ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA,  ŞİİR OKULU

SERVET-İ FÜNUN ( EDEBİYAT-I CEDİDE ) DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI

Sosyal Medyada Paylaş:

Servet-i Fünun Dönemi Türk Edebiyatı, Recai-zade Mahmut Ekrem’in önderlik ettiği, Servet-i Fünun dergisinde toplanan genç edebiyatçıların yürüttüğü bir edebiyat hareketidir.

SERVET-İ FÜNÜN DÖNEMİ ŞİİRİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ

→Duygu ve hayal unsurları, gerçeklere tercih edilir.

→Aşk ve doğa gibi bireysel konular işlenir.

→Toplumun geniş kesimini ilgilendiren gerçeklere ve sorunlara değinilmez. Sanatçılar, dinin ve siyasetin dışında kalmaya çalışırlar.

→Parnasizm ve sembolizm akımlarının etkisinde kalırlar. “Sanat için sanat” görüşü benimsenir.

→Şiirlerde sanatlı bir anlatıma başvururlar.

→Kullanılan dilin anlaşılması oldukça zordur, yabancı sözcük ve tamlamalar fazlaca kullanılır.

→Ses, musiki, söyleyiş ve şekil özelliklerine önem verilir.

→Doğa tasvirlerine fazlaca yer verilir.

→Kafiye; hem göz hem de kulak içindir görüşü kabul edilir.

→“Terza-rima”, “Sone”, “Balad” gibi batıdan alınan nazım türlerinin örnekleri verilir.

→Şiir düzyazıya yaklaştırılarak “serbest müstezat” geliştirilir.

→Aruz ölçüsü Türkçenin söyleyiş ahengini bozmadan başarıyla kullanılır.

→Şiirde bütün güzelliğine önem verilir.

→Sıfatlara çokça yer verilir.

Servet-i Fünun veya Edebiyat-ı Cedide devri, Türk edebiyatında 1860’tan beri devam eden doğu-batı mücadelesinin kesin sonucu; Batı edebiyatının lehine sonuçlanan aşamadır. Gerçekten yoğun ve dinamik çalışmalarla geçen bu kısa dönem sonunda Türk edebiyatı, gerek anlayış, gerek içerik, gerekse teknik bakımdan tamamıyla batılı bir nitelik kazanmıştır.

Bu döneme Servet-i Fünun adının verilmesi bu edebi hareketin Servet-i Fünun dergisinde gerçekleşmesindendir. Adından da anlaşılacağı gibi önceleri “fen” konularını ele alan bu derginin yazı işleri müdürlüğüne Tevfik Fikret’in getirilmesiyle dergi, bütünüyle bir edebiyat dergisi haline gelir (7 Şubat 1896).

 

Divan edebiyatına karşı kurulmasına çalışılan Avrupai Türk edebiyatını ifade için kullanılan “Edebiyat-ı Cedide” (yenilikçi edebiyatçılar) teriminin bu harekete ad olması ise, hareketin bu terimi bütünüyle benimseyip, kendi hakkında da sıkça kullanmasındandır.

 

Bu hareketin 1901 yılında, Hüseyin Cahit Yalçın’ın Fransızcadan çevirdiği “Edebiyat ve Hukuk” adlı makalesinin II. Abdülhamit yönetimince kışkırtıcı bulunarak, derginin kapatılmasıyla son bulduğu kabul edilir.

 SERVET-İ FÜNÜN DÖNEMİNDE DİL VE ANLATIM

 

→Son derece ağır ve süslü bir dil kullanmışlardır.

→Yazılarını süslü cümlelerle, zarif, ahenkli sözcüklerle oluşturmuşlardır.

→O güne kadar duyulmamış Arapça ve Farsça tamlamaları, sözcükleri kullanıp yeni bir edebi dil yaratmayı amaçlamışlardır.

→Tanzimat’la başlayan dilde sadeleşme hareketi Servet-i Fünun temsilcileri tarafından devam ettirilememiş, eserlerde Fransızcayı andıran Arapça ve Farsça tamlamalar kullanılmıştır.

→Dilde görülen bu farklılaşma çabaları edebiyatımızda dilin daha zengin bir ifade tarzına dönüşmesini sağlamış, Batılı anlamda kusursuz denebilecek örneklerin verilmesi hız kazanmıştır.

→Roman ve hikâye türünde daha çok İstanbul’da geçen olaylar anlatılmış ve daha dar bir mekânı konu alan eserler verilmiştir.

→Edebiyatımızda teknik yönden daha kusursuz roman ve hikâye örnekleri bu dönemde yazılmıştır.

→Tanzimat romanında gözlenen olayın akışını kesip okuyucuya bilgi verme anlayışı bu dönemde sürdürülmemiştir.

→Türkçenin kurallarına, söz dizimine uymayıp yeni anlatım olanakları aranmıştır. Devrik ve eksiltili cümlelere sıkça başvurulmuştur.

 SERVET-İ FÜNÜN (EDEBİYAT-I CEDİDE) DÖNEMİNİN ÖNEMLİ TEMSİLCİLERİ

 Şairler

Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin, Hüseyin Siret Özsever, Hüseyin Suat Yalçın, Ayın Nadir (Ali Ekrem Bolayır), Süleyman Nesip (Süleyman Paşazade Sami), İbrahim Cehdi (Süleyman Nazif), H. Nâzım (Ahmet Reşit Rey), Faik Ali Ozansoy, Celâl Sahir Erozan…

TEVFİK FİKRET (1867-1915)

 

→Servet-i Fünun döneminin en başarılı ve kalıcılığı yakalayabilmiş sanatçılarımızdandır.

→Şiirlerinde sağlam ve korkusuz bir duruş, kendinden önceki şairlerde görülmeyen iç ve dış yenilikler, biçim ve kafiye serbestliği ayrıca usta bir aruz uygulayıcısının özellikleri görülür.

→Parnasizm akımından etkilenen şair aruz kalıplarıyla oynayarak serbest müstezatın en güzel örneklerini yazmış ayrıca şiiri düzyazıya yaklaştırmıştır.

→Batı edebiyatı nazım şekillerinden olan “sone”yi edebiyatımızda ilk kez kullanan sanatçıdır.

→Kulak için kafiye anlayışını benimseyip aynı türden sözcüklerle kafiye oluşturma geleneğini yıkar.

→Sanat yaşamı sanatı sanat için ve sanatı toplum için yaptığı iki dönemde incelenir. Servet-i Fünun’dan ayrıldıktan sonra sanatını toplum için bir araç olarak görür.

→Şiirlerinde etkileyici bir karamsarlık, bunalımlı bir ruh hali mevcuttur. Sadece şiirlerinde değil hayatında da bu özellikten kurtulamaz.

→İnsanları ve özellikle İstanbul’u anlatırken olumsuzluklardan, kokuşmuşluklardan bahseder.

→Aruzla yazdığı şiirlerinde ağır bir dil kullanmış, hayatının son döneminde hece vezniyle yazdığı şiirlerini “Şermin” adlı kitapta toplamıştır.

Yapıtları

Rubab-ı Şikeste (şiir)

Rubabın Cevabı (şiir)

Haluk’un Defteri (şiir)

Şermin (şiir)

Doksan Beşe Doğru (şiir)

Tarih-i Kadim (şiir)

CENAP ŞAHABETTİN (1870 – 1934)

→Şiirde musikiye ve ahenk unsuruna önem veren şair bu özelliğiyle sembolizme yaklaşmıştır.

→Oldukça ağır ve süslü bir dil kullandığı şiirlerini aruz ölçüsüyle yazmıştır.

→Şiirde yeni sözcükler ve tamlamalar bulma ihtiyacı hissetmiş ve o güne kadar kullanılmayan terkipleri şiirde kullandığı için bazı tartışmalara yol açmıştır.

→Şiirinde çoğunlukla aşk ve doğa konularını işlemiş, ona göre güzel bir şiir kelimelerle yapılmış bir resmi andırmalıdır.

→1908’den sonra düzyazıya önem vermiş, Milli Edebiyatçılara rağmen dilini sadeleştirmemekte direnmiştir.

 

Yapıtları

Tamat (şiir)

SÜLEYMAN NAZİF (1870 – 1927)

→Arapça, Farsça ve Fransızca bilen sanatçımızın hatiplik yönü daha güçlüdür. Bu dilleri incelemesi onun Doğu ve Batı edebiyatını yakınan tanımasını sağlamıştır.

→Tanzimat döneminde işlenen özgürlük, adalet, eşitlik gibi konulara ilgi duymuş ve Tanzimat sanatçılarını yakından takip etmiştir.

→İstanbul’un işgal edilmesi üzerine “Kara Bir Gün” adlı makaleyi yazan sanatçı, İtilaf güçlerini kınayan bir konuşma da yapınca Malta’ya sürgüne gönderilmiştir.

→Sanatçının nesir alanındaki başarısı şairlik yönünden daha güçlüdür ve dönemin Namık Kemal’i olarak tanınmıştır.

Yapıtları

Gizli Figanlar (şiir)

Batarya ile Ateş (şiir)

Malta Geceleri (şiir)

 Alıntı : hasfikir.com/servet-i-funun/ a teşekkür ediyoruz şiire katkılarından dolayı.

Sosyal Medyada Paylaş:

Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

Bir cevap yazın

error: Content is protected !!