ÜNLÜ ŞAİRLERİN ÖZELLİKLERİ

Nazım Hikmet’i Etkileyen Şairler Kimdi

Sosyal Medyada Paylaş:

Nazım Hikmet’in Etkilendiği Türk ve Dünya Şairleri

Nazım Hikmet bir süre Rusya’da öğrenim görmüştür. Daha sonra da Anadolu’daki Milli Mücadele ve bir takım sorunlardan dolayı kendini tehdit altında hissetmiştir. Bu yüzden de Rusya’ya kaçmıştır. Rusya’da kaldığı süreçte Nazım Hikmet çok farklı bir dünya görüşü edinmiştir ve insanlara bakışı değişmiştir. Şair Marksizm’e bağlanmaya başlar.

Vladimir Mayakovski ve Klebnikov gibi Rus fütürist ve konstrüktivist akımlarının şairlerinden etkilemiştir. Serbest şiiri ve basamaklı dizeleri ilk bu dönem sırasında yazmaya başladı (1921). Nazım Hikmet’in düşünce yapısını etkileyen başka bir olay ise Anadolu’dan geçerken bekletildikleri İnebolu’da, Almanya’dan gelip Ankara’ya gitmekte olan komünist eğilimli Spartakist hareketlerine katılmış bir grup gençle tanışmasıdır. Nazım Hikmet’in kafasındaki ilk komünist tohumlar Spartakist gençler tarafından atılmıştır.

“Mayakovski ve Klebnikov gibi Rus fütüristlerinin, şiiri; 

 

1-metafizik soyutlamalardan kurtararak çağdaş hayatın sınai ve politik gerçeklerini dile getirecek hale sokmak, 
2-genel olarak güzel diye kabul edilmiş köhne çağrışımları, imajları, duyguları, düşünceleri ve biçimleri terketmek, 
3-kabuk bağlamış çağrışımlardan sıyrılmış yepyeni bir dil yaratmak” gibi üç ana amacı olduğunu belirten Selâhattin Hilâv, şunları yazmaktadır: “Nazım Hikmet, çıkış noktası bakımından, yirminci yüzyılın öncü sanat ve şiir akımları içinde dolaylı olarak yer almaktadır. Sınırsız bir zenginlik taşıyan eserinde, yüzyılımızın öncü şiir anlayışlarının belli bir yöne açılmış ve aşılmış halde kaynaştığı görülür”.” 

Vladimir Mayakovski (1893-1930);
Nazım Hikmet Moskova’ya gittiğinde Rus şiirindeki pek çok yöneliş arasında iki akım öne çıkmış görünüyordu: Biri Mayakovski’nin öncülük ettiği akım Gelecekçilik (fütürizm), diğeri ise İlya Selvinski, Eduard Bagritski gibi şairlerin öncülük ettiği yapımcılık akımı. Nazım Hikmet daha Rusça bilmediği için bu akımlara biçimsel açıdan bakabiliyordu. Bir rastlantı sonucu Mayakovski ile tanışarak Gelecekçi akım şairlerine katıldı. “Bir gün Şura’yı görmek için odasına gittiğimde, baktım sesler taşıyor küçük odadan. Bütün seslerin üstüne çıkan görkemli bir ses ise hepsini bastırıyor. İçeri girdiğimde, bu görkemli sesin iriyarı geniş omuzlu, kafası usturayla tıraşlı bir adamın sesi olduğunu gördüm. Herkese sövüyormuş gibi geldi bana….” 
“ Mayakovski daha o zamandan, Ekim Devrimi’nin şairi olarak dünya çapında ün kazanmıştı. Bense kimsenin tanımadığı, işin başlangıcında bir Türk şairi, bir KUTV öğrencisiydim. (…) Buna karşın hemen dost olduk onunla. Evin dostlarına açıktı her zaman ve ben sık sık giderdim oraya. Fakat çok zor anlıyorduk birbirimizi. O zamanlar Rusçam yetersizdi çünkü” 

 

Nazım Hikmet çevresindekileri etkileme gücü çok yüksek olan bu ünlü şairin şiirlerini anlayamıyor, ama basamaklı dizeleri taklit ediyordu. Birlikte şiir okumayada gidiyorlardı.
“Otuz yıl önce, Politeknik Müzesi salonunda Mayakovski’yle birlikte şiir okudum. Moskovolıların karşısına hemen hemen ilk çıkışımdı bu. Korkuyordum. Mayakovski, ‘Korkma Türk’, dedi, ‘fark etmez, anlayamayacaklar nasıl olsa’”
Nazım Hikmet artık Mayakovski gibi fütürist şair olduğuna inanıyordu. Fakat çok iyi Rusça bilen bir arkadaşı kendisini Gelecekçi saymasının yanlışlığından söz etti: O lirik bir şairdi ve fütürizmde bireyin iç dünyasına, psikolojiye yer verilmiyordu. Gene aynı arkadaşından Yapımcılık akımının lirizme karşı olmadığını öğrenince, Nazım Hikmet ülkedeki yeniden yapılanma savaşımını da çağrıştıran bu anlayışa yöneldi. Yapımcılarla birlikte ilk şiir okumaya çıktığında tepkiyle karşılaştığını, kafasına kitaplar atıldığını, Mayakovski’nin “Dönen Türk!” diye kınadığını söyler. Buna rağmen Mayakovski’yle arkadaşlıkları devam etmiştir

Sosyal Medyada Paylaş:

Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

Leave a Reply

error: Content is protected !!