ŞİİR OKULU

şiir nedir

Sosyal Medyada Paylaş:

Şiir Nedir

Şiir; insanın geleceği için bir tasarım içerir ve bunu da önerir.
Şiirden söz etmek gelecekten söz etmektir. Şiir bütün gelecek
zamanlarda var olmalı ve okunmalıdır.

Şiir en az bir kişi tarafından okunup algılanınca yazılma süreci
tamamlanmış olur.

Şiir yaşamın diyalektik bir toplamıdır diyor şair Veysel Çolak
ve şiir üzerine söylenmiş bir kısım söylemler şöyle sıralanıyor.

“şair kişisel duygularını anlatmaktan ileriye gidemediği sürece
ona şair denemez; dünyayı kendine mal etmesini bildiği, bunu
dile getirebildiği zaman şair olur.
GOOTHE

“ne masayı anlatacağım diye masa kelimesi kullanacaksınız, ne
kuşu anlatacağım diye kuş kelimesini, ne de aşkı anlatacağım
diye aşk kelimesini”
J.COCTEAU

“şairin kullandığı kelimelerin insanlar için çeşitli anlamları vardır;
herkes beğendiğini seçer”
R.TAGORE

“şiir sanatı; zaafları güzelliklere çeviren bir simya ilmidir”
ARAGON

“şiir olmayan yerde insan sevgisi olmaz. İnsanı insana
ancak şiir sevdirir.”
SAİT FAİK

“bir şiirde önemli olan ne söylenendir, ne söyleşidir, ne anlamdır,
ne de musiki. Başka bir şeydir, tarif edilemez”
J.COCTEAU

“içinizde olmayan şiiri başka bir yerde bulamazsınız”
SHELLEY

“şiir, düşünceyi duygu haline getirinceye kadar yoğurmaktır”
YAHYA KEMAL

“insan iyi anlamadığı bir sözden heyecan duyabilir”
R.DE GOURMONT

“rüyasını bile yazmak isteyen şair, uyanık bulunmak
zorundadır.”
PAUL VALERY

“şair heceleri saymaz, söylediği mısra vezne uyuyor mu, uymuyor mu
diye araştırmaz, söylediği söz kendiliğinden ölçü olur”
NURULLAH ATAÇ

“şiir sadece kelimelerle kurulmuş olmayacak, söylenmek istenilen
şeyleri duyuracak; bütün sözler duyguların önünde silinecek”
S. MALLARME

Ve

“şiir sanatının büyüklüğü(aşkınlığı) evrensel olmasındandır.
Şiirin içinde taşıdığı evren, kişiliğini sınırlayan çerçevelerden
Ne ölçüde taşıyorsa o ölçüde büyüktür”
TRİSTANTZARA

Şiir tanımlanamaz demek yeterli değildir. Zira var olan
Her şey tanımlanabilir. Ancak yazıla gelen şiirlerin tek bir
tanımı yapılamaz.

/////////////////

1892 ila 1982 tarihlerinde yaşayan şair ve oyun yazarı ARCHİBALD MACLEİSH
bir şiirinde konuyu şöyle dile getirmiştir.

ŞİİR SANATI
Dokunabilir ve sessiz olmalı şiir
Yuvarlak bir meyve gibi
Başparmağa bir şey söylemeyen
Eski madalyonlar gibi sessiz
Yosun tutmuş pencere pervazındaki
Aşınmış taş gibi suskun
Kuşların uçuşu gibi
Sözsüz olmalı şiir
Zamanda kımıltısız olmalı şiir
Ayın tırmanışı gibi
Geceye takılan ağaçları dal dal
Özgür bırakır ya ay
Kış yapraklarının gerisinde
Anı anı bellekte kalır ya
Gerçeğe eşit olmalı şiir
Gerçeğin kendisi değil
Acının bütün tarihi çünkü
Boş bir eşik, bir akçaağaç yaprağı
Çünkü aşk
Yana yatmış otlar ve denizin üstünde iki ışıktır

///////////////////////////////////////////////

Kelimelerin evliliğinden doğan, anne ve babasına hiç benzemeyen
herkese başka ağlayan bebek.

//////////////////////////////////////////////////////

”’şiir bir şey anlatır. Ancak; şiirin kendisi başlı başına bir dildir ve
ne anlatacaksa o dilde anlatır. Başka bir dilin – öykü, düz yazı,
gündelik dil, hikaye ve deneme imkanlarıyla yazılmış bir şeye
şiir gömleği giydirilmelidir.”” E.yolcu

Evet,
Şiir bir şey anlatır. Ancak anlatılacak şey şiir diliyle anlatılır.

Şiir örtülü söylemlerdir. İma, betimleme yöntemiyle anlatılır. Açık açık bir şey anlatılacaksa bu düz yazı ile anlatılmalıdır.

Şiir bir düşünceyi, duyguyu falan açıklanarak ona yandaşlar bulmak gibi bir şey için yazılmaz.Şiir bir dildir ve ne ise o dilin içindedir. O dil bir şey söylemek, anlatmak için değil, söyleşi ile sizi bağlamak/ sarsmak / sarmalamak içindir. Yani o dil nasıl bir söylemin yanıtı olarak karşımıza gelir. Nasıl söylenmeli? sorusunun şiiri kurduğunu, biçimlendirdiğini unutmamak gereklidir. Şiir mesaj vermeli ve düşündürmelidir. Bir şey anlatan dizelerde şiir değil şiirsel akıcılıkta bir metin aramalıyız. Yani bu alt alta sıralanmış bir düz yazıdır. Zaten yan yana getirildiğinde bir düz yazı niteliğinde olduğu anlaşılır.

/////////////////////////////////////////////////////////////////

ŞİİRİN BİÇİMSELLİĞİ

Şiirin kendine özgü biçimi vardır. Bu biçim bulunmadıkça şiir duygusal bir nesire dönüşür. Tabi ki nesir de bir anlatım şeklidir. Kendine özgü uyum ve romantizm sözcüklerin sıralanmasıyla ortaya konan bir anlatımdır.

Bunu basit bir örnek ile anlatmak istediğimizde, sıradan bir resim yapıcısı ile gerçek bir ressamı örnekseyebiliriz.

Gün batımı duygusal bir zaman dilimi olduğu için bunu tuvaline indiren bir ressam
nasıl ki dağlarını da yaparak bir de ırmak kondursa da hüzünlü bir sokak ressamı olmaktan kurtulamayacaksa

Yağmurlu bir sonbahar günü pencere camı arkasına saklanan ve elinde ayrılık mendili ile inleyen sevgiliyi anlatmanın da bir şiir değil romantik bir nesir veya mektup olmaktan öteye gidemeyeceği açıktır.

Çağdaş şiir; derinlik, sadelik, incelik, gerçekçilik, akılcı hayalcilik, duygululuk, gerçekçi bir gözlemcilik açıklık-kapanıklılık, öğreticilik ve düşündürücülük gibi olgulara göre değerlendirilmektedir.

Dolayısıyla;

Şiirde güzellik, gerçekçilik, felsefe ve özellikle bilgelik olmazsa
Alışılagelmiş sokak ressamının gün batımı tablosuna benzer.

Bu durumda verilen emek;

YAZILMIŞ OLANLARI YENİDEN YAZMAYA

ESKİYİ TEKRARDAN ÖTEYE GEÇEMEZ

//////////////////////////////////////////////////////////////////

bana göre şiir.herkeste farklıdır ne görmek istersek onu görürüz.
okurken bana ne verdiği neyin etkilediği ne kattığıdır.şuan okuduğum birşiir bidahaki okuduğumda anlamsız gelebilir.yada defalarca okuyabilirim. bu yazılan şiir kötü yada iyi diye değil. o an benim yüreğimin hissettiğidir…
beni etkileyen bir başkasına sacma gelebilir..
bu durumda bilgi ortaya giriyor sistemine göre kuralına göre şiiri değerlendirmek giriyor…buda beni aşar.anlamıyorsam kuralını okumamakmı lazım bu durumda….yazılan şiirleri…hayır ne olursa olsun yazılan bir şiir bişeyler hissedilerek yazılmıştır ve emek nekadar büyükte küçükte olsa saygı duymak lazım…

/////////////////////////////////////////////////////

Kiminin söylediği sanatsal yalan şiirdir,
Bazanda kiminin gösterdiği edebi riya!
Mananın peçesini açan efsunlu sihirdir,
Gılgamıştan bu yana aydınlatan ziya.

////////////////////////////////////////////////

ŞİİR ; SÖZ İPLİĞİNE İNCİ DİZMEKTİR…

///////////////////////////////////////

Şiir

değer yargısıdır, sözle bilinçlenmedir.ŞİİRDE: sözcükler, cümleler ve biçimler nesnel (objektif) hale gelirler şeyleşirler.

 

Şiir uçarı değildir. duyguların dili ile karşımıza çıkar. Resim heykel, müzik gibi.Şiir dışarıya, ileriye, öteye yürümektir. şiir, sözün bilinçlenmesidir ve yaşanılan şeylerin gerçek tarihi olmalı.

 

Şiirin dili ses olarak güzel kullanılmalıdır. anlamların yanında ses olarak yakalanan şiirin kendi müziği ve resmidir.. şiire okuyan sayısı kadar yeni anlamlar yüklenmelidir.Okuyucuya serinlik,çoşkulanma,hüzün,sonsuz bir yolculuk duygusunu yaşatmalı.ulaşılmaz noktalara, çıkılmaz doruklara çıkarmalı.

 

 

Cahit Sıtkı şiir için:“Şiir kelimelerle güzel şekiller kurma sanatıdır.” demiş ne güzel ifade etmiş

şiir üzerinde düşünmeden şiir yazılmaz. son yıllarda toplumu derinden etkileyecek, büyük şairler yetişmedi mi ne dersiniz? ?

sevgiyle kalın “almamahler”

/////////////////////////////////////////////////

Fransız ünlü şairimiz ” Şiir Sanatı ” Şiirinde şiirin nasıl olması gerektiğini son derece net bir dille ifade etmiş.

* Şiirde musiki demiş … Ahenk, ritm, ses benzeşmeleri, tekrarlar, aliterasyonlar olur demek istemiş.

* Şiirde anlam yarı açık olmalı demiş. Buğulu görünmeli demiş.

* Ara rengin peşindeyiz derken, bilinenin dışında, görünmeyi görmeyi, hissedilmeyi hissetmeyi anlatmak istemiş. Yeni ufuklara yelken açarız demiş.

* ” Havalanan bir şey olmalı mısra ” Çarpan, vuran, etkileyen, yönünden dem vurmuş.

* Gönülden kalkıp gidenin ( bireyselliğin ) herkese ulaşabilecek nitelikte evrenseli kucaklaması gerektiğini

 

ŞİİR SANATI

Musiki, her şeyden önce musiki;
Onun için tekli mısradan şaşma.
Kıvrak olur, erir havada sanki;
Ağır aksak söyleyişe yanaşma.

Kelime seçerken de meydan senin;
Bile bile bir nebze aldanmalı.
Dumanlısı güzeldir türkülerin;
Öyle hem seçik olsun, hem kapalı.

Güzel gözler tül ardında görünsün
Gün ışığı titremeli şiirinde
Ak yıldızlar maviliğe bürünsün
Ilgıt ılgıt sonbahar göklerinde.

Ararengin peşindeyiz çünkü biz;
Rengin değil, ararengin sadece.
Ancak öyle sarmaş dolaş ederiz.
Kavalı boruyla rüyayı düşle.

Nükte belâsından kurtulmaya bak;
Acı zekâ, sulu gülüş neyine?
İşe karıştı mı bu cins sarmısak
Maviliğin yaş dolar gözlerine.

Tut belâgati boğazından, sustur
El değmişken bir zahmete daha gir.
Kafiyenin ağzına da bir gem vur
Bırakırsan neler yapmaz kim bilir?

Nedir bu kafiyeden çektiğimiz!
Hangi sağır çocuk ya deli zenci
Sarmış başımıza bu meymenetsiz,
Bu kof sesler çıkaran kalp inciyi?

Hep musiki, biraz daha musiki;
Havalanan bir şey olmalı mısra
Deli bir gönülden kalkıp gitmeli
Başka göklere, başka sevdalara.

Dağılıp tuzu sabah rüzgârına
Mısraların alsın başını gitsin
Kekik, nane kokaraktan, dört yana…
Üst tarafı edebiyat bu işin.

Paul VERLAINE

////////////////////////////////////////////////////////////

 

Sosyal Medyada Paylaş:

Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

Bir cevap yazın

error: Content is protected !!