ÜYE : KARDELEN

Özgürlük Şarkım * Tülay Önder

Sosyal Medyada Paylaş:

Yıkık hanın kör katırı misali, virane gönlüme tonlarca yük binmiş, var olan zamanımın şuanım da körelmiş hislerle dolmuştum lebalep. Her şey, herkes canını acıtmak zorunda mıydı şu biçarenin?

En sevdiklerimi kâğıt kesiği gibi sızlayan yaralar açardı insana?

Ne acı ki evet…

Ve artık acılarla mayalanmış esrek ruhum, içsel sesi ile bağırmaktaydı gırtlağı yırtılırcasına. Bu ne yalvarış, nede acizlikti. Sadece nefreti alt etmiş, nefret ötesi bir hırstı yitikleri var etmek üzere yeniden…

Siyaha boyalı umutların özlemlerine bir ışık yakmalıydım şimdi. O ışık yaşanmamış anların boşluklarının yaprak dökümünde saklıydı. Pençeler yüreğimde kalsa iyi delip yüreğimi parçalamıştı oysa… Tüm bu parçalanışlara yok oluşlara isyan için çekiyordum asilik bayrağımı göndere her şeye rağmen…

Çünkü biz Âdem ve Havva çocuklarıydık Özümüzde vardı asilik, tüm bu yok oluşlara karşı gelmemiz zaruri yetti. Öyle ki içimdeki isyanın davudi gümbürtüsü ile yeni şafaklar söktürme zamanı idi şimdi.

Tükenmişliğimin ardındaki gizli varlığım olan körü körüne benliğimi adadığım idama mahkûmiyetli ceza idi kesilen. Giderdim gitmesine eğer, urganım adadıklarımın duygularından ipeksi dokunuşla yağlanmış olsaydı.

İmkânsız zamanların, darpedici vuruşlarıyla imkânsız karşı koyuşlara yelken açmıştı yüreğim. Ruhum imkânsızlığın iblisine esirdi. Artık azat olmalıydı Taktığı prangalar özgürlüğün hasreti ile dağlanmıştı. Bu dağlanış bana aitti.

Kime neydi?

Size neydi?

Pervane yansa ne çıkardı sonunda mum ışığı da olsa yanmalıydı yürekler. Ateşi avuçlamak, onunla yanmak ve ateşi eğitebilmekti özgürlüğüme giden yol. Uğurda ölmek kolaydı, uğrunda yaşamaktı davada asıl olan…

Korku cesaretin bir adım önünde ilerliyordu şimdiye dek.. Son zamanların olmaması için cesaretime ivme katıyordum. Çünkü diskalifiye olmamalıydım ki, güneşimi sabahın erken kulvarlarında yakalamalıydım. Artık gece girdaplarından çıkıp sabahın tazeliğinde güneşle birlikte hürriyet umutları topluyordum çiçeği burnunda…

Her cerihamdan dökülen kanlı gözyaşlarıma damarımdaki kan misali akmadan durmayı öğrettim. Özgürlüğümün sesini duymayışımın sebebi içimdeki heyecanı ertelediğimden mi yoksa adanmışlığımdan mıydı bilinmez. Ancak şimdi duymam önemliydi.

Öyle bir barınak kurdum ki kor hürriyetlerden çatılı ve deli mavilerden boyalı idi duvarları. Ben deniz çocuğuydum bende bu aşk olduktan sonra tüm dalgalar, fırtınalar vız gelirdi bana.

Artık koymuyordu kapalı kapılar ardındaki söylenmemiş sözler, nazarlar, fısıltı halinde büyüyen ihanetler.

Yanıldınız çünkü bendeki yürek aştı tüm engelleri. Yaralayamazsınız artık beni. Nice tükenmişliklerimi küllerimden var ettim çünkü.

Kimselerin cesaret edemediği, henüz lügate girmemiş sözcüklerden yazdım özgürlük şarkımı. Artık hiç bir şey hiç kimse değil yıkmak sendeletemez bile beni.

İçimdeki özgürlük, alaca karanlıklardan sıyrılıp ebruli gökyüzüne süzülmekte şimdi…

Benden bir daha var mı?

Kolaysa gelin kırın kanadımı? .

TÜLAY ÖNDER

Sosyal Medyada Paylaş:

Bir cevap yazın