• ADMİN,  ŞİİR OKULU

    Can Yücel Hakkında

    “…Ömür dediğin üç gündür, dün geldi geçti yarın meçhuldür… / O halde ömür dediğin bir gündür,o da bugündür…” diyen bir düzyazı ustası, Shakspeare’in ünlü ‘to be or not to be’ sözünü ‘bir ihtimal daha var, o da ölmek mi dersin’ şeklinde Türkçeleştiren bir çeviri ustası, “…Yaşadıklarını kar sayma: Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; Ne kadar yaşarsan yaşa, Sevdiğin kadardır ömrün.. Gülebildiğin kadar mutlusun Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin Sakın bitti sanma her şeyi, Sevdiğin kadar sevileceksin…” diyen bir şair… O büyük bir usta.  Can Yücel, kullandığı samimi diliyle Türk şiirinde yeni bir tarz ortaya koymuştur. Can Yücel, şiir anlayışını “şiir, yaşanılan dünyada

  • ADMİN,  ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

    Şair Roman Yazarsa

    Şiir, akıp giden hayatın içinden seçilmiş parçalardan, anlardan oluşan, çoğunlukla kişisel, duygusal deneyimleri yansıtır. Bir coşkunun, anlık bir sesin, duygunun ürünüdür. Büyük bir resimden çok, tek bir fotoğrafın aktarımıdır. Dili ise gündelik dil değil, şiirin dilidir. Düşünce ve duygunun örtük, imgesel bir tezahürüdür ve dışsal gerçekliğe bire bir denk düşmeyen soyut, öznel bir sestir. Bu anlamda şiir, hayatı bütünlüklü olarak kapsayamaz, hayatın büyük bir bölümü dışarıda kalır. Öte yandan toplumsal bakış öznelleşmiştir, içinde ağırlıklı olarak şairin kendisi vardır. Gündelik dilden, yaşananlardan, olay ve durumdan yeni bir dile, anlama, anlayışa ulaşılır. Çünkü bütün bunları bire bir yansıtmaz ve temsil edecek bir kurguya dönüşür. Ötekinin sesi en aza inmiştir ve kişiye, ben’e…

  • ADMİN,  ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

    Şairler Nereden Para Kazanır

    Şimdilerde dergilerde şiir yayınlayıp para kazanan şairler var mıdır bilmem. Sanmam, yoktur. Kim para verir ki şiire.Verseler de ne olur ondan; ancak çay parası. Bırakın dergilerde yayınlananı, şiir kitaplarına bile para vermiyor yayıncılar. Genç şairler, şiirlerini bastırmak için para veriyorlar yayınevlerine. Oysa çok eskilere, divan şairlerine kese kese altın verildiği (!) Osmanlı’nın şaşaalı zamanlarına değil, yüz yıl, hatta 50-60 yıl öncesine gitsek, şairlerin şiir başına çil çil altınlar, hatırı sayılır paralar aldıklarını görürüz ki aklımız tavana vurur. Yusuf Ziya Ortaç, ‘Portreler’inde şiirlerine nasıl paralar aldığını ballandıra ballandıra anlatır. Daha gencecik bir ‘şair adayı’ iken Abdülhak Hamid’ler, Cenap’lar, Ziya Gökalp’lerle tanışıp onların meclislerine bağdaş kuran Yusuf Ziya, iki üç yıl içerisinde…

  • ADMİN,  ŞİİRLERİM

    Seni Uzaklar Aldı

    Seni Uzaklar Aldı Yine gelir diye beklersin vuran dalgaları kıyılarda her geliş başkadır ardından itecek güç yoksa uzaklardan gemiler seyreder dalga boylarınca göz bebeklerimde bir çağrı sesi inler zihnime teğet geçercesine bilirim ki seni almış götürüyor bilemediğim ellere hangi yabancı dokunacak tuzlu sıcak tenine yaşamak ayrılıkta olsa ölmeden önce ne koyuyor yüreğime toprağa verdiğin bir sevgiliye bir papatya yeter sen toprağını sevdikçe uzaklara verdiğin sevgiliye papatya yapraklarını döksen nafile UĞUR DEMİRÖZ