ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

Şiir Hakkında bazı düşünceler – Ahmet Haşim

Sosyal Medyada Paylaş:

Biz bu satırlarda, şiirde anlam ve açıklığın ne değerde şeyler olduğu hakkında kendi degerlendirme va kanılarımızı söylemekle yetineceğiz.

Her şeyden önce şunu itiraf edelim ki şiirde anlamdan ne kastedildiğini bilmiyoruz. Düşünce dedikleri bayağı yorumlar yığını mı, öyku mü, uyaklı yazı mı ve açıklık, bunların sıradan akıllarca anlaşılması mı demektir? Şiir için bunları zorunlu varsayanlar, şiiri tarih, felsefe, söylev ve guzel konuşma gibi bir sürü söz sanatlarıyla karıştıranlar ve onu asıl görünüş ve belirtilerinden seçip tanıyamayanlardır.

Oysa ki şair, ne bir gerçeklik habercisi, ne güzel konuşma yapan bir insan, ne de bir kanun koyucudur.

Şairin dili düz yazı gibi anlaşılmak için değil, fakat duyulmak üzere oluşmuş, müzik ile söz arasında, sözden çok müziğe yakın, kurgulanmış bir dildir.

Düz yazıda biçemin oluşumu için zorunlu olan öğelerin hiçbiri şiir için söz konusu olamaz. Şiir ve düz yazı, bu bakımdan, birdiğeriyle yakınlık ve ilgisi olmayan, ayrı yapılardır. Düz yazıyı doğuran akıl ve mantık, şiiri ise bilinç bölgeleri dışında, gizem ve bilinmezlerin geceleri icine gömülmüş, yalnız aydın sularının ışıkları, ara sıra içyaşamın ufkuna yansıyan kutsal ve isimsiz kaynaktır.

Şiirin söz ve davranışlarını taklide özenen bir düzyazının sahteliğine, ancak düzyazının açıklık ve anlaşılırlığını eğretileyen gölgesiz bir şiirin hüzünlü çıplaklığı erişebilir. Denebilir ki şiir, düz yazıya çevrilmesi olanaklı olmayan koşuktur.

Şiirde her şeyden önce önemli olan sözcüklerin anlamı değil, tümcedeki söyleniş değeridir.

Şairin hedefi, her sözcüğün tümcedeki yerini, diğer sözcüklerle olacak bağlantı ve karşılaşmalardan ve gizemli birlikteliklerden oluşmuş, tatlı, mahrem, uçucu veya sert sese göre belirlenmiş ve farklılaştırılmış tümce uyumlarını, dizenin genel gidişine bağlı kılarak, kaydırılmış ve akışkan, karanlık veya ışıklı, ağır veya hızlı duygulara, sözcüklerin anlamı ötesinde, dizenin müzik kaydırmalarından sınırsız ve etkili bir anlatım bulmaktır.

Sözcük dönüşümleri ve uyum kaygıları arasında anlam güneş tutulmasına uğrarsa ruh onu uyumun tadıyla yerine koyar. Aslında anlam uyumun kulağa üflenmesinden başka nedir? Şiirde konu, şair için ancak mırıldanma ve düşlemelere bir gerekçedir.

Bu tanımın dışında hiçbir şiir yoktur. Boyle olmadığı iddia edilebilecek bir şiir varsa o şiir değildir ve ona şiir diyenler ancak yabancılardır.

Şiirin bir ortak dil olmasını isteyenlerin boş hayaline gerçekleşme olanağı dilemekle birlikte, şimdiye kadar hiçbir büyük şairin, sınırlı bir insan katmanı dışında anlaşılmış olduğu iddia edilemeyeceği kanısındayız.

Abartılmaksızın denilebilir ki, herkesin anlayabilecegi şiir, yalnız basit şairlerin işidir. Büyük şiirlerin girişleri, tunç kanatlı sağlamlaştırılmış şehir kapıları gibi, sımsıkı kapalıdır, her el o kapıları itemez ve o kapılar bazan yüzyıllarca insanlara kapalı durur.

Şairin anlamlı olmaktan önce daha nice kaygıları vardır ki, onlara oranla anlam ve açıklık, şiirin ancak bilgi sahibi olmayana göre kurulmuş dış yüzünü ve çeperini olusturur.

Yine de bir dakika için şiirde açıklığın gereği kabul edilse bile, once açıklığın ne demek olduğunu anlamak gerekir. Hangi türlü zekanın anlayışı açıklığa ölcek kabul edilmeli? Birisi icin acik olan bir siirin diger birisi icin de oyle olmasi hic de gerekmez. Zekalar vardir ki evrenin ortasina atilmis sonuk aynalardir. Bunlarin anlamadigi yalniz su veya bu siir degildir; siki bilinmezlik ormanlari bunlarin zekalarini ve ruhlarini her taraftan cevirir. Geceler icinde yanan bir ates gibi, tepede durana belli olan bir anlamin, ucurumdakine gecersiz olmasi kadar zorunlu ne olabilir?

Kısacası şiir kendisine gökten yazı inmişlerin sözleri gibi, çesitli yorumlamalara uygun bir genişlik ve kapsama sahip olmal. Bir şiirin anlamı diğer bir anlam olmağa uygun oldukça, her okuyan ona kendi yaşamının anlamını yükleyebilir ve böylece şiir, şairle insanlar arasında ortak bir duygu dili olmak pyesini elde edebilir. En zengin, en derin ve en etkili şiir, herkesin istedigi gibi anlayacağl ve bundan dolayı uçsuz bucaksız duyarlılıkları içine sığdıracak bir genişliği olandır. Sınırlı ve tek başına bir anlamın çemberi icinde sıkışıp kalan şiir, o belirsiz ve akışkan, sınırı insan duyuşlarının kaynaştığı yeri çeviren şiirin yanında nedir?

 

Abdullah Özgür – Yazının Alıntı Yapıldığı Site

Sosyal Medyada Paylaş:

Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

Bir cevap yazın

error: Content is protected !!