• ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    Bu nasl veda

    Seni sevmek zordu Ne senle ne de sensiz oluyor Oyle bir ikna edici intihar bicimidir; Simdi seninle göz goze gelmek Ey sevgili yar Sen gittin gözlerin durum mu onlar da gitsinler Sen aklım ve kalbim arasında kalan en güzel caresizligimsin…

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    Güzel Armağan

    Çatlamaya yüz tutmuş sabır taşım, Gitrikçe daha da ağırlaşıyor başım, Sıkılan gözlerimde görülen darağacım, Ölümdür belki de tek ihtiyacım. Tüm hastalıklar silinir bedenden, Bütün acılar sökülür tenden, Ne dert de keder kalmaz geriye, Ölüm ki ne kutlu bir hediye. Ağır geliyor artık yaşam macerası, Gittikçe azalıyor ölümle yaşam arası, Yaşam belki de doğanın yüz karası, Hak bile etmiyor tuttuğunuz yası.

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    Aşkın Her Hali

    sen ki sevgilim aşkın her halisin. kusurlarınla bile şu devrim gibi olan adam sensin. sen benim içinsin,sen benim içimsin. sen bu hayattaki güzelliklerin vücut bulmuş halisin. sen hayattaki en güzel iyikilerimsin. karşıma çıkmış en iyi mucizemsin. sen benim ailem, sen benim evimsin. sen aşkın vücut bulmuş halisin.

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    BEYOGLU’NDA (3)

      BEYOĞLU’NDA  (3)   Bir eller cepte senfonisindeyim; Terk edilişin çıplaklığında, Dağınıklığın korkusu yayılır Kaldırımlara. Tramvaylara ray olur Hayallerim. Tünel’e uzanır Taksim’e geri dönerim.   Akşamın karanlığı çökerken Beyoğlu’na, Anlamadığım havalar Gelip ortada dururlar. Yalnızlık, Anılarımıza laf atar. Çaresizliğin kirli dişlerine inat, Çarmıhlara gerilir duygularım. İster istemez Loş sokaklara sığınırım.   Hicaz Faslı, Kanunun tellerinden yayılırken İstiklal Caddesi’ne, Gizemli bir tebessüm yanıp söner Sinsice. Aldanışlar, tekmil vefasızlıklar, Tüm güzellikleri Bir çırpıda boğarlar   Terk edip giderken geceler, Yerlerini sabahlara Nice Yalancı aşklar başlar, Yürekler kavrulur Vefasız  sevgilinin  avuçlarında.     Yaşam; Sızıp kalsa köşe başlarında, Umutlar Dar sokaklarda kaybolsa, Geceleri Azrail tur atıyor olsa da Buralarda; Yarınlara doğru gün ışığı;…

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    BEYOGLU ADINDAKİ MABED

      Zaman acımasızca kendini asmıştır, Gölgesi uzanır merdivenlerine. Nice aşklar yaşanıp, Külleri hatıra kaldı İstiklal Caddesinde. ***   Söylenecek bir şey yok. Pera-Palas’da sükun buldu Yorgun seneler. Tünel’de hala bekleniyor O vefasız sevgililer. ***   Akşamın Kasvetli bulutları çöküyor, Anıların üzerine birer birer. Odakule, Latin Kilisesi, Ayakta zor duruyor, üzülmekteler. ***   Sadece Haçopulos Pasajı bilir; Orada Rum Kızını nasıl sıkıştırdığımı. Dayanılır gibi değildi etli dudakları. Bugün tanımamazlıktan gelip geçsem de Mazimizin tokadı, kızartır suratımı. ***   Tam ortasında kalmışımdır, Galatasaray Meydanı’nda. Balık Pazarı’ndaki kokular, Çiçek Pasajı’nın kusmuklarına karışır. Hayallerin aksidir, orada sızıp kalır. ***   İnci Pastanesi; Deri derin süzer beni, anlayamam. Her köşe başında yorgun yaşamlar, Susmaz hayat…

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    BEYOGLU’NDA

        Beyoğlu; Duyguların akvaryumu. Bense, Zamanın İstiridye kabuklarından geçen Lepistes. Hey be canım sevda rüzgârı, Bir nefes, bir heves Günışığı gibi Nerelerden olursa olsun Delicesine es.   Emsalsiz mevsimlerin yolu Beyoğlu: Yaşantımızın vazgeçilmez huyu…  

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    BEYOGLU’NDA (10)

      BEYOGLU’NDA (10)       İstiklal Caddesi’nde Karşılıklı iki sokak. Birbirlerini anlayıp Yaşadıkları muhakkak. Hangi sokağın Başında dursam, Hışımla üzerime gelir Anılar. Duygularım Kaçacak Yer bulamazlar.     Bu iki sokak; Sıkıştırırlar beni. Biri, Gençlik çılgınlıklarımı Çok iyi bilir. Diğeri Zamana karşı yarışımın Hakemidir.     İstiklal Caddesi’nin Dürtmesiyle uyanırım. Mazi; Testere dişli Bir canavar mı, Yoksa Sığınacak Son liman mı. Haykıramam. Yine Eller cepte, Çaresizlik  sırtımda, Kaybolup giderim Beyoğlu’nda…                                (2004 tarihli 2.Şiir Kitabımdan)      

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    BEYOGLU’NDA (9)

      BEYOGLU’NDA (9)   Taksim’de başladı Birdenbire, Gençlik aşkımı görünce Maziden gelen fırtınalar. Nasıl dayanır Bu yürek, duygular. Sarmaşık gülleri olurduk Fransız  Konsolosluğu’nun önünde. Bir külah dondurma yetmezdi İkimize.   Lale Sineması senin, Fitaş Sineması benimdi. Mutluluk; Hep İnci  Pastanesi’nde Yüzümüze gülerdi. Buz gibi limonataları, İstiklal Caddesi’nin ortasında Yudumlardık. Uzaktan göz kırpardı Çiçek Pasajı; Ona da aşinaydık.   Kaç kez ayrılıp, Barıştığımıza şahittir, Galatasaray Lisesi. Oradadır Hala duruyor Mazimizin külleri. Girmeyi hiç istemezdin, Haçopulos Pasajı’na. Biliyordun ya Eskiden Bir rum kızı sevmiştim Orada.     Maziden gelen Fırtınalar; Beni Tünel’e savurdular. Ne acıdır, Fırtınadan sonra Yoktur beklenti. Hemen peşinden gelir Aşk yenilgisi.   Dönsem mi Taksim’e geri. Gençlik Aşkım Bekliyordur…

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    BEYOGLU’NDA (8)

      BEYOGLU’NDA  (8)   Elimde, Bir ‘Ara Güler’ fotoğrafı: Üzerinde ‘yıl 1960   Beyoğlu’nda Kış’ Yazılı. Yüreğimin derinliklerinde Gizli, Duygularımda kıpırdanış, Beynimde Fokurdamaya  başlayan Anılarda haykırış.     Kaldırıp Atıyorlar beni; Galatasaray  Lisesi’nin önüne. Hangi zamanda kayboldu, O güzelim mevsim. Hani Nerede, Beni Piton yılanı gibi saran Çilli sevdiğim.   Köşe başlarında, Sızıp kalanlar, Benim Eski sarhoşlarım değil. Venüs çekiciliği ile Gezinen nataşalar, Benim Eski güzellerim hiç değil. ,Beyefendi büyüklerimiz, Ağabeylerimiz, ablalarımız, Zamanın altında Küllenip kalmışız.   Şimdi Kulakları küpeli gençler, Yudumluyorken seni, Anlıyorum Boyunların bükük, Hayata küsmüşsün Besbelli. İstiklal Caddesi, Sana karşı çaresizim. Gözlerim Ağlamaklı, Kaçamaklı.   Elimde Bir ‘Ara Güler’ fotoğrafı. Üzerinde ‘yıl 1960  Beyoğlu’nda Kış’ yazılı… (22.5.2003…

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    BEYOGLU’NDA (7)

      BEYOGLU’NDA  (7)   Beyoğlu’nda, Dar bir sokak; Satılır köşe başında Nazar boncuğu, takılar. Anlamadığım duygular, Bırakırlar beni burada.   Dalarım O dar sokaktan içeri. Cumbaların, Arkasına gizlenmiş Buraların Eski güzelliği.   Çiftleşen kedilerin hırıltısını, Aniden keser Yerlerde sürünen Travestinin çığlığı. Bir uğultudur başlar. Yorgun zaman ve ihtiraslar, Alkol kokusuna karışırlar.   Bir lokma ekmek için Çırpınan yaşlı teyzede, Biliyorum Pek çok hatıralar saklıdır, Derin yüz çizgilerinde.   Hırsımı Tekmelediğim Boş bira kutusundan alırım. Sokağın öbür ucundan Hızla geçer Rus güzeli, Bakakalırım.    Çaresizce Geri dönerim. Soyunurum O dar sokaktan. Atarım kendimi, İstiklal Caddesi’ne. Ardıma bakmam bile.   Biraz alıngan Biraz meyhoş, Biraz da biteviye, Karışır giderim Beyoğlu’nun insan seline…   …

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    BEYOGLU’NDA (6)

      BEYOGLU’NDA  (6)   Beyoğlu’nun güzelleri, Aşkın yalancı yüzleri. Turaladıkça İstiklal Caddesini Yakarlar nice yürekleri.   Beyoğlu’nun güzelleri, Estikçe bahar yelleri Nazlanıp dururlar Sanırsınız yaz gülleri.   Beyoğlu’nun güzelleri, Yıllanmış şarap gibi Ne yapsalar yeri. Peşlerinden sürükleyip götürürler Ahh.. ah,  bu ömür dediklerini…     (Merhum ve de unutamayacağımız Bestekâr Mustafa MALAY tarafından, Rast Makamında Bestelendi)      

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    BEYOGLU’NDA (5)

      BEYOĞLU’NDA (5) Anılar, Rakkase mükemmelliğinde Dans ediyorlarken İstiklal Caddesi’nde, Yaşamın yorgun nefesi Unutturamaz bana, Tramvay’daki zenci güzelini. Delikanlılık cevheri Köşe başlarındadır Hayat kadınlarının bitmez ekmeği. Yükseliyorken Ağa Camii’nden ezan sesi; Yine de tutamaz Şehevi arzularımı. Peşinden koşturup gider Moldovya’lı dilber. Duygular Çiçek Pasajı’nda sıkışıp kalır. Bir öğürtüdür Kulakları patlatır. Çaresizliğin kusmukları Raylara yayılır. Polislerle dalaşır 3-5 travesti. Akşamın Alacakaranlığına karışır, Siren sesleri. Umutlar Saklanacak sokak ararken, Odakule Yüksekten seyreder hepsini. Tünel; Çoktan kaybetmiştir eski etiketini. Zaman silindiri, acımasızdır yaşama. Geceleri Yıkık yaşamlar geziniyorken Buralarda, Gündüzleri, Yepyeni yürekler atmaya başlar Beyoğlu’nda…                                       …

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    BEYOGLU’NDA (4)

      BEYOĞLU’NDA  (4)   Gitarın tellerinden yayılırken Gizemli duyguların melodileri; Pera Cafe’nin Önünden geçer Anılar Treni. Sırtlarım Umutlar Tramvayını, Uzanırız Tünel’e. Eski Aşklar, Taşınıp gitmişler. Zamansızlığın Doruğundadır bu yerler. Umarım Hala beni bekliyor, Haçopulos Pasajı’nda Unuttuğum dilber.   Bırakmaz İstiklal Caddesi; Hamur gibi yoğurur Kurtaramam kendimi. Her bir parke taşı Hatırlatır, Yalancı aşkları. Çaresiz Gönderirim Tramvayı Taksim’e. Dizlerimin bağı çözülür, Sahipsiz kalmıştır duygular, Çöreklenirler yüreğime. Bir nefes alıp-veririm, Bir daha. Sararmış Buket çiçektir; Kaybolmuş saatler ellerimde…     (2004 tarihli 2.Şiir Kitabımdan)            

  • ŞİİR OKULU

    Edebi Akımlar, Kısa ve Öz Anlatım

    KLASİSM 17.yy ortalarında Fransa’da çıkar Akla ve sağduyuya değer verir İnsandaki tabiata, insanların iç dünyasına saygı gösterir Konuları eski Yunan ve Latin edebiyatıdır Kahramanları seçkin kişilerdir Sıradan insanlara eserlerinde yer vermez Önemli olan konunun işleniş biçimidir Dil, üslup kusursuzdur Dil ise açık, yalın ve soylu Sanat için sanat görüşünü savunur Sanatçı eserde kendini gizler Tiyatroda üç birlik kuralına uyulur ( olay, zaman, mekân ) Bu akımın en önemli temsilcileri: Moliere, Corneille, Racine, La Fontaine, La Bruyere, Daniel Defoe, Boileau, Malherbe, Madam De La Fayette, Fenelon, Bousset Türk edebiyatında Şinasi ve Ahmet Vefik Paşa’dır Şinasi  La Fontaine Ahmet Vefik Paşa Moliere den yaptığı çeviri ile Türklere Klasismi tanıtmıştır ******* HÜMANİZM İnsana…

error: Content is protected !!