ŞİİRDEN YILDIZLAR

Şiir o kadar enteresan duygu esintisini içinde barındırır ki onu nerede okursanız o derece etkilenirsiniz.

 

Otobüste okuyup etkilendiğiniz şiir sizi bir vapur yolculuğunda etkilemez.

 

Bir de bazı şiirler vardır ki içinde koskoca bir evreni barındırır, her ne zaman onu okusanız başka bir yıldız ile aydınlanır yüreğiniz.

 

kendi kendine geçip giden mavi

kanatlı atında dalganın

(daha&helliip;)

KAFİYE NEDİR

kafiye

Kafiye nedir … soru işareti

Kafiye fonetik mısra uyumudur desem ki, o anda biri çıksa dese ki kafiye sözcüğü eksik bunun adı çapraz kafiye olarak söylenmiş olsa daha güzel olurdu vede ben bu karışıklık içinde sorsam

çarpraz kafiye senin özelliğin nedir ki…soru işareti 🙂

Çapraz kafiye kendini tarif etmeye başlasa

En az 4 mısra arasında oluşan, dörtlüğün birinci ile üçüncü, ikinci ile dördüncü mısranın kendi aralarında kafiyeli olduğu uyak düzeni. buna çapraz uyak da denebilir. Haa şimdi bunun açılımı nedir diye soracaksınız tabiiki öyleyse buyurun

(daha&helliip;)

ŞİİR KALİTENİN SOSYAL HALİDİR

untitledŞiir asosyal bir varlık birimidir.

Şiiri her yerde görürsün ama bir bütün olarak bir yerde göremezsin. Şiir ölümün baş ucunda olduğu gibi, doğumunda baş ucundadır. Şiir gezmesini tozmasını bilmeyen ama gezdirildiği yerleri aydınlatan bir ışık gibidir. Hani bazı insanlar vardır, ağzından kelime çıkana kadar kalite kokar. Bazı insanlar da vardır kelimeleri yutar da konuşamaz. Kelimeyi yutan özünde şiir taşır bir konuşur etrafındaki dudaklar susar. Nice kaliteli ağızlar vardır ağızdan çıkan kuru laftır.

Bir kitaplıkta veya bir kütüphanede şiir kitaplarına az rastlarsınız. Bunun sebebi kaliteli olanın az bulunmasındandır. Şiir kalitenin sosyal halidir. O kendi halinde (daha&helliip;)

KAFİYE SÖZLÜĞÜ

Siz hiç kafiye sözlüğü duydunuz mu

yada

böyle birşeyden haberiniz oldu mu desem çoğunuz gerçekten mi diyecek, hayrete düşeceksiniz veya gülüp geçeceksiniz  🙂 İnanın belki de ben bu konuda araştırmayanlar içinde yer alanlardanım herhalde.

Şiir yazıyorsunuz, dizenin bir yerinde takıldınız kafiye sıkıntısı yaşıyorsunuz hemen sihirli küreye yazıyorsunuz kafiyeye uyan heceyi mesela ( CE ) ve size küreden kelimeler fışkırıyor beğen beğenebildiğini 🙂

 centilmence……cesaretsizce……cimrice…….cüce……çaresizce……çekince……çekmece……çelmece…..ki (daha&helliip;)

ŞİİR SANKİ MONO SODYUM GLUTAMAT

Hiç dikkat ettiniz mi şiirin vurucu sesinin tınn diye ses vermesini.

Şiir ruhumuza iliştirilmiş bakır teli, ucuna bir kıvılcım ver dünya aydınlansın.

Şiir sözün bittiği yerde ki son varılan merciidir. Mesela muhteşem yüzyıl dizisinde her sıkıntılı anın akabinde belki bir aşk, belki bir ölüm havasında arka fondan okunan dizeler, sarayın duvarlarından ekran perdesine kulak kabartan bir yığını istemeden bile olsa etkiliyor. Muhteşem yüzyıl konu itibari her kesimde farklı yorumlar alıyor. Ben tarihin yozlaştırıldığı kanaatiyle odadan dışarı çıkıyorum. Evdekilerden izleyene engelim yok her bakış açısı kendine göre diyorum. Ben laptopumun başında sitenin güncellemesini (daha&helliip;)

ŞAİR VATAN ise ŞİİR HALKTIR

Şu sanal dünyada şairleri ve şiirleri takip edip sevebilmek çok zor.

Bir şiir konusu aratıyorsunuz googlede, arattığınız şiir sizin aradığınız şiir, ne mükemmel tıpkı sizin yaşadıklarınızı çağrıştırıyor. İlk yaptığınız hemen o siteyi ve şairin bulunduğu sayfayı favorilerinize ekliyorsunuz. İçinizden diyorsunuz ki arada bir bakar okurum. Aklınıza copy paste yapmak gelmiyor. O muhteşem site yazara yazılarını gizleme hakkı vermiş. O şaire özgürlük vermiş ki doğru olanda bu lakin okuyucu için bu özgürlük demir parmaklıklı hapishane oluyor ekran başında.

Neden ! neden bu özgürlük içine girmiş şair kafası esince yazılarını saklıyor. Aslında sanal şairin hiçbir beğenilme kaygısı yok, onu kim beğenmiş kim beğenmemiş umurunda bile değil. O belki birilerine sesini ulaştırmaya çalışıyor. O kişiye (daha&helliip;)

ŞİİR ÜZERİNE HAYAL KURMAYA VAR MISINIZ

imagesCA84IJ83

Hayal kurmayı sever misiniz.

Hangi kişi hayal kurmayı sevmez ki istisnalar dışında, hayalinizde kurgu bilim yazarı olup çıkarsınız. Ev temizliği yapmak için süpürgenin düşüncelerinizle hareket etmesini, hah şimdi aklıma geldi.

Düşünün bir yolda araç kullanıyorsunuz yada dinlenmek için uzanmışsınız. Aklınıza mısralar gelip geçiyor aklınızdan ama sizin parmağınızı kıpırdatacak haliniz yok. Hemen yanıbaşınızda şiir defteri ve ucu yeni açılmış kurşun kaleminiz var. Öylece duruyor kendi halinde 🙂 ona bir oyun etsek düşüncelerimizle veyahut sesimizle onu ayağa kaldırtsak defter yeni temiz bir sayfa açsa sizden gelenleri yazıya dökse. Yanlış olunca silgi harekete geçse düzeltmeler yapsa ve bitince defter (daha&helliip;)

Peri Kızı Ve Şiirle Bayram

Peri kızı oturduğu yastıkta zeytinyağlı dolmaları sarmaktaydı. Yarın 25 Ekimdi. 2012 yılının son bayramı olan kurban bayramı hazırlıkları için annesiyle beraber neler yapmışlardı neler, son olarak bu dolmalarda bittimiydi sıra evin temizliğindeydi. Peri kızının şiire olan tutkusunu bilen annesi onun için mp3 şiir seçmelerinden bir cd hazırlatmıştı. Şiirin ahenginden hangi iş ne kadar sürecekmiş kafasında olmuyordu onun. O sadece şiirin tınısını takip ediyordu. Şiiri seven için şiirdeki dalgalanmalar yürek çarpıntısı gibidir. Kıyı daha yakın olsada o çarpıntı hep yüreği yankılar içinde bıraksa düşüncesi hakimdi onun için.

Peri kızı yaprağın içine tencereden aldığı pirinçleri koyarken durakladı, annesine bakıp o sese kulak verdi. Necip Fazıl Kısakürek’in Anneme Mektup şiiri okunuyordu.

Ben bu gurbete ile düştüm düşeli,

Her gün biraz daha süzülmekteyim.

(daha&helliip;)

Ahmet Ümit ’in O Dizeleri

Annem yeni gömlekler dikmişti bana

  kumaşa sinen kokusunu topladım

Bazen bir şiir kitabı okursun dilinde iki mısra takılır kalır. Unutsan unutamazsın, anlamına inmek istersin sana izin vermez inemezsin. O sende birşeyler çağırıştırır, hangi sözünün önüne koysan o dizeden başkası soyut kalır. Ahmet Ümit’in Sokağın Zulası şiir kitabını elime aldım. İçindekiler bölümünün ardındaki turuncu sayfaya dokunup açtım, okudum. Her bir başka şiiri okudukça dönüp (daha&helliip;)

Sana Şiir Yazmak

Sana bitmeyen,çok uzun şiirler yazmak istiyorum. Öznesiz, yüklemsiz ama içimde o kadar sana yetmeyecek kadar az kelimeler var ki ruhum bende kifayetsiz iken sende yerimi nasıl bulurum bilemiyorum. Sana daha çok sevgimden, sadakatimden ve karşılıksız senden bana dönmeyen aşktan bahsetmek istiyorum.

Şiirler var Necip Fazılca annesine sevgi timsali, onun için yazılan, Şiirler var Nazım Hikmetce vatandan uzak vatan için sevgi timsali… Herbiri diğerine ters kutupsal güç, duyana, anlayana, anlatana, okuyana, yorumlayana kendi baktığı gibi görene bir ölümsüz eser. Ben hiç fikirlere (daha&helliip;)

Ümit Yaşar Oğuzcan ve Anlamlı Dörtlükler

Dünyaya gelen her kişi mutlak gidecek

Birgün kimi dimdik, kimi korkak gidecek

Her ânı yalan öylesi bir dünya ki

Dün bilge gelenler, yarın ahmak gidecek

*

🙂 Ümit Yaşar Oğuzcan’ın bu şiirine bayılıyorum. Hele ki son mısra ne de anlamlı değil mi ?

*

Bir başka dörtlüğünde ise :

Dünya mı yalan söyle bu canlar mı yalan

Sessizce gidenler mi kalanlar mı yalan

(daha&helliip;)

Şiirlerin Yolu Şarkılarda Devam Eder

Şiirler şarkıya giden yol gibidir. Nicesine besteler yapılır ve hatta şu şiir ne güzel bir şarkı sözü olurdu denilir. Ben arabeskte kadere isyan, kavgaya, şiddete eğilim gösterten, meyhanelere attırıp elemlerle sizi kıvrandıran şarkılar  dışındakileri severim. Diyeceksiniz ki sen arabeskten bahsetmiyorsun yok yok Orhan Gencebay’ın nice güzel şarkı yorumları var sizi sadece anlamıyla keyiflendiren, barışa, dostluğa çağıran tabiki biraz da hüzünlendiren 🙂

Kaç gündür sözlerine takılıp dinlediğim Orhan Gencebay’ın çeşitli sanatçılara yorumlattığı Dilenci şarkısını Zara’dan dinliyorum. İkisine de çok güzel gitmiş, hele ki sözleri …

Sizinle bu şarkının sözlerini paylaşmak istiyorum :

Dilenci

Sevmek çok zormuş

Sevmemek çok zor

Sevilmemek çok zor

Sevdim ama sevildim mi

Bilemiyorum

(daha&helliip;)

Hayalindeki Şiirin Peşinde Sürüklenen Adam

Şiirin tasvirini sorsanız herkes onu bir şeye benzetebilir belki ama ben şiiri bir kadına benzetmeye çalışıyorum. Kadın bir erkek için anlaşılmaya çalışılacak varlıktır tıpkı şiir gibi;  usta şairler ne demiş : Şiir anlaşılan değil anlaşılmaya çalışılandır. Ne kadar detayına inersen ve irdelersen onda gizli olanı bulursun. İmgeler kadının ruhu gibidir her kılığa girer ama yine de yazılan ile anlatılmaya çalışılan birbirini tamamlayamaz. Anlamlı şiiri aradığınız yerde değil tesadüf ettiğiniz yerde bulursunuz. Tesadüfler sır kapısındaki mısralar gibidir. Her bir mısra sonu gelmesin de daha uzasını çağrıştırır. Dize getiremezsiniz kelimelerdeki renklerin birlikteliğini, yine de dize dize irdelersiniz renkleri ayıracakmışçasına.

Konuştuğun dil ile okuduğun şiir dili arasında kadının yüreği vardır. Her ne konudan bahsederseniz bahsedin kadının bir farklılığının izlerini anlatırsınız. Doğadan bahsedersiniz içinde kadının şiir (daha&helliip;)

Şiir Kitaplarının Yalnızlığı

Rafta öylece birinin beni almasını bekliyordum.Burası aslında çok sık ziyaret edilen aydınlık ve ferah büyük bir kitapçı idi. Buraya geleli bir yıla yakın olmuştu. Kendi bulunduğum raftaki tüm kitaplar ile dostluğu ilerletmiş, akşam ışıklar kapatılıp kimse kalmayana kadar bir kitap diğer kitaplara içinde yazılı olanları okumaya devam etmişti. Aynı kitaptan bazen bir tane ekleniyor yada bir tane hafta içinde satılıyordu. Ayrılık zordu lakin bir sıcak ele, bir sıcak okuma aşığı göze sahip olan birinin evine yolculuk yapmak kanaatimce çok güzeldi. O kitap artık o evin daimi sahibi olacaktı.

Bu raf şiir kitaplarının bulunduğu bölümdü. Yanımızdan geçenler şu romanı veya şu ders kitabını (daha&helliip;)

Şiir Defterindeki Adam

Kadın kalktı yerde oturduğu minderden ve biraz ötedeki sehpaya koyduğu küçük deri defteri aldı.Balkona doğru yürürken yazmayı düşündüğü mısraları aklından unutmamak için diliyle tekrar etmeye başladı. Balkonun demirlerinin sıcaklığına dokunup aşağı bahçeye baktı ve başını yukarıya kaldırıp derin bir nefes aldı. Saat öğleye yaklaşıyor ve güneş kendini yeni yeni hissettiriyordu. Yaz aylarının son demleri diye düşündü,sıcağı da çok seviyordu keşke hiç bitmeseydi. Eskitilmiş tahta masaya defterini koydu,sandalyesini çekip bahçeye doğru oturdu. Defterinin deri kapağını elleriyle okşadı.Bu defteri günlük tutmak için almıştı oysa ama şimdi duygularını firenleyemediği şiirler ile doluydu bitmeye yüz tutmuş sayfalar. Bahçeye doğru dönüp gözlerini kapatarak deri kapağı açtı. Sanki o ilk sayfadan şiirleri kendisine seslenecekmiş gibi bekledi. Duygu ifadeleri kulağına eğilip biz geldik sen hangi duygular içindesin diye fısıldayacaklardı ama hiç biri olmadı. Aklının bir yerlerinde hiç görmediği, hiç sesini duymadığı  o erkeğin, kafasında oluşturduğu görüntüsü belirmişti. Şiirlerine hep ondan bir parça ekliyordu. Hiç bir erkeğin elini sevgi ile tutmamıştı ama o başkaydı. Ona sarılmıştı bile onun var olmadığını bilmesine rağmen yanaklarına sıcaklığın hücum etmesini engelleyemedi. Her erkeğin ilham perisi olurdu da bir kadının erkek ilham perisi olamaz mıydı ?

(daha&helliip;)