Hicret

Hicretiydi aşkın bu gözyaşları…
Söz tutmaz harflerin firarıydı edalı bakışlarla,
susacaktı dudaklar, kalmamıştı sabır satakta, bekliyorduk.
Bir devrim sabahı gibi uyanacaktı ölümsüzlük,
aşka gebe kalmış hayat ile biz doğacaktık.
İnanıyorduk,
Zümrüd-ü Ankanın kanatlarında gelecekti mutluluk anahtarı
açacaktık kapılarını düşlerin.
Hayallerimizi koyup yastığımızın altına ekecektik sevda tohumlarını.
Gülüşümüz açacaktı belki, belki de gülüşlerimizden güllerin açacaktı gül yüzün gibi.
Cümlelerin başkaldırışı gibi yalnızlığa bizde isyan edecektik hüzünlerimize,
mahkum olacaktı gözyaşlarımız pınarlarında.
Müebbet duracaktı ölene dek birimiz.
Müstakil bir evin avlusunda oynayan çocukların sevinci gibi yaşayacaktık birbirimizi,
duymayacaktık bizi üzen nesneleri.
Tebessüm kokan evimizin içinde inancın sıcaklığı ile yudumlayacaktık muhabbetlerimizi;
alem döne duracaktı, biz dönmeyecektik birbirimizden.
Şerrin gölgesi çöktüğünde hemen yakacaktık dualarımızı,
umutlarımızı inancımıza sürüp sığınacaktık Yaradan’a.
Simurg’un şarkılarında demleyip kalbimizdeki seni ve beni, bizi içecektik.
İşte bu hicretimdi benim sana,
elimde bir benle geldim kapına,
beni sana verip sen olmaktır niyetim,
niyetim aşktır benim sana.

Mustafa Yalçın

Ophelian hakkında 1879 makale
Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın