ŞİİR ÜZERİNE SESLİ YAZILAR

Şiirin Ne Olup Olmadığı Üzerine Sesli Yazı

Sosyal Medyada Paylaş:

Şiirin Ne Olup Olmadığı Üzerine Sesli Yazı

Günümüzde şiirin ne olduğu,daha çok ne olması gerektiği üzerine düşüncelere bolca rastlıyoruz. Bunlara bir yenisini daha katmaktansa, şiirin ne olmadığı üzerinde durarak ne olduğunu sezinlemeye çalışmanın daha akıllıca bir iş olduğunu düşünüyorum ben.Ne olmadığını anlarsak, kötü şairlere giden yolların kimini tıkamış oluruz belki de.

 

Halikarnas Balıkçısı ’şiir, kanatlı sözdür’ derdi, Grekçe’ şiirsel esin’in simgesi olan Pegasus’tan: kanatlı attan esinlenerek. Balıkçının izniyle, şiirin ’kanatlı söz’ tanımına katılmıyorum ben.Çünkü,olur olmaz kişilerin , ipe sapa gelmez düşüncelerinin kuyruğuna imgeden bir pervane takıp uçurmalarına yol açabilir de ondan. Yazdıkları şeyler şiir olmuyor olmasına, bize ne diyelim; ama bu uçmasını beceremeyen düşüncelerin ara sıra kafalara düşüp ufak tefek kazalara neden olduğu da oluyor.

 

Yeri gelmişken ekleyelim: şiir, düşünce de değildir. Şiir yazıyorum diye oturup parlak düşünceler arayanlar, icat edenler darılmasın, ama bu böyle.Keramet, söylenen sözün parlaklığında, yüceliğinde, öğreticiliğinde olsaydı, filozofların en büyük şairler olması gerekirdi. Oysa insanlık tarihinde şiiire, sanatadüşman bir çok filozof gösterilebileceği gibi felsefenin daha emekleme dönemlerindeşiir, alımlıbir delikanlı idi. Olsa olsa, felsefe şiirdenayrılmış, onun bir kolu olmuştur diyebiliriz.

 

Burada, şiirin öğreticiliği üzerine kuşkularımıza geçebilir miyiz? Öğreticiliğin düşünce ile göbek bağı düşünülürse bundan daha doğal bir şey olamaz zaten. En çokta buna karşıçıkılacaktır biliyorum.Yeteneksizr, şiirleriyle bir şeyler öğrettikleri savındadırlar çünkü. ’Şiirimde şunu anlatmak istedim derler bir öğretmen ciddiyetiyle ve açıklamalara girişirler. Ama ne hikmetse, oturup derskitapları yazacaklarına şiir yazarlar yine de.

 

Bunun karşısında olan kişiler, şiirin bir coşku aracı olduğunu ileri sürerler. Bir doğa görünümü, bir sevgili yüz, özverili bir davranış karşısında coşkularını ’dile getirmeye çalıştıklarını’ söylerler, şiirlerinde. Buna nasıl karşı çıkacağına bakalım? Bir coşku ya da coşku iletimi değilse nedir şiir? Şunu söyleyeceğiz: şiirin yalnızca bir coşku ileticisi olduğunu söylemek , insanların edinimlerini bir tek duygu boyutuna indirgemekle birdir. Bu sava karşılık bir başkası çıksa da ’hayır, şiir akıl işidir’derse ne diyeceğiz? ’Hayır’demek demek, şiirin akılsızlık değilse bile bir tür delilik olduğunu kabul etmek olmayacak mıdır? Üstelik coşkunun en ileri aşaması olan esriklik de işe karışırsa, içinden çıkılmaz bir duruma girmiş olmaz mıyız? Sonu…man’la ya da …keş’le biten bir sürü esrik kişi kaleme sarılıp da doruğundaki coşkularını şiir diye sunmaya kalkarsa bir de !

 

O zaman izin verin, baştan beri gelen tavrımızı değiştirmeyelim de yine ’ne coşku ne de akıl, şiir için tek başına açıklayıcı olabilir’ ’diyelim. Şiirin doğasına da, yapısına da uygun düşüyor bu tavır.

ÇETİN ALTUNGÜNEŞ

Edebiyat Defteri.com Yazarı

Sosyal Medyada Paylaş:

Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

Bir cevap yazın