• ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    Polyanna

    I. Sevgili Pollyanna, Sen bu mektubu okurken Soğuk bir doğu sokağında, Acılarla yüklü bir faytonla dolaşıyor olacağım Atların boynunda ziller ve pembe orlondan püsküller Şaklayan kırbaç ve gıcırdayan tekerlekler. Kömürümüz bitti tam kışın ortasında Toz hatıra ve talaş bastık sobaya Üşüse böyle yapardı mutlaka hazreti İsa da. Aşkın yüzünden düşen bin parçayı Toplamaktan yoruldum ben artık Pollyanna Yolda bavulumu çaldılar Bana hediye ettiğin o kırmızı elbise de içindeydi Ne güzeldi Ben kendime çilek derdim onun giydiğimde Bakar bakar anne derdim memelerime İnsanın memesi olması büyük bir çilektir Pollyanna Güzeldi yine de o yıllar Küçük sarı pütürleriyle Ne çabuk geçti. Ama zaten onu burada giymeme izin vermezlerdi Belki artık hiç olmaması…

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    Geçmeyen günlerin akşamından..

    Tıklım tıklım yalnızım, iğne atsan yere düşmüyor demiş rahmetli Didem Madak.. Kendi ile başbaşa olmanın diğer tarifi bu olsa gerek, ah nisan, yılın en uzun ay’ı senmişsin de bundan haberim yokmuş.. Geçmez bazen saniyeler bile, zaman olduğu yere çakılır kalır misali.

  • ŞİİR OKULU

    Kafiye

     KAFİYE Yalnızlığın, yalnızlığımla kafiyeliydi Alt alta yazsak şiir, yan yana yazsak öykü olurdu Hiç yazmadık aşk oldu. Cemal Süreya * “Sen; En güzel şiirlerin bile kuramadığı kafiyesin.” * “Aşk kafiyesizlere kafiye, gayesizlere gaye, canı sıkkınlara bir nebze heyecan ve haz sunmanın dışında neye yarardı bu yaban dünyada? Peki ya aşkı bulma sevdasından çoktan vazgeçenler… onlar ne olacaktı? Elif Şafak – Aşk” * “Çünkü şiir çaredir bir bakıma ölüme, özellikle de son dize her şeye çengel atan kafiye.” * ‘Nasıl ağıt yakalım dinlerken ‘Mihriban’ı Derdimizi dökecek kafiye mi bıraktın? Hece veznine aşık ettiğin garibanı Teselli etsin diye Safi’ye mi bıraktın   CEMAL SAFİ * Şiir dili her şeyin üzerindedir. Şiir bir…

  • EN GÜZEL ŞİİRLER

    Ağrı – Didem Madak

    sonbaharların kralı gelirmiş meğer istanbul’a   ciğerlerimin filmini çektiler   ciğerlerim artiz oldular icabında   akut alevlenmiş kronik bir sonbahar gibi bakıyordu   sigara figüran falan.   ben kırmızı bir yaprağı oynuyordum esas kız olarak   uçuşuyordum, uçuşmakmış meğer benim anlamım   ben bunu geç anladım.   senin için şiir yazacaktım istanbul   ismini ağrı koyacaktım.   oysa bir şiir niyeydi sanki   yer içer sevişir miydi sanki bir şiir   hamsi ısmarlar mıydı mesela bir şiir insana?   fotoğraf çektirebilir miydi mesela hipodromda atlarla?   rakı içebilir miydi samatya’da   bir şiir uyur muydu kuş gibi   başını alıp da kanatlarının altına?   oysa bir şiir neydi sanki  …

  • ÜNLÜ ŞAİRLER

    DİDEM MADAK

    Didem Madak:   “Hayatımla ve bir kadın oluşumla ilgili çözemediğim bazı meselelerim var. Bütün bunlar yokmuş gibi davranıp kitabi şiirler yazamam.  Şiirlerim ütüsüz ve buruşuk gezdirdiğim ruhumun diyeti bence. Bu yüzden hepsi benden parçalarla dolu. Bu yüzden biraz ‘kadınsı’, durup dururken bağıran şiirler.”   MÜJDE BİLİR– Sevgili Didem, ilk kitabın İnkılap 2000 Şiir Ödülü’nü almıştı ve “Grapon Kağıtları” adını taşıyordu. Kısa bir süre önce de ikinci şiir kitabın “Ah’lar Ağacı” (Everest Yay.) yayımlandı. Kitaba adını veren uzun şiirde “(…) Ne diyecektin, ne söyleyecektin/Şairlerin şahı olsan,/bir AH’dan başka./Ah benim nergis kokulu cehaletim/Bana yılarca, bunca sözü boşa söylettin./AH!” diyorsun. Nasıl bir yolculuktur, seni, “ah!” sesine getiren?   DİDEM MADAK- Grapon Kağıtları’ndaki şiirleri yazdığım dönemi izleyen üç seneye…

error: Content is protected !!