YAŞAMAK MI - YAZMAK MI

Şiir Etkinlikleri ve Şiirin Etkisi

Sosyal Medyada Paylaş:

Şiir; yazan, okuyan ve dinleyen için bir duyma ve hissetme halidir. Duyduğunuz ve hissettiğiniz nispette o şiir size geçer.

Şiir hislerin iletilmesinde elektrik görevi görür. Bir sevgili sevdiğinden elektrik aldığı müddetçe gerçek sevgilidir. Halk tabiri vardır, seveni sevmeye yönlendiren karşı cinsten aldığı elektriktir. 

Şiir etkinliklerindeki gerçek olan şu ki, etkinliği düzenleyen şiir aşıklarının, dinlemeye hatta hisler ile coşmaya büyük umutlarla gelen dinleyiciye  o elektriğini geçirebilme çabası vardır.

Yer ve mekan en güzel yerden seçilir, organizasyona etkili kimseler davet edilir. Eş dost arkadaşlar gelir. Birileri şiir okur birileri dinler.

Hayır bu bana göre şiirde yapılmak istenene uymuyor. Bu sebeple şiir yolculukları bir saman alevi gibi düştüğü yer dışındaki başka yerleri de yakamıyor.

Şiir okuyanın şiir dinleyene benliğinden çıkan dizeleri o istemese bile geçirebilmesi gerekir. 

Önünüze bir baget ve bir bateri koyun. Koyamamışsanız bir bateri çalan birini dinleyin. Dinlediğiniz yer açık havada olsun. Baterinin davulu içinizde mi yankılanıyor yoksa havada mı ?

Havada tabii ki !

Değerli şiir seven dostlarım bir yanlışın içinde şiir dövüyoruz.  Şiir ezmesi yiyoruz lakin leblebi tozu misali boğazımızdan aşağı giden bir kuru öksürük sonrası bir su içimi rahatlaması başka hafızada kalan hiç birşey yok.

Bugün arabada yolda giderken bateri ağırlıklı bir cd çalıyordu. Anlayacağınız gibi ben bateri ağırlıklı müziğe bayılırım daha çok da arabada.

Arabada olan nedir ?

Dört kapıda kolonlar ve siz. Müziği açtığınızda ise arabada olan siz ve müzik. O baterinin yani davulun sesi yüreği zıplatıyor.

Yılmaz Erdoğan’ın cd sini koydum. Sana bakmak şirini yaşadım. Anladınız değil mi. Ben şiri içimin derinliklerinde duydum. O şiirin elektriği bana geçti.

Demem o ki kimse yadırgamasın ama şiir etkinlikleri özel sinema sistemli salonlarda yapılabilmeli. Sahneye çıkan sanatçının şiir okurken sesi arka fondan verilmeli. Televizyonda izlerken kim çıplak sesle şiir okuyor ki 🙂 Şiir arka fondan çıkıp zihnimize, yüreğimize çarpıyor. Bir de o okuyuşu ev sinema sistemli dört kolonla dinlesek ya bizi alır içine de çıkmak istemeyiz.

Çok etkili film yapıtları neden hasılat rekoru kırıyor.

Öncelikle işin hazırlığı, organizasyon, kaliteli okuyucunun orada varlığını hissettirmesi en önemlisi. Sinema sistemindeki sound stereo gibi teknik alt yapı eklenince ortaya müthiş bir şiir etkinliği çıkar.

Her şeyin başı bütçe denilecek evet bütçe önemli lakin kısıtlı bütçe ile çekilip de hasılat rekoru kıran filmlerde var. 

Şiiri hissettirelim herkese, şiiri dinlerken ürpertelim duyguları, şiir okuyanın elektriğini alalım ve aldıralım.

Bazıları vardır onlara kalemi güçlü diyorlar, anlatmak istediğini çok güzel ifade etmiş kişiler, ben ise çala kalem olması gerekeni kendi yorumumla ifade etmeye çalışıyorum affınıza sıınarak. 

Şiirler Asla Bitmemeli ismini bir internet sitesi için çok uzun bulanlar var amma ben içinde taşıdığı o güçlü anlamı seviyorum. Şiir yüreklerde hissettirilmeli ve asla bitmemeli değil mi 🙂 

Ey gönlü güzel dostlarım şiir etkinliklerinizi gönülden destekliyorum lakin artık bunu aşmalıyız. Biz bizenin dışına çıkabilmemiz lazım.

BaştA bahsettiğim ve çok sevdiğim Sana Bakmak şiiri ile konuyu kapatıyorum. Sevgiyle, Şiirle ve şiirin gücü ile kalın değerli okuyucularım…

Uğur Demiröz

SANA BAKMAK

 

her şey yapılabilir

bir beyaz kağıtla

uçak örneğin uçurtma mesela

altına konulabilir

bir ayağı ötekinden kısa olduğu için

sallanan bir masanın

veya şiir yazılabilir

süresi ötekilerden kısa

bir ömür üzerine.

 

bir beyaz kağıda

her şey yazılabilir

senin dışında

güzelliğine benzetme bulmak zor

sen iyisi mi sana benzemeye çalışan

her şeyden

bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor

belki tabiattadır çaresi

senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin

ve benim

bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim

anlarım bitkiden filan

ama anlatamam

toprağın güneşle konuşmasını

sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla

 

sen bana ışık ver yeter

bende filiz çok

köklerim içimde gizlidir

gelen giden açan soran bere budak yok

bir şiir istersin

“içinde benzetmeler olan”

kusura bakma sevgilim

heybemde sana benzeyecek kadar

güzel bir şey yok

 

uzun bir yoldan gelen

tedariksiz katıksız bir yolcuyum

yaralı yarasız sevdalardan geçtim

koynumda bir beyaz kağıt boşluğu

her şeyi anlattım

olan olmayan acıtan sancıtan

bilsem ki sana varmak içindi

bütün mola sancıları

bütün stabilize arkadaşlıklar

daha hızlı koşardım

severadım gelirdim

gözlerinin mercan maviliğine

 

sana bakmak

suya bakmaktır

sana bakmak

bir mucizeyi anlamaktır

 

sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır

aşk sorgusunda şahanem

yalnız kelepçeler sanıktır

ne yazsam olmuyor

çünkü bilenler hatırlar

hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar

bahçıvanlar değil tüccarlardır

sen öyle göz

sen öyle toprak ve güneş ortaklığı

sen teninde cennet kayganlığı iken

sana şiir yazmak ahmaklıktır

 

bir tek söz kalır

dişlerimin arasından

ben sana gülüm derim

gülün ömrü uzamaya başlar

 

verdiğim bütün sözler

sende kalsın isterim

ben sana gülüm derim

gül sana benzediği için ölümsüz

yazdığım bütün şiirler

sana başlayan bir kitap için önsöz

 

sana bakmak

bir beyaz kağıda bakmaktır

her şey olmaya hazır

sana bakmak

suya bakmaktır

gördüğün suretten utanmak

sana bakmak

bütün rastlantıları reddedip

bir mucizeyi anlamaktır

sana bakmak

allah’a inanmaktır

YILMAZ ERDOĞAN

Sosyal Medyada Paylaş:

Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

Leave a Reply

error: Content is protected !!