ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

Mevlana’nın Şiir Anlayışında Tahkiyenin Yeri

Sosyal Medyada Paylaş:

Binlerce beyit tutarında eserleri olmasına rağmen kendisini hiçbir zaman şair olarak görmeyen Mevlânâ, şiiri şöhret kazanmak ve sanat amacıyla değil, insanlara rehberlik etmek gayesiyle yazmıştır. Mevlânâ, şiiri insanı kemale ulaştırma sürecinde bir vasıta olarak kullanır. Mesnevî”de ayrılıktan şikâyet eden insanın nasıl olgunlaşacağı tahkiye üslubuyla manzum olarak hikâye edilir.

Bugün eserleri ve fikirleriyle dünyanın ilgisine mazhar olan Mevlânâ, hiç şüphesiz büyük bir mutasavvıf şairdir. O düşüncelerini zamanında rağbet gören anlatım yollarından şiir vasıtasıyla ortaya koymuştur. Binlerce beyit tutarında eserleri olmasına rağmen Mevlânâ, hiçbir zaman kendisini şair olarak görmez. Dostlarını kırmamak için şiiri adeta zoraki söylediğini belirtir: “Yanıma gelen yaranın sıkılmaması, üzülmemesi için gönül almaya çalışıyorum ve onları meşgul etmek, oyalamak için şiir söylüyorum. Yoksa ben nerede, şiir söylemek nerde! Vallahi ben şiirden bıktım, usandım ve benim için bundan daha kötü bir şey yoktur. Meselâ biradam, misafirinin canı işkembe çorbası istediği ve bu onun iştahını açacağı için, eline pislikli bir işkembeyi almış, karıştırıp duruyor. Benim de başkaları arzu ettiğinden dolayı onunla (şiirle) alâkadar olmam lazım geldi (Tarıkâhya, 1985: 116; Yeniterzi, 1995:31) diyen Mevlânâ, şiiri bir gaye değil, bir eğitim vasıtası sayar. Mevlânâ, şiiri şöhret kazanmak ve sanat amacıyla değil, insanlara rehberlik etmek amacıyla yazmıştır. Bu sebeple onun her şiirinde bir öğretme kaygısı, bir telkin çabası vardır. Genellikle bir münasebetle irticalen söylediği şiirleri, sır kâtipleri tarafından kaydedilen Mevlânâ; kendisine rağmen şiirde ulaştığı lirizm ile dünyanın en büyük şairlerinden biri olarak kabul edilir.

Dilsiz dudaksız sözler söyleyeceğim sana

Bir şeyler anlatacağım bütün kulaklardan gizli

Herkesin orta yerinde konuşacağım ama

Senden başka duyan olmayacak söylediklerimi (www.antoloji.com)

Biz senin gözlerinde gördük

Aslanlara meydan okuyan o ceylanı.

Başka bir ovası var o ceylanın bu gün

İki cihandan da dışarı. (Kadir, 2002: 43)

Bu bucağa sığınan senin kanlı bakışındır

O büyük sağrağı sunan senin nergis gözlerin.

Sarhoşça gelen de onlar, gönüller çalan da onlar

Adamı can evinden vuran da onlar. (Kadir, 2002: 58)

Aya öfkelenmişim ben, işte böyle kapkara bir gece olmuşum

Padişaha kızmışım, çırılçıplak bir yoksul olmuşum

Güzeller sultanı gel demiş, evine çağırmış beni

Ben bir yolunu bulmuşum, yola baş kaldırmışım

Sevgilim baş çeker, naz ederse, gamlara atar, kararsız korsa beni

Bir kere bile ah demeyeceğim,

İnat için aha da kızmışım ben. (Kadir, 2002: 88-89)

Mevlânâ”nın şiirlerinden yapılan bu manzum tercümeler, onun sanatkârlığını, şiirde ulaştığı seviyeyi hissettirecek mahiyette örneklerdir. Bu açıdan bakıldığı zaman Mevlânâ”nın şiir sanatıyla ilgili sözlerini onun engin tevazusunun ifadeleri olarak görmek de mümkündür.

Bir ömür boyunca, sonsuz gerçeği nihayetsiz zamanlara anlatan Mevlânâ”yı bilmek ve anlamak kadar duymak da gerekir. Nasıl ki aşk sözüyle aşka, muhabbet sözüyle muhabbete varılmazsa, şiirden yoksun bir sevgiyle de Mevlânâ”ya tam manasıyla yakın olunamaz (Diriöz, 1997: 128; Akengin, 1997: 13). Yüceliğini sevdiğinin yüceliğinden, gücünü aşktan ve şiirden alan Mevlânâ”yı duymanın ve ona yakın olmanın yolu onun şiirlerinden geçer.

Her gün bir yerden göçmek ne iyi

Her gün bir yere konmak ne güzel

Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş

Dünle beraber gitti, cancağızım,

Ne kadar söz varsa düne ait.

Şimdi yeni şeyler söylemek lazım (Kadir, 2002: 134).

Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız, bizim mezarımız ariflerin gönülleridir, (Gölpınarlı, 1985: 130) diyen Mevlânâ;

Lütfi Alıcı – Yazının alıntı yapıldığı Link

Sosyal Medyada Paylaş:

Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

Bir cevap yazın

error: Content is protected !!