ÜYELERİMİZDEN GELENLER

Benimle Benliğimin Satır Arası Konuşmaları

Sosyal Medyada Paylaş:

Severim ben seni candan içeri
Yolum vardır bu erkândan içeri

Beni bende deme bende değilim
Bir ben vardır bende benden içeri

Nereye bakar isem dopdolusun
Seni nere koyam benden içeri

O bir dilber durur yoktur nişanı
Nişan olur mu nişandan içeri

Beni sorma bana bende değilim
Suretim boş yürür dondan içeri

Beni benden alana ermez elim
Kadem kim basa sultandan içeri

Tecelliden nasip erdi kimine
Kiminin maksudu bundan içeri

Kime didar gününden şu’le değse
Onun şu’lesi var günden içeri

Senin aşkın beni benden aliptir
Ne şirin dert bu dermandan içeri

Şeriat, tarikat yoldur varana
Hakikat, marifet andan içeri

Süleyman kuşdilin bilir dediler
Süleyman var Süleyman’dan içeri

Unuttum din diyanet kaldı bende
Bu ne mezhebdürür dinden içeri

Dinin terk edenin küfürdür işi
Bu ne küfürdür imandan içeri

Geçer iken Yunus şeş oldu dosta
Ki kaldı kapıda andan içeri

Yunus Emre

Bazen benimle konuşuyor ben, yani diğer ben yani benliğim. Hani gönül dostu Yunus Emre’nin dediği okuduğunuz ” Bir ben var benden içerde” işte o.
-Sen kırmızı halılarla karşılanmalısın.
-Neden? Kırmızı halının ne özelliği var?
-Hak ediyorsun?
-Neyi?
-Değeri.
-Başka
-Farklı olduğunun.
-Farklı olmak değer kırmızı halı ayakaltına serilince mi anlaşılıyor?
Biraz düşündü. Saçmalayarak.
-Kırmızı dikkat çeker, değer katar.
-Ne değeri katar? Sence kırmızı halı serenler kıymet biliyorlar mı ki?
-Elbette ki, yoksa neden onca uğraş?
-Gösteriş olmasın.
-Ne zararı var ki?
-Ne faydası var ki? Değer kırmızı halı ile mi ölçülür? Aynı soğuğun kırbaç gibi vurmasına benzer…
-Anlayamadım!
-Zaten sen neyi anladın ki?
-Bana anlayışsız mı diyorsun? Ya sen? Seninle yaşayan benim.
-Benimle yaşayan lakin bana her daim kelepçeler vuran sensin.
-Herkes aynı şeyi söylüyor.
-Başka ne söylemesini bekliyorsun?
-Seni Kaf dağına çıkarmak gezdirmek tekrar indirmek istiyorum.
-Bunu senden istedim mi?
-İstemedin ama görmen hissetmen lazım.
-Seninle her kesişme noktası bir yokluk hiçlik samimiyetsizlik kokuyor.
-Ben senin için gözlemcilik yapayım, arzu heveslerinle hoşuna gidecek yolları ararken senin söylediklerin ne kadar saçma!
-Saçmalayan sensin, beni istemediğim korkunç sahillerde uçurumlardan gezdiriyorsun, tam düşerken Rabbim tutarak çıkarıyor.
-Rabbin seninle yaşamam için beni yanına verdi.
-Doğru ama sen laf söz bilmeyen edepsizin birisin.
-Ben mi?
-Beni frenleyen frenlerin var, bas o zaman frene beni durdur.
-Biliyorum, lakin unutturuyorsun, gözlerime perde çekiyorsun edepsizce.
-Ben çekmiyorum bana uyarak sen çekiyorsun, bak benim ellerim mi var?
-Çok uyanıksın!
-Sende olmalısın.
-Bitmeden önce kendimi güzel bir şarj edebilsem.
-Şarja gerek yok, iman senin için zaten şarj demek. Onun öngörüsü çok kuvvetlidir ve ben bile yıkamam. Her zaman tetiktedir seni savunur ve korur. Ciddi ve bilinçli seni korur ve bakarken, gözlerini kapatmaz uyumaz, sen kapıyı kapatmaz fişini çekmezsen.
-Bayağı bilgilisin, madem biliyorsun neden benimle uğraşıyor yıkıldıkça zevk alıyorsun.
-Bu benim görevim seni Yaratan Allah bana bu görevi verdi, senin niyetini adımlarını takip ederek sınava çekiyor.
-Ne olur yardımcı olsan?
-Bu ihanet olur seni beni yaratan Allah kül eder!
-Ama sen küle atıyorsun ateşe atıyorsun.
-Seni koruyacak olan imanı Allah sana vermiş. Senin dürtülerin beni dürtmezse harekete geçirmezse ben sana bir şey yapamam.
– O dediğin sende var, bencil dürtüler sende daha çok.
-Biz az veya çok olanı tartışmıyoruz. Bazen çok azı yenemez, bazen azda çoğu yener, bu Allah’ın hükmüdür, sende biliyorsun.
-Biliyorum. Sende ölçüsüzlük dengesizlik var, denge mi bozuyorsun ölçümü yıkıyor siliyorsun.
-Sende dengeni sağlam bir zincire bağla.
-Yİne ukalalık ediyorsun farkında mısın?
-Sen benimle yaşadığının farkında mısın? Ben seninle her gün yüz yüze bakıyoruz lakin sen başka bir yere baktığında görmüyorsun. Ben senin kimliğini taşıyorum, yani sorumlusu sensin.
-Utanmadan tereyağı gibi üste çıkıyorsun.
-Ben gerçekleri söylüyorum. Fazla abartıyorsun.
-Ben mi abartıyorum sen mi? Seninle kazandığım yanılgı pişmanlıkla dünyayı on defa dolaşabilirim.
-O kadar çok mu?
-Bak işte fark etmeyi öğreniyorsun, yoksa nasıl öğreneceksin? Her gün düşmeden yürürsen nasıl kalkmayı yola devam etmeyi öğreneceksin?
Bu defa ben sustum.
-Neden sustun, ben sana güven duymayı anlatıyorum tabi ki güvensiz hareketlerimle davranışlarımla öğrendiğin çok şey var hatta sevaplar da var onu saymıyorum. Ben kopardıkça sana bağlamayı sağlam bağlamanı söylüyorum, benimle sizler sağlam insan olma yolunda adım atarak her anınızı sağlama almanız yönünde ders veriyoruz kısacası beni seninle yaşatan Allah boşuna yaratmadı sende biliyorsun.
-Evet, biliyorum. Bir pay kapmadığım söylenemez onca pişmanlığına rağmen. Gözlemleri daha sıkı yaparak adımlarımı dikkatli atmam konusunda payın çoktur, verdiğin ıstırapla yaşadığım anlarda bir daha düşmemek için çaba sarf ettiğim göz ardı edilmez. O dürtülerin ne kadar yanlış olsa da, beni doğru olanın ne olduğunu göstermiyor da değil, şimdi buna bakarak sana teşekkür etmem gerekiyor.
-Bak ne güzel yaşananlardan benden görerek ders alıyorsun ne güzel.
-Haklısın.
-Siz insanlar, kendi yolunu benimle yitirdikten sonra bir başkasına muhtaç olmadan yolunu tekrar bulabileceğini sanıyorsunuz yanılıyorsunuz, ben acizliğinizi hatırlatarak güç ve kudret sahibi Allah’a acizliğini itiraf etmenizi güç ve kudretin kime ait olduğunu bilmenizi için yanınızdayım.
-İşte şimdi en doğrusunu söyledin, oysa ben seni yanlış tanımışım itiraf ediyorum.
Mehmet Aluç

Sosyal Medyada Paylaş:

Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

Bir cevap yazın

Araç çubuğuna atla