ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

Romanla Şiir, Ekmekle Katık Gibidir

Sosyal Medyada Paylaş:

Türkiye’de eskiden beri birçok şiir yarışması düzenlenmektedir. Bu yarışmalara katılan şair adayı sayısı binlerle ifade edilmektedir. Yarışmalarda şiirlerini vitrine çıkaran bu kişiler, yayınlanan şiir kitaplarına rağbet etse, şiir kitapları için satış sonunu kalmazdı.

 

Bu ülkede layıkıyla değer görebilmek için sanırım ölmeniz gerekiyor. Ölünce de ne yazık ki hiçbir şey göremiyorsunuz!… “Kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur” atasözünü doğrularcasına, hayatta olmayan şairlerin şiir kitapları, yaşamakta olan şairlerin şiir kitaplarına kıyasla daha çok satıyor. Özellikle ölen şairlerin toplu şiirleri daha çok rağbet görüyor. Öte yandan bir şairin şiirlerinin bir arada olduğu kitaplardan daha çok, farklı şairlerin seçme şiirlerinden oluşan antoloji türü kitaplar şiir okurları tarafından tercih ediliyor.

 

Ülkemizde son yıllarda her hafta, her ay çok satanlar listesi yayınlanıyor. Çok satan kitap listelerine baktığımızda ilk 10’a giren kitaplar içerisinde şiir türüne rastlanmadığını görürüz. Çünkü kitapçılar, kitaplar elde kalır korkusuyla, şiir kitabı satmayı tercih etmiyor.

 

Türkiye’deki yayınlara satış açısından baktığınızda romanın şiirin çok önünde olduğunu görürsünüz. Aslında popüler tarih kitapları hem şiirden, hem de romandan daha fazla rağbet görüyor. Şiir ve roman türleri edebiyatın olmazsa olmazlarıdır. Birini ötekine tercih etmek, tercih edilmeyenin kıymetini azaltmaz. Burada da önemli olan tür değil, türün hakkını vermektir. Güzel, her zaman güzeldir; ister şiir, ister hikâye, isterse roman olsun.

 

Romanın şiirle birlikte en çok sevilen bir edebî tür olduğu gerçeğini kabul etmemiz gerekir. Fakat romanın şiire göre sürükleyici bir yanı vardır. Bu da roman okurunu bu türde eser satın almaya ve okumaya sürüklemektedir. Roman, ruhumuzun çıkmaza girdiği zamanlarda hayat alanımızı genişleten bir araç olmaktadır. Okurlar olarak yazarın bize sunduğu kurgusal dünyaya girerek bir şekilde can sıkıntımızı gideririz. Romancının hayal dünyasında geçmişin özlemini, geleceğin umudunu yaşarız. Bütünleşiriz yazarın kurgusuyla…

 

Hayata dair bir şeyler öğrenmek için roman okumak doğru değildir. Öğrenme amacıyla çıktığınız yolda, öğretici bir kitaptan alacağınız verimi, hiçbir zaman romandan alamazsınız. Tarihî gerçekleri öğrenmek için tarihî roman okumak da geçerli bir yol değildir.

 

Günümüzde, kaleme aldığı birbirinden güzel romanlarla tanıdığımız yazar Mehmet Niyazi Özdemir, “Romancı, yüreği bir başkası için çarpan insandır” der. Bence çok doğru bir tespittir bu… Hele günümüzdeki romancılar, okur kitlesinin nabzını tutarak ona göre romanlar yazma gayreti içerisindedir. Zira okurla-yazar arasındaki duygusal arz-talep dengesi ancak bu şekilde sağlanır. Yazar, okurunu hakkıyla tanırsa onun zevk alabileceği eserler yazabilir. Bu da doğal olarak kitap satışlarına yansır. Buna dikkat etmeyen yazarlar, edebî açıdan velut eserler ortaya koysalar da, yeterli talep göremeyecekleri için kalıcı olamazlar.

 

Bir kitabın çok satması onun çok okunduğu anlamına gelmez hiçbir zaman… Kitapların çok satmasında birçok etken vardır. Bunların başında tanıtım, yani reklam gelmektedir. Yaygın kitle iletişim araçlarında tanıtımı yapılan eserler, doğal olarak çok satmaktadır. Ama çok satan bu kitapların çoğu, yarıya kadar bile okunmadan bırakılarak bir köşeye atılmaktadır. Bu da gösteriyor ki bu konuda asıl belirleyici reklam olmaktadır. Nice güzel eserler de yeterince tanıtılamadıkları ve dağıtılamadıkları için gölgede kalmaktadır. Bu durum, seçkin ürünler ortaya koyduğu halde, yeterli çevresi olmayan yazarın kötü yazgısıdır.

 

Romanın şiire üstünlüğü, satışlara da o oranda yansımaktadır. Bu, gelecekte daha da belirgin bir hâl alacaktır. Fakat asıl korkum o ki, popüler kültürün etkisiyle kaleme alınan eserler, edebî kaliteyi ve üslubu olumsuz yönde etkileyecektir. Bütün müspet değerlerin zamanın değirmeninde öğütüldüğü günümüzde bu furyadan edebî eserler de nasibini alacaktır.

 

Oysa romanla şiir, bir sofradaki ekmekle katık gibidir. Her ikisi de lüzumludur. Birinin varlığı, öbürünün varlığına engel oluşturmamalıdır. Gelecekte zengin bir edebiyata sahip olmak için edebî değeri ortada olan şiire de, romana da, diğer türlere de destek olmalıyız. Bizim asıl kösteklememiz gereken şey belli türler değil, niteliksiz eserler olmalıdır.

 

Nihat Malkoç

Alıntı : hizmetgazete.com/index.php?sayfa=romanla.siir.ekmekle.katik.gibidir2.353&d=tr

Sosyal Medyada Paylaş:

Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

Bir cevap yazın

error: Content is protected !!