Nurulllah Genç

Sosyal Medyada Paylaş:

NURULLAH GENÇ KİMDİR ?

09.09.1960 yılında Erzurum’un Horasan ilçesinde doğdu.

Boyacılık, garsonluk, bulaşıkçılık yaptı. Ayakkabı boya fiyatını 50 kuruştan 25 kuruşa düşürdü. Ayakkabısının rengine, oturduğu kahvehaneye gidiş saatine ve hangi sıklıkta boya istediğine göre müşteri arşivi oluşturdu.

3ncü Sınıfta gece fırında çalıştı, gündüz okula gitti. Yakınları sınıfta kalacağını düşünürken, okul birincisi oldu; Parasız yatılı sınavlarına girdi. Parasız yatılıyı kazanmış olduğunu öğrenince, Lisenin hemen bitişiğindeki yurt binasına yerleşti. Bir boya sandığı yaptırarak ders çıkışlarında yurt kantininde boyacılık yapmaya başladı. Ödev yapma zamanı olmayan öğrenciler için para karşılığı ödevler yaptı. Dört yıl böyle devam etti. Lise yılları boyunca derslerin dışında çok sayıda kitap okudu.

Şiir çalışmaları yaptı ve ödüller aldı.

Tarım ve Orman Bakanlığının şiir yarışmasında Türkiye ikincisi oldu.

 Milli Türk Talebe Birliği Hicri 1400 konulu şiir yarışmasında Hicret isimli şiiriyle Türkiye birincisi oldu ve bu şiir Nesil dergisinde yayınlandı.

Boyacılıktan kazandığı paralarla 10 tane koyun alıp köyüne, babasının ahırına götürdü ve lise süreci böylece tamamlanmış oldu.

Üniversite sınavları sonucunda Atatürk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’ni kazandı ve okul hayatına orada devam etti

Üniversite yıllarında şiirleri edebiyat dergilerinde yayınlanmaya başladı. Aylık derginin daimi kadrosunda yer aldı.

Bir grup arkadaşıyla birlikte Genç Kuşak dergisini çıkardı ve orada şiirleri yayınlandı.

Yeni Devir Gazetesi Genç Kalemler Makale yarışmasında Yaşar Garip Koyuncu mahlasıyla Türkiye ikincisi oldu.

 İlk stratejik planını üniversitenin birinci sınıfında yaptı. Vizyonunu ve misyonunu belirleyerek dolabının kapağına, “20 yıl sonra yönetim ve organizasyon profesörü ve Türkiye’nin tanıdığı bir şair olacağım” diye yazdı.

1983 yılında fakülteyi bitirdi.

1984 yılında aynı fakülteye araştırma görevlisi olarak girdi.

Yönetim ve Organizasyon alanında yüksek lisans yaptı.

İki yıl doktora programı açılmasını bekledi.

 1990’da doktor, 1995’te doçent, 2001 yılında profesör oldu.

2003 yılında Kocaeli Üniversitesine geçti ve orada yedi yıl çalıştı.

1994-2013 yılları arasında kamu ve özel sektör kuruluşlarına danışmanlık hizmetlerinde bulundu. Çok sayıda işletmenin reorganizasyonunu gerçekleştirdi ve stratejik planını yaptı.

2010 yılında emekli oldu ve İstanbul Ticaret Üniversitesinde çalışmaya başladı. Bölüm başkanlığı ve dekanlık görevlerinde bulundu. İstanbul Ticaret Üniversitesinin 2012-2017 Stratejik Planı’nı hazırlama kuruluna başkanlık etti. 

 

NURULLAH GENÇ BİR SOHBETİNDE ŞUNLARI SÖYLÜYOR

Ben hiçbir zaman için bir şiir yazmak niyetiyle kaleme sarılmadım. Istırabım hep benimle birlikteydi ve ben o ıstırabı yaşadıkça da şiir ortaya çıktı. Şiirim kurmaca ya da ilham sonucu değildir. Şiir benim içim, içdünyamda yaşanıp ortaya çıkan bir şey oldu hep.

Bir mümin şair olarak şunu da biliyorum ki, biz her harfimizden dolayı hesaba çekileceğiz. Bunu düşünüp ürperirim çünkü iman ediyorum ki ahrette bize her şeyin hesabı sorulacak.

Ben, yazdığım her kelimeyi izah edebilirim. Her kelimem bilinçle seçilmiştir. Şiir sadece ilhamla yazılan bir şey değildir. Şair, bilerek yazmalıdır. İnsan dünyaya kavramlarla bakar, kavramlarla yazar. Bunun için de birikim gerek, okumak ve kültür sahibi olmak gerek. Bunlara sahip olmayan birinin şiirinde anlam olsa bile kavram olmaz. Şair kendi şiirini, kendi tarzını oluşturmalıdır. Tarzını oluşturamayan şair kalıcı olamaz. Benim şiirim için kötü şiir diyenler çıkabilir belki ama benim şiirim bellidir. Birçok şiir arasında şiirim belli olur, diye düşünüyorum.

Şiirlerimde ve hayatımda hep yolculuk var. Bu yolculuk da hiç bitmeyecek. Ben mesela İstanbul’u yine o köy odasında tanıdım, değerini o köy odasında öğrendim. Dedem, “İstanbul bir gün mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu fetheden asker ne güzel askerdir.” hadisini okuyup “İstanbul yeniden fethedilmeli!” derdi. İşte benim yolculuğum biraz da o fethe katkı sağlamak amacıyla yapılan yolculuktur. Şu anda İstanbul’da devam eden bu fethe katkı sağlama yolculuğu, katkı sağlayabileceğim her ne varsa onun peşinde koşturmakla devam ediyor.

Alıntı Yapılan Sitede yazının tamamını okuyabilirsiniz.

*******

AŞKIM İSYANDIR BENİM

Yanarım; öyle bakma yüzüme yağmur gibi

Dağıt kalbini saran hasret bulutlarını

Damlasın gözlerine sonsuzluk usaresi

Dalgınlık evlerinin en güzel melikesi

Sevemem; tozlu raflar arasına girmeden

Çöllerim kandır benim

Sevemem; karanlığı bir daha devirmeden

Aşkım isyandır benim  

*******

YAĞMUR

Vareden’in adıyla insanlığa inen Nur

Bir gece yansıyınca kente Sibir dağından

Toprağı kirlerinden arındırır bir yağmur

Kutlu bir zaferdir bu ebabil dudağından

Rahmet vadilerinden boşanır ab-ı hayat

En müstesna doğuşa hamiledir kainat

Hasretin alev alev içime bir an düştü

Değişti hayal köşküm, gözümde viran düştü

Sonsuzluk çiçeklerle donandı yüreğimde

Yağmalanmış ruhuma yeni bir devran düştü

İhtiyar cübbesinden kan süzülür Nebi’nin

Gökyüzü dalgalanır ipekten kanatlarla

Mehtabını düşlerken o mühür sahibinin

Sarsılır Ebu Kubeys kovulmuş feryatlarla

Evlerin anasına dikilir yeşil bayrak

Yeryüzü avaredir, yapayalnız ve kurak

Yağmur, gülşenimize sensiz, baldıran düştü

Düşmanlık içimizde; dostluklar yaban düştü

Yenilgi, ilmek ilmek düğümlendi tarihe

Her sayfada talihsiz binlerce kurban düştü

Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım

Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım

Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım

Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım

Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım

Bahira’dan süzülen bir yaş da ben olsaydım

Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım

Senin için görülen bir düş de ben olsaydım

Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım

Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım

Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım

Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım

Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın

Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım

NURULLAH GENÇ

 

Nurullah Genç’in Sitesini Ziyaret için Tıklayınız

Sosyal Medyada Paylaş:
Ophelian hakkında 1903 makale

Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın