• ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    Üz’günüm..(K’ayıplarımıza)

      Şiir değil acıyı ekliyorum sevgili site’m! Şiir değil gencecik bedenlerin uğurlanışı yeryüzü denilen cehennemden.. Kor öfkemin yaslı harflerini diziyorum kurşuna. Tükürüyorum lanet olası zebanilerin yüzüne. Dinmiyor öfkem!! Ki detaylarına inince ne kadar da çirkin dünya ve oysa detaylara inilince nasıl da güzeldi dünya.. Üz’günüm Allahım!!! … Z. Nâr …………..

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    Sirayet Öyküleri..

    Bir azılı pranga sabır, şükrü bozulmayan nidâdır hayıflanmalar. … Afili yorgunluktan çıktım az önce soğuk savaşlara ılık çay taşıyan anne ellerim lügatını dünlere bağışlayan bir anı sessizliği ile affediyorum kendimi geçecek herşey diyorum dolan miyadın son damlasında bitecek elbet acıları ömrün biliyorum anlamak olmayacak bahtımda ötelenecek beklentilerim. Susulmuş isy’anların harfleşmiş hâliyim kurulmuş düzenin oyun-bozan çocuğu tutulmayan tüm sözler k’üflendi aklımda düştüğüm de kalkacak mecal yok kalktığımda tutunacak dal şansın kör yanı, gecenin karanlığıyım içimde sönmüş yıldızlar – aldırmayın. Külümseyerek b’akılan anılar koğuşu silinmiş kaderlerin izi alnımdan yansıyan bir of çekince yıkılmıyor dağlar öyle hemen evet ağlarsa birtek anam ağlar gerisi beyhude ç’ağlar ötesi boyumdan büyük ağıtlar -falan- Bu dünya böyle…

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    İç dökülmeleri..

    Susmayı tercih edenlerin ve kırıldığını es geçenlerin ve beklerken özleyenlerin ve özlerken bekleyenlerin ekleyenlerin içindeki korlara sabrın nârını ve küsenlerin sessizce incitmeden incinmişliklerine rağmen öyle zarifce yananların ve kül olup bir kaç satıra âşkı sevdayı ve hayatı ve hayatın diğer adı cehennemi ve yine üzmemek için üzülenleri şu t’arafa alalım ve hesap günü gelsin kurulsun nizâm dökülsün eteklerdeki ve kâlplerdeki taşlar ve kırıklar Allah adaleti diriltti kimsede emanet kalmayacak âh’lar bilinsin. Bir de her okuduklarını öylesine şiir sayanlar kimi kâlp mâhşer kurarken yorgun ritminde kimi kalemin düzdüğünü yalanları kimi keyfinden ödüllendirirken kahyasını kiminin intihâr ettiğini bir kader uçurumunda bir boşluk sonrası bir şiirin dibine düşüp içindeki bir hayalin enkâzına gömüldüğünü…

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    17 Ağustos’un 17’inci yâd’dönümü ve Tarihimiz…

    17 Ağustos’un 17’inci yâd’dönümü ve Tarihimiz… “Ellerimi dokunduğum her yerde Çığlık çığlığa kıvranıyor hayat Ve ölen arkadaşların giysilerini Bir kere daha dürüp koyuyor analar Çamaşır sandıklarına Gözyaşları da çiçek açar.” … Gözyaşları Da Çiçek Açar – Abdülkadir Bulut (ölümü:8 Ağustos 1985) …Sesimi duyan var mı cümlesi öyle bir yer etmişti ki o zamanlarda huzura aç belleklerimizde birkaç saniyede yok olan hayatların bir kara film şeridi gibi kaderleri ile yaptıkları ve yapmadıkları ile tabir-i caizse bir toz bulutuna binip gitmelerinin üstünden tam 17 sene geçti tam tamına 17 acılı yılı her ağustosun ikinci haftasında daha da yoğun yaşıyoruz o vahim gecenin artçı depremlerini yüreklerimizde. Evet 17 Ağustos 1999 kara bir anı…

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    Vatanımıza Huzur Ver Allahım..

    Bir daha yaşanmaması umudu ile… Üzgünüz milletçe.. “Polisimizle askerimizi birbirine düşürme Allahım!” Âmin. Darbede bilinçsiz/habersizce “tatbikat var” adı altında kandırılan askerlere de oldu olan! TSK adını lekeleyen sahteleri kınıyorum. Ki gerçek bir Türk askeri durum ne olursa olsun kendi vatandaşına ateş açmaz! Mantık eksikliği ta baştan belli. Ve elbette burda da suçsuz olanlar var onun da farkında herkes.  Yüzlerce şehit, binlerce yaralı var o masumların günahı ne! Bu durum da siyasetten uzak tarafsız haklı ve doğru düşünülmeli! Bir hükümetin yönetimi beğenilmiyorsa çözüm bu şekilde bir darbe değil çözüm milleti bilgilendirerek ikna ederek doğru yol gösterilip oy sandıklarında darbe olabilirdi OYLAR ile! Ki şu durumda milletimiz Parti anlayışını bir yana koyup…

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    Haziranın edebiyat dökümü..

      Okuyun, okumak unutmamaktır ve alzheimer hastalığının panzehiridir ruhlara.. Ciddiye alınmayacak kadar hafiftir hayat ağırlık yapan insanlardır.. Öyle öğrendim öyle işledi bu benliğime zira kimleri yolcu etmedik ki Necip Fâzıl’ın aralık bıraktığı kapıdan tarihe, geçmişe. Bazen bir şiir okursun ve kederinle kâlbinin yahut kaderinin tam da ortasından vurulursun.. Bu hep böyledir bende ve belki de çoğumuz da. Şiir okumayı üstâdlar öğretti bize, her bir dizelerinde bin anlamı bir cümleye sığdırdıklarını anladığımız anda öğrendik biz şiir okumayı ve yaşamayı şiirin hüznünde. Yıllardır boşa mı sarardı defterler not ettiğimiz ve aklımızdan geçen cümlelerin iziyle, elbette değil, elbette hepimizin kâlbini altüst eden bir üstâd şiiri saklıdır beyninin şiir köşesinde. Konum haziran sevgili günlük,…

  • ÜNLÜ ŞAİRLERDEN ŞİİRLER

    Aralık Kapı-Necip Fazıl Kısakürek

    Tarihin aralık kapısından hangi değerlerimizi uğurlamadık ki, elbette ölüm bizim için “her canlı ölümü tadacaktır” ayetini hatırlayın. Lakin nadir de olsa uğurladıklarımızı anmak hatırlamak bizlerin vefa borcu diye düşünüyorum. -Mayıs ayında kaybettiğimiz şairler arasında üstad Necip Fazıl Kısakürek de var.. Şâirliğe annesinin arzusuyla başlayan bir yegane şâir. Bir anne eseri olan değerli üstadı saygı ve duâ ile anarak başlayayım birkaç iç sesimi yazmaya… …Aralık Kapı “Bu dünya bir kuyu, havasız çömlek, daralıyorum! Kelime, mânayı boğan bir gömlek, paralıyorum! ALLAH ismi varken lügat ne demek, aralıyorum! Kapımı, buyursun, diye o melek, karalıyorum!.. ” Necip Fazıl Kısakürek* Kaç kez okuduğumu hatırlamıyorum -sayısı belirsiz- sayfalarca anlatılan bir konunun bir dörtlükte aklıma yatışı idi…

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    Yetim bir Mayıs Güncesi..

    Yapraklarına yağmur düşmüş mayıs papatyaları gibi duruyorsun karşımda anne üşüyen ellerime sıcak, bitmişliğime can olarak.. Bir gece yarısı bir sabah öncesi yine kederliyim yine saçmalayacağım kelimeleri içimdeki hüzünle yine abartacağım seni özlemeyi lütfen kızma...

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    Geçmeyen günlerin akşamından..

    Tıklım tıklım yalnızım, iğne atsan yere düşmüyor demiş rahmetli Didem Madak.. Kendi ile başbaşa olmanın diğer tarifi bu olsa gerek, ah nisan, yılın en uzun ay’ı senmişsin de bundan haberim yokmuş.. Geçmez bazen saniyeler bile, zaman olduğu yere çakılır kalır misali.

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    Som gün’âhlar..

    Elmanın çiçeği, ayvanın tomurcuğu unutulup kurutulmuştu itina ile gövdemizdeki filizler ki değildi önemli gün ağarmasın, güneş doğmasındı açmasın çiçekler, kuşlar ötmesin pencerede vakit geçsindi durmadan. Kınına kinli kılıç misali nefretler ağırlıyordu içimiz

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    Şaştık, yanıldık ve büyüdük …

    " Meğer çocukluk etmişiz büyüyerek " [ Turgut Uyar ] Çocukluktan öte kocaman bir hata... Pembo sakızı patlatırken ya da patlatayım derken ağzından yanlışlıkla düşürüp o sakızın yere düşene kadar ki zamanda onunla birlikte havada uçuşup sonra uygun bir köşeye zeminlenmek... Sonra sakızın sana " ha ha - bak nasıl kurtuldum senden" der gibi bakışı ve sen ona baktıkça içinin erimesi, mum gibi... Yani insanın tek derdinin sakız olduğu zamanlar... - o zamanları(mı) özledim - Bu da nerden çıktı Allahım!

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    Anonim Suskunluklar..

    Kar vakti geçti şimdi de bahar havası dedim kendime, içimde feryât ve figânsı bir hâl, elimde kahvem ile.. Bazen diyorum abartıyor muyum neden bu kadar durgun geçiyor bende hayat, neden saatler canıma batar gibi tik-tak sesler çıkarıyor neden özlemin deryası anneme ve sevdiklerime ulaşamadan boğuyor beni..

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    Anonim Suskunluklar..

    Kar vakti geçti şimdi de bahar havası dedim kendime, içimde feryât ve figânsı bir hâl, elimde kahvem ile.. Bazen diyorum abartıyor muyum neden bu kadar durgun geçiyor bende hayat, neden saatler canıma batar gibi tik-tak sesler çıkarıyor neden özlemin deryası anneme ve sevdiklerime ulaşamadan boğuyor beni.. Hâyr’ola diye mırıldandım duâ ve şükür eşliğinde oturduğum, o çok sevdiğim penceremin önünde önce. Klasik bir avuntu sözü ile dönüp kendime dedim ki ’hayat devam ediyor mu’ ? Hangi acımı nereye koydum bilmiyorum, hangi hüznü hangi rafa kaldıramadım.. Tuhaf bir ruh güncesi bu olsa gerek, etik bir acı, anonim suskunluklar ve ağlama hissi. Aslında en çok kasım etkiler beni, ardından aralığın ilk haftası ama…

  • ÜYE : AHVAL D. BEYAZ,  ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    Tarihdeki Ocak

    Bir kış günü ve saat 15 civarı olmasına rağmen hava olduğundan daha da kapalı yağmur mu yoksa kar mı olduğu belli olmayan taneler camıma tıklattıkça gözüm rüzgârda savrulan ve balkonumuzun hemen dibinde sanki dört mevsim beni bırakmamaya karar veren ama artık soğuklardan hayli bitkin düşen kırmızı bahçe güllerimize takılmıştı. Televizyon açmak istemiyordum ama aklımda serpilen kelimlere de anlam veremiyordum. Vakit ilerlemiyordu sanki.. Takvim yaprağına ilişti gözlerim duvardaki ve okumaya başladım, tarihte bugün ne vardı? “Zaman en değerli hazine” yazıyordu.. Zaman evet ömrü kibarca bitiren sinsi bir kelime.. Tarihi koymuştum aklıma ocakta neler olmuştu okumalıydım ve başladım araştırmaya. işte tarihte ocak ayı: **1 Ocak 1926 – Türkiye, gece yarısından itibaren uluslararası…

error: Content is protected !!