ŞİİR OKULU

Can Yücel Hakkında Söylenenler

Sosyal Medyada Paylaş:

 Sabahattin Eyüboğlu Can Yücel’in Şiir Çevirileri adlı kitabında 

Can Yücel hakkında şunları söylüyor;

“Can Yücel pek mi kendinden yana çekmiş çevirdiği şairleri? Hep bir ağızdan mı konuşturmuş değişik şairleri? Kaldırım, meyhane Türkçe’si -ki tadına doyamaz oluşumuzun bir hikmeti vardır elbet bu yıllarda- fazla mı ağır basıyor yer yer?

Kalem efendilerinin inadınalık, meleğe karşı çöpçüden, öğretmene karşı öğrenciden, padişaha karşı Keloğlan’dan, kasabın kendine karşı sokak kedisinden yanalık, sözün biberlisini, küfürün sunturlusunu tutarlık tutamıyor mu kendini bazı şiirlerde? Olabilir, olabilir ama bir başkasını ezecek olan bu aşırılılıklar Can Yücel’de uçurtmayı havalandıran rüzgâr oluyor; dili varmıyor insanın bunlara dokunmaya.

Neden derseniz Can Yücel en aşırı duygularını en soğukkanlı düzene sokmasını biliyor, düşünce coşkunluğunu biçimle, biçim düşkünlüğünü cana sesleniş, ciğere gidişle, dil sarkıntılığını kafa olgunluğuyla gideriveriyor. O kadar ki insan sonunda Can Yücel’in biçim ustalığını mı yoksa gönül cömertliğini, doğrudan yana doludizgin gidişini mi öveceğini şaşırıyor. Merhaba biçim ve merhaba düşünce!”

Can Yücel’in Türk şiirine kattıklarını Sabahattin Eyüboğlu, Can Yücel’in Şiir Çevirileri adlı kitabında şöyle anlatıyor;

“…1957 yılında Türk şiirinin en önemli olaylarından biri, belki de en önemlisi Can Yücel’in “Her Boydan” adı altında toplayıp yayımladığı şiir çevirileridir. Bu yayım Türkçe’de şiir çevirisinin ulaşabildiği son basamağı gösterdiği kadar Yeni Türk şiirinin hangi sularda olduğunu da belirtecek değerdedir bence.

Türk şiirinin bir yandan dünyaya açılırken bir yandan da ne kadar öz benliğine, gün görmedik iç değerlerine gittiğini en iyi bu kitapta görebilirsiniz. Şiir bir bakıma en yaygın düşüncelerin en mahrem, en kendince söylenişi değil midir? Can Yücel’in çeviride yaptığı da bu işte: Dünya insanına seslenen şiirleri bizim Ali Veli’lerin diliyle söylüyor. Bir ucu Eluard’ın yüreğinde olan şiir kuşağının öbür ucunu Mehmetçik’in diline dayıyor. Mehmetçik ne anlar Eluard’dan diyecek şimdi bana bir mutlu aydın; sanki Mehmetçik anlamaz diye şairin Hacivat’ın diliyle konuşması gerekirmiş gibi. Herhangi bir Fransız Eluard’ı, herhangi bir İngiliz Shakespeare’i anlamaz ona bakarsanız, ama bu şairler yine de herhangilerin diliyle söylemişler bütün düşündüklerini, hem en çapraşıklarını.

Şair çoğunluğun anlamadığını söyleyen kişi de olsa, çoğunluğun diliyle, yani asıl dille konuşmadan kendini de anlatamaz, insanca konuşamaz, parlak söz kalıpları döktürür olsa olsa, koşacak yerde şitaban, ağlayacak yerde giriban, gülecek yerde handan olur. Nice sapıtmalardan sonra nihayet Cumhuriyetle erdiğimiz bu gerçeği öylesine oturtmuş ki kitabına, bir daha zor sapıtır artık Türk şairi. Şiirde sokak sarayın hakkından geldi gayrı. Başladığımız yere, Yunus Emre’ye döndük şiir dilinde. Merhaba memleket ve merhaba dünya!”

Can Yücel şiirinin “zekânın iyi niyeti” diye nitelendirilebileceğini söyleyen Cemal Süreya, Can Yücel hakkında şöyle diyor;

“Can Yücel kadar değişik teknikler kullanmış başka şairimiz yoktur.”

Ş. Kurdakul, Can Yücel’in şiirleri hakkında şunları söylüyor;

“Toplumsal sorunların yarattığı izlenimlerin ağırlığından kurtulmak istermiş gibi; kimi taşlama, kimi bıçak gibi işleyen bir duyarlık çizgisiyle yazdığı şiirlerde yalın dili ve buluşlarıyla dikkati çekti.”

Garip şiiri çizgisinde Can Yücel şiirini irdeleyen S. Hilav’a göre,

“Can’ın şiiri, kültür, dünya görüşü, siyasal bilinç ve özgür öznelliğin bir bileşimidir. Mitlerden ve Kutsal Kitap’tan gerçeküstücülere ve ‘Beat Generation’ şairlerine kadar tüm dünya kültürünün sözlü ve yazılı ürünleri içinden yolunu seçen bir şiirdir bu. Dolayısıyla onun dünyayı algılamasında, akıl ve duyu gibi birbirinden hayli uzak ruhsal yetiler kaynaşmış ve bir bütünselliğe varmıştır.”

 Alıntı : indusdanismanlik.com/can-yucel/

Sosyal Medyada Paylaş:

Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

Bir cevap yazın

error: Content is protected !!