• ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA,  ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    FAL ÇATA ATMA YÜREĞE

    Öyle bir yerden geliyor ki harflerKanarken can çekişmeleri yazıyor kalem Fal çata sallar gibi saçma harfleriKarmaşık düşüncelerini yazacaksan yazdaFal çata atma sözcüklereDerinliklerini yaz yüreğininKaranlıklarınıAcılarını ya da ne bileyim Gördüklerini gözlemlerini yazarsan yazda Can çekiştirme sözcüklere Karanlıklardan gelen o ışığı Her gece dem tutan yalnızlığı 

  • YAŞAMAK MI - YAZMAK MI

    BİR KADIN, BİR ADAM VE ŞİİR

    Sabah koşuşturmacasında ışıklarda bekleyen bir kadın, bir adam karşıda duran lambalarda kırmızı yüzlü dur dur diye yalvaran mısralardan kopmuş hayalden sıyrılmış imgeye bakıyorlardı. Hangi beyittir ki zamana dur dememiş, kolundan tutupta sürüklememiş. Işıklar göz alır ne sararmış bir yüz görür insan, ne de yeşilden sarmaşıklar ile sarılır. Yağmur yağıyormuş, şemsiyen yokmuş kime ne, sarınacağın bir kaşkol düğümü şiirin yok ise. Şiire sıcaklığını veren duygu ne gökten yağan yağmurdur, ne de gökteki bulut. Yürekten damıtılıp bal peteklerine doldurulan ne şekerdir, ne glikoz şurubu, onda ki

  • ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

    NURULLAH ATAÇ IN DİVAN ŞİİRİ SÖYLEŞİLERİNDEN

    Ne zaman eski şiirlerimizden açılsa, şu sözü bir söyleyen olur : * Yazık ! bütün bu güzellikler unutulup gidecek.* Biraz olsun arapça, farsça görmemiş, eski yazımızı okuyamıyan şimdiki gençler bunları nasıl anlasın ? Bu sözün doğru olduğunu sanmıyorum. Kendim denedim : eski yazımızı da aruz veznini de bilmiyen bugünkü gençlere eski şiirlerimizden okuyorum, biraz anlatıyorum, hoşlarına gidiyor. Geçenlerde on yedisinde bir kıza,  Galip dede’nin : Ey nihal-i işve bir nevres fidanımsın benim diye başlayan şarkısını okudum, çok sevdi, ezberledi. Kız erkek, o yaştaki gençlere böyle şiirleri söyleyin, siz gerçekten severseniz onlara da sevdirebilirsiniz. Önce

  • ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

    KASİDENİN BÖLÜMLERİ, ÖZELLİKLERİ VE KASİDE ÖRNEKLERİ

    Kaside “niyet etmek, yaklaşmak” anlamlarında “kasada”kökünden gelen Arapça bir kelimedir. Divan edebiyatı nazım şekillerinden olup daha çok din ve devlet büyüklerini övmek amacıyla ve genellikle karşılığında yardım istemek için yazılan şiirlere denir. Kaside yazan şairekaside-gû (kaside söyleyen), kaside-serâ ya da kaside-perdâz(kaside yazan) denilir. Arap edebiyatında doğmuş ve İran’da bazı değişiklik­lere uğrayarak gelişmiş, oradan da Türk edebiyatına girmiştir. ARAP EDEBİYATINDA KASİDE Yukarıda da söylendiği gibi kaside Arap edebiyatında doğmuştur. İslamiyet’ten önce en parlak devrini yaşayan kaside uzun süre tek nazım şekli olarak kullanılmıştır, Cahiliye devrinde bütün Arap yarımadasının şairleri yılda birkaç ke­re Ukaz denilen yerde kurulan panayıra kasidelerini getirirler ve şiir yarışmasına girerlerdi. Burada en çok beğenilen kasideler altınla yazılıp Mekke…

  • ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA,  ŞİİR OKULU

    Şiirde Terimler

    Dörtlük: Halk edebiyatında dört dizeden oluşan şiir birimi. Mânilerin dört dizeden oluşması, Türk şiirinin ana şiir biriminin dörtlük olduğuna ilişkin savların ortaya atılmasına neden olmuştur. Dörtlükler arasında vezin birliği yoktur. Farklı vezinlerde yazılabilir. Dörtlüklerin öteki dörtlüklerle kafiyeli olması da zorunlu değildir. Değişik biçimlerde kafiyelendirilebilirler. Bununla birlikte her dörtlük kendi içinde anlam bütünlüğü taşımalıdır. Her ne kadar serbest şiirin yaygınlaşmasıyla dörtlüklerin yapısında önemli değişiklikler olmuşsa da daha birçok şair şiirlerinde dörtlüklere yer vermektedir. Beyit : İki mısradan meydana gelen nâzım parçası. Batı edebiyatında beyite kuple denir. Divan edebiyatında nâzım birimi sayılan beyit, aynı vezinde olan ve birbiri peşinden gelen iki mısradır. Çoklukla anlamın tamamlandığı bir bölüm Beyitin bir nâzım birimi olarak…

  • ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

    Hiç’te Her Şeyi Arıyorum

    Lirik ve zarif şiirleriyle tanıdığımız şair Rıdvan Memi, üç yıllık bir aradan sonra yeni şiir kitabı “Hiç”i yayınladı (Om Yayınları). İlk bakışta, baş döndürücü bir felsefî kavrama işaret eden kitabın adı, şu soruyu akla getiriyor: Şiir ve felsefenin kesişme noktasında bir kavram sorgulaması mı, yoksa bu heyecan verici sözcüğün yalnızca şiirsel bir imge olarak -eğer bu mümkünse- kullanılması mı? Aslında Rıdvan Memi’nin yaptığını, bu iki tanımdan da ayrı

  • ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

    Güzel Şiir / Durdu Şahin

    Güzel bir şiirde şu özelliklerin olması gerekir diye düşünüyorum acizane: 1) İşlek bir dil 2) Doyurucu, duyurucu ve etkileyici bir anlatım 3) Yeni mecazlar 4) Okudukça daha çok şey anlatan derinlik 5) Tadı, rengi, ışığı olan anlamlı ve çağrışım zenginliği olan kelimeler 6) Kalıcılık ve zamana dayanıklılık 7) Aklımızı ve yüreğimizi besleyen bediî tefekkür

  • ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

    Cahit Sıtkı’nın Yalnızlık Macerasına Farklı Bir Bakış

    Her insanın az veya çok tattığı yalnızlık hissi, tarih boyunca çeşitli şekillerde dile getirilmiştir. Edebiyat ve sanatta daha çok menfî taraflarıyla ele alınan yalnızlığı, insanların bazı durumlarda tercih ettiğini görmekteyiz. Tercih edilen yalnızlıkta, istenenler gerçekleşmediğinde yine bu hissin menfî tarafları ortaya çıkabilmektedir. Yalnızlık; terk edilmişlik, kimsesizlik, desteksizlik, gurbet, yabancılık, ıssızlık ve hasret gibi hâl ve durumları çağrıştırır. İnsanlarla veya kâinattaki diğer mahlûkatla istekler doğrultusunda yeterince ve sağlıklı münasebet kuramama neticesi ortaya çıkan yalnızlık hissi, en özlü ifadesini şiirde bulmuştur. Divan şiirinin büyük ustalarından Fuzûlî: “Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge, Ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı”1 beytiyle bu hissin en özlü ifadesine imzasını atmıştır. Her insanın yalnızlığı kendine…

  • ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

    Fuzuli Şiirlerini Para için mi Yazdı ?

    Tarihçi Prof. Dr. Halil İnalcık’ın geçtiğimiz yıllarda Şair ve Patron kitabının yayınlanmasının ardından “Divan şairleri, şiirlerini para için mi yazıyordu?” tartışması alevlenmişti. Kitapta dile getirilen “şairler caize (para) karşılığı şiir yazıyordu” iddiasına, Prof. Dr. İskender Pala’nın başını çektiği sahanın yetkin isimleri tepki göstermişti. İskender Pala, “Eğer bir şair, şiirden para kazanmak isteseydi, divan edebiyatının en güzel eserleri olan gazelleri para ile satardı.” şeklinde karşılık vermişti. Prof. Atilla Şentürk ise İnalcık’ın tarihçi olması hasebiyle edebiyat konularına uzak kaldığını ve yanlış genellemeler yaptığını söylemişti. Osmanlı edebiyatında hamilik geleneği ile ilgili yeni bir çalışma kitapçı raflarında yerini aldı. Bu kez konuyu ele alan tarihçi değil bir edebiyat doktoru. Başkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Yard.…

error: Content is protected !!