ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

Beşir Ayvazoğlu ve Şiir

Sosyal Medyada Paylaş:

Şair, gazeteci ve yazar Beşir Ayvazoğlu gençlik heyecanları ve okuduğu şiirlerin etkisiyle şair olmuş, daha 15 yaşındayken mahalli gazetelerde yazmaya başlamış, sevdiği yazarları araştırırken kendini biyografi yazarı olarak bulmuş.

Yazdığı her biyografiyle kendini yeniden inşa eden Ayvazoğlu’yla İSAM’da görüştük.

Uzun bir gazetecilik geçmişiniz var. Daha lise yıllarınızda gazeteciliğe başlamışsınız…

Evet, ilk şiir ve yazılarım yayımlandığında on beş yaşındaydım. Şiir, hikâye, deneme yazıyordum. Ziya Bey Kütüphanesi’ni -ki çok zengin bir kütüphaneydi- keşfettikten sonra yazma heyecanım önüne geçilemez bir hal aldı. Dönemin ideolojik atmosferinin de etkisiyle cihazlanmak için çok ciddi şekilde okuyordum. Romanı, şiiri de aşarak fikri kitaplar, araştırmalar okumaya başlamıştım. O kitapları okurken birtakım yazılar yazmaya başladım. Yazdıklarımı bir gün haftalık, mahalli bir gazete olan Hizmet gazetesine götürdüm. Her hafta bir tanesi yayınlanmaya başlandı. Yıl 1968. 43 yıllık gazetecilik ve yazı geçmişim var.

Yazı hayatınıza şiirle başladınız. Şiir hayatınıza nasıl girdi?

Şiir bizde insan hayatına kaçınılmaz bir şekilde giriyor. Bırakın eskileri, halen yazıp çizenlerin biyografilerine bakın, çoğu edebiyata şiirle girmiştir. Kültürümüzün özünde şiir var; çok zengin bir şiir geleneğine sahibiz ve kendimizi şiir diliyle ifade etmeyi seviyoruz. Bir de şiir yazmak nedense kolay zannedilir. Tabii çocukluk ve ilk gençlik çağlarında yaşanan heyecanları, duygu yoğunluklarını da unutmamak gerekir.

ŞİİR ARANIRSA BULUNUR

Ama sonra şiiri bıraktınız…

Evet, bıraktım, ama edebiyat hayatımın önemli bir kısmında şair olarak tanındım. Birkaç şiir kitabım da var. Son olarak Kayıp Şiir adında bir şiir kitabı çıkardım, Everest Yayınları arasında yer aldı. Bu kitabı benim şiir hayatımın “hitamühü’l-misk”i sayabilirsiniz.

Ya tekrar gelirse şiir?

Şiir gelmez, aranırsa bulunur. Şiir geldi diyenlere de inanmayın.

Siz neden aramayı bıraktınız?

Sözünü ettiğim şiir kitabıma, Kayıp Şiir’e yazdığım önsözde şiirden ne anladığımı ve şiiri niçin bıraktığımı uzun uzun açıkladım. Öncelikle şunu söyleyebilirim; gazetecilik şiire çok uzak bir meslektir. Şiir kıskançtır, sadece kendisine bağlanmanızı ister. Katiyen ortak kabul etmez. Derhal ihanet eder. Ben de gazetecilik mesleğine 1985’te Tercüman gazetesinde Kültür-Sanat Servisi yönetici olarak dönünce hayatımın istikameti değişti. Aslında estetik vb. teorik meselelerle de uğraşıyordum. Gazetecilik beni şiirden ve teorik meselelerden kopardı, araştırmacılığa sevk etti.

Yazının alıntı yapıldığı Link

Sosyal Medyada Paylaş:

Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

Bir cevap yazın

error: Content is protected !!