ÜNLÜ ŞAİRLERİN HAYATI

Neyzen Tevfik’in Hayatı

Sosyal Medyada Paylaş:

Neyzen Tevfik;

Aklıyla gerçeği, kalbiyle aşkı arar, özgürlüğün peşindedir, ruhunu dolduran isyanla  gündelik hayatın bozuklukluğu ve bayağılığına küfreden, hayat dolu nefesiyle neye can vermiş, neyde can vermiş sergüzeşt, sanatkar …

Mezarında 1880 yılında doğduğu yazar. Doğum yeri Bodrum geçer. 

Edebiyatımızda Nef’i ve Şair Eşref’ten sonra 3. büyük hiciv ustası olarak kabul edilen Neyzen Tevfik’in yayınlanan Hiç ve Azab-ı Mukaddes adlı şiir kitapları, bestelenmiş şiirleri ile plakları vardır.

Neyzen Tevfik, 7 yaşlarındayken şiirle ilgilenmeye başlar. İlk sara nöbetini 14 yaşında geçirir. Kardeşi Şefik Kolaylı, Neyzen Tevfik’in çocukluğunu şöyle anlatır: “Tevfik, henüz çocuk iken pehlivanlığa merak etti. Bu uğurda bir kolu kırıldı, biraz çarpık kaldı. Bu çarpıklığın ney üflemeye çok faydası olduğunu söylerdi. Boş gezenin boş kalfasıydı. Sar’aviyüşşekil bir hastalığa tutuldu. Doktorlara bakdırmak üzere anamla beraber İstanbul’a gönderildi. Hastalığın hangi maddeden ileri geldiği anlaşıldı. Urla’ya gelince doktorun tavsiyesiyle babam onu ferah tuttu. Ama çok yaramaz olduğundan çok dayak yerdi.”

1903 yılında yönetimin baskısına baş kaldırarak Mısır’a kaçtı. Orada gizemlerle dolu bir 7 yıl geçirdi. II. Meşrutiyet’in ilanıyla önce İzmir’e sonra İstanbul’a geldi. Rahat yaşaması için kendisine verilen evlerde yaşayamayan Tevfik, sokakta, kaldırımlarda yatar, arada Bakırköy Akıl Hastanesi’nde, Haydarpaşa, Cerrahpaşa Hastaneleri’nde bulunur, bazen de Pendik’teki kardeşinin evinde kalır. Son yıllarını ise Nuri Demirağ’ın kendisine verdiği ahşap bir evde geçirmiştir.

İçkiyi çok defa bırakmıştır. Bir ara 5-6 ay içki içmemiş, bir kütüphaneye kapanarak mütemadiyen kitap okumuştur. Fakat bir dolaşayım diye evden çıktıktan bir süre sonra sarhoş olarak dönmüştür. 

Arada bir dinlenmek ve içkiye ara vermek amacıyla hastaneye getirilir. Bazen de kendisi gelirmiş. Kendisine ayrılan özel odada, yakın bulduğu insanlarla, buradan ayrılıncaya kadar keyfince yaşarmış. İçkiye ara vermek ihtiyacına kendisi tımara ve kalafata çekilmek diye adlandırırmış.

Neyzen’in içkiyi bırakmasıyla ilgili olarak Mehmet Akif Ersoy Safahat adlı eserinde yer alan ve Neyzen Tevfik’in 3400. tövbesinden istifası münasebetiyle “Derviş Ahmed” adlı bir şiir yazmıştır.

Doktor Fahri Celal onun hakkında şunları söyler: “Onun kadar ahbabı çok, olmadık insanlarla tanışan bir kimseyi tanımadım. Sanki mıknatıs gibi idi. Acayip maceralar, tuhaf vakalar, garip hadiseler onun etrafında döner, hadiselere karışır, vakalara dahil olur, seyircilikten ziyade işlerin içinde bulunurdu bütün hüviyetiyle…”

Neyzen Tevfik, hiçbir zaman kendisini dinlesinler veya alkışlasınlar diye ney üflememiş, yayınlamak için şiir yazmamıştır. Bu yönünü şu sözleriyle belirtmiştir: “Şimdiye kadar ben, gerek sazımdan, gerek sözümden dünya menfaati temin etmek kahramanlığını gösteremedim.”

Neyzen, Bakırköy Akıl Hastanesi’nde yatarken yanında 6 ay kadar kalan Fikret Mualla, “Biraz edebiyat bilgim ve zevkim varsa onu, Neyzen Tevfik’e borçluyum” demiştir. Mualla, Neyzen’e “Hocam” diye hitap etmiştir.

Hayvanları çok seven Neyzen Tevfik evinde Sarı adını verdiği bir kedi besliyordu. Evinde mahallenin kedilerini beslerdi. Evi için “Burası kedilerin kervansarayıdır” derdi. Neyzen’in Mernuş adını verdiği bir köpeği vardı. Bu köpek her yere onunla beraber giderdi. Neyzen, köpeği Mernuş’un ölümü üzerine şu şiiri yazmıştı:

Bu engin ayrılık canıma yetti,

Başımdan aşıyor kaderim Mernuş,

Bu yolda yazılmış fermanı kaza,

Bunu da gösterdi kaderim Mernuş..

Bağlanmıştım bütün kalbimle sana,

Şu fani cihanı okuttun bana..

Sen göçtükten sonra ben yan yana,

Hicranla gözyaşı dökerim Mernuş

1953 yılında müzmin bronşite yakalanan Tevfik, üç ay hasta yattıktan sonra, 28 Ocak 1953 tarihinde İstanbul’da vefat etmiştir.

Kaynak : leblebitozu.com/turk-edebiyatinin-hiciv-ustasi-neyzen-tevfikin-siirlerinden-alintilar/

Sosyal Medyada Paylaş:

Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

Leave a Reply

error: Content is protected !!