EN GÜZEL ŞİİRLER

k(adın): feride

Sosyal Medyada Paylaş:

k(adın): feride

 

uyruğun: dünya;

 

ve sonrasını ben bilirim…

 

aynı yağmurlardan kaçarken bir saçağa düştük önce;

 

sonra gece, avluda bir kırık dal dursa üşürdü feride.

 

tarihini düşmedim, düşünemedim

 

ama tenimiz tanışır önce

 

ve terimiz…

 

o benim avradım olur gecelerce, günlerce;

 

sonrasını… Sonrasını ben bilirim…

 

*

 

geceye yağmur inerdiişte böyle sicim gibi, ipince

 

giderek soğuyan dünyamıza kanat vururken kuşlar

 

ve hüzünle şaşırırken yolunu yitik yıldızlar,

 

feride, bir destan gibi yürüdü ömrünü

 

akmaya yarışırken sular…

 

*

 

sonra sular sulara, günler günlere vururdu

 

ve hayat onada, beni de hem ne kötü vururdu;

 

hayvan gibi vururdu hayat,

 

küfür gibi, namlu gibi vururdu…

 

sonra feride geceler boyu uyurdu.

 

İleride unutulmuş bir allah kendini doyururdu

 

ve susunca feride, yeryüzü boğulurdu…

 

yeryüzü yüreğimdi birazda. Kururdu…

 

kururdu…

 

*

 

/ben onu dilsiz ve dipsiz biçimlerden çaldım kimselere

 

kimselere bırakmam/

 

öpüşlere sararım, gidişlere sorarım

 

kimselere… Kimselere bırakamam !

 

feride başak kokar, esmer bir başak

 

gözlerini hep s(aklar)utanırken

 

sonrasımı….

 

sonrasını ben bilirim.

 

*

 

günler turşu kıvamındaydı; şarkı söyler ,rüzğar giyerdik

 

akşamları masamızda hep ucu kırık bir karanfil dururdu;

 

yaralarımızı sarardık, sorardık ihtilal dönüşleri,

 

infazları sayardık…

 

kadınlar ve erkekler kendi aybaşlarındaydı:

 

gelinler su başlarında, şöförler direksiyon, gerillalar silah başlarındaydı

 

bitmezdi tükürdüğüm savaşlarıda “apoletleri büyük

 

beyinleri küçük” generallerin!

 

orospular sızardı gecenin yırtmacından

 

yırtmaçların tenine küfür dolardı

 

ve küfür yazardı gazeteler

 

geceler küfür kokardı/alkol ve sperm

 

günlerin yaslı yüzünde kirli kan

 

ve peçeteler…

 

peçetelerde günler turşu kıvamındaydı

 

tam kıvamında işkenceler

 

bir uzunyol şöförü yolları

 

yolları feride’yi andığım gibi anardı

 

geceye devriyeler dolardı

 

ne o

 

k i m l i k s i z m i y d i k ?

 

 

feride hınca hınç grevdedir tek tip insan pazarlarında;

 

dağlara atarım, bulutlara katarım onu kimselere

 

kimselere bırakmam !

 

 

 

kül gecelerinden çalarken onu ateşlerin içinden

 

bastım bağrıma üzüm suyu damıtır gibi

 

sarargibi ağrısın ışık kanatlı bir güvercinin

 

dirildim, dirilttim onu kimselere bırakmam

 

kimselere !

 

 

 

sonra tenini tutukladım avuçlarımla

 

mühürledim dudaklarını ateş kızıllığında

 

kattım da onu yasak şarkılarıma, kitaplarıma

 

feride’yi şiir saydım birazda…

 

 

 

nisan kızıdır feride;

 

bundandır nisan güneşi sinmiştir tenine ve kokusu otların

 

kırlangıçların…

 

dağları uyutur koynunda kavgalara gidince;

 

sonra aşk olur kadın olur bana gelince…

 

ki aşkın saati, gömleği, takvimi yoktur;

 

uçarı bir rüzğar gibidir ansızın ne yana dönse

 

o ufka çeviririm sonrasını…

 

sonrasını ben bilirim…

 

 

 

feride tütünü türküye banarda içer

 

yüreğinde bir tufanın negatifleri

 

ölümden gelmiş, kollarıma yakışmış

 

bırakmam kimselere

 

k i m s e l e r e !

 

 

 

feride şiir huyludur, gül kokuludur

 

gül kokuludur gözleriyle gözlerime dokunur

 

dokunur

 

v a a y !

 

gözlerinle gözlerime dokunuyorsun

 

bir bilsen o an gözlerim oluyorsun

 

kaçalım, beni gören sen sanacak…

 

görüyormusun dağlara dokunuyor insanlar

 

giderek dağlaşıyorlar

 

görüyormusun adınla başlıyor her şey

 

karın eriyişi ,yağmurun dirilişi

 

adınla !

 

adınla herşey: şarabın dökülüşü, sesimin eskimeyişi…

 

ben ise sana abanıyorum büsbütün aşk kesiliyorum /

 

yenile yenile bana abanıyorsun sen de

 

ateş kesiliyor dudakların

 

saçların iri bir tutunmak oluyor bu yangın yerinde

 

 

 

ben nereye gitsem biraz senden gelirim

 

ardımdan kuşlar uykular gelir…/

 

feride ey yaar !

 

 

 

gelip bana çıkıyor bu kent

 

ben kentlere çıkıyorum

 

kentler kent olmalı feride

 

bir türkü tuturup açabilmeliyim alnımı

 

gecelerinde…

 

güne koşarken çocuklar güne erkenden

 

ya deniz yada dağ kokmalı yolları

 

çocuklar çocuk olmalı

 

aç bakmamalı sevgiye

 

çocuklar bazen bir ülkedir gözleri gök(yüzünde)

 

 

 

ter ve güneş kokarken işçiler evlerinde

 

herkes kendi gibi olmalı adı gibi

 

yoksa sonumuz olur feride

 

utanır rüzğarlar hakedilmiş iklimlere…

 

 

 

çarşılarda kalabalık yürüyor

 

her yanım kalabalık ve kabarık

 

duramıyorum böyle çarşılara abanıyorum ben de:

 

gülüşleri, konuşmaları, otoroşları nerede ?

 

hani çocuklar mavi esintilerde ?

 

bu kanlar da ne ?

 

bir bilsen o an gömleğimi parçalıyorum günün orta yerinde

 

çatırdayarak kopuyor düğmelerim

 

suçlular nerede ?

 

 

 

bıyıklarımı kemiriyorum bitiyor

 

çekip koparıyorum saçlarımı

 

bir bilsen ter damlıyor yüreğimden yerlere

 

bileklerim kesilmiş,damarlarım dökülmüş caddelere

 

çarşılara abanıyorum işte

 

çarşılar yalnız, çarşılar yalan

 

çarşılar bana abanmıyor feride…

 

 

 

keder bile yıkar bendini

 

yağmur iner, gök boşaltır içini

 

büyür

 

benim yüzyılım

 

b e n i m y ü z y ı l ı m hani?

 

çoğaldım ve bir soruyla dolaştım sokakları

 

bir soruyla açıp her sabah penceremi

 

benim yüzyılım h a n i ?

 

benim yüzyılım h a n i ?

 

 

Yılmaz ODABAŞI

Sosyal Medyada Paylaş:

Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

Bir cevap yazın

error: Content is protected !!