ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

Şiirde Soyutluk Nedir ?

Sosyal Medyada Paylaş:

Günümüz şiirinde en çok çıkmazda kalınan, tartışmalara yol açan bire bir benimde bizzat şahit olduğum ve yıllar öncesinden şiddetli tartışmalara sebeb olan konu üzerinde paylaşımda bulunmak istedim.

Şiirde soyutluk nedir ? Pek çok şair dostun hem fikir olduğu gibi anlamsızlıklar bütünü mü? , herhangi bir toplumsal amacı olmayan, bireysilliği yansıtmayan ( Her şiirin birbirine benzediği ) bir ifade şekli midir?

Okumuş olduğum bir yazıda soyutsal şiir yazan bir şairin şiirinin arasına başka bir soyutsal eser yazan şairin dizeleri eklendiğinde kesinlikle fark edilmeyeceğini yazıyordu.

Aslında bir düşündüm ; Cenap Şahabettinin eserinin arasına Nazim Hikmetin eserinden bir dize koysak fark edilmez mi?Hem de nasıl fark edilir.Her ikiside öznel, özge şairsel kimliklerini kabullendirmiş büyük şairler.

Peki henüz yolun başında olan bizler yanlış anlaşılmasın lütfen öznelliği kimsenin başaramadığından yada başaramadığımızdan değil belki de tanınmıyor olduğumuzdan henüz kendimde dahil olmak üzere şiirde yol katmeye azimli insanlar olarak bu soyut şiirlerdeki benzer görme gafı bundan mı kaynaklanıyor yoksa ciddi anlamda bir haklılık payı var mı?

Şiirde soyutluğun bugün dayandığı temel ilkenin divan edebiyatına dayatanlar var ki ben de bu fikre yürekten katılıyorum.Ne var ki uygulama açısından arada dağlar kadar fark olduğuna da kat-i sûretle tarafım.

Şiirde soyutluğun varlığına, varolması gerektiğine inananlarca genel itibarla ayağı yere sağlam basamayan imge dediğimiz söylem şekilleri araç olarak kullanılmakta.

Divanda da soyutluk vardır demiştik ama orda soyutluğun bağlı olduğu bir somutluk vardı “Sevgili” .Somutluk soyutluğu doğurmuş idi.

Sevgilinin kaşları keman, dudakları kiraz idi…

Yada Ahmet Haşim’in “merdiven” şiirinde

“Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?”
dizelerinde güneş batarken oluşan kızıl rengin suya aksiyle suyun ateş alması gibi bir anlatıma gitmesi yine mermerin de bu yansımadan tunca benzetilmesi .

Öncelikle orta da bir somut olay var.Güneşin batmak üzere aldığı kızıl renk ve bunun nesnelere yansıması olayı.

Yani mutlaka dayanılan bir somutsal gerçeklik var idi Divan Edebiyatında.

Çoğu yeni şiirleri okuduğumuzda soyut anlatımla soyutsal bir duygu yada düşünceyi anlatım yolu seçildiği gözlemlenmekte sanırım bütün kargaşa burdan çıkmakta.

Somuta ve soyuta bakılan penceler ve eserlerde işleniş şekillerine verilen anlamlar değişmedikçe sanırım bu kargaşa bitmek bilmeyecek.

Şükran AY ( Yazının Alıntı Yapıldığı Link )

Sosyal Medyada Paylaş:

Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

Bir cevap yazın

error: Content is protected !!