ŞİİR KİTABI ÖZETLERİ

DÜNYA KAÇTI GÖZÜME ŞİİR TAHLİLİ * ÖZDEMİR ASAF

Sosyal Medyada Paylaş:

Şiir edebi türler içersinde belki bir bakışta anlaşılması çok kolay görünen fakat gerçekte en zor anlaşılabilen bir tür olarak karşımıza çıkar.

 

Öyle şiirler vardır ki bir okuyuşta hemen sizi kendi içine alır,kendi gül bahçesinde gezdirir,bu bahçe içinde o güne kadar hiç görülmemiş çeşit çeşit gülleri gösterir,koklatır…Hiç çıkmak istemezsiniz ordan bıkmadan usanmadan dolaşmaya devam edersiniz içinde…Şiir bitip bahçe de bittiğinde kendinizi bu gezintiyi tekrarlamaktan alıkoyamazsınız ve aynı şiiri belki yüzlerce defa okusanız da bıkmazsınız.

 

Öyle şiirler de vardır ki gül bahçesinde kocaman demir kilitli bir kapı bulunur. Şiiri bir kez okuyup zorlarsınız kendinizi, o kocaman demir kilidi kırmak için. Hissediyor,biliyor,duyuyorsunuzdur o demir kilitli kapının ardında çok çok güzel bir gül bahçesi olduğunu ya da şair Orhan Veli’nin dediği gibi:

 

“…..

 

Bir yer var biliyorum

 

Her şeyi söylemek mümkün

 

Epeyce yaklaşmışım

 

Duyuyorum, anlatamıyorum.”

 

İşte bu durumda yapmamız gereken daha doğrusu şairin bizden istediği tüm gücümüzle gönlümüzü,kalbimizi ortaya koyarak kilidi zorlamamızdır…

 

Emin olun o demir kilit böyle bir güce dayanamaz ve açılıverir o gün, güneş yüzü görmemiş gül bahçesine bir kapı…

 

Yine öyle şiirler de vardır ki kocaman demir kilitli kapının ardında şairin bizzat kendisi, kendi hayatı,hatıraları,duygu ve düşünceleri vb. bulunur.

 

İşte benim okuduğum şiir kitabı 3. Tanımdaki şiirler gibi kapısı kocaman demir kilitli olan şiirlerle donatılmış, kilidi kırabildiğimi düşünüyorum…

 

Şairin yazdığı bin bir çeşit sözcük oyunlarıyla dolu şiirlerinde hayatından bazı izler görmeye çalıştım. Şairin yalnızlığını,mısralara öylesine dökmüş gibi görünen şiirleri ilk önce dikkatimi çekti:

 

“Benim söylemek için çırpındığım gecelerde

 

Siz yoktunuz.”(sf.19)

 

Şair Özdemir Asaf, mümkün olduğunca söylemeye, anlatmaya çalışmış-belki kendini-ama kendisini dinleyecek birilerini bulamamıştır. Zaten bütün ömrümüz bizi dinleyecek ve doğru bir şekilde anlayabilecek birilerini bulmakla geçmiyor mu?

 

Şair sırf bir sanat yapmak isteğiyle, “Sanat ,sanat içindir.”görüşüyle şiir kaleme almıyorsa şiirlerinde muhakkak kendi de vardır. Özdemir Asaf’ın şiirlerinde de kendisinin olduğunu görüyoruz .Sanki bize hayatına dair kısa ,kısa hatıralar anlatıyor, ipuçları veriyor. Bunu yapmaya da ilk önce çocukluğundan başlıyor.

 

Ortalama 70- 80 yıllık görünmesine rağmen bir çırpıda geçip gidiveren insan ömrünün belki en güzel yıllarıdır çocukluk. Büyüdükçe her şeyin değiştiği özellikle de eski güzelliğin, mutluluğun , sevincin, hayallerin , umutların yitirildiği zamanlarda en çok hissederiz Bir çocuk saflığıyla hayata bakabilmenin artık ne büyük kayıp olduğunu… En çok hatırladığımız ve hiç silinmeyecek olan hatıralardır; çocukluk hatıralarımız;

 

“ Ne güzel insanlar vardı eskiden

 

Çocukluğumuzu kaplamışlardı

 

Bir masal anlatırlardı

 

Cinlerden perilerden

 

Büyük anneler, büyük babalar vardı

 

O zaman hepsi uzaktı ölümden

 

Hem sevindirir hem korkuturlardı

 

Acı hikayeleri bile tatlı başlardı

 

Demek bunun için gittiler hikayelerden

 

Ne güzel insanlar vardı eskiden

 

. . .

 

Ne güzel şarkılar vardı eskiden

 

. . .

 

Ne güzel zamanlar vardı eskiden

 

. . (sf. 101)

 

Şairin çocukluğunu ve eskiyi hiç unutmadığı, o günleri daha çok sevdiği ve o günlerin şimdiden çok daha güzel olduğunu bu şiirinde görüyoruz. Şair yine bir şiirinde ;

 

“ Ne günlermiş , ne günlermiş

 

Yıldız ,mehtap, çamlar altında

 

Ne günlermiş ,ne günlermiş

 

Gelip geçmiş” (s.f 103)

 

diyerek geçip giden zamana üzülür.

 

 

 

Çocukluk ve gençlik hatıralarımızı belki de hiç unutmamak için-yeri geldiğinde söz arasında birilerine anlatırız sürekli. “ Ben 5 yaşındayken , ben 15 yaşındayken , ben ilkokul 1.sınıftayken… “ gibi cümlelerle birimiz bir başlamaya görsün başlayan kişi bitiremediği gibi bu hatıralara katılımcı sayısı da gittikçe artar. Herkes kendince , hatırlayabildiğince bir şeyler anlatmaya mecburmuş gibi hisseder kendini. Şairde hepimiz gibi bu anılarını taze tutup birilerine anlatma ihtiyacı duymuş;

 

“ Her şarkının götürüldüğü yerde başka,

 

Hepsi başka ,başka sinmiş içime .

 

Biri, Büyükdereye götürüyor ,

 

Biri on altı yaşımın Kadıköyüne “ (s.f. 69)

 

İnsanın hayallerine ulaşması her zaman mümkün değildir ama yine de hayal etmek güzeldir. Hayallerimizi gerçekleştirmek için elimizden gelen her şeyi yaparız, önümüzdeki engelleri aşmaya çalışırız. Şairde böyle yapmıştır.

 

 

 

MACERA

 

“ Ben yürümeye başlayınca denizlerin üstünde

 

Karalarda koşanlar durup bana baktılar.

 

Ben de gittim

 

Sığınacağım adaları birer ,birer batırdım.” (s.f. 147)

 

Bazen bir olayı yaşarken ne yaptığımızı, niye öyle davrandığımızı anlayamayız. Olay bittikten sonra ise sebepleri ve sonuçlarıyla o olay üzerinde düşünmeye başlarız!

 

 

 

Sevdiğini anlamadı

 

. . .

 

Öptüğünü anlamadı

 

. . .

 

Elinde bütün kapıların anahtarı,

 

Ve unutulmuş bir duvarda , kendi kapısı ..

 

Varamadı.

 

Ora öyle karanlıktı ki.

 

Öldüğünü anlamadı. (s.f. 11)

 

Şair de bazı şeylerin farkına ancak yaşadıktan sonra vardığını anlamıştır.

 

 

 

Şair , kimi şiirlerinde de bir filozof misali insana, tabiata ve eşyaya bakar. İnsanların özde farklı olduklarını fakat onlara bizim şekil verdiğimizi anlatır;

 

“ Kuşlar uçmak için doğmuş ;

 

Kemiklerinin boş olmasından anlıyoruz .

 

Açık ve bilinen yönü yok insanların .

 

Onu biz yaratıyoruz.” (sf.9)

 

İnsan sırf kendisi için yaşarsa-ki bu ancak yalnız yaşamakla mümkündür. Diğer insanları inceleme, araştırma gereği duymaz, diğer insanlar onun için hiçbir şey ifade etmez. Toplum içinde yaşayan insansa ister istemez etrafındaki hayatları da inceler. Şairde bazı şiirlerinde gözlemlerini dile getirmiştir;

 

CANBAZ

 

“ Bırakıverdi kendini telden

 

Gözleriyle oynamak için seyircilerin

 

Bakışları delen bir düşüşle, birden

 

Can verdi canbaz. ” (s.f. 31)

 

“ Bir adam geçti kendi çizgilerinden

 

Katmalı , katmalı günlere dalan .

 

Gitmenin kalmaya açılan kapısından

 

Bir adam geçti , kırk beş yılı da adam.” (s.f 91)

 

 

 

KAPISIZ

 

“ Şu oda yok mu, şu oda;

 

Üç kişiyi öldürdü , biliyorum .

 

Gözlerim gördüm öldüklerini .

 

Odanın suçlu olduğuna yemin ediyorum.

 

 

 

Şu dolap, tutmuş güneşli yeri,

 

Baştan- başa yaldız.

 

Yüz yıl indirdi kaldırdı perdeleri

 

İki ana bir kız.

 

 

 

Bir komodin vardı,

 

Önceleri allık – pudra oyalardı.

 

Bir de anası , kesme aynalı ,

 

Cadı gibi yutardı.

 

 

 

Şu konsol, mermeri çatlak,

 

Bir zamanlar ne yaman şeydi .

 

Ha bugün ha yarın bir şeyler anlatacak,

 

Bir kadın işkenceydi. “ (s.f. 55)

 

Ayrıca burada şairin eşyaya bakış açısı da oldukça farklıdır. Eşyaları canlı gibi düşünmüş ve insanların ölümünden onları sorumlu tutmuştur. O odada 3 kişi ölmüştür fakat eşyalar hep aynı yerde dimdik zamana meydan okurcasına durmaktadır. Ömür o kadar kısadır ki şiirde ki kız şu kırık konsol eskiyinceye kadar bile yaşayamamıştır. Bu ise bir aldanıştır. Şaire göre insanlar her şeye aldanırlar. Özdemir Asaf’ın şiirlerinin çoğunda “ aldanış” temi üzerinde durulur. İnsanlar hayata aldanırlar önce ve hayatın sonuna geldiklerinde aldandıklarını anlarlar;

 

“ Bir gecedir sana doğru senden ..

 

Geçen yaşadığındır, yaşarken anlamadan.

 

Kalan bir gerçektir belki “ (s.f. 25)

 

 

 

“ Ben pırıl , pırıl bir gemiydim eskiden

 

Beni eskiden görseydiniz

 

Siz de gelirdiniz peşimden .

 

. . .

 

Şimdi şu akşam saatlerinde

 

Dönüyorum görmüş, geçirmiş atlatmışı

 

Gözlerin doymayan sahilinde (s.f. 71)

 

. . .

 

“ Daha doymamışız yaşamasına .

 

Günlerimiz dün bir bu gün iki

 

Sakın bir şey bırakma yarına,

 

Yarın yok ki. (s.f. 71)

 

 

 

İnsanlar insanlara aldanırlar:

 

 

 

“ . . .

 

Selamımı tanıdıklar götürdü .

 

Saygı bekleyince alçaldım.

 

Kararsızlık bir an sürdü.

 

Kendini beğenmişlerin ortasında ben kaldım,

 

Çırılçıplak.” (s.f. 81)

 

 

 

İnsanlar kendi uydurduklarına inanıp, aldanırlar

 

 

 

“ Olmadığımızı bilerek anlaşalım olmakta .

 

Konuşalım , gülelim , yanılalım ,

 

Darılıp barışalım,

 

Birincisi böyle sürsün dışında

 

Yaşıyormuş gibi yapalım . “ (s.f. 37)

 

 

 

İnsanlar eşyalara aldanırlar ;

 

 

 

AYNANIN OYUNU

 

“ Bir sabah uyandı mı

 

Duruyordu karşımda

 

Düşmancasına ,

 

Bir cam,

 

Aldanmış

 

Kendini ayna sanmış..” (s.f.33)

 

 

 

“ Bir yatağın vardır senin,

 

Seninledir,

 

Uyuyunca kaybedersin.”(s.f. 13)

 

 

 

İnsanlar farkında oldukları halde birbirlerinin yalanlarına da aldanırlar;

 

 

 

“ İkimizde herkes gibiyiz

 

Neden kendini bakışlarını bırakıp

 

Yapmacık gözlerle bakar ,

 

Neden çerçevesini bozarsın dudaklarının

 

Allı pullu tavırlara kim konar. “ (s.f. 87)

 

 

 

Bazen insanlara kendimizi yeterince anlatamayıp bizi yanlış anlamalarına sebep oluruz ve bundan dolayı kendimizi değil onları suçlarız, şair de böyle yapıyor;

 

“ MASA

 

Çağırdım geldiler

 

Oturmasalar ölürdüm

 

Oturdular öldüm

 

Anlamadılar.” (s.f. 45)

 

Ve insanlar artık aldırış etmiyor;

 

 

 

ALTRO

 

Şarkı söylüyormuşum

 

Sokaklarda .

 

Görmüşler.

 

Sonrasını kendileri uydurmuşlar. (s.f. 21)

 

 

 

Bazen şair hayatı tam anlamıyla çözebilmiş, hayatın sırrına ermiş bir insan edasıyla çıkar karşımıza;

 

 

 

MUM

 

“ Bir tarafta ağlayanlar , bir tarafta gülenler…

 

Bir tarafta bunlar için ölenler.

 

Mum yanıyordu.

 

Mumun alevi titriyor, umudun alevi titremiyordu.”(s.f.99)

 

Kimi şiirlerinde insanlar arasındaki ortak duygulardan bahseder.

 

“ Bir kin,

 

Bir ümid,

 

Bir şey…

 

İnsana ait.” (s.f.29)

 

Dil anlaşmamızı sağlayan en önemli vasıtadır. Kelimeler ise dilin unsurlarıdır ve asıl önemli olan cümlelerden çok cümlelerin içinde konuşurken , yazarken kullandığımız kelimelerdir ve kelimelere yüklediğimiz anlamlardır. Şairin kelimelerin önemini çok iyi kavradığı için ;

 

“ Anladı bütün olmuşlarla olanları

 

Ve bütün olacakların

 

O kelimelerin içinde

 

Kendisine varmadan eskidiğini.” (s.f.27)

 

Şair zıtlıklardan da çok fazla faydalanmıştır. Özellikle ölümle yaşam arasındaki zıtlığı çok kullanmıştır.

 

Şairin kimi şiirleri ise ilk okuyuşta çok saçma görünür ve okuyucuya hiçbir şey anlatmaz. Bunun sebebi Ö.A’ın paradokslu şiirler kaleme almasıdır. Paradoks ilk bakışta çok saçma görünen sözlerin üzerinde iyice düşünüldüğünde derin anlamlar ortaya çıkmasıdır. Şairin şiirlerinin çoğunda bu unsur ya hep vardır ya da bir iki mısrada vardır.

 

JÜRİ

 

Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu,

 

Birinciliği beyaza verdiler.

MYTHE

Her gün bir gün geçmiyor.

 

ADIM

 

Ben üç şey biliyorum;

 

Dinlemekle dört kılana anlatacağım,

Şairin bu paradokslu şiirleri şiir özelliği göstermekten çok bir vecize özelliği gösterir. İçlerinde sanki nasihatte vardır. Ayrıca bu sözler hem okuyucu tarafından farklı anlaşılabilir ve her okuyucu için farklı bir yoldan yürüme gereği hissettiriyor. Şairin bu gibi şiirlerinde hangi duygulardan yola çıkarak bu sözleri yazdığını da anlamak güç. Bu şiirleri bildiğimiz klasik şiir anlayışından çok farklı. Şair fikir unsuruna dayanarak okuyucuyu düşünmeye sevk etmek için bu sözleri yazmış fakat bunda bence şiirde bulunması gereken his ve hayal unsurlarını geri plana itmiş. Buda şiirin büyüsünü bozmuş ve şiir özelliği göstermeyen sözler olarak kalmış. Şairin bazı şiirleriyse tamamen bir bilmece özelliği gösteriyor. Öyle ki şiirin adını kapatıp sadece mısraları duyduğumuzda bunun bir şiirden çok bilmece olduğunu düşünürüz.

 

TOHUM

 

Öyle bir kelime söylesem ki diyorum,

 

Dışarıda bir başkası kalmasa.

  

Şair şiirinde belirli bir kafiyeyi yada ölçüyü kullanmayıp serbest şiirler yazmıştır. Önce de belirttiğim gibi şiirleri bir şiir olmaktan çok vecize özelliği göstermektedir. Bu yüzden de his ve hayal unsurları ya hiç yok ya da belli belirsizdir. Bu ise şiirlerin anlaşılırlığını zorlamıştır. Şair kendini his ve hayal unsurlarını kullanarak zorlamak yerine sözü bir çırpıda söyleme kolaylığını seçmiştir. Sonuç olarak şiirleri vecize özelliği taşımakla birlikte üzerinde düşünüldüğünde derin manalar çıkarılabiliyor.

 Alıntı : kitapozetlerim.org/siir-tahlilleri/asaf-ozdemir-dunya-kacti-gozume-siir-kitabi-tahlili.html

Sosyal Medyada Paylaş:

Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

Bir cevap yazın

error: Content is protected !!