Monolog Röportaj -Okurun Düş Gücünü Ortaya Çıkarmak-2-

Monolog Röportaj -Okurun Düş Gücünü Ortaya Çıkarmak-2-

12 Mart 2018 0 Yazar: Ophelian
Sosyal Medyada Paylaş:

-Çaylarımızı bir güzel içtik isterseniz kaldığımız yerden devam edelim.Siz yazarken belli bir yola girememe veya girdikten sonra çıkamamak adına, saplantılarınız korkularınız var mıdır? Bu duygu histe olabilir keşke daha önce şöyle veyahut böyle hissetseydim dediğiniz oluyor mu? Bu salt saplantı ya da hayranlık duyarken duyamamak bir karşı duruş sergilerken sergileyememek adına pişmanlık duyduğunuz anlar var mıdır?

– İşte şiir hisleriyle duygularının yoğunluğu ile burada yok yok hayatımızın her alanında devreye giriyor. Çelişkiler yumağı bizi sardığı anda, acaba yoksa diyerek hep pişmanlıkla yaşamaktan girdikten sonra çıkamamanın ıstırabı ile yaşamak elbette ki zordur. Bence az hak vererek, çelişkilere hak vererek bizi bu çelişkileri çözmeye götürmesi adına teşekkür edebiliriz yalnızca çözmeye götürdüğü anlar için, yoksa çelişklilerin içinde yatmak beklemek gözyaşı döktürmesi için değil bu teşekkür. Bence şiir okuyucu ile beraber delikanlı olacaksın, yılmayacaksın doğru olduğunu tartarak ölçerek hissettikten sonra yoluna devam edeceksin, hatta hata yaparsan hata yaptığını kendine yaptığın kişiye söyleyerek bir ömür pişmanlık içinde kalmayacaksın diyerekten hitap eder, duruş sergilemek için bizi destekler… Bunu söylemek duymakta acıdır, zaten acı hayatımızın merkezinde geçerken bizi tamamıyla kuşatıyor, bu pişmanlığı yanlışa düşmenin ıstırabını saklamak bizi erdemli yapmayacak yiyerek bitirecektir, işte ben bunun üstüne gitmeyi itiraf etmeyi gerçeği saklamak yerine gün yüzüne çıkarmayı seviyorum ve şiirimde bunu yansıtarak hatta şiirin bunu söylediğini duyarak hissederek yol alıyorum. Bunu itiraf ederken itiraf etmenin gün ışığına çıkarmamanın o ağır eli bize mütemadiyen zorlarken tekme tokat atarak, itiraf etme sakla derken, şiir bize bunu seçmenin ıstırabını hecelerle mısralarla anlatır, zaten bende şiirden ve girememe ve girdikten sonra çıkamamak adına girmeyi ve gerekirse çıkmamanın da girmek ile kapısının açılacağını hissedenlerdenim. Bu korkularımız her ne kadar saklanması gerektiğini ifade etse de, hayır gerek yok diyen sözlerin içinde bir iz ve ses taşıdığını duyarak, pişmanlık duyduğumda itiraf etmeyi özür dilemeyi, giremediğim yol veya veremediğim hisler için geri dönüş yaparak o gereken hisleri kucaklayarak yol almayı seçerim. Bu ne bir saplantıdır olsa olsa pişmanlıktır, olsa olsa doğru olanı yapmanın kendimden önce şiire duygulara hislere hayranlık duymamı sağladığı için sevinirim mutluluk duyarım. Şiir bize bence düşünmeden hislerle hareket etmeden önce, öne sürdüğümüz herhangi bir savın bağlamını yakalayabilmek neredeyse olanaksız olduğunu haykırırken bunu duymak bence imkânsızdır. Bir bağlam ortaya çıkarmak veyahut nokta koymadan önce uzun uzun düşünmek tartmak bakmak görmek adına, bize bir şeyler söylediğini bilmemiz, çözüm açısından bize fayda sağlayacaktır. Yoksa hayat hep pişmanlıklarla ıstıraba hezeyana çıkmaza götürecek ve hayat yaşanılmaz bir halde bizi terk ederek başka diyarlara gidecektir ve giderken bize yaşanılacak bir dünya yerine cehennem alevlerinin sardığı bir mekân yer tarla ova bırakacaktır…

Sen Nerdesin?

Caddeden sokaklara doğru sesler elendi,
Pencereler kapandı, kapılar sürmelendi.
Bir kömür dumanıyla tütsülendi akşamlar,
Gurbete düşmüşlerin başına çöktü damlar…

Son yolcunun gömüldü yolda son adımları,
Bekçi sert bir vuruşla kırdı kaldırımları.
Mezarda ölü gibi yalnız kaldım odamda:
Yanan alnım duvarda, sönen gözlerim camda,

Yuvamı çiçekledim, sen bir meleksin diye,
Yollarını bekledim görüneceksin diye.
Senin için kandiller tutuştu kendisinden,
Resmine sürme çektim kandillerin isinden.

Saksıda incilendi yapraklar senin için,
Söylendi gelmez diye uzaklar senin için…
Saatler saatleri vurdu çelik sesiyle,
Saatler son gecemin geçti cenazesiyle,

Nihayet ben ağlarken toprağın yüzü güldü,
Sokaklardan caddeye doğru sesler döküldü…
Faruk Nafiz Çamlıbel
Karasevda

Bir kere sevdaya tutulmaya gör;
Ateşlere yandığının resmidir.
Âşık dediğin, Mecnun misali kör;
Ne bilsin âlemde ne mevsimidir.

Dünya bir yana, o hayal bir yana;
Bir meşaledir pervaneyim ona.
Altında bir ömür döne dolana
Ağladığım yer penceresi midir?

Bir köşeye mahzun çekilen için,
Yemekten içmekten kesilen için,
Sensiz uykuyu haram bilen için,
Ayrılık ölümün diğer ismidir
Cahit Sıtkı Tarancı

Nerdesin

Geceleyin bir ses böler uykumu,
İçim ürpermeyle dolar: Nerdesin?
Arıyorum yıllar var ki ben onu,
Aşıkıyım beni çağıran bu sesin.
Gün olur sürüyüp beni derbeder,
Bu ses rüzgârlara karışır gider.
Gün olur peşimden yürür beraber,
Ansızın haykırır bana: Nerdesin?
Bütün sevgileri atıp içimden,
Varlığımı yalnız ona verdim ben.
Elverir ki bir gün bana, derinden,
Ta derinden, bir gün bana “Gel” desin.
Ahmet Kutsi Tecer
-Teşekkürler ederim isterseniz yine bir küçük ara verelim, çayımız fokurdarken ocakta isterseniz çayımızı içerek az demlenelim ve devam edelim.
Mehmet Aluç

Sosyal Medyada Paylaş: