ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

Ben büyüyünce yazar olacağım!

Sosyal Medyada Paylaş:

Yahya Kemal, hayatı boyunca şiir kitabı yayımlamamıştır. Sağlığında şiirlerini Yeni Mecmua, Şair, Dergâh gibi çeşitli dergilerde yayımladı. Kendisinin şiirin biçimi, bitmişliği konusunda çok hassas olduğu biliniyor. “Ve siyah serviler altında kalan kabrinde” mısraının olmamışlığına inandığı için “Rintlerin Ölümü” şiirini 30 yıl yayımlamadığı rivayet edilir. Yıllar sonra dizedeki “siyah” sözcüğünü “serin” yaparak yayımlar. Çünkü şiirde geçen “siyah” sözcüğü o dönemde “siyâh” biçiminde şapkalı olarak yazılmaktadır; ama şair, sözcüğü öyle yazdığında ölçü bozulmaktadır. Şimdi bırakalım okurları, şair olarak adı geçen çoğu kişinin de anlayamayacağı bir hassasiyet! Peşinden gelen Ahmet Hamdi Tanpınar, hayranı olduğu hocası Yahya Kemal’in bu hassasiyetinden etkilenir, ayrıca zaten onun tedrisatından geçmiştir. Her bir şiiri ile yıllarca uğraşır. Bütün amacı büyük bir şair olmaktır. Fakat ölümünden 1 yıl önceye kadar yayımlamaz şiir kitabı. Geçtiğimiz aylarda yayımlanan Günlükler’inden öğrendiğimize göre üstat bütün o romanları, makaleleri biraz da para kazanmak için yazmış. Bu alanlarda kalem sivriltmiş biraz da. Asıl gizli ve büyük amacı şairlikmiş. Orhan Veli’nin “Bense daima üzüntüsünü çektim / Onları iş olsun diye yazdığımı bilmenin. …” demesine benzer bir durum var. Sonuçta Ahmet Hamdi ölmeden bir yıl önce de olsa bir kitap çıkarmış ama “büyük şair” olmamıştır. Edebiyatımız için büyüktür ama şiirleriyle değil. Yahya Kemal’in durumu daha enteresan. Hayatınız boyunca kitap çıkarmıyorsunuz ama dönemizde “üstat” kabul ediliyorsunuz. Özgüven bu olsa gerek. Belki de şiirin ne anlama geldiğini kavramak böyle bir şeydir.

Şairin kitap çıkarması netameli bir iştir. Elbette gerçek şairin. Yoksa sözcük dağarcığı yüzlü rakamlarla ifade edilebilecek kadar sığ gençler hemen birkaç kitap sahibi oluveriyorlar. Bakıyorsunuz “kendi yayınları”ından her yıl yüzlerce şiir kitabı. Sonra… Sonrası elbette sükût-u hayal. Önemli bir kısmı şiiri bırakıyor zaten bir süre sonra. Bazıları devam ediyor. Şair sayılmak için ne yapmak gerektiğini öğreniyorlar, işte ‘piyasa’ya giriyorlar, eş dost arkadaş ediniyorlar. Dergilerde falan şiirleri yayınlanıyor. Becerebilirlerse ikinci kitapları artık “kendi yayınları” olmuyor. Bir yayınevinden çıkıyor, ama sonuç gene değişmiyor. Bunlar bir yana, adı sanı olan nice ‘şair’in “bunu yayımlamana ne gerek vardı?” dedirten kitaplarıyla dolu ortalık.

Bu konu zaman zaman dergilerde ‘dosya’ olarak işlendi. “Kitap’sız” olarak anılan bu şairlerle söyleşiler yapıldı. Son olarak Üçnokta dergisinde “kitap’sız” bir grup şairle yapılan bir soruşturma vardı. Derginin 2002 tarihli o sayısını buldum baktım. Soruşturmaya cevap veren kitapsızlar Hayati Baki, Cüneyt Uzunlar, Bilal Kolbüken, Nurduran Duman, Erol Tufan, Özgür Zeybek, Mehmet Altun, Bahtiyar Kaymak, Mehmet İşten, Engin Koreli, Özcan Erdoğan’mış. Acaba “hala kitap’sızlar mı” diye merak edip internetten bir bakındım. Çoğu kitaplanmış. Soruşturmaya verdikleri yanıtlardan da kitap çıkarmaya karşı oldukları sonucuna varmadım. Ama çeşitli hoşnutsuzluklar var, şartların olgunlaşmaması var. Hâlâ kitap’sız olanlar da var. 

 Yazının alıntı yapıldığı Link

Sosyal Medyada Paylaş:

Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

Bir cevap yazın

error: Content is protected !!