıraktığın ateşle nişanlanırken biz çoktan nikahına oturmuştuk ayrılığın, kıymıştık geleceğe. Saçlarımı taramak huzur veriyordu biliyorum sana sevdamın bayrağı dedigin o dalgalarında t/arıyorum şimdi seni. Bahanelerle yaşlandırmaya lüzum yok bırak baharında yumsun gözlerini sevdam.. Bırak en güzel çağında gençliğinde gömeyim kalbimin sığ köşesine ki, aklımda nefretle ihtiyarlamış sevgin kalmasın.. Alnıma sürdüğün sevdanın karası kurşuna çevirmiş olacak ki duygularımı ayaklarım taşıyamaz oldu bu yüreği. kıyasıya mecalsizim..  

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    susMA Zamanı

    Zamansız kopmuşsa kızılca kıyamet yüreklerde bakışlar yıkıyorsa küçük dağları yerinde sıkılmışsa var gücüyle sabrın yumrukları bin ah işitiliyorsa sessizliklerde “boynu bükük asil susuşlar” ondandır. Sönmüşse biçare gözlerin nuru körelmişse sevgi mateminde umutlar yanmışsa hasret mumu beklenen vuslata kanamışsa yaşlar gözpınarında “mecalsizce yalpalayıp gezmeler” ondandır. Diyar diyar savrulmuşsa gönüller beyhude uğurda ay ışıgı kararmışsa gece yar’in koy’unda

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    Nar-ı Yalnızlık

    Beni anneme sorun yalnız kalmaktan korkan bir çocuktum… ” ben ne zaman yalnız kaldım bilmiyorum “ ne zaman kendime baksam çığlığımı gömdüğüm çukurlarıma takılıyor ayaklarım sessizliğe bıraktığım nidalar yakarken boğazını istanbul’un bölünüyor en afillisinden yedi tepede yetmiş bin yerinden mantığım gül kokuyor yalnızlık satırlarımda mısralarımda mesafe vuruyor sözler b/aşka b/akıyor gözlerim o an ruhuma dolan loş volkanlarla şevvâlin hüznü karışıyor gözlerime

error: Content is protected !!