ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

Hiç’te Her Şeyi Arıyorum

Sosyal Medyada Paylaş:

Lirik ve zarif şiirleriyle tanıdığımız şair Rıdvan Memi, üç yıllık bir aradan sonra yeni şiir kitabı “Hiç”i yayınladı (Om Yayınları). İlk bakışta, baş döndürücü bir felsefî kavrama işaret eden kitabın adı, şu soruyu akla getiriyor: Şiir ve felsefenin kesişme noktasında bir kavram sorgulaması mı, yoksa bu heyecan verici sözcüğün yalnızca şiirsel bir imge olarak -eğer bu mümkünse- kullanılması mı? Aslında Rıdvan Memi’nin yaptığını, bu iki tanımdan da ayrı tutmak gerekiyor. Zira kitap, ‘hiçlik’ kavramıyla beraber ilk akla gelen nihilizmin bir eleştirisi olmadığı gibi ona bir övgü de değil.

 

Şair, bir bakıma, şiirinin teknik düzeyde gerçekleştirdiği “borç ödeme”yi, düşünsel olarak da yerine getiriyor. Rıdvan Memi’nin şiiri, gelenekle nasıl bir ilişkiye giriyorsa, Doğu’nun bütün düşünce ve hikmet geleneği göz önüne alındığında, bu büyülü hikmet dünyasıyla da arasında var olan bir ilişkiden söz edilebilir. Öncelikle, nihilizm gibi Batı kökenli bir kavramı akla getirmesi gereken “hiçlik”, Rıdvan Memi’nin şiirinde anlamsızlığa değil, bu kavramın, var oluşun ötesine geçmede oynadığı role gönderme yapıyor. Bir anlamda boşluğun dipsiz uçurumuna yuvarlanmak olan bu sözcük, bir Yaratıcı algısıyla bir arada düşünüldüğünde, kendi varlığından ‘geçme’den başka bir şey değil. Kuşkusuz, Hiç’i yalnızca etrafında döndüğü kavram bağlamında ele almamak gerekir. Şair, bu kitabında da ilk kitabındaki zarif söyleyişi sürdürüyor.Yakıcı bir kesiklik ve hüzün: Biraz Sezai Karakoç, biraz Necatigil… Adına -ve kapağına- bakılırsa, bizi derin bir boşluğa ve umutsuzluğa çağırmasını umduğumuz kitap, yalnızca hüzün veriyor; umudu da içeren, güzel bir hüzün. Ne de olsa siyah, karanlığın olduğu kadar, mutlak ışığın da rengidir!

 

Adına ve kapağına bakılırsa, bizi derin bir umutsuzluğa sürüklemesi beklenebilecek kitap, sadece -umudu da içeren- bir hüzün veriyor. Yanılıyor muyum?

 

Kesinlikle yanılmıyorsun, bilakis, kitaptaki şiirlerin özüne ilişkin tam da yerinde bir belirleme bu. Hiç, Hiçlik; Nihilizm penceresinden bakıldığında bir derin boşluğun, hatta ötesinde anlamsızlığın ifadesi. Şüphesiz ki o pencereden bakıldığında dahi Hiç ile ulaşılabilecek bir menzil var. Ancak varoluşu bir yaratıcı algısı ile kuran tüm inanışlarda Hiç’lik; o yaratıcının -tabiri caizse- hesabına kendi varlığından ‘geçme’den başka bir şey değil. Hani İslam’da tasavvuf ehlinin fenafillah olarak isimlendirdikleri merhale var ya, ki varlığın sırrına vâkıf olma halidir, işte o merhalenin nişan taşıdır Hiç. Dolayısıyla bir umutsuzluk denizi değil, olsa olsa umut okyanusu diye isimlendirilmesi uygundur zannımca. Kapağa gelince, e vallahi o da bir algı meselesi, siyah bir bakışa göre karanlığın, bir diğer bakışa göre ise mutlak ışığın rengidir!

 

Kitabın bölüm başlıkları, insanın ontolojik konumuna da gönderme yapıyor. Bu bağlamda şiirin içinden felsefe üretilebileceğini düşünüyor musunuz? Yoksa şiirin, kavramsal sorgulamalara girmeden, yalnızca dil işçiliği düzeyinde kalabilmesi mümkün mü?

 

Yargın doğru, dört unsura; hava, ateş, su ve toprağa adanmış şiirler bir anlamda insanın ontolojik konumuna yapılan göndermelerdir. Ancak bu şiirin içinden felsefe üretilebileceği sonucunu doğurmamalı. Her ne kadar felsefe ile şiirin bir kan bağı var ise de, şiir o soy kütüğünün tepesinde. Böylesi bir konumda da şiirin meselesi değildir kavramsal sorgulamalar. Hatta belki de kavramsal sorgulamalar nihai yanıtlarını şiirde, ya da daha doğru bir ifade şu olabilir, şiir ile bulurlar. Bu öyle açık bir formüller bütünü gibi de anlaşılmamalı şüphesiz. Bütün bu yargıların sonucunda herhalde şiirin basit bir dil işçiliği de olmadığını hissettirebilmişimdir umarım.

 

Son bölümde tadına doyulmaz beyitler var. Uyguladığınız teknik, gelenekle yeni bir ilişki kurma biçimi olarak değerlendirilebilir mi?

 

Gönülde tat bırakabildi ise beyitler girdiği gönlün genişliğindendir aynı zamanda, mutlu olurum bundan şüphesiz. Beyitlerin dile gelmesinde iki temel neden var: Birincisi, bunu ilk kitabım Su Yandı’daki gazeller için de söylemiştim, bir borç ödeme biçimi… Beni besleyen, biçimlendiren ana kaynaklardan Divan şiirine olan borcumun ifadesi… İkincisi ise senin sorunun bir yanı ile yanıtı, bir köke bağlı şiirin dallarından biri oluşu… Bununla birlikte bu tekniğin “gelenekle yeni bir ilişki kurma biçimi” olarak adlandırılması ne derece doğrudur, emin değilim.

 

Yazılmış şiirlerin bir araya getirilmesinden çok, kafanızda oluşmuş bu kitap, Rıdvan Memi’nin kafasında oluşmuş “yapıt”ın bir bölümü mü?

 

Önce hemen sorunun yanıtı: Kafamda oluşmuş bir “yapıt” yok, dolayısı ile de Hiç, böyle bir yapıtın bir bölümü değil. Ama bu demek değil ki, varsa bundan öte şiir nasibim, bir sonraki kitap, şiirler, Hiç ile bir bütünün parçasını oluşturmayacak, yalnızca şu an bilmiyorum. Ve diğer mesele… Rıdvan Memi olmasam ve Hiç’i elime alsam sorunun içindeki yargıya aynen ben de ulaşırdım: Bu kitap yazılmış şiirlerin bir araya getirilmesinden çok oluşturulmuş bir kitap. Ama inan, ki tanıkları var bunun, şiirler kitaplaşma aşamasına geldiğinde ortaya çıktı bu kurgu. 3 yılın şiirleri bir izi tabii ki takip ediyordu; ama bu şiirler dile gelmeye başladığında bir kurgunun parçası olarak vücut bulmadı asla, kurgu kitaplaşma aşamasında bir nevi kendini dayattı. Yine de; bazı nedenlerle, en başında da şiirin sahihiyetini zedelemesi kuvvetle muhtemel olması geliyor bu nedenlerin, ‘kurgu kitap’a karşı olan ben, kitabın bu ‘oyuncaklı’ halini sevdim, ne yalan söyleyeyim!

 

HİÇ

 

ben ölürken elimde sarı bir gül ya da hiç!

ve toprağın kapısında bir mısrâ ‘hoş geldin’

hoyrat eşyânın künhünde tarifsiz sevinç

 

dokunmadın üzerimdeki mintan durmaksızın büyüdü

yüzünün beyazlığında asılı kaldı çocukluğum

lügatteki her sözcüğün karşılığı hüzündü

yaşamak arâfda dağa sevdalanmak kadar hazin

temmuzda delifişek ıhlamur kokusu

hangi yarada dans eder daha keskin

 

kırık sigaralar kadar akşam hayat hep haliç

gitti ve gelmedi sarı gülle salıncaklar

ben ölürken kulağımda bir ninni ya da hiç!

M. İlhan Atılgan

Alıntı : http://arsiv.zaman.com.tr/2004/01/03/kultur/h1.htm

Sosyal Medyada Paylaş:

Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

Bir cevap yazın

error: Content is protected !!