ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA,  ŞİİR KİTABI ÖZETLERİ

DÜŞLEMENİN POETİKASI KİTABI HAKKINDA

Sosyal Medyada Paylaş:

imagesCAB5XKI8

Bachelard’ın amacının sadece hayal gücünü irdelemek değil tüm bu düş tartışmasıyla aslında şiirin dünyasını anlamaya çalışmak olduğu net bir şekilde görülür.

Çünkü şiir hem düş kuranı, hem de düş kuranın dünyasını inşa eder.

Bachelard geçici ve şüpheli bir nesnelliğe sahip hayal gücünün, şairin devreye girmesiyle nasıl kalıcı ve öznel değerlere kavuşabileceğini şiirden, şairlerden örnekler vererek açıklar. Herhangi bir düşün, sıradan bir insanın elinde ölüp gidecekken, şairin dokunuşuyla yeni bir dünya olabileceğini şiiri merkeze alarak gösterir.

Çünkü şair sözcüklerle hayal kurar. Söze dokunur, onu canlandırır. Şiir sözün yazgılarından biridir;

Şairlerin bize getirdiği hayaller karşısında tek başımıza asla hayal edemeyeceğimiz durumlarla karşılaşırız. O da bizden hayal kurmamızı, kurulan hayale eşlik etmemizi ister. Bu yüzden başka şey düşünürken şiir okunmaz. Çünkü şairin sunumu yaratıcı hayal gücünün yorumudur.

Bachelard’ın asıl aradığı şey sözcükleri düşleyen şairin vardığı yer ve bizi götürdüğü düşlerin yapısı, niteliğidir. Bir şair, dünyanın güzel hayallerini yenileyerek düşkuranın yardımına koşar. Aslında okumak bir düş görmektir. Düşlemeye dalan kişi gündelik hayatın tüm telaşındansıyrılır, kaygılardan kurtulur, kendinde bir varlığın açıldığını hisseder.

Düşlemenin poetikası hayal gücünün imkanlarını anlamaya, çözümlemeye çalışanlar ve özellikle şiirin doğasını daha yakından görmek isteyenler için bulunmaz bir kaynak. Kitap okunduktan sonra insanda pek çok şiire yeniden dönme isteği uyandırmakta.

Kaynak : Zaman Gazetesi 7 Mayıs 2012 Kitap ekinden alıntıdır.

************

DAHA DETAYLI OKUMAK İSTERSENİZ :

Gaston Bachelard’ın Düşlemenin Poetikası adlı kitabı, hayal gücünün imkânlarını anlamaya, çözümlemeye çalışanlar ve özellikle şiirin doğasını daha yakından bilmek isteyenler için önemli bir kaynak. Yazarın amacı sadece hayal gücünü irdelemek değil, şiirin dünyasını anlamaya çalışmak.

DÜŞLEMENİN POETİKASI, GASTON BACHELARD, ÇEV.: ALP TÜMERTEKİN, İTHAKİ YAYINLARI, 240 SAYFA, 18 TL


Mekânın Poetikası’nın unutulmaz yazarı Gaston Bachelard bu kez Düşlemenin Poetikası ile Türkçede. Özellikle felsefe-edebiyat ilişkisinin parlak örneklerini veren Bachelard, kitabında düşlemenin doğasını ve bunun sanat yapıtına dönüşme serüvenini incelerken, düş ile düşleme arasındaki farka, düşleme biçimlerine, çeşitli disiplinlerin düşlemeyi değerlendirişlerine bakar. Edebiyatın varoluş gerçeklerini odak alır ve bu temel kriterleri önceleyerek şiir odaklı bir çözümlemeye girişir. Kitapta düşlerin kurulma ortamları, bu ortamların yarattığı düşler, düş farklılıkları, düşlerin cinsiyete göre ayrımı tartışılırken, bu düşlerin şairlerin dizelerinde bulduğu hayatiyet ortaya konur.

Şiirin dünyasını anlamak

Bachelard’ın amacının sadece hayal gücünü irdelemek değil, tüm bu düş tartışmasıyla aslında şiirin dünyasını anlamaya çalışmak olduğu net bir şekilde görülür. Çünkü şiir, hem düşkuranı hem de düşkuranın dünyasını inşa eder. Yazar, kitap boyunca edebî yaratı üzerinde yoğunlaştığı için psikologların düş kurmanın doğası hakkındaki saplantılarına ve gözden kaçırdıkları gerçeklere işaret eder. Onlar, kapıldıkları gerçekçilik sarhoşluğu içinde düş kurmanın “kaçış” özelliği üzerinde ısrarla durur ve düşkuranı poetikleştirdiğini kabul etmezler. Oysa Bachelard’a göre, düşkuran tarafında psikolojik bir poetika vardır ve psişe poetikası diye nitelenebilecek bir poetikleştirme gücü bulunmaktadır. Böyle Bachelard hayal gücünü bilgi teorisinin baskısından kurtararak düşlemeyi daha çok sanatsal yaratı bağlamında farklı bir zemine oturtur. Poetik düşlemeyi tanımlarken onun yaratıcı yanlarını ve söze dönüşme gücünü ağırlıklı olarak gündeme getirir: “Poetik düşlemede duyuların tümü uyanır ve birbirine uyum sağlar. Poetik düşleme, işte duyuların bu çok sesliliğine kulak verir; poetik bilincin kaydetmesi gereken de bu çok sesliliktir zaten.”

    Bachelard, geçici ve şüpheli bir nesnelliğe sahip hayal gücünün, şairin devreye girmesiyle nasıl kalıcı ve öznel değerlere kavuşabileceğini şiirden, şairlerden örnekler vererek açıklar. Herhangi bir düşün, sıradan bir insanın elinde ölüp gidecekken, şairin dokunuşuyla yeni bir dünya olabileceğini şiiri merkeze alarak gösterir. Çünkü şair sözcüklerle hayal kurar. Söze dokunur, onu canlandırır. Şiir, sözün yazgılarından biridir: “Şiirler düzeyinde dilin bilincine varılmasını daha incelikli hale getirmeyi denerken, yeni sözün insanına dokunduğumuz izlenimine kapılırız; düşünceleri ve duyumları dile getirmekle kendini sınırlamayıp, bir geleceğe sahip olmaya yeltenen bir sözdür bu. Poetik hayalin kendi yeniliğiyle, dilin geleceğine kapı açtığı söylenebilir.”

    Şairlerin bize getirdiği hayaller karşısında tek başımıza asla hayal edemeyeceğimiz durumlarla karşılaşırız. O da bizden hayal kurmamızı, kurulan hayale eşlik etmemizi ister. Bu yüzden başka şey düşünürken şiir okunmaz. Çünkü şairin sunumu yaratıcı hayal gücünün yorumudur.

    Düşleme çoğunlukla hafızadan yoksundur. Açıkça gerçeğin dışına kaçmaktır. Bu süreçte bilinç gevşer, dağılır ve dolayısıyla kararır. Düş gören önce dinginliğe ulaşır, sonra yükselir ve kendini unutmaya başlar, yalnızlığın en ucuna varır, içine boşluk dolmaya başlar, orada dünyalardan dünyalara, gerçeğin biraz daha ötesine geçer; bu durum güzelliği artırır, artık yeniden yaratılmış bir dünya ile karşı karşıyadır, her şey sadece düş kuranın görebildiği bir şey olur çıkar. Bütün bunlar sözcüklere döküldüğünde de bu hayaller ancak aynı düşlemeyi yapabilen kişiye görünecektir. Şairin bu düşünceyle birlikte götürdüğü yerde kalmayız, renklerin peşinde yeni düşlere dalarız, çünkü okumak aynı zamanda düş görmektir. Bu nedenle şiiri aynı hayal gücüyle okumamız gerekir. O, dünyanın gözüyle tüketilemez ve anlaşılamaz. O evrene daldığımızda zaten ayağımızın altından toprak parçasının çekildiğini hissederiz. Şiir sayesinde yeni bir dünyanın eşiğindeyizdir artık.

    Okur bu sözcükleri geçiştirmeden, indirgemeye girişmeden, nesnellik kaygısı gütmeden, hatta kendi fantezisini de yazarınkine ekleyerek düşlerinin bir adım ötesine varıncaya kadar okumaya cüret edebilmelidir. Okur bu deneyimi yaşadığında, hayal gücünü özünde tanıyabilecektir.

    Ateşe, suya, havaya, rüzgârlara ve uçmaya ilişkin ayrıcalıklı hayallerden kaynaklanan farklı düşlerin peşine takılırız. Uçma düşleri, yüzme düşleri görürüz. Bir şairin durgun su karşısında daldığı düşlemeyi izler, ocağın karşısında düşlemeye dalan kişinin açıldığı evreni anlamaya çalışırız. Bachelard işte tam buralarda, bunların arasındaki farkı, düşlemenin boyutlarını, derinliğini ve giderek algıyı açıklar. Düşün doğasına bakarken pek çok özelliğine dikkati çeker. İnsan düş kurarak olgunlaşır, düşleri biriktirerek dünyanın güzel bir nesnesine nimetleri, güçleri, kokuları yığmak mümkün olur. Yeryüzü daha dönmediği zamanlarda, mevsimler düşlerle olgunlaşırdı. Bachelard’a göre, düş kurma özgürlüğümüzden başka psikolojik özgürlüğümüz yoktur.

Şair düş görür, düş gördürür

Ama Bachelard’ın asıl aradığı şey sözcükleri düşleyen şairin vardığı yer ve bizi götürdüğü düşlerin yapısı, niteliğidir. Şair sadece sözcüklerle düş görmez, aynı zamanda düş gördürür. Bir şair, dünyanın güzel hayallerini yenileyerek düşkuranın yardımına koşar. Aslında okumak bir düş görmektir. Düşlemeye dalan kişi gündelik hayatın tüm telaşından sıyrılır, kaygılardan kurtulur, kendi yalnızlığının faili olarak, kendinde bir varlığın açıldığını hisseder. Bachelard, birçok şairin afyona başvurmasının nedeninin düşlemek olduğunu belirtir. Böylece hayal gücünü elde etmeye çalışırlar. Henri Michaux’dan şu alıntıyı yapar: “Afyona gerek yok. Öteki tarafta yaşamayı seçen biri için her şey uyuşturucudur zaten.” Şiir ânı da çok tekinsiz bir zaman dilimi değil midir: “Güzel bir şiir, elden geçirilmiş bir delilik değil de nedir? Yoldan sapmış hayallere biraz poetik düzen getirmek değil midir? Hayalî uyuşturucuları kullanırken, zekice kanaatkâr olmaktır. Düşleme, o deli düşleme sürükler yaşamı.”

    Bachelard düşlemenin poetikasını irdelerken, bunun şiirin poetikası olmadığını belirtir. Düşlemenin şaire sağladığı uyanık düş durumuna ilişkin belgelerin birer şiir liyakatine ulaşabilmesi şair tarafından işlenmesi, çoklukla da uzun uzun işlenmesi gerekir. Ama eninde sonunda düşlemenin oluşturduğu bu belgeler, şiir olarak biçimlendirilmeye en yatkın malzemelerdir. Şair düşlemeyi yapıt haline getirir, hayalleri sözcüklerle ifade eder.

    Düşlemenin Poetikası, hayal gücünün imkânlarını anlamaya, çözümlemeye çalışanlar ve özellikle şiirin doğasını daha yakından görmek isteyenler için bulunmaz bir kaynak. Kitap okunduktan sonra insanda pek çok şiire yeniden dönme isteği uyandırmakta.

Sosyal Medyada Paylaş:

Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

Bir cevap yazın

error: Content is protected !!