EN GÜZEL ŞİİRLER

KUTLU DOĞUM VE KUTLU PEYGAMBER ( S.A.V. ) ‘e ŞİİRLER

Sosyal Medyada Paylaş:

GÖNLÜMÜN GÜLÜ 

Sen’i seven her ruh uludur ya Resûlallâh!

Gönlü-gözü onun doludur ya Resûlallâh!

 

Cemâlin pertevinden zerre şevk alan billâh,

Kapının ayrılmaz kuludur ya Resûlallâh!

 

Beklemez bir başka iltifât Sana erenler,

Semtin iltifat buğuludur ya Resûlallâh!

 

Gönül gözleriyle bir kere seni görenler,

Onlar ruhların bir koludur ya Resûlallâh!

 

Uçuşur ikliminde altın kanatlı kuşlar,

Iklimin kuşların yoludur ya Resûlallâh!

 

Cennet yamaçları gibidir orda ufuklar,

Cemâlin bu ufkun tülüdür ya Resûlallâh!

 

Sana ermek İmanlı gönüllerin rüyâsı,

Seni bilmeyenler ölüdür ya Resûlallâh!

 

Vuslatın, bu garip kıtmîrin her dem hülyâsı,

Bu benim gönlümün gülüdür ya Resûlallâh!

 * * * * * * *

AY YÜZLÜ 

Ay yüzlüm, apaçık sözlüm rûhum Sana kurban;

Gönlüm Sana hayran!

 

Nergis bakışlarının te’siri ne de yaman!

Sultânım el amân..!

 

Bak sînemde bir ok var, derûnumda bir acı,

Sen’dedir ilâcı…

 

Ey varlığı nûr, dünyâsı sürûr, sözü Kur’ân!

Her derdime derman…

 

Pür âteşim bırakma beni hicranda zinhâr!

Rûhumda âh u zâr…

 

Hem mahzûn, hem de perişan derdlerle kıvrandım;

Kapına dayandım!

Bilmem başka ocak, başka ateş, Sana yandım;

Sen’inle uyandım.

 

Ey dünyâya arşdan gelen nûr, ey meh-i tâbân!

Aydınlattı ziyân…

 

Hayâlimle gezip yine dîdârını andım;

Aşkınla kıvrandım.

 

Ey taptâze gül, kâkülü anber, saçı reyhân!

Câziben ne yaman!

 

Görmemiştir cihânda gözler Sen gibi dilber…

Güneşlerden enver…

 

Aç lütufla bağrını aç ki kıtmîr kulundur!

Dergâhın uludur…

 

Deryalar gibi kereminden bir katre ihsân,

Ey gönlüme Sultân!

 

Lütfeyle ne olur bildiğim başka kapı yok!

Derdim herkesden çok…

* * * * * * * 

AY DOĞDU ÜZERİMİZE  

Ay doğdu üzerimize

Veda tepesinden

Şükür gerekti bizlere

Allah’a davetinden

 

Sen güneşsin sen aysın

Sen nur üstüne nursun

Sen süreyya ışığısın

Ey sevgili ey Rasûl

 

Ey bizden seçilen elçi

Yüce bir davetle geldin

Sen bu şehre şeref verdin

Ey sevgili hoş geldin

 

Ey Rasûl sana söz verdik

Doğruluktan ayrılamayız

Sen ey esenlik yıldızı

Senin sevginle doluyuz

 

HZ MUHAMMED (S.A.V) Haberin yok mu Ey İnsanoğlu!

Zifiri karanlıklar arasında bir nur doğdu.

…Ötenin ötesinden…

Mahvolmuş,cehaletle kavrulmuş bir asırda

Ummanlarda,yedi kıtada esti o muazzam kasırga

Haykırıyordu yer,gök geldi “Muhammed-ül Emin”

Ayakları altında eriyordu dağ,taş,zemin

Mevsim…dört mevsimden farklı

Mekan-ı İslam aydınlatıyordu tüm âfâkı

Enginlerde ki sır kapısında peygamberim çilingir

Dilinden gönüllere uzanan nağme “Allah Bir”

…Ey Sevgili Nebi…

Sürme çektiğin o gözler vahşete perde

Allah’ı anan kalpler daim siperde

Varlığın Resulüm ezelde ve ebediyet de

…Sana olan bu aşk sayfalarla olunmaz ifade…

 

ANLATAMAM SENİ YA RESÛLALLAH

Dediler bana -Bu dünya O var diye yaratıldı-

Geldim dünyaya, açtım gözlerimi, aradı bu gözler seni

Ama sen yoktun…

Haber göndermişsin

-Kardeşlerime selam olsun- demişsin…

Seni göremeyen kardeşlerine selam

Senden gelen selama can kurban Ya Resûlallah.

 

Sen ki eşsiz tebessümüyle kalpleri anahtarsız açan,

Sen ki dört mevsim açan gül,

Sen ki bir yavrucağın kuşu ölmüş diye taziyeye giden ince gönül,

Sen ki harbe en önde giden korkusuz cengaver.

Çocukların bile fikrini soran büyük düşünür,

İsmi Allah la yazılacak kadar şereflisin.

 

Bir hayvan ölüsünden herkes uzaklaşırken

Onun güzel dişlerini görecek göz vardı sende…

Selam vermeyi çok sevmene rağmen

Tembellik yapana bunu layık görmeyecek kadar çalışkandın sen.

 

Çocuklarla oyun oynayan alçak gönüllü sevgi güneşi,

İki kurbanlığın oğlu olarak asildin sen.

Can düşmanlarının malını emanet ettiği,

Sözüne güvendiği emindin sen

 

Hz. Yusuf tan güzel, tüm insanlar içinde özeldin sen

İnci dişlerinin arasından çıkanlarla kimsenin incinmediği yürektin sen.

 

Sen yürüyünce dağlar erirdi, mahlûkat selam verirdi sana,

İftira atanlar üzünce seni melekler öperdi yanaklarından

 

Münkirler ağlatınca Amine yoktu ki kucaklasın seni?

Abdullah görmedi nasıl cezalandırsın kafirleri?

Ama Rabbin vardı, alemleri senin için yaratan Rabbin…

Miraca çıkardı seni, sevgiliyi görmek herşeye değerdi.

 

Bahiranın bahçesindeki kuruyu yeşerten sevgili !

Gel ey nebi.

Gönlümün bozkırları seni bekler.

Seni sevmek her ruhun yiyeceği, içeceği,

İlahi aşkın gıdası seni sevmekten geçer.

Benim sevgim nedir ki?

Ayçiçeğinin güneşe olan sevgisi…

Önemli olan güneşin, ayçiçeğine ışık göndermesi.

Sana öylesine muhtacım ki…

Ölesine muhtaç…

 

Ey efendim sesim çıktıgı kadar bağırsam sana

Nur ellerinden tutsa parmaklarım çocuk edesıyla

Senin sesini duyarım yüzyılları ötesinden ey nebi

Sevdigim sensin senden başkası dursun geri

 

Utanmaktayım zira karşına çıkmaya efendim

Senin yaptıkların yanında ben bir hiçim

Umudum var yinede ümmetim dersin diye

Bir kelimene dünyayı canı malı versem azdır bile

 

Yolun ne zordu senin küfe mekke medine

ayak izin var çöllerde ve şehirlerde

Dinleriz kahramanlık destanını uhutta bedirde

Bize kuvvet verir çıkmak için küfrün önüne

 

Dua edersin biliriz her ümmetinden olana

Sana layık olamadık diye ağlarız hala

Herkez nefsi nefsi fiye bağırırken huzurda

Sen Ümmeti ümmeti dersin Efendim hala

 

Ey Rabbim duymaktasın sesimi bilirim

Bu şiiri okuyan sevdalılarına dil olurum

Yoluna can feda ve habibine Efendim

Anam babam ve herşeyimle kırbanım

 

Yüregimde daglanır sevgin

Ama ben daglarım çıkmasın

Korkarım şeytan ile nefsimden

Seni kaybetmemeye deger efendim

 

yar yar yar yandım

 

iliklerimdeki kanlar çekildi

 

her santimim kurudu

 

aşkdan ağladım hergece

 

beni bir yastığım duydu

 

yuttu gözyaşlarımı yastığım

 

yaş bitti kan aktı

 

her damlası beni bir daha aşık etti

 

iliklerimde kalmadı kanım

 

aşık oldumki sular içinde yanarım

 

yanma öyle olduki

 

bana dokunan yandı

 

bana yaklaşan yandı

 

dayanamadılar bu aşka

 

ben sana sende yandım

 

Hep hasret olmadı mı,

Hep özleyiş,sessizce bekleyiş,

Çatılan kaşlar,buğulu gözler,

Gidenlerin ardından.

 

Kaç sevgili yitirdi umudunu,

Kaç sevgili kahretti her gece,

Geceler boyu kalkmadı mı kadehler,

Gidenlerin ardından..

 

Nafile bu bekleyiş bu özleyiş,

Bilmeyecekler yazılan şiirleri,

Duymayacaklar söylenen şarkıları,

Gidenler ardından….

 

Seccaden kumlardı…

………………………………

Devirlerden, diyarlardan

Gelip göklerde buluşan

Ezanların vardı!

 

Mescit mümin, minber mümin…

Taşardı kubbelerden Tekbir,

Dolardı kubbelere “Amin!”

 

Ve mübarek geceler, dualarımız,

Geri gelmeyen dualardı…

Geceler ki pırıl pırıl,

Kandillerin yanardı!

 

Kapına gelenler, ya Muhammed,

Uzaktan, yakından-

Mümin döndüler kapından!

 

Besmele, ekmeğimizin bereketiydi;

İki dünyada aziz ümmet,

Muhammed ümmetiydi.

 

Konsun -yine- pervazlara

Güvercinler;

“hu hu” lara karışsın

Aminler…

Mübarek akşamdır;

Gelin ey Fatihalar, Yasinler!

 

Şimdi seni ananlar,

Anıyor ağlar gibi…

Ey yetimler yetimi,

Ey garipler garibi;

Düşkünlerin kanadıydın,

Yoksulların sahibi…

Nerde kaldın ey Resul,

Nerde kaldın ey Nebi?

 

Günler, ne günlerdi, ya Muhammed;

Çağlar ne çağlardı;

Daha dünyaya gelmeden

Müminlerin vardı…

Ve birgün, ki gaflet

Çöller kadardı,

Halimenin kucağında

Abdullahın yetimi,

Aminenin emaneti ağlardı!

 

Haticenin koncası,

Aişenin gülüydün.

Ümmetinin gözbebeği,

Göklerin resulüydün…

Elçi geldin, elçiler gönderdin…

Ruhunu Allaha,

Elini ümmetine verdin.

Beşiğin, yurdun, yuvan

Mekkede bunalırsan

Medineye göçerdin.

 

Biz dünyadan nereye

Göçelim ya Muhammed?

Yeryüzünde riya, inkar, hıyanet

Altın devrini yaşıyor…

Diller, sayfalar, satırlar

“Ebu Leheb öldü” diyorlar:

Ebu Leheb ölmedi, ya Muhammed;

Ebu Cehil, kıtalar dolaşıyor!

 

Neler duydu şu dünyada

Mevlidine hayran kulaklarımız:

Ne adlar ezberledi, ey Nebi,

Adına alışkın dudaklarımız!

Artık, yolunu bilmiyor;

Artık, yolunu unuttu

Ayaklarımız!

Kabene siyahlar

Yakışmamıştır, ya Muhammed,

Bugünkü kadar!

 

Haset, gururla savaşta;

Gurur, Kafdağı’nda derebeyi…

Onu da yaralarlar kanadından,

Gelse bir şefkat meleği…

İyiliğin türbesine

Türbedar oldu iyi!

 

Vicdanlar sakat

Çıkmadan yarına.

İyilikler getir, güzellikler getir

Adem oğullarına!

 

Şu gördüğün duvarlar ki

Kimi Taiftir, kimi Hayberdir…

Fethedemedik, ya Muhammed,

Senelerdir!

 

Ne doğruluk, ne doğru;

Ne iyilik, ne iyi…

Bahçende en güzel dal,

Unuttu yemiş vermeyi…

Günahın kursağında

Haramların peteği!

 

Bayram yaptı yabanlar:

Semaveyi boşaltıp

Saveyi dolduranlar…

Atını hendeklerden -bir atlayışta-

Aşırdı aşıranlar…

Ağlasın Yesrib,

Ağlasın Selmanlar!

 

Gözleri perdeliyen toprak,

Yüzlere serptiğin topraktı…

Yere dökülmeyecekti, ey Nebi

Yabanların gözünde kalacaktı!

 

Konsun -yine- pervazlara

Güvercinler;

“hu hu”lara karışsın

Aminler…

Mübarek akşamdır;

Gelin ey Fatihalar, Yasinler!

 

Ne oldu, ey bulut,

Gölgelediğin başlar?

Hatırında mı, ey yol,

Bir aziz yolcuyla

Aşarak dağlar taşlar,

Kafile kafile, kervan kervan

Şimale giden yoldaşlar?

 

Uçsuz bucaksız çöllerde,

Yine, izler gelenlerin,

Yollar gideceklerindir.

 

Şu Tekbir getiren mağara,

Örümceklerin değil;

Peygamberlerindir, meleklerindir…

Örümcek ne havada,

Ne suda, ne yerdeydi…

Hakkı göremiyen

Gözlerdeydi!

 

Şu kutu, cinlerin mi;

Perilerin yurdu mu?

Şu yuva-ki bilinmez,

Kuşları hüdhüd müdür, güvercin mi, kumru mu?-

Kuşlarını, bir sabah,

Medineye uçurdu mu?

 

Ey Abvada yatan ölü

Bahçende açtı dünyanın

En güzel gülü;

Hatıran, uyusun çöllerin

Ilık kumlarıyla örtülü!

 

Dinleyene hala,

Çöller ses verir:

“Yaleyl!” susar,

Uğultular gelir.

Mersiye okur Uhud,

Kaside söyler Bedir.

Sen de, bir hac günü,

Başta Muhammed, yanında Ebubekir;

Gidenlerin yüzbin olup dönüşünü

Destan yap, ey şehir!

 

Ebubekirde nur, Osmanda nurlar…

Kureyş uluları karşılarında

Meydan okuyan bir Ömer bulurlar;

Alinin önünde kapılar açılır,

Alinin önünde eğilir surlar.

Bedirde, Uhudda, Hayberde

Hakkın yiğitleri, şehid olurlar…

Bir mutlu günde, ki ölüm tatlıydı;

Yerde kalmazdı ruh… kanadlıydı.

 

Konsun -yine- pervazlara

Güvercinler;

“hu hu”lara karışsın

Aminler…

Mübarek akşamdır;

Gelin ey Fatihalar, Yasinler!

 

Vicdanlar, sakat çıkmadan,

Ya Muhammed, yarına;

İyiliklerle gel, güzelliklerle gel

Adem oğullarına!

 

Yüreklerden taşsın

Yine imanlar!

Itri, bestelesin Tekbirini;

Evliya, okusun Kuranlar!

Ve Kuranı göznuruyla çoğaltsın

Kayışzade Osmanlar!

 

Natini Gaalip yazsın,Mevlidini Süleymanlar!

Sütunları, kemerleri, kubbeleriyle

Geri gelsin Sinanlar!

Çarpılsın, hakikat niyetine

Cenaze namazı kıldıranlar!

 

Gel, ey Muhammed, bahardır…

Dudaklar ardında saklı

Aminlerimiz vardır!..

Hacdan döner gibi gel;

Miraçtan iner gibi gel;

Bekliyoruz yıllardır!

 

Bulutlar kanad, rüzgar kanad;

Hızır kanad, Cibril kanad;

Nisan kanad, bahar kanad;

Ayetlerini ezber bilen

Yapraklar kanad…

Açılsın göklerin kapıları,

Açılsın perdeler, kat kat!

Çöllere dökülsün yıldızlar;

Dizilsin yollarına

Yetimler, günahsızlar!

Çöl gecelerinden, yanık

Türküler yapan kızlar

Sancağını saçlarıyla dokusun;

Bilal-i Habeşi sustuysa

Ezanlarını Davud okusun!

 

Konsun -yine- pervazlara

Güvercinler;

“hu hu”lara karışsın

Aminler…

Mübarek akşamdır;

Gelin ey Fatihalar, Yasinler !

* * * * * * *

Anladım yine her şey yâdımdan silindi

Hayalin gönlümün tepelerinde gezindi

Bu bir serap olsa da hafakanlarım dindi

Andım yine Seni her şey yadımdan silindi

 

Anlasam vuslata ne zaman ferman gelecek

Hicranla yanan gönlüm durmadan inleyecek

İnleyip en taze hislerle hep bekleyecek

Anlasam vuslata ne zaman ferman gelecek

 

Keşke hep aşkınla oturup aşkınla kalksam

Ruhlar gibi yükselip de ufkunda dolaşsam

Bir yolunu bulup gönlünden içeri aksam

Keşke hep aşkınla oturup aşkınla kalksam

Kalbim bir güvercin gibi titrerken adından

 

Ey kupkuru çölleri cennete çeviren Gül

Gel o bayıltan renklerinle gönlüme dökül

Vaktidir ağlayan gözlerimi içine gül

Ey kupkuru çölleri Cennet’e çeviren Gül

 

Mecnun gibi arkanda koşan kulun olayım

Bir kor saç içime ocaklar gibi yanayım

Sensiz geçen bu acı rüyadan kurtulayım

Mecnun gibi arkanda koşan kulun olayım

 

Son demde hiç olmazsa gurubum tulû olsun

Gönlün ufkunun en taze renkleriyle dolsun

Her yanda tamburlar çalınsın neyler duyulsun

Ne olur hiç olmazsa gurubum tulû olsun

 

Aklım uzakta kaldığı günleri saymakta

Ruhuma sisli – dumanlı bir kasvet yaymakta

Göster çehreni ki, Güneş guruba kaymakta

Aklım uzaklarda kaldığı günleri saymakta…

Sosyal Medyada Paylaş:

Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

Leave a Reply

error: Content is protected !!