ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

Hayal Gücü Değil Hayat Gücü: Osman Konuk Şiiri Üzerine

Sosyal Medyada Paylaş:

Yaşadığımız seviyesizlik çağında ana uğraş itibariyle şiir sanatını hayatının merkezine titizlikle alan duruş ve ilke sahibi şairlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Şiirde mutlak değerler alaşağı edileli beri-Garip bunda zafer kazandı diyebiliriz- insan-altına menfezler açan sufli düşüşler giderek itibar kazandı, baş üstüne konuldu. Nefsani arzular rağbet görür oldu günümüzde. Şeyleşmenin uğultusuyla birbirimizi göremez duyamaz olduk. Tuzak üstüne tuzak. Sözün düşüşü gürültülü oldu. Ses ruhlarda/iç evrende yankılanıyor artık. Kavramlar ters yüz edildi ve başkalarının sözleriyle konuşuyor, başkalarının duygularıyla hissediyor, başkalarının düşünceleriyle zihnimizi kullanıyoruz. Yaşanan manevi düşüşün müsebbiplerini tespit ederek kendi konumunu, duruşunu belirleyen şairlerden kim kaldı? Şunu sav söz olarak ifade etmek mümkün: Artık günümüzde şair tüm ikiyüzlülüğünü ve müptezelliğini takınarak iktidarla/düşmanla uzlaşı içindedir. Şair metal paranın bolluğu içinde kendi asli duruşunu yitirmiş durumdadır. Şair acınacak durumdadır. Ağıt sahibiyiz artık, ardılları olarak. Peşinde koşturduğumuz şairler, sözün değerini düşürmüştür. Söz tüm önemsizliğiyle ayak takımıdır artık.  Uzlaşımcı kültür şairin tüm haysiyetini değersizleştirmiştir.

Görsel toplum şairi etiketler

“Duruşu olan bir şair” ibaresini bile kullanmaktan çekiniyoruz. Görsel toplum şairi etiketler, sırtına “satılıktır” ibaresini yapıştırır, şair de bu duruma sırıtmakla kalır. Şiirleriyle “modernizm yanılgısı”nı işaret eden kim kaldı? Bildik bir benzetmedir: Tünelin ucunda bir ışık belirir. Lokomotifin beliren ışığıdır bu. Yani hala umut edebiliriz. Yani duruşun içindeki asil ve soylu pozu farketmenin sevinciyle evimize neşe gelmiş, içten sevinerek ironik bir biçimde mutlu olmuşuzdur. Şiir insanlığımızı sağlamak için değil midir zaten? İnsanlığımızı zenginleştirmek, insan oluşumuzun anlamını belirginleştirmek için vardır şiir ve mübdii şair. Ibda yetenek demektir. Yetenek biçim ve özle tebarüz eder. Söze biçim vermek ve özü parlatmak içindir yetenek. Yeteneğin hasbiliği şairin duruşuna bağlıdır. Duruşu olmayan şairler uzlaşım kültürüne hizmet ederler ve modernlik kültü­nün en sadık ve sözünden çıkmayan ama özünden çıkan, uzaklaşan köleleridir. Asabımızın bozulmasına gerek yok, şair zaten asabımızı bozacaktır.

“hiç asabı bozulmayan, başka her yeri bozulan / aptallar için tekrar etmek gerekirse / şair intikam alacaktır / küçük elleriyle büyük davranmaktadır / bunda haklıdır” (muhatap, 11)

Sakınımsız şiir

“Adam gibi adam” deriz, Osman Konuk işte bunlardan. Uzlaşmasız ve sakınımsız şiirleriyle kendi önemini belirginleştirir. Konuk deyim yerindeyse “ironik ironik” gülümser, ocakta yeni pişmeye başlayan bir odada mutfağın yeni ‘sevinç rengi’yle. Dünya halidir deriz, bu durumdan pek memnun olmasak da. Ali Şeriati de zaten “sizi rahatsız etmeye geldim” demiyor mu? Eleştirel bir şiiri var Konuk’un. Şairin ayırıcı niteliği bu eleştirelliği keskin bir dil ve üslupla muhalifi olduğu şehirli değerlere yöneltmesidir. Seni Yalnız Ben Anlarım’da ve daha belirgin olarak Tehlikeli Belki’de bu şehirli değerlerle insafsızca ve tınmadan  beslenen içi kof özsüz adamlar eleştirinin odak noktasıdır. Bu adamlar aynalı kapılardan kibirle girecektir. Şiirin gücü bu biçimsiz kibri alaşağı etmesidir. Şiire güveniyorsak bu şeytanlaşan kibri açığa çıkarttığı içindir. Biz de zaten eleştirel/muhalif şiirin gerek­liliğine olan özlemle doluyuz. Burjuvazinin pişkinliğinden bıktık. Güçlü olmak istiyoruz. Dertsiz, tasasız, meselesiz şairlerden bıktık. Şairin denge arayışını istemiyoruz. Cemal Süreya güzel söyler: Şiir rahatsız eder, etmeli.

“iki satır lirizmden zarar gelmez / aynalı binalara ziyaretçi kartlarıyla girilirkenki utanç / plazalarda zevksiz yelekleriyle sırıtan dindar reklamcılar / gurmeler ve ipneler ittifakı olarak doksanlardan bugüne bir kereden bir şey olmaz”

“sermaye ve mal sahipleriyle tanışmadık” (tanınmamak için şair, 20-21)

Sağ gösterip sol vurmak

Bir bozgunun doğal olmayan pürüzlü diliyle söyleşir Konuk. Çığlıksız. Konuşur gibi yazar. Pespayeleşmiş toplumun çöküş zamanlarının şairi  diyebiliriz. Kriz zamanlarının estetik ifadesi. İroni silahıyla toplumun çürüyen yanlarını tespit eder. İroni, Osman Konuk şiirinin öne çıkan en belirgin özelliği. Bunu sağ gösterip sol vurarak ama aşırılaştırmadan gerçekleştirir: Dozunda ironi.

“türk ticaret bankasında bulunmak iyidir / paran vardır ve türksündür / ikisi de o sıralar işe yarar şeylerdir’ (ikinci şart, 27)

Şiirde duruş sahibi olmalıyız demekle olunmuyor. Hayalli cafcaflı imgelerle duruş sahibi olunmuyor. Gerçeğin gücüyle beslenen bir şiir var Osman Konuk’un. Bir söyleşide bu ifade ettiğimize benzer bir cümle kurar. Bunu duvara asmalı veya pankart yapmalı derim.

Gerçekle bağı güçlü

“Ben hayal gücüyle değil gerçek gücüyle yazıyorum” der şair. Biz biliyoruz ki düş kurmak uzlaşımcı-liberal-kapitalist kültürü besleyen bir pasifliktir. Yine aynı şekilde hayalci düşlemci şiir yazmak, günü­müzde yazılmakta olan şiirin kangrenlerinden biridir. Ciddiye alınması gereken bir sayrıllıktır. Aksi istikamette “hayat gücü”yle yazmayı önerir Konuk. Bu öneriyi ciddiye alalım derim. Colaridge şairlerin imgelem üzerine düşünmelerini onların yeteneğinin temel koşulu olarak belirler. Imgelemi değil de düşlemi esas alır günümüz şairi. Bu da artık gerçekten kopuşun resmi gibidir. Türkiye gerçeği varken uçan halıyla mesafeler katetmek gibidir bu. Düşlem şairi içe kapar, gerçeklik algısını zayıflatır. Gerçekle bağı gevşek bir şair de nostaljik hatırlatmalar yapar sürekli. Soylu bir biçimde çocukluğa geri dönüş değildir bu. Çocukluğa dönüş izleği has şairlerde asliyete, bozulmamışlığa, safiyete dönüş biçiminde belirginleşir. Oysa günümüz şairinde geçmişe sığınma ve şimdi’den kopuş söz konusudur. Genel olarak düşçü bir şiir yazılıyor bugün. Düşçü ve soyut. Gerçeğin dinamizminden hareketle yazılmayan, pasif, edilgin, sızlanan, homurdanan, inleyen bir şiir bu.

Yüzümüzü gerçeğe döndük

Işık tüm netliği ve kamaştırıcılığıyla karşımızda belirdi: Konuk’un şiiriyle yüzümüzü gerçeğe döndük. Tüm sertliği, tüm hırçınlığıyla Gerçek, modernleşen/sekülerleşen hayatlarımızın yüzüne vurularak ironik anlamda sümenaltı edilen işte asıl gerçek gün yüzü görür. Şiir: büyük huzursuzluğumuz. Kibrin özündeki gerçek açığa çıkartılacaktır. Konuk’un sanatıyla sondajlama/açığa çıkarma çabası içinde olduğu şey, modern algının gerisindeki gerçeğe ulaşmaktır. “Modernin kalbine  daha modern olan bir şeyle saldırmak” der, yine bir söyleşiye verdiği cevapta. Modernin kalbine en iyi modern şiirle saldırılır. Bundan daha modern ve mücehhez bir alet düşünülebilir mi? Konuk, modernin kalbine modern reflekslerle saldırmaz ama. Hergünkü yürürlükte olan modern algının tersini söyler. Düz ifadelerle modern mantığın biçimini bozar. Rutin işleyişe çomak sokar. Biz her şeyin tıkırında gittiğini sanırız, şiir gelir ve her şey bozulur. Rahatsız oluruz. Borsa yükselir, yüreğimiz hop eder. Ekonomi iyiye giderse işler yolunda demektir. İsmet Özel’in deyişiyle “katliamlar ne kötü be birader” deyip dertleşiveririz. Her şey laylaylom. Düzenli bankamatik memurlarıysak değme keyfimize(!) yaraya merhem midir tüm bunlar? Adını “insan” olarak yazdıran Konuk’a göre değildir:

“telefonlar şarzda her şey yolunda / doğal felaketler ajandalarda özenle işaretli / istatistik tabloları mükemmel görünmekte / çaresizlik eğrisi yükselerek sürmekte / sayfalardan taşan çılgın bir eğri / hızlı bir eğri, renkli, manyak, sapık bir eğri / hiçbir noktada doğru olmayacak bir eğri / adı şehvetle tekrarlanan bir eğri / yükselen eğri” (muhatap, 12)

Kemikleşmiş doğruları deşer

Tam adamına çattınız. Sağlam ve eleştirel bilinciyle/bakışıyla anti-moderndir bu konuda. Şeyleşmeye ve düşüşe karşı. Metalaşmaya ve düzeysizleşmeye karşı. Bir anti-konformist. Genele rağbet etmeyen bir tavır içindedir. Aceleci ve sıkıntılı. Modern dünya düzenini ters yüz eden bir anlayışı var Konuk’un. Parameta edinmenin özgün olduğu sanılan anlamını hiçler mesela. Rağbet edilenin tam tersini söyler. Sabitleşmiş ve kemikleşmiş doğruları deşer, sorgular. Konuk’un şiiri aslında-esasında metadan daha değerli olan şeylerin önemini sezdirmek ister, tüm ironisiyle tabii. Kalıp fikirlere-klişelere karşıdır, bundan hazırcılık ve meşru olmayan mazeretler de nasibini alır. İğvanın tam karşısında konumlar kendini. Düşüşün ironik bir eleşti­risidir Konuk’un şiiri.

“bir kereden bir şey olmaz; serbest düşme yasası / gökdelen mezarlıklar konusunda geri kaldık / çok ileri gittik başarısızlıkta / çocuklara yalan mı söyleyecektik yani / nöbetçi eczanelerin karlılığını tartışmadık / utangaç bıyıklı muhafazakarların gizli ilkesini / bir kereden bir şey olmaz” (tanınmamak için şair, 18)

Osman Konuk’u tüm ironisiyle okumak gerektiğini düşünüyorum. Özcümle devinip duran bir ruha sahiptir: “sizi rahatsız etmeye geldim”

 Yazının alıntı yapıldığı Link

Sosyal Medyada Paylaş:

Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

Bir cevap yazın