ÜYELERİMİZDEN GELENLER

Çöz içindeki yabancı sukutun dilini

Sosyal Medyada Paylaş:

Buzdağı gibi bastırılmış benliğimizden, bir insanı var etmek için çabalarız. Farklı görünmek, zoraki gülümsemek; susmak… Tüm bunlar üzüntümüze perde çekmek içindir. Olduğumuzun dışında yaşarken, yaşayamadığımız ne varsa kendi içimize sığındığımızda ona dönüşürüz. Yalancı gülümsemelerimiz bir süre sonra şizofrenimsi bir hal alır. Ayrı iki insanı tartmaya başlar yürek terazimizin kolları. İki uzak insan var olmaya başlar sessizce içimizde. Kök saldığı, beslendiği ya da beslenmesi için hazırladığımız zeminin çatlakları ise gerçeği yaşayamamış, reddetmiş olmamızdan kaynaklanmaktadır. Başkası için ne kadar yaralanabiliriz bilemiyorum ama yaralanan biz, yararlanan ise başkaları.

Toplumun kendine has kaideleri oluyor. Herkesin kendine has belli kuralları var. Hangi kurala göre yaşamalıyız? Yaşarken zedelenen kurallarımız… bastırıldıkça içimizde heybetli fırtınalara dönüşen duygularımız…

İçimizdeki buz dağını çözmenin vakti gelmedi mi hala?

Çöz içindeki yabancı sukutun dilini…

Şimdi kendin gibi gülümse, ağla…

Güneş hala sıcak…

Hala kalbin sende çarpıyor.

Yasemin YILMAZ

20.07.2012

 

 

Sosyal Medyada Paylaş:

Bir yorum

Bir cevap yazın

error: Content is protected !!