ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

Şiir Size Ne Kazandırdı ?

Sosyal Medyada Paylaş:

Bir dost ricasıyla küçük bir sohbet grubuna davet edildim geçtiğimiz günlerde. Edebiyatı seven, günümüz şiirini yakından takip eden üniversiteli gençlerin oluşturduğu bir topluluk. 

Sözü sohbeti çok beceremeyen bir adam olsam da başımı can bulmuş akasyaya dayayıp soruları içimden geldiğince cevaplamaya çalıştım. Sorulan bir soru zihnimi Gülbağ’dan Kasımpaşa’ya yürürken de meşgul etti: Şiir size ne kazandırdı?

Şiir size büyük bir masa ya da rahat bir koltuk kazandırmaz. Aksine, şairseniz altınızdaki tamir görmüş sandalyeyi bile çekmeye çalışırlar. Şair muktedir için tehlike arz eder, çünkü şair, diliyle düşünür. Türkçe gibi kuvvetli bir dil çağlayanıyla düşünmek ise silkelenip uyanmanın hemen öncesidir, peşi sıra aksiyon gelir, bu büyük bir tehdittir. Düşünüp hareket eden bir topluluk hakimin istemediği bir eylem tarzıdır, istenen şu: Hareket et ama benim komutlarımla. Türkiye’de sağ ya da sol diye tabir edilen fikriyatı şekillendiren şairlerin hükümetle yaşadıkları çekişmelere, gördükleri baskıya ya da yok sayılmalara bakıp ne demek istediğimizi anlayabilirsiniz. Hatta o kadar geriye gitmeyin, günün iki büyük şairi, fikir adamı Sezai Karakoç ve İsmet Özel’i gözünüzün önüne getirin yeter. Özetle, çayevlerinde tabureden bozma masaların ardında konuşmak, şair için kaçınılmaz sondur.

Yirmi altı yaşındayım, dünyanın henüz başında. Her gece uyumadan: ‘’Allah’ım hayretimi arttır’’ diye dua ediyorum ve çok şükür ki her günün akşamında bir şeylere hayret edip yatağıma girmiş oluyorum. Şiir bana şunu öğretti: Sadece kendimizden değil, beraber yürüdüğümüz arkadaşlardan da sorumluyuz. Aynı yolu yürüdüğüm insanların beni ve çevresini sahiplenişi, öncesinde bir merak daha sonra ise coşkun bir hayret uyandırmıştı. Bu hayret neticesinde ayaklarımı yere daha sağlam basmaya ve dostlarımın yürüyüş esnasındaki güvenliğine daha fazla dikkat etmeye başladım. Şiirden kazancım şu oldu diyebilirim: İyi bir yol ve güvenilir yol arkadaşları.

Şiir sizi ‘kendiniz’ gibi insanlarla tanıştırır. Hasarlı kalplerinizle dolaştığınız yeryüzünde yalnız olmadığınızı hatırlatır. Dinlenecek güvenli ve serin bir gölgelik sunar. Dünyayla tanış olursunuz, dünyalılarla hemhâl. Aileden aldığın harçlığı, devletten aldığın bursu, kazandığın maaşı severek harcadığın nadir alanlardan biridir şiir. Hangimizin başına gelmedi ki cepteki son parayı kitaba ya da dergiye verip zerre pişman olmadan tabana kuvvet eve yürümek?

Herkesin bildiği iyiler ve herkesin bildiği kötüler hepinizin malumu. Herkesin bildiği kötülerin en yakınları dahil durumun farkındadır ama o kötünün dilinden ve şerrinden çekindikleri veyahut kendi kalpleri de aynı renkte olduğu için bu duruma ses etmezler.  Kötü edepsizce kötülüğüne, iyiler de sabırla Allah’ın ıslah ediciliğine güvenmeye devam eder. Enes (ra) rivayetine göre Efendimiz Hz. Muhammed (sav) buyurdular: ‘’Kıyamet günü en kötü yerde olan insan, dilinden ve şerrinden korkulan insandır’’.

Ne yazık ki şiirde de vaziyet bu, şerrinden ve çirkefliğinden çekinilen bir zümre mevcut, istikrarlı kötülüğe yemin etmiş gibiler. İyilerin ya da iyi olmak isteyenlerin bu karanlıkla mücadele etmesi biraz zor. Kötülük sahibi size; küfür edebilir, iftira atabilir, yalan söyleyebilir ama siz bunların hiçbirini yapamazsınız. Ortada mertçe bir dövüş yoktur çünkü.  Allah’a havale edip işine bakmalı kişi. Tanrı tanımaz Friedrich Nietzche’nindi şu söz: ‘’Her kim bir canavarla çarpışmayı göze alırsa, bir canavar olmayı da göze alsın. Çünkü karanlığa uzun süre bakarsanız, karanlık da sizin içinize bakmaya başlar.’’  

Şiirin madde olarak bir karşılığı yoktur, ondan kazancımız sadece manadır. İnsani hassasiyetleri gözetip buna uygun davranmak ve buna uygun davrananlarla beraber olmak en büyük kazançtır. Duanız ve duamız olsun: Allah bizi iyilerden ayrı koymasın. 

Alıntı Linki

 

Sosyal Medyada Paylaş:

Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

Leave a Reply

error: Content is protected !!