ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

Kum ve Köpük Kitabına Bir Bakış

Sosyal Medyada Paylaş:

Kendini “ Ben ne bir sanatçı,ne de bir şairim.Ben bir sisim;herşeyi örten,ancak hiçbir zaman bir araya getirmeyen bir sis.” cümleleriyle tanımlayan Cibran eserlerinde 20. Asrın hem felsefe hem de şiir geleneğine eklemlenebilecek bir yapıyla çıkıyor karşımıza.Deyiş yerindeyse kavramın ve imgenin sınırlarını ihlal ediyor,zorluyor,bazen de keskinleştiriyor.Sonsuz bir metnin kıyısında dolaştırıyor okuru;insanın evrensel yazgısının türküsünü çağırıyor.Buda’dan,İncil’den,Kur’an’dan,Tevrat’tan,kadim metinlerden,Nietsche’den,Blake’ten esintilerle dolduruyor ruhumuzu.

Mevlana,Tagore,Hesse,Cibran…

Bu isimlerin ortak özelliği insana kaybetmiş olduğu hakikati fısıldayarak ima etmeleri değil miydi? Yitik cennet arayışı değil miydi onları geçtiğimiz asırda bütün dünyada kült haline getiren ?

Lirik fragmanlarla,şiirlerle ve yer yer düşüncenin lirizmi denilebilecek metinlerle dolu Kum ve Köpük.Kitapta kumdan ve köpükten bir barınak inşa ediyor Cibran; her daim yıkılan ve yeniden yapılan.O barınakta bir rüya üretimi var; gerçeğin rüyası.Yeryüzünde şairce konaklayanlardan biri olan Cibran,hayatın ve insanın hemen her haline ilişkin değinilerde bulunuyor.Hakikatin peçesini aralıyor,hem Doğunun hem Batının çöllerinde dolaştırıyor okuru.Ve elbette insan ruhunun dehlizlerinde.

Her şeyin baş döndürücü bir hızla değiştiği ya da bir çöle döndüğü zamanlarda Cibran okumak ruha iyi gelebilir.Çünkü o,değişmeyen öze davet eder insanı;teselli yada hatıra zevki vaat ederek.Bir ağacın meyveye duruşu ile bir kavramın içerdiği düşüncenin eda haline gelişine aynı anda şahit olursunuz onda.Dil ve doğa da birlikte yer alır Cibranın metinlerinde.Hem dilin hem doğanın toprağına basar ve orada bırakırsınız negatif enerjinizi.Berrak bir suya bakar,sonra suyun felsefesini yaparsınız.

Kum ve Köpükten birkaç esinti :

Yalnızca kovalandığınız zaman en yüksek hızınıza ulaşabilirsiniz.O yüzden kalbinden sürgün olduğu yere,yeni bir kalp hediye ederek döndü Cibran.Belki de bir deniz kabuğunun deniz dediği şey incidir.Belki de Cibranın inci dediği şey,şiirdir.Tanık ve noter olarak sözlüğün huzurunda neşve,acı ve merak arasında yapılan bir sözleşmedir,şiir.

Cibran o yüzden bakir olarak iade eder kelimeleri lügate. ( İçimi senin bildiklerinle dolduracak olsaydım,yer kalır mıydı orada benim bildiklerime).

İşte kendini bilen bir bilge…( Bir gezginim ben,bir denizci,her gün kendi içinde yeni bir yöre,yeni bir ada,yeni bir kıta keşfeden).

Kendini tanı,kendini bil,kendin ol diyen bir keşiş,derviş ya da çırak Cibran.

Koltuğumun altında Kum ve Köpük, yalınayak yürüyorum kızgın kumların üzerinde ve hissediyorum hakikatin köpüğünü…Bir yaz ikindisinin dinginliği bu.

Ercan Yılmaz

Alıntı : 4 Haziran 2012 Kitap Zamanı ekinden…

Sosyal Medyada Paylaş:

Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

Leave a Reply

error: Content is protected !!