Pir Sultan Abdal Şiirleri

ALÇAKTA YÜKSEKTE YATAN

 

Alçakta yüksekte yatan erenler

Yetisin imdada aldi dert beni

Basimi alip hangi yere gideyim

Gittigim yerlerde buldu dert beni

 

Oturup benimle ibadet kildi

Yalan söyledi de yüzüme güldü

Yalin kiliç olup üstüme geldi

Çaldi bölük bölük böldü dert beni

 

Üstümüzden gelen boran kis gibi

Yavru sahin pençesinde kus gibi

Seher çagi bir korkulu düs gibi

Çagirta çagirta aldi dert beni

 

Abdal Pîr Sultan’im gönlüm hastadir

Kimseye diyemem gönlüm yastadir

Bilmem deli oldu bilmem ustadir

Söyle bir sevdaya saldi dert beni

 

Pir Sultan Abdal

 

BENI GÖRÜP YÖNÜN ÖTE DÖNDÜRME

 

Beni görüp yönün öte döndürme

Yine gitmez meylim sendedir sende

Yikip hilâl kaslariini yere indirme

Günah sende degil bendedir bende

 

Seker vardir dudaginda dilinde

Arzumanim kaldi gonca gülünde

Sen bir padisâhsin hükmün elinde

Senin ile dâvam sendedir sende

 

Sensiz çikip yaylalari yaylamam

Engeller içinde sirrin söylemem

Çok günah isledim inkâr eylemem

Ik’ellerim kizil kandadir kanda

 

Nice beyler ile gezdim yoruldum

Kan bulanik aktim duruldum

Sencileyin çok güzele sarildim

Dahi sevgin candadir canda

 

Pîr Sultan Abdal’im böyle deyiptir

Âsiklar güzeli sevegeliptir

Bir güzel sevmeyle kanli m’oluptur

Kellem terkidedir yandadir yanda

 

 

Pir Sultan Abdal

(PIR SULTAN ABDAL, haz. Memet Fuat, 1977)

 

(***)

Meyil: gönül akisi, sevda

Ik’ellerim: iki ellerim

Sencileyin: senin gibi

Deyiptir: demistir

Terki: eyerin arkasi

 

 

 

BEN DERVISIM DIYE

 

Ben dervisim diye gögsün gerersin

Hakk’i zikretmeye dilin var midir

Sen kendini görsene ilden n’ararsin

Hâli hâl etmeye hâlin var midir

 

Birgün balik gibi aga sararlar

Mürsidinden rehberinden sorarlar

Tütsü yakip köse köse ararlar

Ben ariyim dersin balin var midir

 

Dertli olmayanlar derde yanar mi

Tahkik dervis ikrarindan döner mi

Her bir uçan gül dalina konar mi

Ben bülbülüm dersin gülün var midir

 

Pîr Sultan’im senin derdin desilmez

Derdi olmayanlar derde düs olmaz

Mürsidsiz rehbersiz yollar asilmaz

Mürsid eteginde elin var midir

 

Pir Sultan Abdal

(PIR SULTAN ABDAL, haz. Memet Fuat, 1977)

 

 

 

BİR GÜZELİN ÂŞIKIYIM

 

Bir güzelin âsikiyim agalar

Anin için tasa tutar el beni

Gündüz hayalimde gece düsümde

Kumdan kuma savuruyor yel beni

 

Reyhanini devsir devsir dest’eyle

Ben deliyim ögüt verip pest eyle

Düsmanimi el yaninda dost eyle

Bir gececik mihman eyle al beni

 

Ak gül olsam al yanaga sokulsam

Gülâb olsam ak yüzüne saçilsam

Kölen olsam pazarlarda satilsam

Kölem deyü ak sinene sar beni

 

Pîr Sultan Abdal’im gamzeli oltur

Hezaran sinemde yaralar çoktur

Benim senden özge sevdigim yoktur

Inanmazsan ol Allah’a sor beni

 

Pir Sultan Abdal

(PIR SULTAN ABDAL, haz. Memet Fuat, 1977)

 

 

(***)

Anin: onun

Devsirmek: toplamak

Pest eyle: yatistir

Hezaran: binlerce

Mihman: konuk

  Gülâb: gül suyu

Gamze: yan bakis, naz ile bakma

Ol: o

 

 

 

BU YIL BU DAGLARIN

 

Bu yil bu daglarin kari erimez

Eser bâd-i sabâ yel bozuk bozuk

Türkmen kalkip yaylasina yürümez

Yikilmis asiret il bozuk bozuk

 

Kizilirmak gibi çagladim aktim

El vurdum gögsümün bendini yiktim

Gül yüzlü ceranin bagina çiktim

Girdim bahçesine gül bozuk bozuk

 

Elim tutmaz güllerini dermeye

Dilim tutmaz hasta hâlin sormaya

Dört cevabin mânasini vermeye

Sazim düzen tutmaz tel bozuk bozuk

 

Pir Sultan’im yaratildim kul diye

Zalim pasa elinden mi öl diye

Dostum beni ismarlamis gel diye

Gidecegim amma yol bozuk bozuk

Pir Sultan Abdal

(PIR SULTAN ABDAL, haz. Memet Fuat, 1977)

 

 

(***)

Bâd-i sabâ: sabah yeli, tan yeli

Ceran: ceylan, ahû, karaca

Dört cevap: dört kitap

Dostum: Tanri’m

Il: ülke, yurt

Dermek: toplamak

Zalim pasa: Hizir pasa

Ismarlamis: çagirmis

 

 

 

BIR NEFESCIK SÖYLEYELIM

 

Bir nefescik söyleyelim

Dinlemezsen n’eyleyelim

Ask deryasin boylayalim

Ummana dalmaya geldim

 

Ask harmaninda savruldum

Hem elendim hem savruldum

Kazana girdim kavruldum

Meydana yetmeye geldim

 

Ben Hakk’in ednâ kuluyum

Kem damarlardan biriyim

Ayn-i cem’in bülbülüyüm

Meydana ötmeye geldim

 

 

Ben hak ile oldum asna

Kalmadi gönlümde nesne

Pervaneyim atesine

Oduna yanmaya geldim

 

Pîr Sultan’im yeryüzünde

Var midir noksan sözümde

Eksiklik kendi özümde

Dârina durmaya geldim

 

 

 

(***)

Nefes: Alevî-Bektasî ozanlarinin tarikat konularini

isleyen tekkelerde makamla söylenen kosuklari.

 

Ednâ: en asagi

Kem: kötü,

Damar: huy

Ayn-i cem: Alevî-Bektasîlerin Tarikata girme töreni

Asna: tanis

Od: ates

 

Dâr: dar agaci. (Alevî-Bektasîlerde tören yapilan yerin

tam ortasina “dâr” denir, tarikata girecek olanlar ya da

bir kusur isleyip bagislanmayi dileyenler tören sirasinda

burada dururlar, yani “dâra dururlar”)

 

 

 

 

 

DOSTUN BAHÇESINE BIR HOYRAT GIRMIS

 

Dostun bahçesine bir hoyrat girmis

Korudur hey benli dilber korudur

Gülünü dererken dalini kirmis

Kurutur hey benli dilber kurutur

 

Su meydanda serilidir postumuz

Çok sükür Mevlâ’ya gördük dostumuz

Bir gün kara toprak bürür üstümüz

Çürütür hey benli dilber çürütür

 

Kendisi okur da kendisi yazar

Hak hilâl kasina eylemis nazar

Senin akranlarin cennette gezer

Hürüdür hey benli dilber hürü

 

Hangi dinde isen ona tapayim

Yarin mahser günü bile kopayim

Egil bir yol ak gerdandan öpeyim

Beri dur hey benli dilber beri dur

 

Dervise n’olursa kendi tacindan

Irakibe ölüm yâre gecinden

Benzimin sarisi senin ucundan

Saridir hey benli dilber saridir

 

Pîr Sultan Abdal’im basindan baslar

Iyisini yer de kemini taslar

Bin çiçekten bir kovana bal isler

Aridir hey benli dilber aridir

 

Pir Sultan Abdal

(PIR SULTAN ABDAL, haz. Memet Fuat, 1977)

 

 

 

(***)

Post: Alevî Bektasî törenlerinin yapildigi meydanda

(odada) tarikat ulularinin onikisinin makami sayilan

oniki post.

 

Taç: dervislerin giydigi baslik

Irakib: rakip, düsman

 

 

 

GEL BENIM SARI TAMBURAM

 

Gel benim sari tamburam

Sen ne için inilersin

Içim oyuk derdim büyük

Ben anin’çin inilerim

 

Koluma taktilar teli

Söyletirler bin bir dili

Öldüm ayn-i cem bülbülü

Ben anin’çin inilerim

 

Koluma taktilar perde

Ugrattilar bin bir derde

Kim konar kim göçer burda

Ben anin’çin inilerim

 

Gögsüme tahta döserler

Durmayip beni oksarlar

Vurdukça bagrim deserler

Ben anin’çin inilerim

 

Gel benin sari tamburam

Dizler üstünde yatiram

Yine kirildi hatiram

Ben anin’çin inilerim

 

Sari tamburadir adim

Göklere agar feryadim

Pîr Sultan’imdir üstadim

Ben anin’çin inilerim

 

Pir Sultan Abdal

(PIR SULTAN ABDAL, haz. Memet Fuat, 1977)

 

 

 

 

 

EMEK ÇEKTIM

 

Emek çektim bir ev yaptim erenler

Yine bu güzele bildiremedim

Bahar geldi çiçek bitti ot bitti

Toprak güldü tasi güldüremedim

 

Yüregimde belli belli yaralar

Seytan kalbin almis gözün köreler

Hakk’in niyaz eylemeye âr eyler

Egilip bir secde kildiramadim

 

Hû demine bir ikrari güdenin

Tu yüzüne ikrarindan dönenin

Pîr Sultan’im münafigin nâdanin

Gönül aynasini sildiremedim

 

Pir Sultan Abdal

(PIR SULTAN ABDAL, haz. Memet Fuat, 1977)

 

 

 

 

 

GELMIS IKEN BIR HABERCIK

 

Gelmis iken bir habercik sorayim

Niçin gitmez Yildizdagi dumanin

Gerçek erenlere yüzler süreyim

Niçin gitmez Yildizdagi dumanin

 

Alçaginda al kirmizi tasin var

Yükseginde turnalarin sesi var

Ben de bilmem ne talihsiz basin var

Niçin gitmez Yildizdagi dumanin

 

Benim Sah’im al kirmizi bürünür

Dost yüzün görmeyen düsman bilinir

Yücesinden Sah’in ili görünür

Niçin gitmez Yildizdagi dumanin

 

El ettiler turnalar bazlara

Daglar yesillendi döndü yazlara

Çigdemler tasinsin söylen kizlara

Niçin gitmez Yildizdagi dumanin

 

Sah’in bahçesinde gonca gül biter

Anda garip garip bülbüller öter

Bunda ayrilik var ölümden beter

Niçin gitmez Yildizdagi dumanin

 

Ben de bildim su daglarin sahisin

Gerçek erenlerin nazargâhisin

Abdal Pir Sultan’in seyrangâhisin

Niçin gitmez Yildizdagi dumanin

 

Pir Sultan Abdal

(PIR SULTAN ABDAL, haz. Memet Fuat, 1977)

 

 

 

HAYIR EDEM DERKEN

 

Hayir edem derken islerim ser oldu

Elimden bir kaza çikti erenler

Evliye ceminde yerim dar oldu

Elimden bir kaza çikti erenler

 

Benim ahtim oldur hatir yikmayim

Evliyanin buyrugundan çikmayim

Yüzümü çevirip serre bakmayim

Elimden bir kaza çikti erenler

 

Indim ilim deryasini boyladim

Günahim çok ama bir bir söyledim

Sanki yaninizda hata eyledim

Elimden bir kaza çikti erenler

 

Benim bir sözüm var efsane sözde

Ne günah der isen bulunur bizde

Erenler nisani var ise bizde

Elimden bir kaza çikti erenler

 

Pîr Sultan Abdal’im belâli basim

Ferahtan ayrildim gamdir yoldasim

Al olan malimi sag eyle basim

Elimden bir kaza çikti erenler

 

Pir Sultan Abdal

(PIR SULTAN ABDAL, haz. Memet Fuat, 1977)

 

(***)

Oldur: odur

Efsane söz: yalan , uydurma söz

Erenler nisani: erenlerin Tanri yolunda

çektiklerinin izi

Ferah: sevinç, iç açikligi

Gam: tasa, kaygi

 

 

 

HEY SEVDIGIM

 

Allah Allah desem, kalksam yürüsem

Acap su daglari asamam mola

Boz atli Hizir’i yoldas eylesem

Varip efendime düsemem mola

 

Sevdigim, baginda güllerin gonca

Usuldur boylarin, bellerin ince

Adi güzel Imamlarin önünce

Kerbelâ’da sehit düsemem mola

 

Sakin hey sevdigim, nâsiden sakin

Erenler geri almaz attigi okun

Irak yerlerini sen eyle yakin

Iki atlayip bir dem düsemem mola

 

Ben güzel pîrîme verdigim ikrar

Doluda, kirçindan, borandan saklar

Ihlâs âsik olan ikrarin bekler

Ikrarin bendini çesemem mola

 

PIR SULTAN ABDAL’im, dost çiresine

Arzumanim kaldi Sah cilvesine

Altmis ile yetmis üçün arasina

Özümü irfana kosamam mola

 

Pir Sultan Abdal

(PIR SULTAN ABDAL, haz. Memet Fuat, 1977)

 

 

(***)

kirçi: küçük taneli kar

çesmek: çözmek

 

 

 

 

 

 

KUL OLAYIM KALEM TUTAN ELINE

 

Kul olayim kalem tutan eline

Kâtip ahvalimi Sah’a böyle yaz

Sekerler ezeyim sirin diline

Kâtip ahvalimi Sah’a böyle yaz

 

Allahi seversen kâtip böyle yaz

Dün ü gün ol Sah’a eylerim niyaz

Umarim yikilir su kanli Sivas

Kâtip ahvalimi Sah’a böyle yaz

 

Sivas illerinde zilim çalinir

Çamli beller bölük bölük bölünür

Ben dosttan ayrildim bagrim delinir

Kâtip ahvalimi Sah’a böyle yaz

 

Münafikin her dedigi oluyor

Gül benzimiz sararuban soluyor

Gidi Mervan sâd oluban gülüyor

Kâtip ahvalimi Sah’a böyle yaz

 

Pir Sultan Abdal’im hey Hizir Pasa

Gör ki neler gelir sag olan basa

Hasret koydu bizi kavim kardasa

Kâtip ahvalimi Sah’a böyle yaz

 

Pir Sultan Abdal

(PIR SULTAN ABDAL, haz. Memet Fuat, 1977)

 

 

 

 

 

SEHER VAKTI KALKAN KERVAN

 

 

Seher vakti kalkan kervan

Iniler de zârilanir

Bir güzele düsen gönül

Çiçeklenir korulanir

 

Bahçemizde güller biter

Dalinda bülbüller öter

Engel gelir bir kal katar

Olan isler gerilenir

 

Bülbül geldi kondu dala

Bülbülden yok hata güle

Engel bir tas atar göle

Yüzen ördek yaralanir

 

Pîr Sultan Abdal göçelim

Pîr elinden bâd’içelim

Inkâr olandan kaçalim

Inkâr birgün paralanir

 

Pir Sultan Abdal

(PIR SULTAN ABDAL, haz. Memet Fuat, 1977)

 

 

 

SERSERI GIRME MEYDANA

 

Serseri girme meydana

Asiktan ahval isterler

Kallaslik ile urma dem

Tasdik ehli kal isterler

 

Uyan bu gaflet habindan

Isbat isterler batindan

Her asika sohbetinden

Ikrar ile yol isterler

 

Erenler oynar utulmaz

Bu yola hile katilmaz

Burda harmühre satilmaz

Ya gevher ya lâ’l isterler

 

Kili kirk pare ederler

Birin yol tutup giderler

Dile n’itibar ederler

Hâl içinde hâl isterler

 

Pir Sultan Abdal n’eylersin

Muskil halledip söylersin

Arisin çiçek yaylarsin

Yarin senden bal isterler

 

Pir Sultan Abdal

(PIR SULTAN ABDAL, haz. Memet Fuat, 1977)

 

(***)

Dem urmak: Gelisigüzel söz etmek.

Tasdik ehli: Dogruluyanlar (Tarikat ululari)

Gaflet habi: Gaflet uykusu

Batin: iç yüz (tarikat bilgileri)

Utulmaz: Yutulmaz

Harmühre: Katir boncugu

Gevher: mücevher,

Lâ’l: Kirmizi renkli degerli tas

Pare: Parça

Birin: Kilin kirk parçasindan biri

N’itibar: Ne itibar

 

 

 

 

 

YALAN DÜNYA

 

Yürü bire yalan dünya

Yalan dünya degil misin

Hasan ile Hüseyin’i

Alan dünya degil misin

 

Ali bindi Düldül ata

Can dayanmaz bu firkata

Boz Kurt ile kiyamete

Kalan dünya degil misin

 

Tanri’nin Aslan’in alan

Düldül’ü daglara salan

Yedi kere issiz kalan

Kalan dünya degil misin

 

Bak su k isa, bak su güze

Ciger kebab oldu köze

Muhammed’i bir top beze

Saran dünya degil misin

 

PIR SULTAN’im ne yatarsin

Kurmus çarkini dönersin

Ne konarsin. ne göçersin

Kalan dünya degil misin

 

Pir Sultan Abdal

(PIR SULTAN ABDAL, haz. Memet Fuat, 1977)

 

 

 

 

 

 

MEVLÂ’M ÇÜN YARATTI

 

Mevlâ’m çün yaratti Ahmed’i nurdan

Insan olan gelir nura çevrilir

Böyle kurulmustur bu çarh-i devran

Mansur olan gelir dâra çevrilir

 

Yegin sular dâim engine akar

Pervaneler özün odlara yakar

Serçe kanda olsa aslina çeker

Bülbül olan gelir güle çevrilir

 

Gümanli gönülde nur mu eglenir

Cennet haricinde hur mu eglenir

Arisiz kovanda bal mi eglenir

Ari olan gelir bala çevrilir

 

Bir sürçmekle at ayagi kesilmez

Bir suç ile âdemoglu asilmaz

Bu yolu erenler kurdu basilmaz

Yol ehli kandaysa yola çevrilir

 

Pîr Sultan Abdal’im yatir hastadir

Elinde gülleri deste destedir

Âdemoglu bir acayip nesnedir

Muhabbetle tatli dile çevrilir.

 

Pir Sultan Abdal

(PIR SULTAN ABDAL, haz. Memet Fuat, 1977)

 

(***)

Çün: madem ki

Ahmed: Muhammed peygamber

Çarh-i devran: dönüs çarki, zaman

Yegin: gür, baskin

Kanda: nerede

Gümanli: inanci tam olmayan

Hur: huri

Âdemoglu: insan

Yatir: yatar

 

Mansur: Enel-Hak (Ben Tanri’yim) sözüyle ün salan

Hallac-i Mansur adli sofi, sözleri seriata aykiri

sayildigindan 10. YY’da Bagdat’ta öldürüldü.

 

 

 

 

 

Ademoglu su dünyaya gelince

Yeni açmis güle benzer misali

Anasindan dogup kirki çikinca

Kalaylanmis tasa benzer misali

 

Mushaf alip hocasina varinca

Destur alip mektebinden dönünce

On yasindan on besine girince

Yen’aslama fidan olmus misali

 

Yirmisinde kara sakal getirir

Otuzunda bagdas kurup oturur

Kirk yasinda da sohbetler yetirir

Önü bendli göle benzer misali

 

Ellisinde kara sakal bozari

Altmisinda o da Hakkin nazari

Kalbi dikizlenir akli azali

Içi çürük koza benzer misali

 

Yetmisinde deve gibi muzular

Sekseninde ilik kemik sizilar

Doksaninda yol göründü gaziler

Gazel olmus güle benzer misali

 

PIR SULTAN’im bunu böyle buyurdu

Müminleri Hak kendisi kayirdi

Yüz yasinda talan geldi savurdu

Uçup gider kusa benzer misali

 

PIR SULTAN ABDAL

 

 

 

 

 

Ali Ali deyip ne inilersin

Inilersin dolap derdin ne senin

Sen de benim gibi yarali misin

Inilersin dolap derdin ne senin

 

Kim söktü getirdi seni yerinden

Daglar taslar ah eyleyi zarindan

Sen de mi ayrildin nazli yarinden

Inilersin dolap derdin ne senin

 

Pir Sultan’im ahim arsa dayandi

Hasret nari ile yüregim yandi

Yoksa Hüseyin’den haber mi geldi

Inilersin dolap derdin ne senin

 

PIR SULTAN ABDAL

 

 

 

 

 

 

 

 

Amanin eyle mürüvvet

Gördügüne tapma gönül

Yüzüne bakmayanin sen

Tozuna da bakma gönül

 

Bir kardasa meyil verip

Tuz ile ekmegini yiyip

Azicik noksanini görüp

Tez basina kakma gönül

 

Arap ata binip cosma

Karli buzlu daglar asma

Her gördügüne sir açma

Dolulari dökme gönül

 

Pir Sultan’im gündür ava

Çektigim emekler hava

Nasihatim olsun sana

Sen hatirlar yikma gönül

 

PIR SULTAN ABDAL

 

 

 

 

Asnamdan ayrildim yamandir halim

Adettir asikin hali böyl’olur

Pir aklimi aldi çevirdi basim

Mecnun dedikleri böyl’olur

 

Murayi olanlar bir sirra ermez

Gögsünde iman olan asika kiymaz

Üstüne yaslanan kokuna doymaz

Firdevs-i a’lanin gülü böyl’olur

 

Su askin atesi sinemi yakti

Ah ile feryadim göklere çikti

Gözlerimden yas yerine kan akti

Yaz bahar çayinin seli böyl’olur

 

Göründü gözüme bu askin babi

Bülbül dalda sada verir harabi

Beni mest eyledi askin sarabi

Dost elinden gelen dolu böyl’oldur

 

PIR SULTAN ABDAL’im yoldan dönmezem

Dünya ahret Piri elden koymazsam

Mühanetin sofrasina sunmazsam

Sa’adetli Sultan kulu böyl’olur

 

PIR SULTAN ABDAL

 

 

 

 

 Be yarenler be kardaslar

Gör neyledi zaman bizi

Gözüm yasini akitti

Sel eyledi zaman bizi

 

Can nice ayrilir tenden

Ten nice ayrilir candan

Ayak ayak nerdubandan

In eyledi zaman bizi

 

Gelin gidelim zecrile

Can kurban olsun asile

Bir halden bimez cahile

Kul eyledi zaman bizi

 

Kimi baydir kimi fakir

Yaradan Mevla’ya sükür

Ne akil kodu ne fikir

Del’eyledi zaman bizi

 

Pir Sultan’im döne döne

Dolu içtim kana kana

Su yerde kim yana yana

Dul eyledi zaman bizi

 

PIR SULTAN ABDAL

 

 

 

 

Bir güzelin asigiyim, erenler

Onun için tasa tutarlar beni

Gündüz hayalimde gece düsümde

Kumdan kuma savuruyor yel beni

 

Al gül olsam al gerdana takilsam

Kemer olsam ince bele sarilsam

Köle olsam pazarlarda satilsam

Yarim deyi al sinene sar beni

 

Abdal Pir Sultan’im gamzeler oktur

Hezaran sinemde yaralar çoktur

Benim senden özge sevdigim yoktur

Inanmazsan git Allah’a sor beni

 

PIR SULTAN ABDAL

 

 

 

 

 

 

 

 Bir yavru yolladim gurbet ellere

Emaneti sana boz atli Hizir

Seni bekçilerler nice ellere

Emaneti sana boz atli Hizir

 

Nice günler gördüm bahti karali

Nice günler gördüm dertli çareli

Bir yavru yolladim yürek yarali

Emaneti sana boz atli Hizir

 

Hak’tan bize bizden halka zulüm yok

imanim var vadesize ölüm yok

Senden baska kanadim yok kolum yok

Emaneti sana boz atli Hizir

 

Pir Sultan Abdal’im böyle m’olacak

Beklerim yollarin yavrum gelecek

Anali babali murad alacak

Emaneti sana boz atli Hizir

 

Pir Sultan Abdal

 

 

 

 

Bülbül olsam varsam gelsem

Hakkin divaninda dursam

Ben bir yanil alma olsam

Dalinda bitsem ne dersin

 

Sen bir yanil alma olsan

Dalinda bitmeye gelsen

Ben bir gümüs çövmen olsam

Çeksem indirsem ne dersin

 

Sen bir gümüs çövmen olsan

Çekip indirmeye gelsen

Ben bir avuç çavdar olsam

Yere sacilsam ne dersin

 

Sen bir avuç çavdar olsan

Yere saçilmaya gelsen

Ben bir güzel keklik olsam

Bir bir toplasam ne dersin

 

Sen bir güzel keklik olsan

Bir bir toplamaya gelsen

Ben bir yavru sahin olsam

Kapsam kaldirsam ne dersin

 

Sen bir yavru sahin olsan

Kapip kaldirmaya gelsen

Ben bir sulusepken olsam

Kanadin kirsam ne dersin

 

Sen bir sulusepken olsan

Kanadim kirmaya gelsen

Ben bir deli poyraz olsam

Tepsem dagitsam ne dersin

 

Sen bir deli poyraz olsan

Tepip dagitmaya gelsen

Ben bir ulu hasta olsam

Yoluna yatsam ne dersin

 

Sen bir ulu hasta olsan

Yoluma yatmaya gelsen

Ben de bir Azrail olsam

Canini alsam ne dersin

 

Sen de bir Azrail olsan

Canimi almaya gelsen

Ben bir cennetlik kul olsam

Cennete girsem ne dersin

 

Sen bir cennetlik kul olsan

Cennete girmeye gelsen

Pir Sultan üstadin bulsan

Bilece girsek ne dersin

 

PIR SULTAN ABDAL

 

 

 

AG GÜL ILE KIRMIZI GÜL

 

Cem-i çiçeklerin hasi

Ag gül ile kirmizi gül

Deli gönül eglencesi

Ag gül ile kirmizi gül

 

Talip olmak pirindendir

Irenk almak gülündendir

Muhammed’in terindendir

Ag gül ile kirmizi gül

 

Pir Sultan’im ey gaziler

Alnimizda al yazilar

Talip de Pir’in arzular

Ag gül ile kirmizi gül

 

PIR SULTAN ABDAL

 

 

 

 Çektigim cevr ü cefayi

Çekerim senden ötürü

Ikrar iman bir olunca

Sen de çek benden ötürü

 

Ikrar imani güderim

Sensiz alemi niderim

Iste geldim us giderim

Bir tatli dilden ötürü

 

Severim gonca gülleri

Koklarim gonca gülleri

Sararim ince belleri

Gittigim yoldan ötürü

 

Bana kiyak ne bakarsin

Sinemi ada yakarsin

Bana ne sitem edersin

Ikrarsiz elden ötürü

 

Ferhan Sirin’ine tapar

Gülüngün havaya atar

Basini altina tutar

Can verir candan ötürü

 

Mümin olan Hakk’a tapar

Münafiklar yoldan sapar

Arka vermis dagi çeker

Ferhat Sirin’den ötürü

 

Pir Sultan’im deme yalan

Etme imanina talan

Bu dünyada gerçek olan

Ser verir sirdan ötürü

 

PIR SULTAN ABDAL

 

 

 

Deli gönül inil inil inleme

Kadir Mevlam hasretime sal beni

Viranlikta görsen baykus sanirsin

Bir huma kusuyum sen de bil beni

 

Ulu bezirganim kumas satarim

Gökyüzünden uçan kusu tutarim

Yetmis iki dilden bilir öterim

Anin için fark edemez el beni

 

Ak pinarin boz bulanik seliyim

Ol sebepten aklim yoktur deliyim

Naci derler dört güruhun biriyim

Ararsan Hak divaninda bul beni

 

Gider idim ben de kendi isime

Askin dolulari yagdi basima

Agu katti benim tatli basima

Ummanlara gark eyledi sel beni

 

PIR SULTAN’im irak yoldan gelirsin

Gevherin kiymetini nerden bilirsin

Eksikligim çoktur sen de bilirsin

Eksiklikle kabul eyle gel beni

 

PIR SULTAN ABDAL

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Derdim çoktur hangisine yanayim

Yine tazelendi yurek yarasi

Ben bu derde nerden derman bulayim

Meger Sah elinden ola çaresi

 

Türlü donlar giyer gülden naziktir

Bülbül cevreyleme güle yaziktir

Çok hasretlik çektim bagrim eziktir

Güle gelir gelir canlar paresi

 

Benim uzun boylu serv-i çinarim

Yüregime bir od düstü yanarim

Kiblem sensin yönüm sana dönerim

Mihrabimdir iki kasin arasi

 

Didar ile muhabbete doyulmaz

Muhabbetten kaçan insan sayilmaz

Münkir üflemekle çirag söyünmez

Tutusunca yanar askin çirasi

 

PIR SULTAN’im kati yüksek uçarsin

Selamsiz sabahsiz gelir geçersin

Asik muhabbetten niçin kaçarsin

Böyle midir ilimizin töresi

 

PIR SULTAN ABDAL

 

 

 

 

Hayalin gönlümde elif lam yazar

Dem gelir geçer de devran eglenmez

Felek vurdu kirdi burcu barini

Yel eser savrulur harman eglenmez.

 

Dünya dedikleri bir sanik yaydir

Evveli toy dügün ahiri zaydir

Dünya dört kapili bir kervansaraydir

Burda konup göçen sultan eglenmez.

 

Yüregimde vardir dert ile yara

Sögleyin tabibe bulsun bir çara

Firsat elde iken katil katara

Göçer, senin için kervan eglenmez.

 

Yüregimde vardir der ile firak

Muradim bir didar, menzilim irak

Bu dert ehline de bir derman gerek

Derdi olmayanda derman eglenmez.

 

PIR SULTAN ABDAL’im artiyor zarim

Bir dem efendimsin bir dem sultanim

Ugruna fedadir bu sirin canim

Sensiz bu cihanda bu can eglenmez.

 

PIR SULTAN ABDAL

 

 

 

 

 

 

DOSTLARIM HANI

 

Sendin buralarin sanli agasi

Talan oldu gitti Harran ovasi

Iyi günün dostu çekti sefasi

Canim ciger diyen dostlarim hani

 

Güvenmeyin dostlar dünya malina

Benim bakin simdi müskül halima

Harcadim ömrümü dostlar yoluna

Canim ciger diyen dostlarim hani

 

Ey agalar beyler size de kalmaz

Dönerler, dönerler, Pir Sultan dönmez

Hakk yoluna giden yigitler ölmez

Canim ciger diyen dostlarim bilmez

 

PIR SULTAN ABDAL

 

 

 

 

 

 

 

DÜNYANIN ÜSTÜNDE KURULU DIREK

 

Dünyanin üzerinde kurulu direk

Emek sayilmadan, sizlar bu yürek

Bu düzeni kim kurmus bizler de bilek

Söyle canim söyle dinlesin canlar

 

Ocaga koymuslar köse tasini

Hakk kollasin gerçeklerin isini

Bir gun agridirlar senin basini

Söyle canim söyle dinlesin canlar

 

Pir Sultan Abdal’im farz eylesinler

Yola gelmeyenden edilmez minnet

Cümlenin muradi dünyada cennet

Söyle canim söyle dinlesin canlar

 

 

PIR SULTAN ABDAL

 

 

 

Geçemezsin deli gönül geçilmez

Bir tuzaga tutulursun epsem dur

Bu erenler dolusudur içilmez

Içenlerin bagri keser epsem dur

 

Evvel ikrar verip sonra dönersin

Sehil yokus görüp döner kaçarsin

Ondurayim dersin yaram açarsin

Azdirip da saramazsin epsem dur

 

Mürsidinin nasihatin tutmayan

Gönülcügün musahibe katmayan

Aridip kalp evin temiz tutmayan

Çig yerlerde tohum bitmez epsem dur

 

Er ogluna bir münasip yar gerek

Verdigi ikrara pek dur gerek

Can cesetten alin yuyan er gerek

Ölüme kail olmazsin epsem dur

 

Pir Sultan’im söyler sözün dogrusun

Yezit bundan ne anlasin ne duysun

Arit kalp evini sultan otursun

Tacin tahtin terk edersin epsem dur

 

 

PIR SULTAN ABDAL

 

 

 

Gitme giden gitme sual sorayim

Ya ne bu dünyanin üstünde durur

Vallahi billahi ben onu gördüm

Dünya Sari Öküz’ün üstünde durur

 

Gitme giden gitme bir dahi soram

Ya bu öküz neyin üstünde durur

Vallahi billahi ben onu gördüm

Öküz de bir salin üstünde durur

 

Gitme giden gitme bir dahi soram

Ya bu sal da neyin üstünde durur

Vallahi billahi ben onu gördüm

Sal da bir baligin üstünde durur

 

Gitme giden gitme bir dahi soram

Ya bu balik neyin üstünde durur

Vallahi billahi ben onu gördüm

Balik da deryanin üstünde durur

 

Gitme giden gitme bir dahi soram

Ya bu derya neyin üstünde durur

Vallahi billahi ben onu gördüm

Derya da ikrarin üstünde durur

 

Gitme giden gitme bir dahi soram

Ya bu ikrar neyin üstünde durur

PIR SULTAN’im der ki ben onu gördüm

Ikrar da imanin üstünde durur

 

 

PIR SULTAN ABDAL 

 

 

 

Döndün mü benden yüzü dönesi

Verdigin ikrara saldim ben seni

Ikrari boynuna kemend olasi

Verdigin ikrara saldim ben seni

 

Ikrar verdim ikrarimi güderim

Ikrarsiz dilberi ya ben nideyim

Varir bir ikrarliya sefaat ederim

Verdigin ikrara saldim ben seni

 

Pir Sultan Abdal’im ahirim aman

Münkirin gönlünden gitmesin güman

Sefaat etmesin oniki imam

Verdigin ikrara saldim ben seni

 

PIR SULTAN ABDAL

 

 

 

 

 

Isitip avazim ben de varayim

Eglen uçup gitme konadur bülbül

Senin askin benim kalbim evini

Vücudun sehirde doladir bülbül

 

Bülbülün donlari sari gazelden

Gözünün sürmesi yegdir güzelden

Bülbül güle asik olmus ezelden

Hardan mi gülden mi yanadir bülbül

 

Sultan eder irahmeti kuluna

Tabip gerek derler derman buluna

Benlik ila konma gülün dalina

Har vardir pençeni kanadir bulbul

 

PIR SULTAN dilinden gevherler saçar

Her kisi boyunca libasin biçer

Geçer bu güzellik eyyami geçer

Bu dünyanin sonu fenadir bülbül

 

PIR SULTAN ABDAL

 

 

 

 

 

 

Koca basli koca kadi

Sende hiç din iman var mi

Harami helali yedi

Sende hiç din iman var mi

 

Fet verir yalan yulan

Domuz gibi dagi dolan

Sirtina vururum palan

Senin gibi hayvan var mi

 

Iman eder amel etmez

Hakk’in buyruguna gitmez

Kadilar yas yere yatmaz

Hiç böyle bir seytan var mi

 

PIR SULTAN ABDAL

 

 

 

 

 

 

Koyun beni Hak askina yanayim

Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan

Yolumdan dönüp mahrum mu kalayim

Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan

 

Benim pirim gayet ulu kisidir

Yediler ulusu, kirklar esidir

Oniki imamin server basidir

Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan

 

Kadilar müftüler fetva yazarsa

Iste kemend, iste boynum asarsa

Iste hançer, iste kellem keserse

Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan

 

Ulu mahser günü olur divan kurulur

Suçlu, suçsuz gelir anda derilir

Piri olmayanlar anda bilinir

Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan

 

Pir Sultan’im arsa çikar ünümüz

O da bizim ulumuzdur pirimiz

Hakka teslim olsun garip canimiz

Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan

 

PIR SULTAN ABDAL

 

 

 

Meyil verme nasa murdar olursun

Dünya kadar malun olsa ne fayda

Tutulur dilin söylemez ölürsün

Bülbül gibi dilin olsa ne fayda

 

Bir gün çikarirlar evinden

Allahin ismini koyma dilinden

Kurtulmazsin Azrail’in elinden

Dünya kadar fendin olsa ne fayda

 

Yalan söyler kov giybette sözün var

Güvenir gezersin oglun kizin var

Sunda senin üç bes arsin bezin var

Dünya kadar malin olsa ne fayda

 

Yalan söyler kov giybetten geçmezsin

Yersin haram helal yoldan geçmezsin

Kesilir nefesin su da içmezsin

Akan çaylar senin olsa ne fayda

 

Pir Sultan’im bunu böyle vird etti

Vardi bir mürsitten el etek tuttu

Mürsit agirlayan Hakk’ina yetti

Tutulmaz agudun desen ne fayda

 

PIR SULTAN ABDAL

 

 

 

 

 

ÖTME BÜLBÜL

 

Ötme bülbül ötme, sen degil bagim

Dost senin derdinden ben yana yana

Tükendi fitilim eridi yagim

Dost senin derdinden ben yana yana

 

Deryadan bölünmüs sellere döndüm

Atesi kararmis küllere döndüm

Vakitsiz açilmis güllere döndüm

Dost senin derdinden ben yana yana

 

Haberin duyarsin peyikler ile

Yarami sarsinlar sehidler ile

Kirk yil dagda gezdim geyikler ile

Dost senin derdinden ben yana yana

 

Abdal Pir Sultan’im, doldum eksildim

Yemeden içmeden sudan kesildim

Zülfün kemendine kondum asildim

Dost senin derdinden ben yana yana

 

PIR SULTAN ABDAL

 

 

 

SABAHTAN UGRADIM BEN BIR FIGANA

 

Sabahtan ugradim ben bir figana

Bülbül aglar aglar güle getirir

Bakin su felegin çürük isine

Her bir cefasini kula getirir

 

Deprestirme benim dertlerim tamam

Muhabbet sirindir vermiyor aman

Üstümüzde dönen çarh ile devran

Felek bizi halden hale getirir

 

Pir Sultan Abdal’im sözlerim haktir

Hakk diyen kullardan hiç süphem yoktur

Cehennemde ates olmaz nar yoktur

Herkes atesini bile götürür

 

PIR SULTAN ABDAL

 

 

 

 

 

 

 

 

Sefasina cefasina dayandim

Bu cefaya dayanmayan gelmesin

Rengine hem boyasina boyandim

Bu boyaya boyanmayan gelmesin

 

Rengine boyandim meyinden içtim

Nice canlar ile didar görüstüm

Muhabbet eyleyip candan sevistim

Muhabbeti küfür sayan gelmesin

 

Muhabbet eyleyip yokla pirini

Yusun senin namus ile arini

Var bir gerçek ile kil pazarini

Kildigin pazardan ziyan gelmesin

 

Kirklar bu meydanda gezer dediler

Evliyayi yola dizen dediler

Nafsaniyetine uyan gelmesin

 

PIR SULTAN’im eydür dünya fanidir

Kirklarin sohpeti ask mekanidir

Kusura kalmayan kerem kanidir

Gönülden karasi olan gelmesin

 

PIR SULTAN ABDAL

 

 

Not. 4. dörtlükte bir dize eksik….

 

 

 

Seyyah olup su alemi gezerim

Bir dost bulamadim gün aksam oldu

Kendi efkarimca okur yazarim

Bir dost bulamadim gün aksam oldu

 

Iki elim kalkmaz oldu dizimden

Bilmem amelimden bilmem özümden

Akittim kanli yas iki gözümden

Bir dost bulamadim gün aksam oldu

 

Yine boralandi daglarin basi

Akittim gözümden kan ile yasi

Emaneti alir ol veren kisi

Bir dost bulamadim gün aksam oldu

 

Bozuk su cihanin pergeri bozuk

Yaziktir su geçen ömüre yazik

Tükendi daneler kalmadi azik

Bir dost bulamadim gün aksam oldu

 

PIR SULTAN’im eydür ummana dalam

Gidenler gelmedi bir haber alam

Abdal oldum çullar geydim bir zaman

Bir dost bulamadim gün aksam oldu

 

PIR SULTAN ABDAL

 

 

 

 

 

 

 

Sordum sari çigdeme

Sen nerede kislarsin

Ne sorarsin hey dervis

Yer altinda kislarim

 

Sordum sari çigdeme

Yer altinda ne yersin

Ne sorarsin hey dervis

Kudret lokmasi yerim

 

Sordum sari çigdeme

Senin benzin ne sari

Ne sorarsin hey dervis

Hak kokusu çekerim

 

Sordum sari çigdeme

Anan baban var midir

Ne sorarsin hey dervis

Anam yer babam yagmur

 

Sordum sari çigdeme

Sende kardeslik var mi

Ne sorarsin hey dervis

Ben erlerle kardesim

 

Pir Sultan erenlerle

Yüzü dolu nurlarla

Ak sakalli pirlerle

Çigdemde dervislik var

 

PIR SULTAN ABDAL

 

 

 

SULTAN SUYU

 

Sultan suyu gibi çaglayip akma

Erilir gam yeme divane gönül

Er basimda duman, dag basinda kis

Erilir gam yeme divane gönül

 

Yikilir mi Hakk’in yaptigi havuz

Sah-i merdaninin, biz de kilavuz

Üç günlük dünyada, su yahsi yavuz

Erilir gam yeme divane gönül

 

Pir Sultan Abdal’im, sirdan sirada

Bu is böyle oldu, kalsin burada

Cümlemiz niyetlendigi murada

Erilir gam yeme divane gönül

 

 

PIR SULTAN ABDAL 

 

 

 

Su kanli zalimin ettigi isler

Garip bülbül gibi zareler beni

Yagmur gibi yagar basima taslar

Dostun bir fiskesi yaralar beni

 

Dar günümde dost düsmanim bell’oldu

Bir derdim var ise simdi ell’oldu

Ecel fermani boynuma takildi

Gerek asa gerek vuralar beni

 

Pir Sultan Abdal’im can göge agmaz

Hakk’tan emr’olmazsa irahmet yagmaz

Su ellerin tasi hiç bana degmez

Ille dostun gülü yaralar beni

 

PIR SULTAN ABDAL 

 

 

 

Su karsiki karli dagi gördün mü

Rüzgarini bulmus eriyip gider

Akan sularindan ibret aldin mi

Yüzünü yerlere sürüyüp gider

 

Sürünün önünde giden avcilar

Sicak sicak günde yakar günesler

Evvel ezel yemis veren agaçlar

Anlar da kalmamis kuruyup gider

 

Kadirsin Allah’im sen de kadirsin

Üstümüze dört direkli çadirsin

Çagirdigimiz yerde hazir nazirsin

Cümlemiz üstüne yürüyüp gider

 

Deryamiz derindir bizim boylanmaz

Bin nasihat etsen biri dinlemez

Gidi merkep hiçbir yere baglanmaz

Basinda yulari sürüyüp gider

 

Pir Sultan’im söyler sözü özünden

Asikin sakinir iki gözünden

Olur olmaz münkirlerin sözünden

Eksilmez gölümüz kuruyup gider

 

PIR SULTAN ABDAL

 

 

 

 

Uyur iken uyardilar

Diriye saydilar bizi

Koyun olduk ses anladik

Sürüye saydilar bizi

 

Halimizi hal eyledik

Yolumuzu yol eyledik

Her çiçekten bal eyledik

Ariya saydilar bizi

 

Hakk’in yoluna dizildik

Dost defterine yazildik

Bal olduk serbet ezildik

Doluya saydilar bizi

 

Pir Sultan Abdal’im sunda

Çok keramet var insanda

O cihanda bu cihanda

Veliye saydilar bizi

 

PIR SULTAN ABDAL

 

 

Yazar: Ophelian

Ophelian’in profil fotoğrafı
Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

Bir Cevap Yazın