Nazım Hikmet’i Etkileyen Şairler Kimdi

Nazım Hikmet’in Etkilendiği Türk ve Dünya Şairleri

Nazım Hikmet bir süre Rusya’da öğrenim görmüştür. Daha sonra da Anadolu’daki Milli Mücadele ve bir takım sorunlardan dolayı kendini tehdit altında hissetmiştir. Bu yüzden de Rusya’ya kaçmıştır. Rusya’da kaldığı süreçte Nazım Hikmet çok farklı bir dünya görüşü edinmiştir ve insanlara bakışı değişmiştir. Şair Marksizm’e bağlanmaya başlar.

Vladimir Mayakovski ve Klebnikov gibi Rus fütürist ve konstrüktivist akımlarının şairlerinden etkilemiştir. Serbest şiiri ve basamaklı dizeleri ilk bu dönem sırasında yazmaya başladı (1921). Nazım Hikmet’in düşünce yapısını etkileyen başka bir olay ise Anadolu’dan geçerken bekletildikleri İnebolu’da, Almanya’dan gelip Ankara’ya gitmekte olan komünist eğilimli Spartakist hareketlerine katılmış bir grup gençle tanışmasıdır. Nazım Hikmet’in kafasındaki ilk komünist tohumlar Spartakist gençler tarafından atılmıştır.

(daha&helliip;)

Ünlü Şairlere İlham Veren Kadınlar

ÜNLÜ ŞAİRLERE İLHAM VEREN KADINLAR

1. Nazım Hikmet – Bir Ayrılış Hikayesi – Şükûfe Nihal Başar (1896 – 1973)

Şükûfe Nihal, Türkiye’nin hızla değiştiği yıllarda şiir, öykü, roman kaleme almış bir edebiyatçımızdır. 1920’li yıllarda Erenköy’de bahçelerde, köşklerde edebiyatçılar toplanır, sohbetler ederdi. İşte böyle bir günde Nazım Hikmet küçük bir kağıda “Ben sizin için çıldırıyorum, siz bana aldırış bile etmiyorsunuz.” yazdı ve Şükûfe Nihal’e verdi. Daha sonra, Nazım arkadaşlarına Bir Ayrılış Hikayesi’ni Şükûfe Nihal’e yazdığını söylemiştir. Şükûfe Nihal’e yalnız Nazım değil, Faruk Nafiz de aşk şiirleri yazmış.

Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya
çıldırasıya…
Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,
yüzde hudutsuz kere yüz…
Kadın erkeğe dedi ki:
-Baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
Şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana..
Ve ben artık
biliyorum:
Toprağın –
yüzü güneşli bir ana gibi –
en son en güzel çocuğunu emzirdiğini..
Fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olan parmaklarına
başımı kurtarmam kabil
değil!
Sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak..
Sen
yürümelisin,
beni bırakarak…
Kadın sustu.
SARILDILAR
Bir kitap düştü yere…
Kapandı bir pencere…
AYRILDILAR…

2. Cemal Süreya – Sayım – Tomris Uyar (1941 – 2003)

Deneme ve öykü yazarı Tomris Uyar, gazeteci, şair Ülkü Tamer’le evliyken aşık oldu Cemal Süreya’ya. İkisi de evliydi boşandılar. Üç yıl birlikte yaşadılar. Tomris Uyar, “Beni bıraktı ama rahat edemedi. Ona göre bana sahip olunamazdı. Senden ayrıldığım anda senin hakkında, hikayen hakkında, sevdiğimi belirtecek hiçbir şey söylemeyeceğim, benim ağzımdan kimse duymayacak” dedi ve doğrusu hiç yazmadı.

(daha&helliip;)

Edebiyatımızın En Ayrıksı Örneklerinden Biri, Küçük İskender

Küçük İskender, edebiyatımızın en ayrıksı örneklerinden biri olan metinlerinin bu kadar sert olmasının nedenlerinin sorulması üzerine, “Masum ve çocuksu bir yerden kaynaklanıyor tehlikeli ifade biçimleri. İnsanların çoğu zaman karşılaştığı ama çok etkilenmediği, aslında etkilenmesi gereken alanlar. Kötü hissediyorum. Bir seferinde Taksim’e doğru yürürken bir kedi ölüsü gördüm. Çevresine toplanan köpekler kediyi kokluyorlardı. Ama çok mutsuzlardı. “Düşman” diye algıladığımız ölmüş. Aslında oyun arkadaşları ölmüştü. Kedi ölürse, köpekler oyun arkadaşını kaybeder. Hayatın içine yayılmış bu cilveyi hissetmeye başlayınca hem mutsuz oldum hem kafam açıldı. Şairlerin romancılardan ayrıldığı en önemli nokta bu; kafalarının açılması. Level atlaması, -oyunu sevdiğim, oyun gibi düşündüğüm için kullanıyorum bu tabiri- riskini de artıracaktır aslında. Algı açıldıkça şiir de hayat da zorlaşıyor,” dedi.

 

 

Metinleri üzerinde tıp eğitiminin de oldukça etkisi olduğunu belirten İskender, doktorların bedeni algılama biçimiyle edebiyat arasında da ilişki kurdu: “Bedeni doktorlar gibi görmek de çok daha ağır. Hastalanmadıkça ne kadar farkına varıyoruz ki bedenimizin? Hastalandığınız zaman hissediyorsunuz bedeninizi. Edebiyat ve sanat da hastalığı hissetme biçimi değil mi aslında? İçinizde bir sıkıntı olması, farkında olmanız. Kendinizi yalaya yalaya tedavi etmeniz.”

 

 

Hiç kimseden Edip Cansever’den yediğim dayağı yemedim

 

Etkinlik boyunca bol bol anekdot aktaran şair, kendisinden önceki şairlerle ve şiir geleneğiyle kurduğu ilişkiyi anlatırken, Edip Cansever’le ilgili anılarını aktardı: “Gençliğimde Edip Cansever’in kitabını duvara çarptım, “böyle şiir mi olur” diye. Babam komünist olduğu için Cansever’i, Nazım Hikmet’i, Orhan Kemal’i okutuyordu. Benzememi değil, onlar gibi olmamı istiyordu; ikisi farklı şeyler. Bu yüzden İkinci Yeni şiirine de soğuktum. 17 yaşındayım, arkadaşlarımla Bodrum’a tatile gidiyoruz. O zamanlar otobüsler İzmir’in içinden geçiyor. Otobüs bir tren yolunun önünde beklerken gözümü açtım, bir köpek gördüm. Köpek uzaklara bakıyor. Onun baktığı yerlere bakmaya çalıştım, hiçbir şey yok, sadece dağlar. O zaman Cansever dizeleri aklıma geldi; “kim bakardı uzağa köpekleri saymazsam.” Bodrum’a iner inmez bir Edip Cansever kitabı aldım. Ben onu anlayacak kapasitede değilmişim, kabahat bende, ben salağım çünkü. Şairleri anlamıyorsak bizimle ilgili bir sorundur o. Yetmedi Edip Cansever’in yaptığı. İstanbul’a dönünce tanışmak istedim. Tanışmayı ayarladım da. Ama ben tanışamadan öldü, üstelik doğum günümde. Üstelik cenazesi benim o sıra yaşadığım Teşvikiye’den kalktı. Hayatımda bu kadar dayak yediğimi hatırlamıyorum.” (daha&helliip;)

Ünlü Şairlerin Kullandığı Lakaplar

rengarenk_elmalar-t2

Attila İLHAN

 Nevin Yıldız, Beteroğlu, Ali Kaptanoğlu 

*

( Senaryolarında “Ali Kaptanoğlu” takma adını kullandı. “Nevin Yıldız” takma adıyla İstanbul, “Beteroğlu” takma adıyla Yücel dergilerinde şiirleri çıktı. 

* * * * * * *  

Faruk Nafiz ÇAMLIBEL

 

Akıllı Ozan, Çamdeviren, Çamlıbel, Çamlıviran, Deli Ozan

*

Akbaba (1934), Karikatür (1936), Mizah (1946) dergilerinde 800’den fazla mizahî şiiri yayımlanan Faruk Nafiz’in bir de mizah yazarlığı cephesi vardır. Çamlıbel, Çamdeviren, Çamlıviran, Deli Ozan, Akıllı Ozan gibi takma adlarla yazdığı bu şiirlerde daha çok memleket meselelerini, siyasî çekişmeleri ve dil konularını işlemiştir.

* * * * * * *

Hamdullah Suphi TANRIÖVER

Toplu İğne

*

Tevfik Fikret ile Cenab Şahabeddin’in etkisinde çoğu aşk ve tabiat konulu şiirler yazarsa da daha sonraki yıllarda arkadaşı Ahmed Hâşim ile Yahya Kemal’in (Beyatlı) edebiyat ortamına hâkim olmaları (daha&helliip;)