• ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    görmezlikten gelmek

    dinle yüreğimin sesini kalpsiz yaşanmaz bilinmez mi aşk bir defa uğrar yüreğe sana uğradı görmedin mi mümkün mü görmezlikten gelmek yakışır mı gurur uğruna gözlerin bana kavuşmadan sevdam başkasına uçmadan canı yürekten sev sevdanı darılmasın bülbüller aşka nefessiz yaşanmaz bu ömür sensiz yaşayamadığım gibi çaresizliği bilir misin feryadı gibidir annenin bağırsan da kim duyar sevdanı görmezlikten gelen mi zamansız uğramayı sever elinden geleni yapsan da yüreğini söküp atsan da kim kaçabilir ki bu beladan

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    YAHYA KEMAL ŞİİR OKUMAYA DAİR MAKALESİNE ELEŞTİRİ

    https://www.siirleraslabitmemeli.com/siir-okumaya-dair/ linkinde yer alan Hilmi Yavuz’un Yahya Kemal’in şiir e dair yazısına eleştirisi olmuş. Yalnız iyi bir şiir kötü okunabilir kötü bir şiir iyi okunamaz olayını kavrayamamış garibim ben açıklayayım izin verirseniz. En başta Yahya Kemal’in yazdığı şiirlerde musiki vardır. Şiirde musikiyi bana okurken hissettirin diyor. Sözleri yerli yerinde kullanan, vezni uygulayan ve yeri geldiğinde alçak yeri geldiğinde yüksek seste okunması gerektiğini düşünen bir şair. Herkesin şiir okuyamayacağından neden bahsediyor kısmına gelirsek ; Ben kaidelerine göre yazdım, siz de o kaidelere göre okuyun, der. İyi bir şiir kötü okunabilir fakat sahte bir şiir iyi okunamaz, der. Sahte şiir dediği nedir ? Kötü, yavan, uydurma şiirdir. Çünkü o şiirde haz olmadığı…

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    Yılın İlk Günü

    Bekliyorum .. Zil çalacak mı.. Kapımı ilk kim çalacak bugün.. İlk kim gelirse onun ayağı uğurlu mu uğursuz mu deneyelim derdi annem… Acaba ne kadar doğruydu bu inanışımız.. Yazılan kaderin sorumluluğunu mu yüklemekti bir başkasına… Ama biz o anlık eğlenirdik… Beklerdik.. Gelene hoşgeldin derdik.. Sonrası mı elbette unuturduk yaşamın meşgalesinde… Aslında en çok gelenin kar olmasını beklerdim ben, gıcır gıcır üzerinde yürürken ayaklarımdan gelen sesin notalarının oluşturduğu müzikle yürümek… Eldivenlerimin içinde yuvarladığım topları atmak özgürce etrafa. Hızla koşup kızağımı alıp yokuş aşağı zıngalardan hoplayarak kaymak.. Ama gelmedi benim özlemim.. Gelmedi… Bekliyorum umutla.. Lakin gelse de ben artık o günlerdeki ben olmayacağımı biliyorum… biliyorum sadece pencerenin arkasındaki izleyen ben olacağım ..…

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    KADIN

    KADIN Ellerini ceplerine daldır kadın. Bak bakalım sende hiç var mıyım ? Sana diyorum Aşbuk lazım bana. Şöyle hakikisinden hani Bir Kavga lazım. Kahretsin ! Kavgasız yaşanmaz ki. Kansız ölmeler bunlar. Kadınsız adamlar,Adamsız kadınlar gibi.. – ’Seviş’ dediler seviştik, ’Sev’ dediler yine seviştik. Lakin çıplak olanları iyi güzel de Kıyafetli kadınları özledik.. Elleri tutuldu mu utanan, Öpüldü mü kızaran kadınlar… – Yorgunum, yalnızım, cesurum. Biraz da anason kokuyorum. Ama muhtacım lan sana ! Yalvarırım ceplerini iyice yokla. Oksijen kesmiyor,ki bana.. Nefesini istiyor akciğerlerim. Yüzünü istiyor gözlerim. Bana senden başka manzara mı var ? – Ah be kadın ! Hiç mi kalmadım sende. Ben bittim mi şimdi ? İttin mi yani…

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    İnsan..

    Beş dakikalık bir zevk sonucunda aktığımız hayatta, Beşiğimizi tıngırdatıp yüklemeye çalıştığımız anlamda, O kadar saf o kadar temiz ve berrak sularda, İnsan… Kıçımıza bir hemşirenin vurmasıyla ilk ağlayışlarımızın, Masumiyeti gider zaman su gibi aktığında, Ağlar bir dediği hemen olmayınca, İnsan… Kah evin önünde kah eve yakın parklarda, Tanışıp kaynaşır masumca komşunun çocuklarınla, Oynanan ilk oyunlarında öğrenir oyun oynamayı hayata, İnsan… Anne kucağından düşer ilim ocağına, Ağlamasıyla ana yüreği nöbettedir okulda, Kaynaşırsa arkadaşlarınla ilk satışı anasına, İnsan… Bir filozoftan farkı yoktur sorgulamakta, Sorularının sayısı artar zamanla, Karşı cinsle ilk iletişiminde dikkati farklılıklarda, İnsan… Soruları azalır zihni dolmaya başladıkça, Karnı toktur artık öcü diye korkutmalara, Sever,kendini bulur peri masallarında, İnsan… Sever,aşkın ne…

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    SANA SESLENİYORUM ANKARA

    Bir tarafı yalan bu şehrin Bir tarafı yalnızlık Bir tarafı aşk Ankara Şimdi kızılay’dayım Karanfil sokak, Arnavut kaldırımlar Geziyorum bir yalanın içinde Aklımda o kınalı kız ellerimde bir boşluk İçimdeki yalnızlık Aynı yerde mutluluk da vardı az önce Hem de iki kişi paylaşıyordu İki kişi el ele Oysa bende aynı yerlere bastım arkalarında Onlar kadar gülemedim Hangimiz yalancı Ankara? Geziyorum duygularımın katili Geziyorum siyasete adanmış şehir Geziyorum Aklımda o kınalı kız İçimde azan bir yalnızlık Peki ben mutluluğumu nereye düşürdüm? Neredesin kaybettim bu şehrin? Bir başkası mı aldı yoksa? Sen kaldırımında gezenleri iyi tanırsın Bulan geri verir mi acaba? Hayallerim senin olsun Ankara İçinden sadece aşkımı ver bana Geri kalan…

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    t35

    İklimler çekilirken ruhuma Duydum ki mevsimler hep senin rüzgarlarınla esiyormuş başıma Adının hükmettiği memleketler işgale varmış kapıma Nasıl da vuruyorlar hançeri sol yanıma Utanmış bir halle yüreğimi, yüreğine dayamış Rüyada görülen en güzel hülyalar güzelliğine dadanmış Çakallar etrafında, seni gözetliyorlar Özlem sarmıştı beni Loş ışıkta sana rast geliyorum sonra Korkuyorum, ölüm de var diyorlar Eziyorum senli bakışlarımla bütün çakalları Seziyorum bir uçurum gibi ilerisi Ellerime, uçurumdan düşerken bir el arıyorum Ne olur elini uzat ve kurtar beni   nuclksn01  

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    Ben Herkesi Dinlerim

    Sıklıkla anlatıyorlar bana. Hayatlarını, başlarına gelenleri, ailelerini dinliyorum. Sonra başka ortamda ya da başka insanların ortamında yine aynı şeyleri anlatıyorlar; yine dinliyorum. Sonra yine, yine. Bir gün arkadaşım dedi ki; “Ya ben bunu sana anlatmamış mıydım ?” “Evet en az 4-5 kez belki de daha fazla” “Deli misin ya, niye bildiğini demiyorsun ki, yine dinliyorsun?” “Sen hepsini ayrı birer heyecan ile vurgu ile anlatıyorsun, ben de her seferinde anlattığını farklı açılardan dinliyorum. Böyle olunca da sıkılmıyorum. Bir de senin o konuya dair kaçınılmaz bir anlatma ihtiyacın var ki, defalarca anlatıyorsun” “Sen de dinliyorsun!” Baktım ki olay benim aleyhime dönüyor, baktım ki dinliyorum diye algısal bir acizlikle damgalanacağım hemen vitesi geriye…

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    Polyanna

    I. Sevgili Pollyanna, Sen bu mektubu okurken Soğuk bir doğu sokağında, Acılarla yüklü bir faytonla dolaşıyor olacağım Atların boynunda ziller ve pembe orlondan püsküller Şaklayan kırbaç ve gıcırdayan tekerlekler. Kömürümüz bitti tam kışın ortasında Toz hatıra ve talaş bastık sobaya Üşüse böyle yapardı mutlaka hazreti İsa da. Aşkın yüzünden düşen bin parçayı Toplamaktan yoruldum ben artık Pollyanna Yolda bavulumu çaldılar Bana hediye ettiğin o kırmızı elbise de içindeydi Ne güzeldi Ben kendime çilek derdim onun giydiğimde Bakar bakar anne derdim memelerime İnsanın memesi olması büyük bir çilektir Pollyanna Güzeldi yine de o yıllar Küçük sarı pütürleriyle Ne çabuk geçti. Ama zaten onu burada giymeme izin vermezlerdi Belki artık hiç olmaması…

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    SENİN HASRETİN SON BAHAR DA..

    Zaman geciyor sessizce Unutulmayan insanlar da var Yine sizin umut dediğiniz Güzel ve özel duyguymuş, Bizleri hayata bağlayan Sevinçleri gördük, Son baharın yağmurların da ıslanırken Var olan cesaretin kendisi olur Ve hatıralar birikti yüreğimize, Sayfa sayfa şiirler yazarken Aslında yeşilin özelliği Reng katıyor yalnızlığımıza Oysa mavi de bulurken sevgiyi! Yine hasret ağacının Dalın dan dökülürken hüzün Belkide özleminiz çıka gelir sevilirken ? İşte son bahar anlatıyor aşklarınızı Hatta şarkı söylüyor Rüzgar eserken tutkuya.. Şair Mehmet Demirdelen

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    BAK

    Limon çiçekleri ve sen, Çok istemiştim.. Bir elimde hanımelleri, Diğerinde bir gecem. Ruhumu bir görsen Harabe dersin. Geceye kutup yıldızını geri versen, Takılırsın, Yere düşer kapaklanırsın. Öyle yani geceye sor, Kaç yıldız aldım ellerinden Ve şiirlerime kattım. Lakin bir yıldız vardı. Sana çok benzeyen, Limon kokan Ama sen değildin. İşte sıkıntı. Beynimdeki düşünceler sıkıldı, Sensizlikten. Çiçekler sıkıldı, Gelmemenden. Ve gece devam ediyor, ezelden.

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    Dünya mı Yalan

    Bir birine iki gönül yar olur Bir günah işlenir adı zar olur Çıkar çelişince nefret gar olur Sevgimi yalancı kin mi yalancı Bir gönülü kırmaya meyledince Helalle haramı karıştırınca Kara toprak ile helalleşince Kervan mı yalancı han mı yalancı Baykara’ yım yola çıktık gül ile Aşımıza zehir kattı dil ile Çok yürüdük varmak için menzile Hayat mı yalancı riya mı yalan Aslan Baykara

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    Her Şeyi Yaşıyorum

    Acısını çekiyorum Her gün Her saat Her dakika Gün Bu gün Sen ve ben olabilirdik Her dakika Son bu gün Bu saatler Bu zamanlar Ölümün kokusu Ağır olur Her zaman aynı gün Ayrı insanlar Ayrı konuşmalar Ama her gün Başımın etini yiyen kargalar Yamyam kuşlar Aynalar Aynalar Hep aynalar Zamanın içinde aynalar Gülmeden duruyorum Magazinde aynı sayfalar Soğuk duruyor İnsanlar Tilkiler Ve dumanlar Aşkı karıştırmıyorum Hayata Zamana Öğreniyorum iyice Aşkı Tasalanmayı Sen öğretiyorsun bana onları Bazen hayatın Bazen zamanın Tiktaklı yolları İnsanları İmanları Zamanın Sattıkları Ve Hayatın Anlamsız oyunları Mert Çetinkaya 27.07.2019

error: Content is protected !!