ŞİİR OKULU

Şiir Teknikleri

Sosyal Medyada Paylaş:

Nazım sanatında,dizelerin hece sayısı,duraklar,uyaklar,ses karşılaşmaları(ses düşmesi ,ses boşluğu )dizelerin bentlerin(Divan Edebiyatı) veya dörtlükler (Halk Edebiyatı) halinde düzenlenmesi gibi dizeleme kuralları vardır.

Tabii ki şiirin bütün bunlardan ayrı özellikleri de vardır.
 
Hece vezninin üç önemli kuralı vardır.Bu üç kural hece vezninin gerçeğidir.

1-Hece sayısı ;hece ölçüsü ; bir şiirin dizelerdeki hece sayısının eşitliğine dayanır.
2-Durak;Hecelerin mısralarda belli sayılarla kümelenmesidir ve mısrada durakların aynı olması lazımdır
Hece sayısına ve durağa örnek;
“Bu dünyada + bir nesneye (8 hece )

Yanar içim + göynür özüm (8 hece )
Yiğit iken + ölenlere ( 8 hece )
Gök ekini + biçmiş gibi” (8 hece )
Yunus Emre

3-Kafiye
Kafiye ; hece şiirinin en önemli öğelerinden biridir.Bir şiirde kafiye (uyak) incelemesi yapılırken ;
Yarım,tam,çapraz kafiye,cinaslı,tunç,srma kafiye olmak üzere üçe ayrılır.YARIM UYAK ;iki sözcük arasında ünsüz benzerliğine dayanır. Örn;ikindi,dikildi,döküldü gibi..TAM UYAK ; iki sözcük arasında bir ünsüz ile bir ünlü benzerliğine dayanır.Örn ;Avlusu,su gibi.
ZENGİN UYAK ise;birden fazla(toplamda en az üç ) ünlü ve ünsüz benzerliğine dayanır
O halde ;ÖNCE ÜNLÜ ÜNSÜZ HARFLERİ GÖRELİM….
 
a, e, ı, i, o, ö, u ve ü harfleri ünlü harfler, diğer harfler ise ünsüz harfler olarak adlandırılır.
Sesli harflerin sınıflandırılması
Sesli harfler, çıkış yeri ve dilin durumuna, dudakların durumuna, ağzın açıklığına göre şu şekilde sınıflandırılır:
 

Çıkış yeri ve dilin durumuna göre
 

Kalın sesliler: a, ı, o, u
İnce sesliler: e, i, ö, ü
 

Dudakların durumuna göre
 

Düz sesliler: a, e, ı, i
Yuvarlak sesliler: o, ö, u, ü* Ağzın açıklığına göre
Geniş sesliler: a, e, o, ö
Dar sesliler: ı, i, u, ü
 
ÖRNEKLERİ İLE GENİŞ AÇIKLAMA
 

Şimdi tam kafiyeden örnek verelim.
Taş, baş, yaş, kaş burada iki harfin birbirine benzediğini görüyoruz buna da tam kafiye diyoruz. Yani aş, aş ,aş iki harfin buluşmasına tam kafiye.
 
Orhan zamanından kalma bir duvar
Onunla bir yaşta ihtiyar çınar
(“-ar”: Tam Kafiye)
 
Şimdi zengin kafiyeden örnekler verelim

Tarak, varak, çırak, kırak gibi yani üç harfin benzemesi ortak nokta rak sözcüğü dür.

Şimdi Tunç kafiyeden örnekler verelim:
Mısra sonundaki kafiyelerden birinin tamamı diğer bir kafiyenin içindeyse buna da tunç kafiye diyoruz.

Örnek verelim: Kına-yakına burada kına sözcüğü yakına sözcüğünün içindedir yani bakına, sakına gibi sözcükler olup; ortak noktamız kına.

Cinaslı kafiye :

Ortak hecelerden oluşan farklı anlamlar taşıyan sözcükler arasındaki ses benzerliğidir. Bir örnek verelim –güle naz -gülen az- burada az sözcüğü kafiye güle geldi – gülüm geldi gülen geldi ,gibi– burada geldi sözcüğü kafiye

ÖRNEK

Yar sana
Çağlar sular yar sana
Gam çekme deli gönül
Bulunmaz mı yar sana
Çünkü Ferhatım dersin
Şu dağları yarsana
Anonim

 
Şimdi çapraz kafiyeden örnekler verelim:

Bir dörtlükte birinci ile üçüncü, ikinci ile dördüncü satırlar birbirleri ile kafiyeli ise buna da çapraz kafiye diyoruz .

Aşkın bana güneş oldu.
Yeşertti gönül dağımı.
Bu gönlüme neşe doldu.
Güldürdü vahdet bağımı.
Ramazan Kurt——————Buna da çapraz kafiye diyoruz.
 
Çapraz kafiyeli bir şiirin kafiye düzeni şöyledir:

ABAB / CDCD / EFEF / GHGH… şeklinde devam eder.

Yalnız senin gezdiğin bahçede açmaz çiçek,
Bizim diyarımız da binbir baharı saklar!
Kolumuzdan tutarak sen istersen bizi çek,
İncinir düz caddede dağda gezen ayaklar.
………….
………….
Başka sanat bilmeyiz, karşımızda dururken
Yazılmamış bir destan gibi Anadolumuz.
Arkadaş biz bu yolda türküler tuttururken
Sana uğurlar olsun ayrılıyor yolumuz!
Faruk Nafiz Çamlıbel

Sarma kafiyede;
Bir dörtlükte birinci satır, dördüncü satırla ikinci satır üçüncü satırla kafiyeli ise buna da sarma kafiye diyoruz örnek verecek olursak

Bu yalan dünyada, bu can kafeste,
Yaprak döker dalın kış olur dağı,
Güllere bezense gönlünün bağı,
Azalır ömrümüz her bir nefeste,
Ramazan Kurt.———————-Buna da sarma kafiye diyoruz.
 

Kafiye şeması ABBA / CDDC / EFFE… şeklinde devam eder. Diğer kafiye şekillerinde olduğu gibi sarma kafiyede de kafiyeler yarım, tam, zengin veya cinaslı olabilir.

Yalnız, edebiyatımızda bu kafiye düzeni, çapraz kafiye kadar çok kullanılmamıştır.

Yavuz Sultan Selim Hanın önünde
Ok atan ihtiyar Bektaş Subaşı,
Bu yüksek tepeye dikti taşı,
O Gazi Hünkarın mutlu gününde.
……………..
……………..
İhtiyar, elini bağrına soktu,
Dedi ki: İstanbul muhasarası
Başlarken aldığım gaza yarası
İçinden çektiğim bu altın oktu!
Yahya Kemal Beyatlı
 
 REDİF
– Şiirde kafiyeden sonra gelen yapı ve anlam bakımından benzerlik taşıyan eklere, kelimelere veya kelime gruplarına redif denir.
– Halk şiirimizde redife kafiyeden daha çok önem verilmiştir.
Redif kelimesinin sözlük anlamı “arkadan gelen”dir.
Aşk bir şem-i ilahîdir benim pervânesi -si: Redif
Şevk bir zincirdir gönlüm ânın divânesi -vâne: Zengin kafiye
Efendimsin cihânda itibârım varsa sendendir – ım varsa sendendir: Redif
Meyân-ı âşıkânda iştihârım varsa sendendir -âr(aar olduğundan): Zengin Kafiye Şeyh Galib
Bizim elde bahar olur, yaz olur – olur : Redif
Göller dolu ördek olur, kaz olur – az: Tam Kafiye
Sevgi arasında yüz bin naz olur
Suçumu bağışla, ben sana kurban

Bunun yanı sıra hecenin yüzyıllardır kullanıla gelen epeyce zengin kalıpları vardır dilimizde. Ulusal ölçümüz hecenin kullanılan ölçü vedurakları şöyledir: İkili; Üçlü 1+2; Dörtlü 1+3; Beşli 2+3; Altılı 3+3;Yedili 4+3; Sekizli 4+4; Onlu 5+5 ve 6+4; On birli 6+5, 4+4+3, 7+4; Onikili 4+4+4, 7+5, 6+6; On üçlü 7+6, 8+5; On dörtlü 7+7; On beşli 8+7;On altılı 4+4+4+4; On dokuzlu 4+4+4+4+3.

Bu kalıplar içinde en çok kullanılanlar 7li, 8li, 11li ve 14lüolanlardır. 7li daha çok manilerde, 8li semai, varsağı, destan ve türkülerde, 11li ise koşma ve destanlar olmak üzere aşık ve tekke edebiyatı şiirlerinde kullanılmıştır. 14lü hece ölçüsüne ise yine tekke ve çağdaş Türk şiirinde sıkça rastlanır.

Yedili 3+4, 4+3:

Çıkam dağlar + başına
Vatana + doğru bakam
Anonim

Bıçak soksan + gölgeme
Sıcacık + kanım damlar
Gir de bir + bak ülkeme
Başsız başsız + adamlar
N. F. Kısakürek

Sekizli 4+4:

Bu dünyada + bir nesneye
Yanar içim + göynür özüm
Yiğit iken + ölenlere
Gök ekini + biçmiş gibi
Yunus Emre

Ben giderim + adım kalır
Dostlar beni + hatırlasın
Düğün olur + bayram gelir
Dostlar beni + hatırlasın
Aşık Veysel

On birli 6+5, 4+4+3:

İplik kumaş olmaz + dokutmayınca
Oğlan alim olmaz + okutmayınca
Ayı var et yemez + kokutmayınca
Yallılar ölüyü + sinden çıkarır
Develili Seyrani

Bu akşam bu tenha + saati ömrün
Yeşil yaprakların + arkasında gün
Bu güneş döşenmiş + bahar bahçesi
Suyun uzaklaşan + yaklaşan sesi…
Ahmet Hamdi Tanpınar

Sarı saçlarına + deli gönlümü
Bağlamışım, + çözülmüyor + Mihriban
Ayrılıktan + zor belleme + ölümü,
Görmeyince + sezilmiyor + Mihriban
Abdurrahim Karakoç

Senelerce + sana hasret + taşıyan
Bir gönülle + kollarına + atılsam
Ben de bir gün + kucağında + yaşayan
Bahtiyarlar + arasına + katılsam
Orhan Seyfi Orhon

On birli 7+4:

Tün kün tapun tengrige + boynamagıl
Korkup angar eymenü + oynamagıl
Divanü Lugatit-Türk

Gece gündüz Tanrıya ibadet et, serkeşlik etme. Korkup, çekinip oyalanma.

On ikili 4 + 4 + 4, 7 + 5, 6 +6:

Biz hepimiz + siperlere + giriyorken
Bu yerleri + birer mezar + bileceğiz
Hayatını + hukukunu + biz gençlerden
Dava eden + vatan için + öleceğiz
Mehmet Emin Yurdakul

Dumanlarla örtülen + bir deniz gibi
Canlanıyor en hazin + dalgalar bende
Bekliyoruz yuvanı + şimdi bahçende
Ben kimsesiz, ağaçlar + kimsesiz gibi
Faruk Nafiz Çamlıbel

On üçlü 4 + 4 + 5, 8 + 5:

Üsküdara + gider iken + aldı bir yağmur
Katip uykudan uyanmış + gözleri mahmur
Anonim

On dörtlü 7+7:

Ecel erer kurur baş + tez tükenir uzun yaş
Dümdüz olur dağla taş + gök dürülür yer gider
Yunus Emre

İnsan bu, su misali, + kıvrım kıvrım akar ya
Bir yanda akan benim, + öbür yanda Sakarya
Su iner yokuşlardan, + hep basamak basamak
Benimse alın yazım, + yokuşlarda susamak
Her şey akar, su, tarih, + yıldız, insan ve fikir
Oluklar çift; birinden + nur akar, birinden kir…
N. F. Kısakürek

On beşli 4 + 4 + 4 + 3, 7 + 8:

Ey gaziler + yol göründü + yine garip + serime
Dağlar taşlar + dayanamaz + benim ah u + zarıma
Anonim
 
 
DİVAN EDEBİYATI NAZIM ŞEKİLLERİ
Gazel Aşk şarap ve tabiat güzelliklerini terennüm eden gazel 5-15 beyitten meydana gelmiştir. Gazelin ilk beytine matla (şiirin doğduğu), son beytine makta (şiirin kesildiği) denir. Makta beytinde gazelin kafiye ve ölçüsüne karar verilir. Makta beytinde şairin mahlası bulunur. En güzel beyit ise beytül-gazel adı ile anılır. Konu bütünlüğü olan gazele yek-ahenk, her beyti çok güzel olan gazele yek-avaz adı verilir. Divan şiirine en çok kullanılan nazım şekillerindendir. Bu sahada Fuzulî, Baki, Nedim gibi şairler mükemmel örnekler vermişlerdir. Gazelin kafiye düzeni aa, ba, ca, da, ea, fa şeklindedir
Aruzun uzun kalıplarıyla yazılır, bu yönü itibariyle mesneviden ayrılır. Gazeli oluşturan mısraların ortasında iç kafiye varsa buna musammat gazel denir. “Kamu bimarına canan deva-yı derd eder ihsan ihsan Niçin kılmaz bana derman beni bimar sanmaz mı” Hasılım yok ser-i kuyunda beladan gayrı Garazım yok, reh-i aşkında fenadan gayrı. a a Matla beyti Ney-i bezm-i gamem ey ah ne bulsan yele ver Oda yanmış kuru cismimde hevadan gayrı b a Hüsn-i matla Perde çek çehreme hicran Günü ey kanlı sirişk, Ki gözüm görmeye ol mehlikadan gayrı c a Yetti bîkesliğim ol gâyete kim çevremde Kimse yok çizgüne girdâb-ı belâdan gayrı d a Ne yanar kimse mana âteş-i dilden özge Ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı e a Beytül-gazel Bozma ey mevc gözüm yaşı habâbıb ki bu seyl Komadı hiç imaret bu binâdan gayrı f a Hüsn-i makta Bezm-i aşk içre Fuzûlî nice âh eylemeyem Ne temettu bulunur bende sadâdan gayrı g a Makta beyti Kaside: Herhangi bir konuyu veya kişiyi övmek maksadıyla yazılmış, aa, ba, ca, da, ea, fa kafiye düzeniyle süren 33-99 beyitli manzumelerdir. İlk beyte matla, son beyte makta, şairin mahlasının geçtiği beyte tac beyit en güzel beyte beytül-kasid denir. Kasidenin giriş kısmına teşbib veya nesib denir. Övgüye başlanan beyte girizgah, denir.
Diğer bölümleri medhiye (övgü), fahriye (övünme) ve duadır. Kasideler ya nesib veya teşbib bölümüne göre. bahariye, şitaiye, ramazaniye; redif veya kafiyesine göre Su kasidesi, kaside-yi raiyye, kaside-yi mimiyye vb. isimler alır. Konularına göre tevhid, münacat, nat, mersiye gibi adlar verilir. Baki, Fuzulî, Nefî bu sahada güzel örnekler vermiştir
Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlare su Kim bu denlü dutuşan odlara kılmaz çâre su a a Matla beyti Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem Yâ muhît olmuş gözümden günbed-i devvâre su b a Zevk-i tîginden aceb yoh olsa gönlüm çâk çâk Kim mürûr ilen bıragur rahneler dîvâre su c a Vehm ilen söyler dil-i mecrûh peykânın sözün İhtiyât ilen içer her kimde olsa yare su d a Suya versin bâğbân gülzârı zahmet çekmesin Bir gül açılmaz yüzün- tek verse min gülzâre su e a Ohşadabilmez gubârını muharrir hattına Hâme-tek bahmakdan inse gözlerine kare su f a Ârızın yâdıyle nem-nâk olsa müjgânım nola Zâyi olmaz gül temennâsiyle vermek hâre su g a Gam günü etme dil-i bîmârdan tîgin dirîg Hayrdır vermek karanu gicede bîmâre su h a İste peykânın gönül hecrinde şevkim sâkin et Susuzam bir kez bu sahrâda menümçün are su i a Men lebin müştâkıyam,
zühhâd kevser tâlibi Nitekim meste mey içmek hoş gelir, hüşyâre su j a Ravza-i kûyuna her dem durmayıp eyler güzâr Âşık olmuş gâlibâ ol serv-i hoş-reftâre su k a Su yolun ol kûydan toprağ olup dutsam gerek Çün rakîbimdir dahi ol kûya koyman vare su l a Dest-bûsı ârzûsiyle ger ölsem dostlar Kûze eylen toprağım sunun anınla yâre su m a İçmek ister bülbülün kanın meğer bir reng ile Gül budağının mizacına gire kurtara su n a Yümn-i natından güher olmuş Fuzûlî sözleri Ebr-i nîsandan dönen tek lülü-i şeh-vâra su o a Taç beyti Umduğum oldur ki rûz-ı haşr mahrûm olmayam Çeşme-i vaslın vere men teşne-i dîdâra su p a Makta beyti Mesnevi: Mesnevi, her beytinin mısraları kendi aralarında kafiyeli olan nazım şeklidir.
Mesneviler hikâye, tarihî, dinî,tasavvufî, ahlâkî vb. konularda yazılmış olan uzun manzumelerdir. Aruzun kısa kalıplarıyla yazılır. Kafiye bulma kolaylığı sayesinde oldukça uzun yazılanları vardır (12000 beyit). Beş mesnevisi olan şaire hamse sahibi denir. Gazele göre edebî sanatlar azdır.
Bir eşek var idi zaîf ü nizâr Yük elinden katı şikeste vü zâr a a Matla beyti Gâh odunda vü gâh Suda idi Dün ü Gün kahr ile kısuda idi b b Ol kadar çeker idi yükler ağır Ki teninde tü komamışdı yağır c c Nice tü, kalmamışdı et ü deri Yükler altında kana batdı deri d d Arkasından alınsa pâlânı Sanki it artığıydı kalanı e e Bir gün ıssı ider himâyet ana Yani kim gösterir inâyet ana f f Aldı pâlânını vü saldı ota Otlayarak biraz yürüdü öte g g Gördü otlakda yürür öküzler Odlu gözler ü gerlü göğüzler h h Boynuzı bazısının Ay bigi Kiminün halka halka yay bigi i i Şarkı Divan şiirine Türklerin kazandırdığı bir nazım şeklidir.
Şarkıda ilk bendin dördüncü mısraı bütün bentlerde tekrarlanmaktadır. Nazım birimi, kafiye şeması bakımından koşmaya benzer. Ölçü, beste, dil ve anlatım yönünden koşmadan ayrılır. Buna nakarat denir. Şarkılar bestelenmek Yine oldum esîri âh bir şûh-ı sitemkârın Ki dilber sevmemiş, bilmez belâsın âşık-ı zârın Ne kâfirliklerin gördüm ben ol zülf-i siyehkârın, O ebrûnun, o zâlim gamzenin ol çeşm-i mekkârın a a a O tıfl-ı nâzı gördüm rûyine hurşîd eser etmiş Haberdâr olmamıştım, sonra bildim neylemiş netmiş Meğer zâlim kaçıp tenhâca Sadâbâda dek gitmiş Temâşâ eylemiş âlâyını şevketlü hünkârın b b b a Gezermiş kasrın etrâfında yer yer tâze meh-rûlar Mükehhal gözlü, şîrîn sözlü, Leylî yüzlü âhûlar Hemân alkış sadâsın andırırmış çağlayan sular, Ederlermiş duâsın pâdişâh-ı madelet-kârın c c c a Güzelsin, bî-bedelsin, şûhsun, âlüftesin cânâ! Söz olmaz hüsnüne, gelmez nazîrin âleme hakkâ! Senin her cevrine bin cân ile sabreylerim ammâ, Beni pek öldürür ey bî-vefâ ellerle bâzârın d d d a
Kaside
Daha çok din ve devlet büyüklerini övmek amacıyla yazılan şiirlerdir Kaside şairlerine kaside-gü (kaside söyleyen), kaside-sera ya da kaside-perdaz (kaside yazan) denir. Kaside 6 bölümden oluşur:
Birinci bölüm 15-20 beyitliktir. Bu ilk bölüme, aşıkane duygular yer alıyorsa “nesib”, bahar, tabiat, bayram gibi konulara değiniliyorsa “teşbib” adı verilir.
İkinci bölüm girizgah ya da girizdir. Genellikle tek beyitten oluşur ve burada şair medhiyeye (övgüye) geçeceğini bildirir. Girizgah konuya uygun ve nükteli olmalıdır.
Üçüncü bölüm medhiyedir. Bu bölümde asıl konu anlatılır. Beyit sayısı konuya ve şaire göre değişen medhiye bölümü kasidenin en sanatlı beyitlerini içerir.
Kasidenin dördüncü bölümü tegazzüldür. Tegazzül, 5-12 beyit arasında değişir Kasidenin başında ya da sonunda yer alabilir. Bu bölüm her kasidede bulunmayabilir.
Beşinci bölüm fahriyedir. Şair bu bölümde de kendisini över
Kasidenin son bölümü duadır. Bu bölümde önceki beyitlerde övgüsü yapılan kişi için dua edilir
Kasideler, nesib bölümünde ele alınan konuya göre göre kaside-i bahariyye, kaside-i ramazaniyye, kaside-i hammamiyye olarak adlandırılır. Uyaklarına göre r harfi ile bitiyorsa kaside-i raiyye, l harfiyle bitiyorsa kaside-i lamiyye, m harfiyle bitiyorsa kaside-i mimiyye diye anlandırılır. Rediflerine göre de, tevhid, münacaat, methiye diye bölümlenir. Kasidenin en güzel beyiti “beyt-ül kaside”dir. Şairin adının geçtiği beyite ise “tac beyit” denir.

Gazel
Divan edebiyatının en yaygın kullanılan nazım biçimidir. Önceleri Arap edebiyatında kasidenin tegaüzzül adı verilen bir bölümü iken sonra ayrı bir biçim halinde gelişmiştir. Gazelin beyit sayısı 5-15 arasında değişir. Daha fazla beyitten olaşan gazellere müyezzel ya da mutavvel gazel denilir. Gazelin ilk beyti “matla”, son beyti ise “makta” adını alır.
Matla beytinin dizeleri kendi aralarında uyaklıdır (musarra). Sonraki beyitlerin ilk dizeleri serbest ikinci dizeleri ilk beyitle uyaklı olur. Birden fazla mussarra beytin bulunduğu gazel “zü’l-metali”, her beyti musarra olan gazel ise “müselsel” gazel adıyla bilinir. İlk beyitten sonraki beyte “hüsn-i matla” (ilk beyitten güzel olması gerekir), son beyitten öncekine “hüsn-i makta” (son beyitten güzel olmalı gerekir) denir.
Gazelin en güzel beyti ise “beytü’l-gazel” ya da “şah beyit” adıyla anılır bunun yeri ya da sırası önemli değildir.
Bazı gazellerin matlasını oluşturan dizelerden birinci ya da ikincisinin matkasının ikinci dizesi olarak yenilenmesine “redd’i-matla” denir. Şair mahlasını (şairin takma adı, ya da tanındığı ad) maktada ya da “hüsn-i” maktada söyler. Bu durumda beyit ikinci bir adla “mahlas beyti” ya da “mahlashane” olarak anılır. Şairin mahlasını tevriyeli kullanmasına “hüsn-i tahallüs” denir.
Dize ortalarında uyak bulunan gazele musammat, sonu getirilmemiş ya da beyit sayısı 5’in altında bulunan gazellere de natamam gazel denir. Başka şairlerin birkaç dize ekleyerek bend biçimine dönüştürdüğü gazellere “tahmis”, “terbi” adı verilir. Bütün beyitlerinde aynı düşüncenin ele alındığı gazeller “yekahenk gazel”, her beyti öncekinden ustalıklı biçimde söylenmiş gazeller de “yekavaz gazel” olarak adlandırılır.
Gazeller konularına göre de çeşitli isimlerle tanımlanır aşka ilişkin acı mutluluk gibi içli duyguların dile getirildiği gazeller “aşıkane içki, yaşama boş verme, yaşamdan zevk alma gibi konularda yazılanlara “rindane” denir. Aşıkane gazellere en iyi örnek Fuzuli’nin gazelleri, rindane gazellere en iyi örnek ise Baki’nin gazelleridir. kadınları ve ten zevklerini konu edinen gazeller ise, örneğin Nedim’in gazelleri, “şuhane”, öğretici nitelikli gazellere, örneğin Nabi’nin gazelleri, “hakimane gazel” denir.
Gazeller eskiden bestelenerek okunurdu. Özelikle bestelenmek için yazılmış gazeller de vardır Gazelleri makamla okuyan kişilere “gazelhan gazel yazan usta şairlere ise “gazelsera” adı verilir. Gazel Türk müziğinde ise şiirin bir hanende tarafından doğaçtan seslendirilmesidir. Sesle taksim olarak da bilinir.
HALK EDEBİYATI NAZIM ŞEKLİ

Halk Edebiyatı, sözlü edebiyatın uzantısıdır. Halkın yarattığı sözlü eserlerden oluşur.
Dil., biçim, konular,
duyarlıklar bakımından halk kültürüne sıkı sıkıya bağlıdır
HALK EDEBİYATININ GENEL ÖZELLİKLERİ
İslamiyet’ten önceki edebiyatımızın İslam uygarlığı içindeki biçimidir. Bir anlamda sözlü edebiyat dönemimizin gelişmiş biçimi olarak düşünebiliriz.
Halk edebiyatı ürünleri yazılı değildir. Müzik eşliğinde sözlü olarak oluşur.
Divan edebiyatında olduğu gibi şiir yine egemen türdür.
Şiirlerde başlık yoktur, biçimiyle adlandırılır.
Nazım birimi dörtlüktür.
Ölçü, hece ölçüsüdür, En çok yedili, sekizli, on birli kalıplar kullanılmıştır.
Şiirlere genel olarak yarım uyak hakimdir.
Dil halkın konuştuğu günlük konuşma dilidir.
Halk edebiyatı gözleme dayalıdır. Benzetmeler somut kavramlardan yararlanılarak yapılır. Söyledikleri her şey gerçek yaşamdan alınmadır.
Özellikle 18. yüzyıldan itibaren halk şairleri, divan şairlerinden etkilenerek aruzun belirli kalıplarıyla şiirler yazmayı denemişlerdir. Hatta divan şiirinin mazmunlarını da kullanmışlardır. Bu durumun ortaya çıkmasında halk şairlerinin, aydınlar ve divan şairlerince hor görülmelerinin, değersiz ve güçsüz sayılmalarının etkisi de vardır.

Halk şiirinde “mâni” ve “koşma” tipi olarak iki ana biçim vardır. Aslında az sayıda olan öteki biçimler bu iki ana biçimden çıkmıştır.
Dizelerin kümelenişi, dizelerin hece sayısı ve uyak düzeni bakımından özellik gösterenler “biçim”, biçimi ne olursa olsun konu bakımından benzerlerinden ayrılanlar da tür adı altında toplanmıştır.
I. Anonim Halk Şiiri Nazım Biçimleri:
MÂNİ: Halk şiirinde en küçük nazım biçimidir. Yedi heceli dört dizeden oluşur. Uyak düzeni aaxa şeklindedir. Birinci ve üçüncü dizeleri serbest, ikinci ve dördüncü dizeleri uyaklı mâniler de vardır (xaxa).
Mânilerin ilk iki dizesi uyağı doldurmak ya da temel düşünceye bir giriş yapmak için söylenir. Temel duygu ve düşünce son dizede ortaya çıkar. Başlıca konusu aşk olmakla birlikte bunun dışında türlü konularda da yazılabilir.

Le beni eyle beni İpek yorgan düreyim
Elekten ele beni Aç koynuna gireyim
Alacaksan al artık Açıldıkça ört beni
Düşürme dile beni Var olduğun bileyim

Birinci dizesi yedi heceden az olan mâniler de vardır. Dizeleri cinaslı uyaklarla kurulduğu için böyle mânilere “Cinaslı Mâni” ya da “Kesik Mâni” denir.

Bugün al Sürüne
Yârim giymiş bugün al Madem çoban değilsin
Şâd edersen bugün et Ardındaki sürü ne
Can alırsan bugün al Ben bir körpe kuzuyum

Al kat beni sürüne
Beni böyle yandıran
Sürüm sürüm sürüne

TÜRKÜ: Türlü ezgilerle söylenen anonim halk şiiri nazım biçimidir. Söyleyeni belli türküler de vardır. Halk edebiyatının en zengin alanıdır. Anadolu halkı bütün acılarını ve sevinçlerini türkülerle dile getirmiştir.
Türkü iki bölümden oluşur. Birinci bölüm asıl sözlerin bulunduğu bölümdür ki buna “bent” adı verilir.
İkinci bölüm ise bentlerin sonunda yinelenen nakarattır. Bu bölüme “bağlama” ya da “kavuştak” denir.
Türküler, genellikle yedili, sekizli, on birli hece kalıplarıyla yazılmıştır. Konuları çok değişik olabilir. Ninniler de bu gruptandır.

Söğüdün yaprağı narindir narin
İçerim yanıyor dışarım serin
Zeynep’i bu hafta ettiler gelin
( bent )

Zeynebim Zeynebim anlı Zeynebim
Üç köyün içinde şanlı Zeynebim
( nakarat )

II. Âşık Edebiyatı Nazım Biçimleri:

KOŞMA: Halk edebiyatında en çok kullanılan biçimdir. Genellikle hece ölçüsünün on birli (6+5 ya da 4+4+3) kalıbıyla yazılır. Dörtlük sayısı üç ile beş arasında değişir. Şair koşmanın son dörtlüğünde adını ya da mahlasını söyler. Uyak düzeni genellikle şöyle olur:
baba – ccca – ddda…

Eğer benim ile gitmek dilersen
Eğlen güzel yaz olsun da gidelim
Bizim iller kıraçlıdır aşılmaz
Yollar çamu kurusun da gidelim
…… …… …..
Karac’oğlan der ki buna ne fayda
Hiç rağbet kalmadı yoksula bayda
Bu ayda olmazsa gelecek ayda
Onbir ayın birisinde gidelim

DESTAN: Dört dizeli bentlerden oluşan, oldukça uzun bir nazım biçimidir. Kimi destanlarda dörtlük sayısı yüzden fazladır. Genellikle hece ölçüsünün on birli kalıbıyla yazılır. Uyak düzeni koşma gibidir.

baba – ccca – ddda
Destanın son dörtlüğünde şair mahlasını söyler.
Konuları bakımından destanları savaş, yangın, deprem, salgın hastalık, ünlü kişilerin yaşamları, mizahi….gibi gruplanadırabiliriz.

Esnaf Destanı
……………………………..
Nalbant oldum kırdım nalın çoğunu
Bir katır nalladım dinle oyunu
Meğer acemiymiş bilmem huyunu
Çenemi teptirdim nalın sökerken

Manav oldum elma armut tez çürür
Cambaz oldum ip üstünde kim yürür
Kasap oldum her gün gözüm kan görür
Yüreğim bayıldı kana bakaraken

Ben bu sanatları bir bir dolaştım
Tekrar gelip şairliğe bulaştım
Kâmili mürşidin eline düştüm
Tekke-i aşk içre çile çekerken.

SEMÂİ: Hece ölçüsünün sekizli kalıbıyla yazılır (4+4 duraklı ya da duraksız). Dörtlük sayısı üç ile beş arasında değişir. Semâilerin kendine özgü bir ezgisi vardır ve bu ezgiyle okunur. Uyak düzeni koşma gibidir:
baba – ccca – ddda

Semâilerde daja çok sevgi, doğa, güzellik gibi konular işlenir.

İncecikten bir kar yağar Karac’oğlan eğmelerin
Tozar Elif Elif diye Gönül sevmez değmelerin
Dedil gönül abdal olmuş İliklemiş düğmelerin
Gezer Elif Elif diye Çözer Elif Elif diye.

VARSAĞI: Güney Anadolu bölgesinde yaşayan Varsak Türklerinin özel bir ezgiyle söyledikleri türkülerden gelişmiş bir biçimdir. Dörtlük sayısı ve uyak düzeni “Semâi” gibidir. Varsağılar yiğitçe, mertçe bir üslupla söylenir. Bu da dörtlüklerin içindeki “bre” “hey” “behey” gibi ünlemlerle sağlanır. Halk edebiyatında en çok varsağı söylemiş şair Karacaoğlan’dır.

Bre ağalar bre beyler Behey elâ gözlü dilber
Ölmeden bir dem sürelim Vaktin geçer demedim mi
Gözümüze kara toprak Harami olmuş gözlerin
Dolmadan bir dem sürelim Beller keser demedim mi
Karacoğlan

TÜRKÜ: Hece ölçüsünün türlü kalıplarıyla söylenen ezgili, anonim şiirlerdir. Bazen de kime ait olduğu bilinen şiirler, türkü formlarıyla söylenir. Türkülerde genellikle iki bölüm bulunur. Birincisi, şiirin iskeletini oluşturan “asıl bölüm” ; ikincisi “kavuştak”tır. Kavuştaklar, asıl bölümlerin arasına gelerek onları birbirine bağlar.
ÂŞIK EDEBİYATI NAZIM TÜRLERİ
Âşık edebiaytı nazım türleri genellikle koşma ve semâi biçimiyle yazılır. Bu türler koşma ve semâilerden konuları bakımından ayrılır.
GÜZELLEME: Doğa güzelliklerini anlatmak ya da kadın, at gibi sevilen varlıkları övmek için yazılan şiirlerdir.

Dinleyin ağalar medhin eyleyim Yokuşa yukarı kekli sekişli
Elma yanaklımın kara kaşlımın İnişe aşağı tavşan büküşlü
O gül yüzlerine kurban olayım Düşmanın görünce şahin bakışlı
Dal gerdanlımın da sırma saçlımın Kuğuya benziyor boynu kıratın
Noksani Köroğlu

TAŞLAMA: Bir kimseyi yermek ya da toplumun bozuk yönlerini eleştirmek amacıyla yazılan şiirlerdir.

Ormanda büyüyen adam azgını
Çarşıda pazarda insan beğenmez
Medres kaçkını softa bozgunu
Selam vermek için kesan beğenmez
Kazak Abdal

KOÇAKLAMA: Coşkun ve yiğitçe bir üslupla savaş ve dövüşleri anlatan şiirlerdir.

Köroğluyum medhim merde yeğine
Koç yiğit değişmez cengi düğüne
Sere serpe gider düşman önüne
Ölümü karşılar meydan içinde

AĞIT: Bir kimsenin ölümü üzerine duyulan acıları anlatmak amacıyla söylenen şiirlerdir (Anonim halk şiiri ürünü olan ağıtlar da vardır).

Civan da canına böyle kıyar mı
Hasta başın taş yastığa koyar mı
Ergen kıza beyaz bezler uyar mı
Al giy allı balam şalların hani
Hıfzi

MUAMMA: Kapalı bir biçimde anlatılan bir olayın ya da bilginin okuyucu tarafından anlaşılmasını, bunlarla ilgili soruların cevaplandırılmasını isteyen bir tür manzum bilmecedir.

NASİHAT: Bir şey öğretmek,bir düşüncenin yayılmasına çalışmak gibi amaçlarla söylenen didaktik şiirlerdir.

NOT: “Destan, ilahi, nefes ve deme”, hem birer nazım biçimi, hem de tür olarak değerlendirilir

HALK ŞAİRLERİNİN GRUPLANDIRILMASI
Halk şairleri, halk şiirinin yerleşmiş kurallarına bağlı kalmakla birlikte, türlü kültürel nedenlerle dil, anlatım, ölçü kullanımı bakımından farklı yönelişler içine girebilmektedirler. Ayrıca yaşadıkları çevre de onların sanat anlayışlarını farklılaştıran bir etmen olarak karşımızı çıkmaktadır. Halk şairlerini, işte bu gibi noktaları dikkate alarak şöyle ayırıyoruz:

GÖÇEBE(GEZGİN) ŞAİRLER
Bir yere bağlı kalmadan gezerler. Genellikle eğitim görmedikleri için, Divan Edebiyatı’ndan etkilenmezler. Dilleri sadedir. Hece ölçüsüne bağlıdırlar. Geleneksel şiir anlayışını sürdürürler.

YENİÇERİ ŞAİRLER
Osmanlılar zamanında askerlik, hayat boyu süren bir meslekti. Orduda görev arasında şairler yetişmiştir. Bunlar, katıldıkları savaşlarla ilgili yiğitlik şiirleriyle dikkati çekerler. Dil, anlatım, ölçü bakımından, göçebe şairler gibi geleneksel şiir anlayışına bağlıdırlar.

3. KÖYLÜ ŞAİRLER
Hayatları köylerde, kasabalarda geçer. Büyük kentlerle ilgileri olmadığı için, kent kültüründen, Divan Edebiyatı’ndan etkilenmeden, halk şiiri geleneklerine bağlı kalmışlardır.

4.KENTLİ ŞAİRLER
Genellikle Divan Edebiyatı’nın etkisinde kalırlar. Hem Halk, hem de Divan Edebiyatı tarzında şiirler söylerler. Dillerinde Arapça ve Farsça sözcüklerin oranı yüksektir. Hece ölçüsüyle birlikte aruza da yer verirler.
5. TASAVVUF (TEKKE ) ŞAİRLERİ

Tekkelerde yetiştikleri, din ve tasavvuf konusunda eğitim gördükleri için, dilleri, göçebe, yeniçeri ve köylü şairlere göre bazen daha ağırdır. Zaman zaman Divan Edebiyatı’nın dil, anlatım, biçim, ölçü özelliklerini taşıyan şiirler söylerler. Örneğin Yunus Emre bile, aruz ölçüsü ve mesnevi düzeniyle Risaletü’n-Nushiyye adlı bir eser vermiştir.

HALK ÖYKÜLERİ

Halk öyküleri, destanların zamanla biçim ve öz değişimine uğramaları sonunda ortaya çıkmış sözlü eserlerdir. Anonimdir. Başlıca türleri şunlardır:
1. DESTAN ÖYKÜLER

Destanlardaki olağanüstülük gibi bazı özellikleri koruyan halk öyküleridir XIII.-XIV.yüzyılda Doğu Anadolu’da ortaya çıkan Dede Korkut Öyküleri ile Köroğlu Öyküsü, bu türün tanınmış örnekleridir.

2. AŞK ÖYKÜLERİ
İki sevgilinin aşkını, bunların kavuşmasını önleyen engellerle mücadelesini anlatan öyküler olup en tanınmışları Kerem ile Aslı, Emrah ile Selvi, Asuman ile Zeycan ,Aşık Garip.v.b.’dir.

DİNİ ÖYKÜLER
İslamiyet’in yayılmasına katkıları olan kişilerin hayatlarını ve mücadelelerini temel alan öykülerdir .Hz. Ali’nin savaşlarını anlatan Kan Kalesi Cengi, Hayber Kalesi Cengi; Anadolu’da İslamiyet’in yayılması için mücadele eden komutanların savaşlarını anlatan Battal Gazi Öyküsü, Dnişment Gazi Öyküsü gibi sözlü, anonim eserler, bu türün örnekleri arasında yer alır.

TEKKE EDEBİYATI NAZIM TÜRLERİ
Din ve tasavvufla ilgili kavramı duygu, düşünce, ilke ve kuralları halka yaymak amacıyla bir tarikata bağlı şairlerce yazılan şiirlerdir.

İLAHİ: Din ve tasavvuf konularının işlendiği şiirlere “ilahi” denir. Tanrıyı övmek, ona yalvarmak için yazılan şiirlerdir. Özel bir ezgiyle okunur. Koşma gibi uyaklanan ilahilerde 4-4 duraklı 8’li ölçü kullanılır.

Cennet cennet dedikleri
Birkaç köşkle birkaç huri
İsteyene ver sen anı
Bana seni gerek seni
Yunus Emre

NEFES: Bektaşi şairlerinin yazdıkları tasavvufi şiirlere denir. Nefeslerde genellikle Hz. Muhammet ve Hz. Ali için de övgüler bulunur.

Pir Sultan Abdal şâhımız
Hakk’a ulaşır yolumuz
On iki imam katarımız
Uyamazsın demedim mi

Aleviler, bu türde yazılmış olan şiirlere “DEME” adını verirler.
İlahi, nefes ve demeler, bestelenerek söylenir.

ŞATHİYÂT-I SOFİYÂNE: İnançlardan alaylı bir dille söz eder gibi yazılan şiirlerdir. Görünüşte saçma sanılan bu sözlerin, yorumlandığında tasavvufla ilgili türlü kavramlara değindiği anlaşılır. Bu tür şiirlere genellikle Bektaşi şairlerinde rastlanır. Medrese hocalarına göre bu şathiyeler küfür sayılır.

Yücelerden yüce gördüm
Erbabsın sen koca Tanrı
Âlem okur kelâm ile
Sen okursun hece Tanrı
Asi kullar yaratmışsın
Varsın şöyle dursun deyü
Anları koymuş orada
Sen çıkmışsın uca Tanrı
Kaygusuz Abdal yaradan
Gel içegör şu cür’adan
Kaldır perdeyi aradan
Gezelim bilece Tanrı

NOT: Manzum olmayan Anonim Halk Edebiyatı ürünleri de vardır. Bunları masallar, halk öyküleri (Kerem ile Aslı, Arzu ile Kamber, Battal Gazi, Hz. Ali Cenkleri………), bilmeceler, atasözleri, deyimler, Karagöz ve ortaoyunları şeklinde sıralayabiliriz.

HALK EDEBİYATININ ÖNEMLİ ŞAİRLERİ

YUNUS EMRE: (13.yy) Tasavvuf düşüncesini benimseyen şair Tanrı aşkını ve insan sevgisini dile getirmiştir.
Tekke edebiaytının en lirik şairidir. Halkın konuştuğu Türkçeyi bir edebiyat dili haline getirmiştir. Yalın ve içten bir söyleyişi vardır. Zaman zaman aruz ölçüsüyle ve divan edebiyatı anlayışıyla da şiirler yazmıştır.
Tüm insanların eşit ve kardeş olduğuna inanmış; dil, din, ırk ayrımı yapılmasına karşı çıkmıştır. Türkçe divan sahibi ilk şairdir. Ayrıca Risaletü’n-Nushiyye adlı öğretici bir mesnevisi vardır.

HACI BAYRAM VELİ : XIV.yüzyıl ikinci yarısıyla XV. Yüzyılın ilk yarısında yaşamış bir tasavvuf şairidir. Bayramiyye tarikatını kurmuştur. Yunus Emre etkisinde sade bir dil ve lirik bir anlatımla dile getirdiği şiirlerinden yalnızca birkaç tanesi bilinmektedir.
KAYGUSUZ ABDAL: (16.yy) Softa görüşle alay eden özgür düşünceli bir Bektaşi şairidir. Hem heceyle hem de aruzla yazılmış şiirleri vardır.

PİR SULTAN ABDAL: (16.yy) Alevi-Bektaşi şiir geleneğinin en ünlü şairidir. Dinsel inançların etkili olduğu bir ayaklanmanın önderliğini yapmış, asılarak öldürülmüştür. Şiirini bir araç olarak kullanmasına rağmen kuru bir öğreticiliğe düşmemiş, şiirini duygu yönünden de beslemiştir.

KÖROĞLU: (16.yy) Çoğunlukla koçaklama türünde örnekler vermiş coşkulu şiirler söylemiştir. Bolu Beyi’yle olan mücadelesi efsaneleşen şair, halkın gönlünde yerini almıştır.

KARACAOĞLAN: (17.yy) Din dışı konularda yazmış, yaşama sevinci, insan ve doğa sevgisini dile getirmiştir. Âşık edebiyatının duygu yönünden en zengin ve güçlü şairidir.. Hayatı hakkında kesin bilgilere sahip olmadığımız Karacaoğlan’ın XVI ya da XVII . yüzyılda Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaşayıp dolaştığı sanılmaktadır. Şair Toroslar’da, Türkmen boyları arasında yetişmiş; göçebe bir şair olarak Anadolu içinde ve dışında gezmiştir. Geleneksel şiirin dil, anlatım, ölçü anlayışından ayrılmadan aşk, doğa, ölüm, ayrılık gibi temaları işlemiştir;özellikle koşma ve semai biçimlerinde büyük başarı kazanmıştır.

GEVHERİ: (17.yy) Aruz ölçüsünü de sıkça kullanan Kırımlı bir halk ozanıdır.

DERTLİ: (19.yy) Toplumsal yergi içerikli, softalığı, yobazlığı eleştiren şiirleriyle tanınan Bolu’lu bir halk ozanıdır.

DADALOĞLU: (19.yy) Çukurova yöresinde yetişen halk şairlerindendir. Türkmen boylarının yerleşik hayata geçirilmesi için 1865’te yöreye yollanan Fırka-i İslahiye adlı Osmanlı ordusuyla Türkmenler arasındaki çatışmalara katılmış, bu olayları yiğitçe bir eda ile koçaklamalarına yansıtmıştır. Ayrıca aşk ve doğadan söz eden şiirleri de başarılıdır. Şiirlerini temiz bir halk diliyle ve hece ölçüsü ile yazmıştır.

ÂŞIK VEYSEL: XX. yüzyıl halk şairidir. Şarkışla’da doğup büyümüş, Cumhuriyetin onuncu yılında Ankara’ya gelerek şiirlerini okumuş, bundan sonra ünü yayılmaya başlamıştır. Çocukluğunda geçirdiği çiçek hastalığıyla gözünü kaybeden Aşık Veysel; genellikle gezgin bir hayat sürmüş ; kent kent dolaşarak aşktan, doğadan , kardeşlikten, birlikten, barış içinde yaşamaktan ve insanı insan yapan erdemlerden bahseden şiirlerini saz eşliğinde söylemiş; bu içeriğin halka yakın düşmesi , ona kitlesel bir sevginin doğmasına yol açmıştır. Tasavvuf felsefesinin kazandırdığı hoşgörü anlayışı, şiirinin temellerinden biridir. Şiirlerini Deyişler, Sazımdan Sesler adlı iki kitapta toplamıştır. Son olarak tüm şiirlerini , Ümit Yaşar Oğuzcan tarafından Dostlar Beni Hatırlasın adıyla yayımlanmıştır.
 
 
 
 
 

Halk edebiyatı, biçim ve içerik özelliklerine göre üç bölüme ayrılır:

A) ÂŞIK EDEBİYATI
B) ANONİM HALK EDEBİYATI
C) TEKKE ve TASAVVUF EDEBİYATI
 
A) ÂŞIK TARZI Türk HALK EDEBİYATI

* İslamiyet’ten önce başlamıştır.
* Eskiden kam,baksı adı verilen ozonlara bu dönemde AŞIKadı verilmiştir.
* Âşıklar şiirlerini bağlama adı verilen sazlarla köy köy dolaşıp söylemiştir.
* Hece ölçüsü kullanılmıştır.
* Dili sadedir.
* Nazım birimi dörtlüktür, yarım kafiye kullanılmıştır.
* Son dörtlükte şairin mahlası(adı) kullanılır.
* Şairler şiirlerini CÖNK adı verilen defterde toplarlardı.
* Aşk, ölüm, gurbet, ayrılık konuları sıklıkla ilenmiştir.
* Coşkulu, lirik bir söylenişi vardır.
* Koşma, mani, Türkü, semai, varsağı destan gibi biçimleri mevcuttur.
* 17. yüzyıldan sonra divan edebiyatından etkilenmeye başlamıştır.

Hayırlı paylaşımlar dileğimizle saygılarımızla
 

Kaynakça:
1.Türk Şiir Sanatı, Seyit Kemal Karaalioğlu
2.Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi, Seyit Kemal Karaalioğlu
3.Aşıklık Geleneği ve Aşık Edebiyatı, Doç. Dr. Erman Artun
4.Beş Hececiler, Osman Selim Kocahanoğlu
5.Seyrani, Ali Kasır
6.Çile, Necip Fazıl Kısakürek
7.Dostlar Beni Hatırlasın, Aşık Veysel
8.Kültür Köprüsü, Prof. Dr. Mustafa Özbalcı
9.Türk Halk Şiiri Antolojisi, Tahir Kutsi Makal
10. Divan-ı Lugat-it Türk, Kaşgarlı Mahmut
11. Yunus Emre, Halil Aktüccar
12. Türk Şiirlerinin Vezni, Ahmet Talat Onay
13. Türk Halk Şiirlerinin Şekil ve Nevi, Ahmet Talat Onay
14. Ansiklopedik Edebiyat Bilgileri Sözlüğü, Osman Nuri Ekiz

 Bu değerli paylaşımı hazırlayan

www.serhatertas.com a teşekkür ediyor ve başarılar diliyorum.

Yazının Linki

Sosyal Medyada Paylaş:

Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

Bir cevap yazın

error: Content is protected !!