ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA,  ŞİİR OKULU

Şiirde Terimler

Sosyal Medyada Paylaş:

Dörtlük:

Halk edebiyatında dört dizeden oluşan şiir birimi. Mânilerin dört dizeden oluşması, Türk şiirinin ana şiir biriminin dörtlük olduğuna ilişkin savların ortaya atılmasına neden olmuştur.

Dörtlükler arasında vezin birliği yoktur. Farklı vezinlerde yazılabilir. Dörtlüklerin öteki dörtlüklerle kafiyeli olması da zorunlu değildir. Değişik biçimlerde kafiyelendirilebilirler.

Bununla birlikte her dörtlük kendi içinde anlam bütünlüğü taşımalıdır. Her ne kadar serbest şiirin yaygınlaşmasıyla dörtlüklerin yapısında önemli değişiklikler olmuşsa da daha birçok şair şiirlerinde dörtlüklere yer vermektedir.

Beyit :

İki mısradan meydana gelen nâzım parçası.

Batı edebiyatında beyite kuple denir. Divan edebiyatında nâzım birimi sayılan beyit, aynı vezinde olan ve birbiri peşinden gelen iki mısradır. Çoklukla anlamın tamamlandığı bir bölüm Beyitin bir nâzım birimi olarak kabul edilmesi yüzünden, divan edebiyatı şiirlerinde konu birliği pek az görülür.

Divan şairinin bütün düşüncesi, beyitleri meydana getirecek kafiyelerle ikişer mısra söyleyebilmekti. Divan edebiyatındaki bu şiir anlayışı, bizde “Edebiyat-i Cedide” ile değişmeye başlamıştır. Anlamın bir beyitte tamamlanmasının şart olmadığı sonraki beyitte, hattâ daha sonraki beyitlere geçebileceği hakkındaki örnekler, bu edebiyat akımı ile edebiyatımızda gelişmiştir. Böylece, bir nâzım şeklinde konu birliğine önem verilmesi yoluna geçilebilmiştir.

 

Beyit, kafiyeli iki mısradan meydana gelirse “beyt-i musarra“, bir gazelin en seçme beyti olursa “beyt-ül gazel” bir kasidenin en güzel beyti olursa “beyt-ül kaside“, içinde şairin adının ya da mahlasının bulunduğu beyitse “tac tâc beyit” bir kasidenin ya da gazelin ilk beyiti “matla” son beyti ise “makta” adını alır.

Anlam bakımından birbirine bağlı iki dizeden oluşmuş şiir parçası.[1]

(Geniş anlamiyle) Çift dizeli olarak düzenlenen bir koşuğun her dize çifti.[2]

(Dar anlamiyle) Tara anlam veren ve iki dizeden meydana gelen koşuk.[2]

 Uyak :

Genellikle dize sonlarında bulunan sözcüklerdeki veya sözcüklerin sonlarında bulunan eklerdeki anlamları farklı ses benzeşmesidir. Kafiye ya da uyak, şiirde mısra sonlarında bulunan sözcüklerin son heceleri arasındaki ses benzerliğidir. Şiirde uyak, dize sonlarında bulunan farklı görevlerdeki ekler veya anlamları ayrı sözcükler arasında görülür.

Dize sonlarında yinelenen aynı görevdeki ekler ya da sözcükler uyak değildir. Bunlara redif denir.

Uyaktaki ses sayısına göre

 Yarım uyak

 

Yarım uyak, dize sonundaki tek ses benzerliğine dayanan uyak türüdür.

 

-diz

 

-yaz

 

Burada “z”ler yarım uyaktır.

 

Tam Uyak :

 

Mısra sonlarındaki iki ses benzerliğine ‘tam kafiye’ denir.

 

Örnek:

Ben yâr ile ettim savaş Akıttım gözümden kanlı yaş

Yukarıdaki örnek dizede “aş” sesleri tam kafiye oluşturmuştur.

 

Örnek:

Bir hazan akşamı indimdi sahile ben Vardı, mavi sular üstünde beyaz bir yelken

 Uyarı:

 

Uzun okunan ünlüler tek başına tam kafiye oluşturur. Çünkü bu ünlüler iki ses yerine geçer.

 

Örnek:

Gönlümüz düşmişdi girdâb-ı belâ deryâsına Geçdi derbend-i melâledden safâ sahrâsına

Yukarıdaki dizelerdeki “â” ünlüsü tam uyaktır.

 

Zengin uyak

 

Dize sonlarındaki ikiden çok ses benzerliğine dayanan uyak türüdür.

Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak, Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak… Ahmet Haşim

Burada “yaprak” ve “ağlayarak” (-rak) sözcükleri zengin uyak oluşturur.

 

Uyakların dizelerdeki düzenlerine göre

 

Düz Uyak

 

Bir dörtlüğün bütün dizelerinin biribiriyle uyaklı,ya da ilk üç mısra biribiriyle uyaklı dördüncü dize serbest şekilde olmasıdır.

a Elif’in uğru nakışlı a Yavru balaban bakışlı a Yayla çiçeği kokuşlu b Kokar Elif Elif diye Karacaoğlan

 

 

 

Sarmal uyak

 

Bir dörtlüğün birinci ve dördüncü dizelerinin kendi arasında, ikinci ve üçüncü dizelerinin kendi arasında uyaklı olmasına dayanan uyak türüdür.

a Balkonlara, yalılara dalar düşünürüm b O günler uzaklaşan yelkenlerin peşi sıra b Akan bulutlar gibi geçmiş: ne iz, ne hâtıra! a Sır şimdi bunca güzel hayat, güzel ölüm! Necati Cumalı

Çapraz uyak

 

Bir dörtlüğün birinci ve üçüncü dizelerinin kendi arasında, ikinci ve dördüncü dizelerinin kendi arasında uyaklı olmasına dayanan uyak türüdür.

a Ne doğan güne hükmüm geçer, b Ne halden anlayan bulunur; a Ah aklımdan ölümüm geçer; b Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur. C. S. Tarancı

Örüşük Kafiye Şeması

 

Batı şiirinden şiirimize geçmiş kafiye şemasıdır. Özellikle TERZARİMA nazım şeklinde kullanılan bir kafiye şemasıdır. Üç dizeli bentliklerden oluşur. Son bent tek dizeden oluşur.

 

Şeması: (a,b,a), (b,c,b), (c,d,c),…

 

Mani Tipi Kafiye

 

Halk Edebiyatı’ndaki manilerden yayılmış kafiye şemasıdır.

 

Şeması:(a,a,b,a), (c,c,d,c), …

 

Uyakların dizelerdeki bulunma yerlerine göre

 

İç uyak

 

Dizelerin ortasında bulunan uyaktır.

Şeb-i hicran yanar cânım döker kan çeşm-i giryânım Uyarır halkı efganım kara bahtım uyanmaz mı. Fuzulî

Burada “cânım” ve “efganım” (-an) sözcüklerinde iç uyak görülmektedir.

 

Baş uyak

 

Dizelerin başında bulunan uyaktır.

Gönlümüz bağlandı zülfün teline Alınmaz gözleri mestim alınmaz Sencileyin cevredici kuluna Bulunmaz gözleri mestim bulunmaz. Gevheri

İkinci dizedeki “alınmaz” ile dördüncü dizedeki “bulunmaz” (-l) sözcükleri baş uyak oluştururlar.

 

Özel durumlar

 

Tunç uyak (farklı isimler de kullanılmaktadır.)

 

Bir dizenin son sözcüğünün, bir diğer dizenin son sözcüğünü tamamen içermesine dayanan uyak türüdür. Zengin uyağın özel bir durumudur. Tunç uyağın olabilmesi için ses benzerliğinin en az üç sesten oluşması gerekir.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar. Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var. Mehmet Âkif Ersoy

Burada “duvar” ve “var” sözcükleri tunç uyak oluşturur. Aynı zamanda “var” sesleri zengin uyaktır.

 

Cinaslı Uyak

 

Söyleniş bakımından aynı ancak anlam olarak farklı sözcüklerden ya da söz yüklemlerinden oluşan uyak türüdür.

Dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç: Bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç. Yahya Kemal

Burada “geç” ve “geç” sözcükleri cinaslı uyak oluşturur

 

Redif :

Sesleri ve anlamları ile görevleri aynı olan sözcük ya da eklerdir. Dize sonlarında yinelenen aynı görevdeki ekler ya da sözcükler uyak değildir. Bunlara redif denir.

“Kazık-ların, azık-ların” sözcüklerindeki “ların” ekleri rediftir.

Hece ölçüsü:

Dizelerdeki hece sayılarının aynı olması anlamına gelir.

Durak :

Dizeler içinde, okunurken duraksanacak yerlerin her dizede eşit sayıdaki hecelerden sonra olacağı anlamına gelir. Bir şiire hangi durak düzeni ile başlandıysa o düzende devam edilmesi gerekir.

Örnek : “Esen yeller -dağdan gelir – gül kokar.” Dizesinden de anlaşılacağı üzere ilk tireye kadar dört hece, ilk tire ile ikinci tire arasında dört hece, kalan son kısımda ise üç hece varsa durak düzeni 4+4+3 demektir.

Ayak :

Genellikle dötlük ya da beşliklerin son dizelerinde kullanılan aynen tekrar edilmiş sözcük ya da sözcükler topluluğudur. Bazen bir dize bütünüyle ayak olarak kullanılabilir.

Bu sayfa biraz daha genişletilecektir….

Alıntıdır.

Sosyal Medyada Paylaş:

Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

Bir cevap yazın

error: Content is protected !!