ŞİİR OKULU

Şiir İncelemesi

Sosyal Medyada Paylaş:

ŞİİR İNCELEME PLANI

 

Bir şiir başlıca şu açılardan incelenmelidir:

 

A) DIŞ YAPI ( ŞEKİL İNCELEMESİ )

a= Nazım birimi( dörtlük mü, beyit mi, bent mi, dize mi ? vb…)

b= Kafiye düzeni : ( şeması, türleri )

c =Ölçü sistemi ( hece, aruz, serbest , varsa durak, kalıp )

d= Nazım şekli ( gazel, kaside…,koşma, varsağı,mani.)

 

 

B) İÇ YAPI ( İÇERİK İNCELEMESİ )

a= Konu, tema

b= Dil , üslup, anlatım

c= İmge , benzetme, söz sanatları, anlam oyunları…

d= Fikir, buluş, özgünlük, anafikir

f= Psikolojik etkenler, duyumsal ve hissi faktörler…

g= (Muhtevaya etki eden karakter, eğitim, bilgi,) Gözlem (ve deneyim unsurları)

 

C ) SANAT AKIMLARI, DÖNEM VE ANLAYIŞLA İLGİLİ UNSURLAR(şairle ilgili)

a= Mensup olduğu, dönem, akım, fikri yapı vb analizi

b= Etkilendiği sanat akımları, eserler, yazarlar…

c= Düşünce yapısı, inanç, hedef ve misyonu vb…

 

D ) AHENK UNSURLARI (Müzikal değerler, asonans, aliterasyon ve melodik uğraşılar )

Alıntı : edebiyatfatihi.net/2013/12/siir-inceleme-plani.html

***********************

******************************

ŞİİR İNCELEME YÖNTEMLERİ

1- Şiirde Zihniyet

Şiirin yazıldığı döneme ait sosyal, siyasi, ve kültürel özellikleri şiirin zihniyetini oluşturur.

2- Şiirde Ahenk

Şiirin ölçüsü, uyağı, redifi, asonans, aliterasyon, gibi ses tekrarları ahengi oluşturan unsurlardır.

3- Şiir Dili

Şairlerin süslü ya da süzsüz(sade), duru ya da karmaşık anlatımları şiir dilini oluşturur. Edebi sanatlar şiirin estetiğini artırır.

4- Şiirde Yapı

Nazım şekilleri ve nazım türleri şiirin yapısını oluşturur.

5- Nazım

Duygu ve düşüncelerin ölçülü ve uyaklı bir biçimde ifade edilmesidir.

a) Nazım türü: Şiirlerde işlenilen konu ve temaya göre şiirlerin aldığı adlardır.

b) Nazım şekli/biçimi: Şiirlerin ölçü, nazım birimi, aheng özelliklerine göre aldığı adlardır.

6- Şiirde Tema

Şiirde birimleri birbirine bağlayan anlam bütünlüğü sağlayan temel öğe temadır.

7- Şiirde Gerçeklik ve Anlam

Şairler edebiyatın konusu olan (insan doğa ve yaşam) alırlar ve bunların ifade ediliş biçimi şiirde kullandıkları zaman, gerçeklik birbirinden farklıdır. Şair herkesin gördüğü bir gerçeği değişik şekil ve boyutlarda anlatılır. (benzetmeler, mecazlar, söz sanatlarından faydalanılarak)

8- Şiir ve Gelenek

Şairlerin yaşadıkları dönemdeki geleneği şiirlerine yansıtmalarıdır. Ritim, aheng unsurları, ölçü, konu, tema, zihniyet aynı olsada farklı dönemlerde yaşayan şairlerin şiirlerinde kullanılan imgeler, semboller, birbirlerinden farklı olur.

9- Şiir ve Yorum

Şairin ne anlatmak istediğini anlamaya yorum denir. Bir şiiri doğru yorumlayabilmemiz için şairin hayatını edebi kişiliğini (zihniyetini, geleneğini…) iyi bilmemiz ve şiir üzerinde doğru düşünebilmemiz gerekir

Not: Yukarıdaki içerikle ilgili ayrıntılı bilgilere konu başlıkları üzerinden ulaşabilirsiniz.

ŞİİR İNCELEME PLANI

Özellikle ilköğretim 2. kademe düzeyindeki öğrenciler aşağıdaki plana göre şiir incelemesi yapabilirler.

A. ŞİİRİN BİÇİM YÖNÜNDEN İNCELENMESİ

1. Nazım biriminin (dörtlük,beyit) belirtilmesi

2. Kaç dörtlükten veya kaç beyitten oluştuğunun belirtilmesi

3. Şiirin ölçüsünün ve duraklarının belirtilmesi

4. Kafiye (kafiye çeşitleri belirtilecek) ve rediflerin gösterilmesi

5. Kafiye şemasının gösterilmesi

B. ŞİİRİN İÇERİK YÖNÜNDEN İNCELENMESİ

1. Anlamı bilinmeyen kelimeler ve deyimlerin açıklanması

2. Şiirin bölümler halinde açıklanması (kıta,dörtlük,beyit)

3. Şiirin ana duygusunun (tema) belirtilmesi

4. Şiirin dil ve anlatım özelliklerinin açıklanması

5. Şiirin türü hakkında bilgiler verilmesi

C. ŞAİRİN HAYATI, SANATI VE ESERLERİ HAKKINDA BİLGİLER

D. FAYDALANILAN KAYNAKLAR

Alıntı : turkceciler.com/siir_inceleme_yontemi.html

************************

**************************

ŞİİR İNCELEME VE EDEBİ TENKİT(1)

 

Bir şiir başlıca şu açılardan incelenmelidir:

 

A) DIŞ YAPI ( ŞEKİL İNCELEMESİ )

a= Nazım birimi( dörtlük mü, beyit mi, vb ? )

b= Kafiye düzeni : ( şeması, türleri )

c =Ölçü sistemi ( hece, aruz, serbest , özleşim ve varsa durak, kalıp )

d= Nazım şekli ( gazel, kaside…,koşma, varsağı,mani , özleşim vb.)

 

B) İÇ YAPI ( İÇERİK İNCELEMESİ )

a= Konu, tema

b= Dil , üslup, anlatım

c= İmge , benzetme, söz sanatları, anlam oyunları…

d= Fikir, buluş, özgünlük, anafikir

f= Psikolojik etkenler, duyumsal ve hissi faktörler…

g= (Muhtevaya etki eden karakter, eğitim, bilgi,) Gözlem (ve deneyim unsurları)

 

C ) SANAT AKIMLARI, DÖNEM VE ANLAYIŞLA İLGİLİ UNSURLAR(şairle ilgili)

a= Mensup olduğu, dönem, akım, fikri yapı vb analizi

b= Etkilendiği sanat akımları, eserler, yazarlar…

c= Düşünce yapısı, inanç, hedef ve misyonu vb…

 

D ) AHENK UNSURLARI (Müzikal değerler, asonans, aliterasyon ve melodik uğraşılar )

 

E) EDEBİ TENKİT ( Olumlu olumsuz yanları, genel değerlendirme, sonuç …)

 

——————————————————-

AZAP DÜŞTÜ

 

 

Bir ömre bin hayâtın, azap miktârı düştü

Takvimle gün hesâbın, kahır payları düştü

Olmazdı şâd olayım, ömür boş yere bitti

Her günde bir kalemden kopan, uç yarı düştü

 

 

Ben hiç mi hak etmedim, Yarab doğruyu bildir?

Ağyâr da yâr ile yat, kulun gözlere düşmüş

Gel gör ki yağdı yakut, ziyan tek kârı düştü

 

Duydum ki aşk cezasın, hâkim affına gelmiş

Rab’ bim üvey kula son, idam ihtarı düştü.

 

Şaştım da şad olunan, yârin koynuna düştüm

Gel gör ki tek defadan, hapis efkârı düştü

 

Gül yetti sahneye bak,sanıp gördüğü sensin

Zannımca boynu bükük, bakıp sapsarı düştü

 

Bir türlü kâm alamam, hayat boş yere bitti

Eller bu yanda düştüm, başım soytarı düştü

 

Düşmezdi hiç bu garip, nasip tekrarı düştü

 

ŞAHAMETTİN KUZUCULAR

 

A) DIŞ YAPI ( ŞEKİL İNCELEMESİ )

a= Nazım birimi: Dörtlük, üçleme, beyit ve tek mısrasın bulunduğu Özleşim

Şiirine has bir özellik taşır. Dörtlük: halk; beyit: divan şiirine özgü nazım

birimleridir. Üçlük kısmı serbest kafiyeli bir görünüm arz ediyor. Özleşimin şiir

tarzlarımızı ihtiva eden şekil anlayışını temsil eden genel nazım birimlerini

kullanmasına örnek teşkil etmektedir.

b= Kafiye düzeni :

 

dörtlük. Üçlük. Beyitler. mısra

_________ a _______ c ________ x ________ a

_________ a _______ d ________ a

_________ b _______ a

_________ a

 

b= Şiir, aaba, cda, xa… a , şeklinde bir örgüye sahip. Kafiye şeması dörtlükte rubai, tuyug

üçlüklerde son mısraı ilk mısra ile kafiyeli,diğer ikisi serbest kafiyeli beyitleri gazel şeklinde son mısraı ise yine ilk beyitle kafiyeli bir örgü ile oluşmuş gözüküyor.

 

Şiir: – düştü redifi ile oluşturulmuş. Kafiye ise kimi zaman kelime köklerindeki miktarı, ihtarı,tekrarı, sapsarı, yarı, soytarı gibi kelime köklerindeki arı sesleri ile kurulmuş zengin kafiye şeklindedir. kimi köklerde kafiye ( ar) olmasına rağmen kimi kökler sapsar, yarı gibi arı sesleri ile bitmektedir.( ı ) sesi kimi köklere belirtme durumu eki olarak gelmesine rağmen, kimi kökler arı sesleri ile bittiğinden kafiyenin bulunduğu her kelimedeki (ı) sesi belirtme durumu eki değildir. Redif , aynı anlam ve görevdedki ek , hece ve kelimelerden oluştuğuna göre (-ı) sesini redif sayamadığımızdan redif sadece düştü kelimesi üzerindedir.

 

Kafiyeyi farklı anlam ve görevdeki ses , hece , ek veya kelimelerde arayacağımıza göre her biri başka anlmada ve görevdeki ( arı) seslerini zengin kafiye saymalıyız.

 

c =Ölçü sistemi: Özleşim ölçüsü yatay mısralarda hecenin kurallarına; üstten alta

doğru ise: sırasıyla her hecenin sesli veya sessiz harf ile bitmesi bakımından eşitlenmesine

dayanır. Sesli ile bitenler ( 1 ) sessiz ile bitenler(0) ile gösterilir. Bu bakımdan :

 

Bir ömre bin hayâtın, azap miktârı düştü

0– 0 — 1 –0 — 1– 0 — 1 — 1 — 0 — 0 — 1 -1 –1— 0

 

0010 –/ 1011 0 0 11 1 0 özleşim ölçüsü kullanılmıştır. Bu ölçü

( _ _ _ . / . _ .. /_ _ .. / ._ ) şeklinde de gösterilebilir.( rakamsal sistem Sabiha Küçüktüfekçi tarafından önerilmiştir.)

 

d= Nazım Türü: Bu şiirde önceden bilinen bir nazım türü değil Özleşim şiirinin hece,

aruz ve serbest şiiriin nazım şekillerini sentezleyen Özleşime özgü şiir şablonlarından

birinin kullanıldığı anlaşılıyor. Şiir; dörtlük, beyit ve üçlüğü ihtiva ederken genel

görünümüyle serbet şiiri andıran bir şekle sahip. Kafiye dizgisi gazel ile halk şiirinin kafiyeleşişini sentezleyen bir kurguya dayanıyor.

 

B) İÇYAPI ( İÇERİK İNCELEMESİ )

a= Konu ( tema ):

Şiir, beyhude geçtiği düşünülen bir ömre hayıflanışı dile getirir. Geçen hayat konusunda

karamsar bir serzeniş içinde bulunan şair, yaşam direncinin serüveninde uğradığı şansızlıkları, başına gelen hadiselerin orantısız garipliklerini anlatmış. Bu durumu üvey evlatlara gösterilen muamelelere benzeten şair, şikayetini Yaratana serzeniş derecesine çıkarır. Tanrıya içsel bir diyalog yoluyla halini arzeden şairin başına gelenlerden bunalışını ifade eder. Şiir, uğranılan haksızlıkları dile getirmede gösterdiği ilginç örneklemelerle dikkati çekiyor.

Şairin,kendisine reva görülenleri tezatlarla belirtme hususuna ayrıca özel dikkat sarf ettiği anlaşılmaktadır.

 

b= Dil ve üslup = Şiirdeki kelime tercihleri şairin eski dile olan yatkınlığını ve bilgisini

gösterir.( Azap, kahır, beyhude, kam, şad, ağyâr…) Şiirin diğer hususlarının da göz önünde bulundurulduğunda eski şiirimizi yeni şiirimizle her açıdan bağdaştırmak şeklinde özetlenebilecek bir dil anlayışının geçerli olduğu görülür.

Şiirde fiillerin ve fiilimsilerin sık sık kullanılması şiire hareket kazandırmıştır. Anlamın pürüzsüz olmasına özel dikkat sarf edildiği, mısraların okurken pürüz yaratmamasına ve kolay okunmasına, okunurken güçlük yaratmamasına özen gösterildiği bunun için de kelime tercihine ve seslerin, kelimelerin uyumuyla, birbiri ardında rahat telaffuz edilmesini sağlayacak ayrıntılara çok dikkat edildiği anlaşılıyor.

Ölçüden de azami istifadeyle vurgu ve tonlamaları bariz hale getirmeye özel çaba harcadığı anlaşılıyor. Her mısrada görülen anlam bütünlüğünü sağlamak, ifade kusuruna düşmemek için gerekli çabayı gösteren şairin, ölçü zorlaması yüzünden zaman zaman yabancı asıllı sözcükleri tercih etmek zorunda kaldığı anlaşılıyor. Sanatlı söyleyişe merak duyan şairin kelimelerde bir kaç anlam çıksın çabasına düştüğü görülür.

Tevriyeli, kinayeli ve ihamlı söyleyişleri seven şairin bir mısrada bir kaç anlam oluşturma gayesi göze batar.

 

“Ağyar da yâr ile yat, kulun gözlere düşmüş.”

 

Örneğin yâr ile yat ibaresinde ” yat ” sözcüğünün lüks gemi ve yatmak fiilini kastedecek şekilde, gözlere düşmek deyimini ise yatta sevişenleri gözleyen ve göze gelmek, hatta kendinin de sahip olmasını beklemek gibi anlamlar gelebilecek şekilde kullandığı açıktır.

 

Şairin bu özelliği hemen hemen her mısraında görülür. ” Her günde bir kalemden kopan, uç yarı düştü” Şiirde kale sözcüğü mecaz anlamda dertlere karşı savunma yeri anlamında kullanıldığı gibi kalem sözcüğüyle dertleri yazmak, kenar sözcüğüyle mecazi kalenin taş kenarları, yazmaktan aşınan kalemin uçları… birlikte kastediliyor.

 

“Gül yetti sahneye bak,sanıp gördüğü sensin

Zannımca boynu bükük bakıp sapsarı düştü.”

 

Kelimeleri birkaç anlama gelecek şekilde özenle seçen şairin bu durumu mısra boyutuna hatta mısralar boyutuna kadar da taşıdığı dikkati çeker. Beyitte , ” sahneye çıkan sanatçılara gül götürülmesi olayı anlatılıyor gibi gözükürken gülün solmasına

sebep kıskançlık, sevdiğini görmeyince üzülüp solması gibi doğal olmayan, bambaşka ve güzel bir sebebe bağlanır.( hüsnü talil )Kısaca, şairin anlaşılır olma kaygısını taşımasına rağmen sanatlı bir dili tercih ettiği ortadadır. Osmanlıcadan giren kelimeleri kullanıyorsa da divan şairlerinin Arapça ve Farsça terkip ve tamamlamalarına özenmediği, konuşma dilimize yerleşmiş olan bu tip kelime ve tamlamaları kullanmamaya özen gösterdiği dikkat çeker. Divan ve hece şiirimizi günümüz şiir diliyle kavuşturma amacındaki Özleşimcilerin dil anlayışına sadık kalmaya çalıştığı görülür.

 

c= İmgeler ve söz sanatları

 

Şiirde “ömre düşen azabın gün gün sayılması, gökten yakut yağarken şaire ziyan nasip olması, azap saldırısından kalesinin hasar görmesi, aşıklar affedilirken ona idam cezası verilmesi, gülün solmasına benzer şekilde, ellerinin bir tarafa, yüzünün kalbinden yana düşmesi gibi imgeler özgün imgelerdir.

Şiirde: mısra boyutunda tevriye( çok anlamlı kelimenin iki gerçek anlamını da kastetme) ve iham sanatları kullanılır. Örneğin ” yat, düşmek, kalem, yetti… ” sözcükleri bu şekilde ihamlı ve tevriyelidir. Örneğin “gülün sahneye yetmesi” gül sahneye koştu, gül sahnede bitti anlamlarının ikisi de kastedilir.”Düşmezdi hiç bu garip garip yerlere düştü.” mısraın tümünde tevriyeli ve ihamlı anlamlar vardır. Garip yere düşmek, garibin yere devrilmesi, yerlerin garip garip yerler olması gibi…

” Gül yetti sahneye bak, sanıp gördüğü sensin/ Zannımca boynu bükük, bakıp sapsarı düştü” beytinde tecahül ü arifane sanatı vardır. ( bilmezlikten gelme)Burada işaret edilen anlam, olay ( mazmun ) şarkıcıların sahneye çıkıp şarkı söylemesi, ona çiçekler sunulmasıdır. Şair klasik söz sanatlarımızı çağdaşlaştırmaya ve güncel olaylarla örneklemeye çalışmıştır. Özleşimcilerin bir hedefi de budur.

 

Ayrıca şiirde tezat ( Yakut yağdı bana ziyan düştü, düşmezdi düştü…) mecazlara ( gül, düşmek, sol yana) kişileştirme( gülün sahneye koşması, bayılıp düşmesi ) soru ( istifham sanatı) teşbih (benzetme kendisini üvey kula benzetmesi ) istiare ( kendini garibe benzetiyor ama benzetilen söylenmiyor) tenasüp( uygunluk, şiirin pek çok yerinde vardır.) gibi diğer söz sanatlarına da rastlanılır.

 

d= fikir ( buluş ) Şiir hayatın tezatlarına değinirken maksadını anlatmak amacıyla tezatlardan faydalanır. Gökten yağmur yağarken şaire ziyan düşer. Oldukça özet bir ibarede derin fikirlerin aktığını görürüz. Azap muhasarasında kalesinde savunmada kalan şairin kalesinin taarruzlarla gün gün yıkılmasına benzetilmesi, sahneye koşan gülün bayılıp dalının( dal, omuz manasında da kullanılır) üstüne düşmesi, şairin düşüş şekli fiillerle desteklenen hareketli sahne imgeleridir.

 

Takvimdeki günlere düşen azapları saymak, yani gün gün yaşamak fikri de özgün kabul edilebilir. Yaratılmışların kaderi ve şansıyla ilgili irdelemelere yoğun olarak değinilirken şairin konuyla ilgili tefekkürü ve mesajları dikkati çeker. Şair, insan iradesi ve direncinin acizliğini vurgularken kaderin hayat üzerindeki etkisine boyun eğmektedir. Fakat bu düşün şeklini özgün sayamayız. Şair bu yaygın inanca fikren boyun eğmektedir. Şiirde bu gerçeğe teslimiyet sezilir. Şiir, Yaradan’ın adaletini irdeleyen bir iradeyi yansıtır. Bu sorgulama şiirin ana temasını oluşturmaktadır.

Bir daha yaşayacak olamamanın verdiği hüzün ve ömrün arzu edildiği gibi yaşanmadan tükenişe yaklaşması somut bir düşüş tablosuyla betimlenir.

 

f= psikolojik etkenler: Şairin, içsel durumunun kötümser olduğu, bedbinliğe düşüp yılgınlık gösterdiği ortadadır. Mücadeleyle geçen dönemlerin sonucunda yılgın ve yenilmiş bir ruh hali betimlenir. Serüvenlerden yorgun düşen, yenilgileri öznel hatalardan ziyade ilahi mukadderata bağlayan bir çaresizlik ifade bulur. Yenilgilerdeki faturayı kadere bağlayan çaresizlik şairin genel psikolojini belirler. İnsani hata ve engellerden ziyade şair ilahi engeller ve adaletin kadrine uğradığı kanaatindedir.

 

g= Muhtevaya etki eden iç ve dış gözlemler: Şiir soyut -iç- gözlemle varılan tasvirlerin reel hayattaki eylemelere benzetilerek somutlanmalara başvurmuştur. İç dünyada yaşanan ve duyulan algılamalar, kale savunması, gülün bayılması, idama mahkûm olmak gibi benzetmelerle betimlenir. Bu bakımdan soyuttan somuta doğru giden bir ifadeleniş önem kazanır.

 

 

C ) SANAT AKIMLARI, DÖNEM VE ANLAYIŞLA İLGİLİ UNSURLAR(şairle ilgili)

a= Mensup olduğu, dönem, akım, fikri yapı: Şairin kelime tercihi, söz sanatları, mazmun( işaret edilen gizli anlam ) kullanma alışkanlığı divan şiirine vakıf olduğunu gösterir. Gazelin kafiyeleşişi, ahenk stili, beyitlerdeki anlam bütünlüğü vb de buna delildir. Mısralarda da anlam bütünlüğüne önem verir. Anlaşılır olmaya değer vermesine rağmen

şairin sanatlı bir söyleyişi tercih ettiği barizdir. Buna rağmen konuyu seçimi ve yazma gayesi göz önüne alındığında sanatı hem halk hem de sanat için icraya çalıştığı anlaşılır. Şiirin dörtlükten tek mısraya kadar azalan şiir şekli klasik şekillere sadık kalmadığını belli eder. Modern bir anlayışta olan şairin klasik söz sanatlarını çağdaş yaşama aktarmaya çabaladığı dikkat çeker. Özleşim şiiri anlayışı ile hece, aruzu ve serbesti birleştirme amacına uygun olarak üçlük kısmında serbest bir kafiye anlayışı güdülmüş, kendilerine özgü bir ölçü ile aruzu heceyi sentezleyen Özleşim ölçüsü kullanılmıştır. Hecenin sayısal eşitliğine ve durak sistemine riayet ederken aruzun kusursuz halini ve kalıpsız şeklini ve Türkçe kelime yapısını esas alarak Arapça ile ilgili kısımlarını atarak kendilerine özgü bir ölçü oluşturmuşlardır.

 

Şiirimizin tüm tekniklerini hem kullanma hem de modernize etme çabası göze çarpar. Duraklarında da kafiye kullanan şairin kelimeler arasında ses uyumlarına özel önem verdiği, ahenk yaratmaya çabaladığı farkedilir. Beyitlerde kimi seslerin özellikle yinelendiği anlaşılır.

 

Tüm bunlar şairin şiiri sanat kaygılarıyla yazdığının işaretleridir. Şiirin dili ve kullanılan tekniklerle de halkın da anlayabilmesinin amaç edildiği izlenimini verir. Konu didaktiktir.

 

b= Etkilendiği sanat akımları, eserler, yazarlar:

 

Şairin şiirinde modernize çabasına rağmen divan şiirinin etkisi görülür. Bu şiir de Nabi’nin ve ekolünün izleri vardır. Fakat şairin şiirde konu bütünlüğüne önem vermesi, şiirin şekil hususları, kafiye anlayışıyla divan şairi anlayışında olmasına rağmen, hecenin genel kurallarına duyduğu sadakati, şiirin genel görünümü ve düşün şekliyle serbest şiire olan

yatkınlığı da göze çarpar.

 

İmgelerin bazıların divan şiirinden esinlenerek oluşturmuştur.” Gel gör ki yağdı yakut, ziyan tek kârı düştü ” ibaresi Z.Paşa’nın meşhur mısraı bercestesinden alınmış bir fikri ihtiva eder.” Gökten mücevher yağsa yoksulun bağına bir katresi düşmez”

Gülün boynunu burması çok alışılageldik bir söylemdir. Bu bildik söylemleri şair kendi muhayyilesinde geliştirerek yazmıştır.

 

c= Düşünce yapısı, inanç, hedef ve misyonu vb…

 

Şairin inançlı fikri yapısı sorularla doludur. Bir takım çelişkileri anlamlandırma ve sorgulama içinde olduğu açıktır. ” ben hiç mi hak etmedim ya Rab” gibi içsel sorgulamaları dillendirir. Kaderci bir yapıya sahiptir. Şairin mantıksal arayış içinde olduğu, detaylı düşüncelere daldığı fark edilir. Yaratanın irade üstünlüğünü kabullenen, cüzi iradenin

hükümsüzlüğünü kabul eden bir teslimiyet içinde olmasına rağmen son mısra iradenin devamını ortaya koyan bir söylem içerir.

 

Tüm veriler şairin manevi içeriğe önem veren-sorgulamalarına rağmen inançlı- ve geleneksel çizgide düşünen kimliğini belirler. Buna rağmen realist düşünmeye önem verdiği, reel hayatın farkında olan, melankoliye ve duygusallığa düşmeyen yapısı da ortadır.

 

D) AHENK UNSURLARI :

 

Şiir, hece, durak kafiye örgüsünün yanı sıra Özleşim ölçüsünün yapısından gelen ve yukardan aşağıya her hecenin sesli veya sessiz ile bitmesi esasına dayanan diğer ölçüsü yardımıyla oluşan teknik bir ahenk örgüsüne dayanır. Duraklarında da kafiye sağlanarak ahenk desteklenmiştir.

 

Bir ömre bin hayatın, azap miktarı düştü

Takvimde gün hesabın, kahır payları düştü

 

yedi hecelik durak sonlarında hayatın /hesabın, duraklarındaki kafiyeye benzer kafiyeleşişi tüm beyitlerde görürüz. Hatta beyitlerde alta alta gelen kelimelerde de kafiyeye sık sık rastlanılır. Ömre/takvimde, bin /gün, hayatın /hesabın, miktarı/sayması,

gibi. Bazı şiirlerinde tüm kelimelerin aynı sesle bittiğine dahi şahit olduğumuz( Ezim ezim ezdi elem ezgiler eza eder, Dudu dilim derde döner dinlerim deva diye ) gibi uygulamalarına da şahit olduğumuz bu şairin şiirin de diğer şiirlerinde kullandığını görmeye alıştığımız asonans ve aliterasyonları bu şiirde dikkati çekecek kadar belirgin kullanmadığını görüyoruz. Ama şairin durakları ve duraklardaki kafiyelerle beraber durak tan sonra gelen ilk kelimelerin seslerini de duraktaki seslerden seçerek, durak içlerindeki kelime grupları arasında da bu tip vugu ve ses tekrarları oluşturarak belirgin bir ritim oluşturduğu farkediliyor.

 

” Eller bu yanda düştüm, başım soytarı düştü.”

mısraında ilk durak bölümündeki “yanda” ile ikinci durak bölümündeki “yana” sözcüğüne,

ilk durağın son kelimesi ” düştüm” ile ,ikinci durağın ilk kelimesi olan “yüzüm” kelimelerindeki bağlantı gibi. durak sonlarındaki kelimelerde daha bariz görülen anlamda ve ritimde oluşturulan ilşkileri bariz hale getirir.” düştüm “, düştü gibi.Bu tip ritim uygulamaları şiirdeki tüm mısralarda uygulanmıştır.

Tüm bunlar şairin kelimeleri seçerken kelimeler arasındaki renk uyumlarına aşırı hassasiyet gösterdiğini belli eder. Şiirde anlama verilen önem kadar ahenge de önem verildiği anlaşılmaktadır.

 

Şiir, ahenk ve anlam örgüsünü sağlamak açısından kelime , ses ve eklerin seçiminde hassas ayarlara sahiptir. Tüm bunlar yapılırken her mısra anlam ve meal bütünlüğü bakımından kusursuz hatlara sahip görünmektedir. Mısralarda ifade açısından tutarsızlık, belirsizlik, fikri çelişki, fikri sıralama hata, gereksiz sözcük seçimi, etkisiz kelime kulllanmak gibi kabahatlara düşmeden tüm bu ayrıntıların başarılmaya çalışıldığı görülüyor.

 

Bu şiirde ise kelimelerin alta alta aynı seslerle bitmesi, seslilerin incelik ve kalınlıklarına göre belirli bir ritim oluşturacak şekilde sıra belirleyecek bir düzenekle konuşlanması ile desteklenerek aynı seslere vakıf kelime seçiminde gösterilen titizlik gibi çok ince ahenk detaylarına başvurulduğu görülür.

 

Kelime seçiminden de fark edildiği gibi şairin aykırı vokallar bulunan kelimeleri kullanmamaya özen gösterdiği açıktır.Kelime seçiminde sert veya yumuşak sesszilerin melodik uyum değerlerinin seçim ve mısra içinde sıralanmalarında her zaman melodik uyum, değer ve derecsine göre dizilim esasına azami olarak uyulmaya çalışıldığı görülüyor. Mısra içinde kelimelerin yerlerinin sadece ölçü açısından değil, bu ritmik dizin açısından da önemli bozulmalara yol açacaktır. Her hangi bir mısranın bir kelimesinin yer değişimi şiirin tümündeki yapıya aykırı düşecektir. O yüzden şiirdeki kelimelerin yerini değiştirmek göle kulağın yerini değiştirmek kadar bariz bir şekil bozukuluğu yaratacaktır.

Şairin bu resmi çok büyük bir titizlikle oluşturduğu aşikardır.

 

Sesler, sesliler,ikilemeler,ölçü, durak, dış kafiye duraktan kafiye,kelime seçimlerinde aranan melodik uyumlar, hatta kelimeler arasında kafiye oluşturularak ahenk sağlanırken şairin anlamdan kesinlikle ödün vermediğine ve anlam kusurlarına düşmediğine şahit oluyoruz.

 

Fakat mısra içinde bu titizliği gösteren şairin mısra sonlarındaki kafiyelerde bunu ihmal ettiği gözdenkaçmamaktadır.

 

 

E ) EDEBİ TENKİD ,

a= Görülen aksamalar varsa şekil ve içerikle ilgili değerlendirmeler:

 

Şiir, hece şiiri cephesinden bakıldığında kafiye bakımından heceli kafiye anlayışına mısra sonlarında titizlikle uymadığı, bu açıdan bazı divan şairlerinin bakış açısına sahip olduğu bakımından eleştirilebilir.

 

Duydum ki aşk cezasın, hâkim affına gelmiş

Rab’ bim üvey kula son, idam ihtarı düştü.

 

idam hükmüne düştü ibaresinin ilk mısra ile anlamca uyuşup uyuşmadığı- ifade düşüklüğü bakımından-tartışılabilecek bir zafiyet göstermiştir. ” ömür beyhude bitti, ömür boş yere bitti ” ibareleri aynı anlama geldiği halde şiirde iki yerde kullanılmıştır. Bu yüzden şairin kolaycılığa kaçtığı söylenebilir.Özleşimcilerin mükemmel titizlik anlayışına uygun titizliği gösteremediği farkediliyor.

 

Dörtlükten tek mısraya kadar düşen şekil anlayışıyla oluşturulan şekillerin adının ne olduğu bilinmemektedir. Önerilen acaba yeni bir nazım türü müdür.Özleşimcilerin buna benzer oluşturdukları nazım şekillerinin cismi varken isimleri belli değildir. Bunlar yeni nazım türleri ise adlarının da olması gerekmez miydi?

 

Şiirin sonlarına kadar imla ve noktalamaya dikkat edildiği halde mısra sonlarına konmamasının gerekçesini de anlayabilmiş değiliz. Konulması Özleşim şiiri anlayışı bakımından da önem arz etmektedir.

 

Şiirin duraklarında oluşturulan kafiyeler genel olarak yarım kafiye cılızlığındadır. Şairin bu konuda da titizlik göstermediği açıktır. Kimse ona ortada da kafiye yap dememişse de madem kafiye olması tercih edilmiş, kafiyenin tam veya zengin olması şiirin kalitesini bu açıdan daha da arttırabilirdi.

 

Bu olumsuz yanlarına rağmen şiir şekli, edebi sanatları kullanıp güncellemesindeki başarısı, ince düşünce eseri olduğu anlaşılan zorları rahat ifade edinişindeki mahareti, şekilsel yeniliği, özgün ölçüsü, ahenk ve aliterasyonlardaki başarısı, klasik şiirimizin tekniklerini çağa uyarlaması gibi bakımlardan incelenmeye değer bulunmuştur.

 

Şiirde anlam, tema ve ana fikir açısından kayda değer bir ifade zenginliği yaratılmıştır. Anlam oyunlarından ve söz sanatlarından azami derecede istifade etmesi bakımından divan şairleriyle boy ölçüşecek durumdadır. Şiirin yoğun emek ve düşün neticesinde oluşturulduğu her mısra üzerinde defalarca kere durulduğu her halinden bellidir..

Kelime seçiminde ve anlam detayları üzerinde azami derecede durulup her kelime, ek hatta ses üzerinde detay işçiliğine aşırı hassasiyet gösterildiği bariz bir şekilde belli olmaktadır. Bu bakımından tek bir sesin bile değiştirilmesi şiirin bütününe zarar vereceği bu yüzden tek bir sesin dahi değiştirilemez derecede yerine oturtulduğu dikkati çeker.

 

Anlam ve melodik açıdan her kelimenin çok büyük bir özenle yerine oturduğu dikkatten kaçmamaktadır.

 

Özellikle ahenk düzeyi açısından üstün vasıfta olduğu kabul edilebilir.

 

Söz sanatları açısından zengin örneklemeler içerdiği kabul edilebilir.

 

Şiirin şekil, konu, anlam açısından dikkati çekecek düzeye ulaştığı,özgünlüğü, şekli kurgusu bakımlarından dikkati çektiği söylenebilir.

 

Özce eski, şekil ve muhayyile açısından yenilik taşıdığı inkar edilemez.Şairin parmak izi niteliği taşıyacak derecede kendine özgü bir üslup oluşturduğu açıkça ortadır.

 

 

Şiir yeni bir tarzın örneği olması bakımından da dikkate değer gözükmektedir. Şiirin nazım şekli de edebiyatımıza Özleşimle giren nazım şekillerinden, Özleşimcilerin ” klasik Özleşim nazım şekli ” adını verdikleri değişik bir şiir şekline sahiptir.

 

Bir ” Şiir hareketi olma” iddiasında olan Özleşim şiirinin başarılı olup olamayacağını zaman gösterecektir.

 

 

Not: yaklaşık on günde bir Özleşim şairinin şiiri bu başlık altında incelenecektir. Özleşim şiirini ve şairlerini tanıtmak amaçlı düşünülen edebi tenkit kitabı haline getirilecek olan bu çalışmanın devamında içerik unsurlarına daha ziyade önem verilecektir.

 

İlkyazı olduğu için teknik yön üzerinde – özleşim şairlerine hem mesaj hem de özleşimi ifade etmek maksatlı- daha fazla durulmuştur.

Alıntı : edebiyatdefteri.com/yazioku.asp?id=17241

**********************

*************************

ŞİİR İNCELEME ÖRNEĞİ

“NE İÇİNDEYİM ZAMANIN” ŞİİRİ ÜZERİNE

 

Ne içindeyim zamanın,

 

Ne de büsbütün dışında;

 

Yekpâre geniş bir ânın

 

Parçalanmaz akışında.

 

Bir garip rüyâ rengiyle

 

Uyuşmuş gibi her şekil,

 

Rüzgarda uçan tüy bile

 

Benim kadar hafif değil.

 

Başım sükûtu öğüten

 

Uçsuz bucaksız değirmen;

 

İçim muradına ermiş

 

Abasız, postsuz bir derviş.

 

Kökü bende bir sarmaşık

 

Olmuş dünya sezmekteyim,

 

Mavi, masmavi bir ışık

 

Ortasında yüzmekteyim.

 

            (A.HamdiTanpınar)

 

            Yaşamla ölümün bıçak sırtı düzleminde, sersem sepet gezinip duran insanoğlunu, her zaman ilgilendirmiştir zaman kavramı. Özellikle de sanatçıları: Şairleri, yazarları, ressamları, müzisyenleri… Bu kişilerin yaşam boyunca ortaya koydukları, koymaya çalıştıkları şeyler de, zamanla didişmekten başka bir şey değildir aslında.

 

            Şairler ve yazarlar, zamanı alt etmek için kendilerine yazılı anlatımı kalkan olarak seçmiş kişilerdir. Şairler, yapıtlarında (şiirlerinde) zaman sözcüğünü şiirsel düzlemde kullanırlar ve ellerindeki kalkanı daha da sağlamlaştırmaya çalışırlar.

 

            Şiir, zaman kavramını somutlama aracı olarak kullanılmaktadır şairler tarafından.

 

            Ahmet Hamdi Tanpınar da şiirlerinde zaman kavramına yer veren, zamanı şiirle yoğurmaya çalışan şairlerimizdendir. Bu yazıda, Tanpınar’ın “Ne İçindeyim Zamanın” adlı şiirine bu açıdan bakılacak ve şiir  incelenecektir.

 

            Önce şiirin, içeriğe de yansıyan biçim özellileri üzerinde durmak gerekiyor. Bu özellikleri şöyle belirleyebiliriz:

 

a-      Şiir dörtlüklerden meydana gelmektedir.

 

b-     Şiirde sekizli hece ölçüsü kullanılmıştır.

 

c-      Şiirde çapraz uyak düzeninden (abab, cdcd, efef, ghgh) yararlanılmıştır.

 

Yukarıda sözü edilen biçim özellikleri şiire bir yandan kısıtlamalar getirirken, öte yandan da şiirin genişlemesine olanak tanımıştır.

 

            Kısıtlamalar getirmiştir: Belirli bir ölçü ve uyak düzeninde ister istemez sınırlara dayanırsınız.

 

            Genişlemesine olanak tanımıştır: Her dörtlükte şiirin bütünü içinde düşüncenin, duygunun yayılması söz konusudur.

 

            Şair, şiirin ilk dizesine “ne… ne de”yi yerleştirerek kararsızlığı gündeme getirmektedir. Zamanın içinde olmamak, bir varlık, bir nesne, bir şey olarak zaman dışı olmak yaşamamak olmasa gerektir. Zamanın büsbütün dışında olmamak ise, sanırım, yaşamsallığa, bir varlık olarak “hayatiyet bulma”ya işarettir.

 

            Yaşamı, nesneleri, zamanı adlandıran insanoğlu olduğuna göre “yekpare, geniş bir an”, “ezel ve ebed” içerisindeki algılamamızın bir yansımasıdır olsa olsa.

 

            Bu yorum içinde ilk dörtlüğe bir bütün olarak bakıldığında, görülecek olan şudur: İlk iki dizedeki zaman karşısındaki kararsızlık, netleşememe, üç ve dördüncü dizelerde yerini belirginliğe bırakmaktadır. Zaman, insanın sınırlandırıcı düş gücüyle, kavramlaştırıcılığı ve adlandırıcılığıyla bir savunma düzeneği olmuştur. Bu nedenle, zamanın içinde ya da dışında olmak, kâr ya da zarar değildir. Kısaca, insan, tek parça anların ayrılmaz akışında debelenip durmaktadır.

 

            Rüyalar belki de yaşamımızın en gerçekçi göstergeleri,kendimizle buluştuğumuz,hesaplaştığımız anlar toplamıdır.

 

         Tanpınar,ikinci dörtlükte “bir garip rüya rengi”nden söz etmektedir. Rüya,yaşamımızın en gerçekçi göstergesi olmasına karşın somut bir şey değildir. Dolayısıyla,rüyanın –gerçek anlamda-renginden konuşmak da söz konusu olamaz. Birinci dizedeki “bir garip rüya rengi”,ikinci dizedeki”her şekil”i uyuşturan,devinimsiz kılan,yaşamla yarı yaşam olan rüya hali arasındaki çizgiyi anlatan bir “yakıştırma”dır. Uyku ile uyuşukluk örtüşmesinde rüyanın payı elbette inkar edilemez ve sanırım bu iki dizede (Bir garip rüya rengiyle/Uyuşmuş gibi her şekil) rüya halinin,insanın uyuşukluğuna denk düşme düşüncesi şiirleştirilmiştir.

 

İlk bakışta,bölümün ilk iki dizesiyle sonraki iki dizesi arasında bir karşıtlık varmış gibi görünmektedir. Çünkü ilk iki dizede rüya halinden kaynaklanan uyuşukluk söz konusu iken, son (üçüncü ve dördüncü) dizelerde bir devinimden, devinimle bağdaştırılacak bir nesneden,tüyden,söz edilmektedir. Tüyün ifade ettiği eğretileme ise sonunda şaire,şairin ruh haline ve oradan da bedensel yapısına yansımaktadır:”Rüzgarda uçan tüy bile/Benim kadar hafif değil.”

 

Üçüncü dörtlükte, şairle (ya da şiir kişisiyle) ilgili ve ikişer dizeden oluşan bir yapı var. İlk iki dizide maddi durumu anlatan bir betimleme söz konusu: “Başım sükutu öğüten/ Uçsuz bucaksız değirmen.” “Baş” (duygu dünyasına yön veren nesne), değirmene, üstelik uçsuz bucaksız değirmene benzetilmektedir. Değirmende  -şairin düşleminde-  öğütülen, un ufak edilen, zaman karşısında yoksanan ise “sükût”tur. Uçsuz bucaksızlık içindeki dağınık sessizlik…

 

Dörtlüğün üçüncü ve dördüncü dizelerinde soyut bir varlık (iç), somut bir varlığa (derviş) benzetilmektedir. Burada bu benzetmeden çok, son belirleme (muradına ermiş bir dervişin durumu) önemlidir. Şair, bu belirmeyle zaman karşısındaki durumun gözler önüne sermektedir: “Benim sorunum zamanla!”

 

Bu dörtlükte kullanılan benzetme sözcüklerinin dizelere yerleştirilme biçimi de dikkat çekicidir. Bu biçim, şöyle gösterilebilir:

 

Başım…………………………….

 

………………………..değirmen

 

İçim………………………………..

 

…………………………….derviş

 

(Benzetme ögeleri, çapraz olarak dize başında ve sonunda yer almaktadır.)

 

            Bu dizilişte, benzetme ögelerinin, dörtlüğün hem biçim, hem de içerik belirlemesinde etkili olduğu görülebilir. Zaman kavramının bilinçli ya da kurgusal olarak algılandığı yer, dünyamızdır. Çünkü  -en azından şimdilik-  zamanı algılayan insanoğlu dünyada yaşıyor. Şair de sanırım bu düşünceden hareketle, insanın zaman karşısındaki çaresizliğini biraz olsun hafifletmek için “Kökü bende bir sarmaşık/ Olmuş dünya sezmekteyim” benzetmesine tutunmaktadır.

 

Masmavi bir ışık ortasında (yaşamla ölüm arasında, zamanın tedirgin ettiği bir dünyada) dönenip duran şair, son iki dizeyle başa, zaman karşısındaki kararsızlığa dönmektedir.

 

“Ne İçindeyim Zamanın” şiiri, biçim olarak kolay bir şiir olarak görünmesine karşın, zaman gibi “belalı” bir kavramı ele alması bakımından duyumsanması bile güç bir şiir olarak karşımızda durmaktadır.

 

(Fahrettin Koyuncu, Düş Körükçüleri, Suteni Yayıncılık, 1997)

Alıntı : edebiyatögretmeni.net/siir_inceleme_ornegi.htm

*************

******************

Mihriban – Tahlil / İnceleme –

 

Mihriban (Aşk)

 

Sarı saçlarına deli gönlümü,

Bağlamışım çözülmüyor Mihriban.

Ayrılıktan zor belleme ölümü,

Görmeyince sezilmiyor Mihriban.

 

Yar deyince kalem elden düşüyor,

Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor.

Lamba da titreyen alev üşüyor,

Aşk kâğıda yazılmıyor Mihriban.

 

Önce naz sonra söz ve sonra hile

Sevilen seveni düşürür dile

Seneler asırlar değişse bile

Eski töre bozulmuyor Mihriban

 

Tabiplerde ilaç yoktur yarama,

Aşk deyince ötesini arama.

Her nesnenin bir bitimi var ama

Aşka hudut çizilmiyor Mihriban

 

Boşa bağlanmamış bülbül gülüne

Kar koysan köz olur aşkın külüne

Saştım kara bahtım tahammülüme

Taşa çalsam ezilmiyor Mihriban

 

Tarife sığmıyor aşkın anlamı

Ancak çeken bilir bu derdi gamı

Bir kör düğüm baştan sona tamamı

Çözemedim çözülmüyor Mihriban

 

 

MİHRİBAN ŞİİRİ İNCELEME VE ÇÖZÜMLEME

 

A-) ŞİİR DİLİ

 

A.1-) Nazım Yönü

 

A.2-) Dil Hassâsiyeti

a-) Duygu

b-) Çağrışım; (Şiirin İmajı/İmgesi)

 

A.3-) Muğlaklık (Kapalı Anlatım)

 

 

B-) MUHTEVÂ

 

B.1-) İmaj / İmge / Sembol / Muhayyile / Betimleme

B.2-) Tema / Konu

 

 

C-) ŞEKİL / YAPI

 

C.1-) Nazım Şekli Türü

C.2-) Nazım Birimi

C.3-) Kâfiye

C.4-) Ses / Ritm / Ahenk

 

 

D-) EDEBÎ SANATLAR

 

__________________________________________________________________________________________

 

 

A-) ŞİİR DİLİ

 

A.1-) Nazım Yönü

 

Nazım: Edebiyatta ölçülü ve kafiyeli mısra kümeleriyle kurulan söz ve yazı.

 

Nesir (Düz yazı) den ve sokak dilinden farklı olarak kullanılan bir dildir şiir dili. Bu tanımdan çıkışla şiirde yer yer konuşma dili yer yer nazıma ait özellikler görmek mümkündür. Genel olarak şiirselliğin yakalanmış olduğunu söyleyebiliriz.

 

 

A.2-) Dil Hassâsiyeti

 

a-) Duygu;

 

Şiirde yoğun bir duygudan söz edilebilir. Bir acının yansımaları ve çaresizlik göze çarpıyor. Bununla birlikte karşılıksız bir sevgiyi tezâhür etmek; çok da zor olmasa gerek;

 

Örn:

 

Tarife sığmıyor aşkın anlamı

Ancak çeken bilir bu derdi gamı

Bir kör düğüm baştan sona tamamı

Çözemedim çözülmüyor Mihriban

 

 

b-) Çağrışım; (Şiirin İmajı/İmgesi)

 

Göze çarpan en büyük çağrışım/betimleme/imge; abab, cccb, dddb…vd. şeklinde şiiri birbirine bağlayan (Koşma Türü) ayak dizelerindeki; ‘ MİHRİBAN ‘ betimlemesidir;

 

Örn:

 

Bağlamışım çözülmüyor Mihriban

Görmeyince sezilmiyor Mihriban

Aşk kâğıda yazılmıyor Mihriban

Eski töre bozulmuyor Mihriban

Aşka hudut çizilmiyor Mihriban

Taşa çalsam ezilmiyor Mihriban

Çözemedim çözülmüyor Mihriban

 

 

A.3-) Muğlaklık (Kapalı Anlatım)

 

Târihe mâl olmuş tüm şâirlerde görülen bir özelliktir muğlâklık. Diğer deyişlerle; Kapalı Anlatım/Anlamı Gizleme de denebilir. Anlamı kuvvetlendirmek, esere çarpıcılık katmak ve okuyucuyu düşündürmek için yapılır. (Bu özelliğe Teşbih ile Mecaz sanatları ve bunların türevleri de girer ki; onları ‘ Edebî Sanatlar ‘ da irdeleyeceğiz.)

 

1.Örn:

 

Yar deyince kalem elden düşüyor,

Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor.

Lambada titreyen alev üşüyor,

Aşk kâğıda yazılmıyor Mihriban.

 

 

2.Örn:

 

Tabiplerde ilaç yoktur yarama,

Aşk deyince ötesini arama.

Her nesnenin bir bitimi var ama.

Aşka hudut çizilmiyor Mihriban

 

 

Bu özellik şiirde genel olarak 2. ve 4. kıtâlarda görülmektedir.

 

 

 

 

B-) MUHTEVÂ

 

B.1-) İmaj / İmge / Sembol / Muhayyile / Betimleme

 

-‘Yar deyince kalem elden düşüyor’

 

-‘Lambada titreyen alev üşüyor’

 

Bence en belirgin olarak 2. kıtâdaki bu iki imgeleme/betimleme öne çıkıyor.

 

(Not: Bu madde; bu konu ile örtüşen ‘ Çağrışım; (Şiirin İmajı/İmgesi) ‘ maddesinde de incelendiğinden tekrara gerek duyulmamıştır.)

 

 

B.2-) Tema / Konu:

 

Şiirde öne çıkan tema ‘ AŞK ‘, ‘ACI’, ‘HASRET’, ‘ÇARESİZLİK’ tir.

 

 

 

C-) ŞEKİL / YAPI

 

C.1-) Nazım Şekli Türü

 

‘Koşma’dır. Koşmalar genelde ‘Aşık Edebiyatı’ nda görülür ve ekseri 6+5 hece kalıbıyla yazılır.

 

 

C.2-) Nazım Birimi;

 

 

Ayak dizeleri; 4+4+3 diğer dizeler ise 6+5 duraklı = 11′ lik hece kalıbıyla yazılmıştır. Ancak aşağıda görüldüğü gibi 1. kıtânın 3. dizesi (*) bu düzeni bozmaktadır! .. Yer yer; 6+5 olan dizeler aynı zamanda 4+4+3 kalıbına da tekabül etmektedir. Bunlar aşağıda görüldüğü gibi;

 

2.Kıtâ da 1.Dize

3.Kıtâ da 1.Dize

4.Kıtâ da 2.Dize

5.Kıtâ da 2.Dize

6.Kıtâ da 3.Dize

 

a 6+5

b 4+4+3

a 4+4+3 (! ..) (*)

b 4+4+3

 

c 6+5; 4+4+3

c 6+5

c 6+5

b 4+4+3

 

d 6+5: 4+4+3

d 6+5

d 6+5

b 4+4+3

 

e 6+5

e 6+5; 4+4+3

e 6+5

b 4+4+3

 

f 6+5

f 6+5; 4+4+3

f 6+5

b 4+4+3

 

g 6+5

g 6+5

g 6+5; 4+4+3

b 4+4+3

 

 

C.3-) Kâfiye

 

 

-a -c -d -e -f -g

-b -c -d -e -f -g

-a -c -d -e -f -g

-b -b -b -b -b -b -> (Ayak Dizeleri / Kavuştaklar)

 

 

1.Kıtâ;

 

– aa-) Gönlümü-Ölümü ___ ‘ LÜM ‘ = Zengin Kâfiye; ‘ Ü ‘ = Ek Redif

 

– bb-) Çözülmüyor Mihriban-Sezilmiyor Mihriban ___ ‘ Z ‘ = Yarım Kâfiye; ‘ ÜLMÜYOR-İLMİYOR ‘ = Ek Redif; ‘MİHRİBAN’ = Redif

 

 

Sarı saçlarına deli gönlümü,

Bağlamışım çözülmüyor Mihriban.

Ayrılıktan zor belleme ölümü,

Görmeyince sezilmiyor Mihriban.

 

 

2.Kıtâ

 

– ccc-) Düşüyor-Şaşıyor-Üşüyor ___ ‘ Ş ‘ = Yarım Kâfiye; ‘ ÜYOR-IYOR-ÜYOR ‘ = Ek Redif

 

– b-) Yazılmıyor Mihriban ___ ‘ Z ‘ = Yarım Kâfiye; ‘ ILMIYOR ‘ Ek Redif; ‘ MİHRİBAN ‘ = Redif

 

 

Yar deyince kalem elden düşüyor,

Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor.

Lamba da titreyen alev üşüyor,

Aşk kâğıda yazılmıyor Mihriban.

 

 

3.Kıtâ

 

Önce naz sonra söz ve sonra hile

Sevilen seveni düşürür dile

Seneler asırlar değişse bile

Eski töre bozulmuyor Mihriban

 

– ddd-) Hile-Dile-Bile ___ ‘ İLE ‘ = Yarım Kâfiye

 

– b-) Bozulmuyor Mihriban ___ ‘ Z ‘ = Yarım Kâfiye; ‘ ULMUYOR ‘ = Ek Redif; ‘ MİHRİBAN ‘ = Redif

 

 

4.Kıtâ

 

Tabiplerde ilaç yoktur yarama

Her nesnenin bir bitimi var ama

Aşk deyince ötesini arama

Aşka hudut çizilmiyor Mihriban

 

– eee-) Yarama-Var ama-Arama ___ ‘ AR ‘ = Tam Kâfiye; ‘ AMA ‘ = Ek Redif

 

-b-) Çizilmiyor Mihriban ___ ‘ Z ‘ Yarım Kâfiye; ‘ İLMİYOR ‘ = Ek Redif; ‘ MİHRİBAN ‘ = Redif

 

 

5.Kıtâ

 

Boşa bağlanmamış bülbül gülüne

Kar koysan köz olur aşkın külüne

Saştım kara bahtım tahammülüme

Taşa çalsam ezilmiyor Mihriban

 

– fff-) Gülüne-Külüne-Tahammülüme ___ ‘ L ‘ = Yarım Kâfiye; ‘ ÜNE-ÜME ‘ = Ek Redif;

 

-b-) Ezilmiyor Mihriban ___ ‘ Z ‘ Yarım Kâfiye; ‘ İLMİYOR ‘ = Ek Redif; ‘ MİHRİBAN ‘ = Redif

 

 

6.Kıtâ

 

Tarife sığmıyor aşkın anlamı

Ancak çeken bilir bu derdi gamı

Bir kör düğüm baştan sona tamamı

Çözemedim çözülmüyor Mihriban

 

– ggg-) Anlamı-Gamı-Tamamı ___ ‘ AM ‘ Tam Kâfiye; ‘ I ‘ Ek Redif

 

– b-) Çözülmüyor Mihriban ___ ‘ Z ‘ = Yarım Kâfiye; ‘ ÜLMÜYOR ‘ = Ek Redif; ‘ MİHRİBAN ‘ = Redif

 

 

 

C.4 Ses / Ritm / Ahenk

 

 

1.Kıtâ

– 10 m /8 l /5 n /4 y /3 s /3 z /2 ç

2.Kıtâ

– 9 y /7 m /6 d /5 l /4 n /2 g

3.Kıtâ

– 9 s /8 n /7 l /3 z / 2 m

4.Kıtâ

– 7 m / 7 n / 4 t /3 d /2 s /2 ç

5.Kıtâ

– 10 m /7 n /7 l /6 n /5 ş /4b /2 z

6.Kıtâ

-9 m /8 r /6 n / 4 k /3 t /2 y /2 ğ

 

 

 

D-) EDEBÎ SANATLAR

 

1.Kıtâ

Sarı saçlarına deli gönlümü,

Bağlamışım çözülmüyor Mihriban.

Ayrılıktan zor belleme ölümü,

Görmeyince sezilmiyor Mihriban.

1.ve 2. dizelerde Mecazî bir Teşmih; 2. ve 4. dizelerde ise Mihriban betimlemesi ile Tekrir Sanatı görülmektedir.

 

2.Kıtâ

Yar deyince kalem elden düşüyor,

Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor.

Lamba da titreyen alev üşüyor,

Aşk kâğıda yazılmıyor Mihriban.

1. 2. ve 3. dizelerde; Mübalağa Sanatı, Teşbih/Mecaz ve buna bağlı olarak İstiare ve Tevriye; 4.dizede ise; hem Mubalağa hem de Mihriban betimlemesi ile Tekrir Sanatları mevcuttur.

 

3.Kıtâ

Önce naz sonra söz ve sonra hile

Sevilen seveni düşürür dile

Seneler asırlar değişse bile

Eski töre bozulmuyor Mihriban

3. ve 4. dizeler de Hüsn-i Tâlil; 4. dizede Mihriban betimlemesi Tekrir Sanatı’na kapı aralamıştır.

 

4.Kıtâ

Tabiplerde ilaç yoktur yarama,

Aşk deyince ötesini arama.

Her nesnenin bir bitimi var ama

Aşka hudut çizilmiyor Mihriban

1. ile 3. ve 4. dizelerde Hüsn-i Tâlil Sanatı; ve yine 4. dizede Mihriban imgelemi ile Tekrir Sanatı karşımıza çıkmaktadır.

 

5.Kıtâ

Boşa bağlanmamış bülbül gülüne

Kar koysan köz olur aşkın külüne

Saştım kara bahtım tahammülüme

Taşa çalsam ezilmiyor Mihriban

1. dizede ‘Bülbül ve Gül’ kıssasında Telmih Sanatı; 2. dizede Mübalağa Sanatı ve son dizede ise Mihriban betimlemesi ile Tekrir Sanatı vardır.

 

6.Kıtâ

Tarife sığmıyor aşkın anlamı

Ancak çeken bilir bu derdi gamı

Bir kör düğüm baştan sona tamamı

Çözemedim çözülmüyor Mihriban

1. dizede Hüsn-i Tâlil; 2. dizede Tenasüb; 3. dizede Teşbih; 4. dizede ise yine Mihriban betimlemesi ile Tekrir Sanatı vardır.

 

 

Not: Şiirde Edebî Sanatlar incelenirken, anlatımlardaki Teşbih, Mecaz, Tevriye, İstiare, Mübalağa ve Hüsn-i Tâlil sanatları anlamca birbirlerine benzedikleri için, biz en yakın anlamları ile almaya çalıştık. Yoksa bazı dizelerde isimlerini zikrettiğimiz sanatlarla birlikte başka sanat ismleri de yazılabilir.

 

 

– – –

iKiçiFtsıFırbEş

 

Semih Yücel Yücetürk

Alıntı : antoloji.com/mihriban-tahlil-inceleme-siiri/

******************

********************

NAZIM HİKMET ( Kerem Gibi ) ŞİİRİNİN İNCELEMESİ

KEREM GİBİ

 

Hava kurşun gibi ağır!!

Bağır

        bağır

                bağır

                        bağırıyorum.

Koşun

         kurşun

                erit-

                    -meğe

                            çağırıyorum…

O diyor ki bana:

— Sen kendi sesinle kül olursun ey!

                                                Kerem

                                                     gibi

                                                          yana

                                                                yana…

«Deeeert

             çok,

                 hemdert

                         yok»

Yürek-

        -lerin

kulak-

        -ları

              sağır…

Hava kurşun gibi ağır…

Ben diyorum ki ona:

— Kül olayım

                   Kerem

                        gibi

                              yana

                                    yana.

Ben yanmasam

                  sen yanmasan

                             biz yanmasak,

                             nasıl

                                   çıkar

                                          karan-

                                                  -lıklar

                                                      aydın-

                                                              -lığa..

Hava toprak gibi gebe.

Hava kurşun gibi ağır.

Bağır

        bağır

                bağır

                        bağırıyorum.

Koşun

         kurşun

                 erit-

                     -meğe

                             çağırıyorum…..

 

                                                                                1930 Mayıs

 

ŞİİRİN AÇIKLAMASI:

 

Nazım Hikmet bu şiiri, kendisiyle aynı yola baş koyan fakat sonrasında o yoldan – kendilerince- çekilmek zorunda kalan ve Nazım’a da bu konuda baskı yapan birkaç arkadaşı için yazmıştır. “Vazgeç bu sevdadan, görmüyor musun daha beter yakacaksın başını, fazla gelir sana bu yaşam tarzı” diyerek vazgeçirmeye çalışmışlardır Nazım hikmet’i sevdasından… Şiirin başlığının  “Kerem Gibi” olmasının sebebi, arkadaşlarının onun kavgasını KEREM İLE ASLI nın aşkına benzetmeleridir.

1. a Kerem Gibi şiiriin ahenk özellikleri:

Redif : Yoktur.

Kafiye : Yoktur.

Aliterasyon : b, ğ, k, d

Asonans : a

Ses akışı : Ses benzerlikleriyle sağlanan bir akış.

Söyleyiş : Temanın etrafında vurgu ve tonlama.

Ritim : Söyleyişin sağladığı bir ritim vardır.

Ölçü : Serbest

TEMASI: Kerem Gibi şiirinin teması “toplumsal çağrı” dır. Bu tema daha önceki şiirlerin temalarından farklıdır.. Bireysel duygu ve düşünceler yerine toplumsallık ön plandadır.

Kerem Gibi adlı şiirde  insanlık hâllerinden biri olan ideolojiye bağlılık gibi bir gerçeklik söz konusudur. İdeolojisine bağlı olan şair, şiirinde bunu toplumsal bir çağrıya dönüştürmüştür.

 Kerem Gibi adlı şiir basamak dizelerin oluşturduğu dokuz birimden oluşmaktadır.

“Hava kurşun gibi ağır” ifadesi, gökyüzünün gri ve koyu bulutlarla kapalı olduğu anlarda kullanılan bir ifadedir. Şair buradan hareketle nasıl ki koyu ve gri bulutlar yağmuru da beraberinde getirirse, savunduğu ideolojinin her an bir yağmur gibi tüm insanlığa hayat verip kuşatacağı bağlantısını kurmuştur. “Hava toprak gibi gebe” ifadesi de bu bağlantı ile parelel olarak kullanılmıştır.

 Kerem Gibi adlı şiir toplumcu gerçekçilik geleneğine bağlıdır.

•Toplumcu gerçekçilik geleneğine göre yazılmıştır.

• Serbest nazım özellikleri taşımaktadır.

• İdeolojik içerik taşımaktadır.

• O güne kadar denenmemiş bir görsellik, karmaşık biçimli teknikler barındırmaktadır

• Politik bir içerik taşıdıığı için şiirin etkileme ve belirleme gücünü yüksektir.

• Şiirdeki paralel, simetrik ve ters simetrik akışlar ve kırılmalar Rus şair Mayakovski’den gelen yansımalardır.

b.Serbest nazımda ahenk, her türlü ses benzerliğiyle sağlanan bir ses akışı ile tema etrafında şekillenen vurgu ve tonlama ile sağlanır.

KEREM GİBİ ŞİİRİNDEKİ SÖZ SANATLARI:

Söz sanatı

Benzetme (teşbih)

Benzetme

Benzetme

Nida

Telmih

Örnek

Hava kurşun gibi ağır

Hava toprak gibi gebe.

Kerem gibi yana yana.

Sen kendi sesinle kül olursun ey!

Kerem gibi yana yana.

Şiirdeki bu söz sanatları, şiirin iletisinin ve dilinin oluşmasını sağlamaktadır.

ŞİİRLE İLGİLİ DİĞER AÇIKLAMALAR

 (Dost pervasız, felek acımasız, zaman sessiz

Dert çok hem dert yok düşman sağlam, güçlü talih ise alçak.) Fuzuli bu beytinde bireysel bir durumdan hareketle bir genelleme yapmıştır. Kerem Gibi şiirinde ise bu alıntı sosyalist ideoloji doğrultusunda, bu ideolojiyi anlayıp anlamamak, benimseyip benimsemek şeklinde “yüreklerin kulakları sağır” ifadesiyle de güçlendirilerek kullanılmıştır.

 Kerem ve yanmak ifadeleri, Kerem ile Aslı hikâyesindeki ana kahraman olan Kerem’in sonunda çektiği ah ile yanmasını hatırlatmaktadır.

Şiirdeki bu kullanımlar bu dönem şiirinin toplumcu anlayışları doğrultusunda yüzlerinin halka dönük olduğunun bir göstergesidir.

 Kerem Gibi şiir üslup bakımından “söylev” türüyle ilişkilendirilebilir.

Alıntı : edebiyatfatihi.net/2013/12/nazim-hikmet-kerem-gibi-siirinin.html

Sosyal Medyada Paylaş:

Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

Leave a Reply

error: Content is protected !!