• EN GÜZEL ŞİİRLER

    Şiirler Arası Yolculuk Terminali

    Buradaki yolcular çoğu zaman asıl istedikleri yere gidemezler. Bilirler üstelik kelimelere güvenin olmayacağını, Mutlu hatıralara alınan biletlerin Mutsuz dizelere takılacağını Bir bir yanacağını Yolun sonunun katran karası duvarlara Son kullanma tarihi hiç atılmamış anılara çıkacağını bilirler. Buradaki yolcular çoğu zaman istedikleri şeyi bilemezler. Size hayatta aslolanın yalnızlık olduğunu söylerler kendilerinden emin, Ki bunu çok inandıkları o şiirlerden öğrenmişlerdir. Ama ödleri kopar tek başına kalmaktan Gök gürlediğinde ya da kuşlar havalandığında aniden Şiirler değil sığınacak bir ses, bir nefes olur aradıkları O anda arayabilecekleri tek insanın anneleri olduğunu fark ederler Ve nefret ederler aslında bundan. Yine de bu, ikiyüzlülüklerini hissettiklerinde Kendilerine duydukları nefretin yanında bir şey değildir. Buradaki yolcular çoğu zaman…

  • PERİ KIZINA ŞİİRLER,  ŞİİRLERİM

    Peri Kızına 16

    Sendeyim geçmişe takılmış mabedindeyim gülün doğacağı günün batacağı vakitteyim savaşın kuş*atışını yaşıyorum yüreğim keskin nişanına yenik öylece kala kalmışım dizlerim üstünde yorgunum el eteğini çekmiş üzerimden sevmeler çıkmaz yol unutmak asıl vazgeçmek imkansızlık hepsinden hay*al yüreğimi sök desem yerinden unutmayan aklım esrar cengiz olsa git*sen ben vaktimden

  • ŞİİR OKULU

    Kafiye

     KAFİYE Yalnızlığın, yalnızlığımla kafiyeliydi Alt alta yazsak şiir, yan yana yazsak öykü olurdu Hiç yazmadık aşk oldu. Cemal Süreya * “Sen; En güzel şiirlerin bile kuramadığı kafiyesin.” * “Aşk kafiyesizlere kafiye, gayesizlere gaye, canı sıkkınlara bir nebze heyecan ve haz sunmanın dışında neye yarardı bu yaban dünyada? Peki ya aşkı bulma sevdasından çoktan vazgeçenler… onlar ne olacaktı? Elif Şafak – Aşk” * “Çünkü şiir çaredir bir bakıma ölüme, özellikle de son dize her şeye çengel atan kafiye.” * ‘Nasıl ağıt yakalım dinlerken ‘Mihriban’ı Derdimizi dökecek kafiye mi bıraktın? Hece veznine aşık ettiğin garibanı Teselli etsin diye Safi’ye mi bıraktın   CEMAL SAFİ * Şiir dili her şeyin üzerindedir. Şiir bir…

  • YAŞAMAK MI - YAZMAK MI

    Şiir ve Ölüm

    Ölüm ertesi olan, olacak olan gelmesi vaki olandır. Ne kadar şiir gibi yaşayın bir gün son dizeleriniz birileri tarafından okunacak lakin siz duyamayacaksınız.  Yaşamak kadar ölmekte normal karşılansa da ölüm hep ardımda neler bırakacağım düşüncesinden sizi koparamaz. Attila İlhan şiirinin bir dizesinde : ‘Sevmek için geç ölmek için erken’  diyor.   Hangisinin hangi zamanda geleceğini bilemediğimiz döngü sarar bizi. Yaşamak ille de yaşamak deriz hep. Nasıl yaşarsından ziyade nasıl ölürsün kısmı çok önemlidir.  Bir şairin ardında kalanlar çoğu zaman hayata geçiremediği müsvette taslak halindeki karalamalarıdır. Ne çok yazar şair ama hepsini koymaz sayfalarına dinlendirir, olgunlaştırır her bir satırını. Şairin okuyucuya saygısı hiç bir romancı da yoktur. Neden mi çünkü kısa…

  • YAŞAMAK MI - YAZMAK MI

    Şairin Ölümü

      Ey ölüm sükütum, sükutu musalla üstüne sermişken sen şiirden esintilerinle beni gidilecek yere mi hazırlıyorsun ? Sen ki suskun şairlerin üzerini örten sırsın. Bu sır onların dahi şahaneleri ile sayfalara dökülmese idi sen sen olamazdın bakışlarımızın üzerinde. Gündüz geceyi avuçlarımıza verdiği şu anda, kararan bulutlar yanıbaşımdaki şu kurumuş dalları ile tepemden bakan ağaçta seni tecelli ettiriyor gören gözlerime. Ben ki şiirler deryasında akan bir nehir gibiydim de kenarımda yemyeşil mısra

  • YAŞAMAK MI - YAZMAK MI

    ŞİİRDEN BİR EV

    Şiirden bir evim var kitaplarım kitap üstünde, kapılarım içselliğime açılan bir hece. Sen bir gün bana gelirsen merdivenlerimden sarkan sarmaşıklı imgelerimi göreceksin. İmgelerimin gül kokusu tirajı artmış ağır romanların vitrinden yansımaları kadar gerçek ve bir o kadar etkili olacak senin duygularında göreceksin. Tutkularınla konuk edeceğim seni billur rengi edebiyat sayfalarımda ve sen o sayfaların içinde beni bulacaksın. Özel duygu halleri yaşadığın bu yolculukta kırlara

  • YAŞAMAK MI - YAZMAK MI

    BİR KADIN, BİR ADAM VE ŞİİR

    Sabah koşuşturmacasında ışıklarda bekleyen bir kadın, bir adam karşıda duran lambalarda kırmızı yüzlü dur dur diye yalvaran mısralardan kopmuş hayalden sıyrılmış imgeye bakıyorlardı. Hangi beyittir ki zamana dur dememiş, kolundan tutupta sürüklememiş. Işıklar göz alır ne sararmış bir yüz görür insan, ne de yeşilden sarmaşıklar ile sarılır. Yağmur yağıyormuş, şemsiyen yokmuş kime ne, sarınacağın bir kaşkol düğümü şiirin yok ise. Şiire sıcaklığını veren duygu ne gökten yağan yağmurdur, ne de gökteki bulut. Yürekten damıtılıp bal peteklerine doldurulan ne şekerdir, ne glikoz şurubu, onda ki

  • ŞİİRDE BULUŞMAK

    Ahmet Ümit ’in O Dizeleri

    Annem yeni gömlekler dikmişti bana   kumaşa sinen kokusunu topladım … Bazen bir şiir kitabı okursun dilinde iki mısra takılır kalır. Unutsan unutamazsın, anlamına inmek istersin sana izin vermez inemezsin. O sende birşeyler çağırıştırır, hangi sözünün önüne koysan o dizeden başkası soyut kalır. Ahmet Ümit’in Sokağın Zulası şiir kitabını elime aldım. İçindekiler bölümünün ardındaki turuncu sayfaya dokunup açtım, okudum. Her bir başka şiiri okudukça dönüp

  • ŞİİRDE BULUŞMAK

    Hayalindeki Şiirin Peşinde Sürüklenen Adam

    Şiirin tasvirini sorsanız herkes onu bir şeye benzetebilir belki ama ben şiiri bir kadına benzetmeye çalışıyorum. Kadın bir erkek için anlaşılmaya çalışılacak varlıktır tıpkı şiir gibi;  usta şairler ne demiş : Şiir anlaşılan değil anlaşılmaya çalışılandır. Ne kadar detayına inersen ve irdelersen onda gizli olanı bulursun. İmgeler kadının ruhu gibidir her kılığa girer ama yine de yazılan ile anlatılmaya çalışılan birbirini tamamlayamaz. Anlamlı şiiri aradığınız yerde değil tesadüf ettiğiniz yerde bulursunuz. Tesadüfler sır kapısındaki mısralar gibidir. Her bir mısra sonu gelmesin de daha uzasını çağrıştırır. Dize getiremezsiniz kelimelerdeki renklerin birlikteliğini, yine de dize dize irdelersiniz renkleri ayıracakmışçasına. Konuştuğun dil ile okuduğun şiir dili arasında kadının yüreği vardır. Her ne konudan…

  • ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

    Muhibbi Mahlasındaki Kanuni Sultan Süleyman

    Muhibbi Mahlasındaki Kanuni Sultan Süleyman Muhibbî… Mahlasıyla fazla kişi tarafından tanınmayan bu şairi gerçek ismiyle anarsak, onu tanımayan kişinin çok az olduğunu göreceğiz: Kanuni Sultan Süleyman. Kanuni’den bahsedecek olursak, ilk gözümüze çarpan şey siyasi başarıları olur. Kimileri için bu konu biraz tartışmalı olabilir, ama genel olarak başarılı olduğunu kabul etmememiz için de bir neden olmasa gerek. Sultan Süleyman, Osmanlı Devleti’nin 10. padişahıdır. Babası 1. Selim(Yavuz Sultan Selim), annesi Kırımlı Hafsa Sultan’dır. Babasının sancakbeyi olduğu Trabzon’da 1495 yılında doğdu. 1520 tarihinde Osmanlı tahtına geçti. Hemen 1 yıl sonra da Belgrad’ı fethetti. Bu fethi Mohaç Meydan Savaşı zaferi izledi. 1538 yılında Kaptan-ı Derya Barbaros Hayrettin Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, haçlı ordularına karşı…

  • ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

    İlhan Berk’te İmge

    “Benim düşüncelerim yok imgelerim vardır.” Octavio Paz İlhan Berk oldukça sık yukarıdaki tespiti anar. Bu tespitin kendisi için söylendiğini belirtir. İlhan Berk’e göre imgelem dünyasını kurmak demek, tanımı değil görüntüyü koymak demektir. Burada sözcükler dünyaya ilk defa geliyormuş gibidirler, gökyüzü, ölüm, sevi, yaşamak, umut, savaş, bulut, kuş, güneş sözcükleri şiire girmeden önce öbür sözcükler gibi salt bir sözcüktür. Ama şiire girdiklerinde, eski anlamlarından, biçimlerinden, varlıklarından kurtulurlar.

  • ŞİİRLERİM

    Sırnaşık Kedi

    Bugün levent’teki iş kulelerindeydim.Alışveriş merkezine bir kedi girmiş,sokulgan,utanmayan,arsız ve sırnaşık.Biri gelse beni okşasa sevse modunda ve ben o anda D&R dan şiir kitaplarına bakıp çıkmışım,hemen defterimi çıkartıp kurşun kalemimle bir kaç dize karaladım:) ben şiir okurken bir kedi sırnaşıyor düşüncelerimde bir süt miktarı döküyorum kağıtlarıma

  • ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

    Otuz Beş Yaş Şiirinin Biçim ve İçeriği Hakkında

    A) ŞİİRİN BİÇİM YÖNÜNDEN İNCELENMESİ OTUZ BEŞ YAŞ ŞİİRİ Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder. Dante gibi ortasındayız ömrün. Delikanlı çağımızdaki cevher, Yalvarmak, yakarmak nafile bugün, Gözünün yaşına bakmadan gider. Şakaklarıma kar mı yağdı ne? Benim mi Allah’ım bu çizgili yüz? Ya gözler altındaki mor halkalar? Neden böyle düşman görünüyorsunuz; Yıllar yılı dost bildiğim aynalar? Zamanla nasıl değişiyor insan!